{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2449 <br>KARAR NO\t: 2024/274<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 12/02/2020<br>NUMARASI\t: 2017/427 E. - 2020/97 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;  müvekkil Şirketin, 1968 yılında Tokat’ta kurulan .... Tic. Ltd. Şti’nden 2013 yılında ayrılarak tüzel kişilik kazanan köklü bir firma olduğunu, ...markasının  20 yılı aşkın süredir ... Gıda tarafından özellikle biber ve domates salçası olmak üzere birçok üründe kullanıldığını, 2013 yılındaki şirket ayrılık kararından sonra ise bu markanın kullanım hakkının  müvekkili şirkete bırakıldığını, salça üretimi başta olmak üzere toz şeker ve bakliyat toptancılığı yapmak suretiyle uzun yıllardır ticari hayatta yer alan müvekkili şirketin en bilinen markası olan ESER markasını 2013 yılından itibaren ticari unvanı dâhil bütün ticari faaliyetlerinde aktif olarak kullanmaya devam ettiğini, Müvekkili şirketin uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığı ... markasını 2014/17980 ve 2013/73467 tescil numaralan ile 29 ve 30. sınıflarda tescil ettirmiş ve  ana markası olarak konumlandırdığını, ve yanına getirdiği eklerle seri markalar oluşturduğunu, bunların  29 ve 30. Sınıflarda tescilli bulunan 2013/15490 numaralı ... 2005/58615 numaralı ... numaralı ... markaları olduğunu, davalı firmanın müvekkili şirketin tescilli markalarına benzer olan ...(...) ve ... (...) markaları için tescil talebinde bulunduğunu ve müvekkilinin haberdar olmamasından faydalanarak haksız bir tescil elde ettiğini, bu haksız marka tescillerinin 29 ve 30.sınıflara ilişkin olduğunu, davalı markalarının müvekkili markaları ile benzer olduğunu, aynı  mal ve hizmetleri kapsadığını, halk nezdinde markaların ilişikli olduğu izlenimi yarattığını, müvekkili şirketin ... markasının tescil öncesinde de aktif şekilde kullanıldığını, davalının kötü niyetli olduğundan bahisle, ... numaralı ... ve ... numaralı ... markalarının dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tescilli tüm sınıf ve emtialar yönünden hükümsüzlüğüne, bu talepleri kabul edilmez ise en azından \"salça\" emtiası yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;  davacı ... Tic. Ltd. Şti.nin tüzel kişi olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 159 ve devam eden maddelerinde sermaye şirketlerinin ne şekilde bölüneceği yazılı olduğunu, davacı şirketin ilk defa 04.01.2013 tarihinde kurulmuş olduğunu ve bu kuruluşun başka bir şirketten bölünme ya da ayrılma suretiyle gerçekleşmediğini, dolayısıyla davacının 1968 yılından bu yana ticari faaliyette bulunduğu ve  başka bir tüzel kişiden ayrıldığı yönündeki iddialarının doğru olmadığını,  tamamen uydurma olup, haksız bir kanaat oluşturma çabasından başka bir anlam ifade ettiğini, davacı şirketin müvekkili şirketten sonra kurulduğunu ve marka tescilinin de müvekkilinden sonra olduğunu, davacının devir suretiyle sahibi olduğu ve müvekkiline  ait tescilden önceki tarihli iki markanın da ... ibaresi değil, ...şeklinde olduğunu, müvekkili  ...Ltd.Şti.'nin  2010/34135 kod no.lu ... markasının sahibi olduğunu,  davacının ise 2013 ve 2014 yılında tescil edilmiş markalara dayandığını, müvekkilinin marka üzerinde rüçhan hak sahibi olduğunu, Yargıtay içtihatlarıyla markalar yönünden de açılacak hükümsüzlük davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunun benimsendiğini, huzurdaki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, .... ibareleri ile ...markasının benzer olmadığını, müvekkiline ait markanın \"....\" olduğunu, itiraz eden adına kayıtlı markanın ise \"... \" ibareli olduğunu, markaların başlangıç kısmının farklı olmasının, ortalama tüketicilerin markayı bütün olarak algılamasını ve diğer markalarla benzer bulmamasını sağladığını, tüketici dikkatinin özellikle kelimenin başlangıç kısmı üzerinde yoğunlaştığı kabul edildiğinde müvekkiline ait markanın başlangıç kısmının farklı olmasının da benzerlik ihtimali ortadan kaldırdığını, ayrıca  davacı adına kayıtlı markalarda yer alan ... kelimesinin  yaygın olarak kullanılan kişi adı olduğu gibi yapıt anlamına da geldiğini, ayırt edici gücü zayıf olarak nitelendirilen kelimelerden olduğunu,  ayırt edici gücü düşük markaların tüketici nezdinde oluşacak iltibas ihtimalini de düşürdüğünü beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacının markaları ile davalı markaları hükümsüzlüğü talep edilen 29 ve 30. sınıfta tescilli ve benzer mal ve hizmetleri içermektedir Ancak yukarıda da belirtildiği üzere mal hizmet sınıflarının benzerliği tek başına yeterli değildir, ayrıca markaların da benzer olması gerekir. Belirtildiği üzere davacı markaları ile davalı markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu da sonucuna varılmıştır. Bir diğer husus da davacının markalarının davalı markalarına göre tarih açısından önceliği sonralığı meselesidir. Davacının ... tescil numaralı \"espaeser\" markasını ve ... tescil numaralı \"esin eser\" markasını 25.07.2013 tarihinde devraldığı bu markalar bakımından öncelik hakkına ve gerçek hak sahipliğine dayanabileceği anlaşılmıştır. Ayrıca dava tarihi itibarıyla davaların devralınma tarihinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre de geçmediğinden sessiz kalmaya dayalı hak kaybı da gerçekleşmemiştir\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkemenin gerekçeli kararında sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin sürelerin belirlenmesinde hataya düştüğünü, sessiz kalma yoluyla hak kaybı için sürenin markanın devir tarihinden itibaren hesaplandığını, markayı devralanın devredenin halefi haline geleceğini, markanın devralınmış olması eskiden geçmiş sürelerin yeniden işlemesine olanak sağlamayacağından, devir tarihinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,  Markayı devreden açısından 5 yıllık hak düşürücü süre geçmişse de, devir tarihinde bu sürenin yeniden işlemeye başlamayacağını, bu bakımdan hak düşürücü süre açısından markanın devredilmesinin hiçbir etkisi olmadığını,-sessiz kalma yoluyla hak kaybının  kaynağını \"hakkın kötüye kullanılması yasağı\" nı düzenleyen hükümlerden aldığını, bir markanın kullanılmasından rahatsızlık duyan ya da iltibas tehlikesi ile karşı karşıya olan birisinden beklenecek davranışın, kullanımın engellemesi için hukuki yollara başvurmak, en azından kullananları uyarmak olduğunu,  5 yıl boyunca kullanıma ses çıkarmayıp, markanın belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmasını bekledikten sonra, kullanıma itiraz etmenin hukuka aykırı olduğunu,  müvekkilinin adına markanın ne zaman tescil edildiğinin önemli olmadığını,  müvekkiliini tescil ettirdiği ibareyi ne zamandan bu yana kullandığının önemli olduğunu, 5 yıldan uzun zamandan bu yana markayı kullanmışsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşullarının oluşacağını ve artık marka tescilinden doğan hakların müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini,  sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşullarının oluşup oluşmadığı için markanın devir tarihinden itibaren ne kadar zaman geçtiği değil müvekkilinin markayı ne kadar zamandır kullandığının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin kullanımı açısından kayıtlarında inceleme yapılması gerektiğini, ...er alan ... kelimesinin yaygın olarak kullanılan kişi adı olduğu gibi yapıt anlamına da geldiğini, ayırt edici gücü düşük olan markalarda benzerliğin çok üst düzeyde bulunması gerektiğini, markalar arasında bütünsel olarak ortaya çıkan algı bakımından çok üst düzeyde benzerlik bulunmadığı sürece markaların birbirleriyle karıştırılabilecek derecede benzer markalar olarak kabul edilmeyeceğini, bu tür ibarelerin, birilerinin tekeline bırakılması halinde, kendi emeği ile marka oluşturmak yerine, kamuoyunda yaygın olarak kullanılan kelimelerin bilinirliğinden yararlanılmasına müsaade edilmiş olunacağını, ...markalarında yer alan ortak unsurun ayırt edicilik gücünün zayıf olması karşısında iltibas ihtimalini ortadan kalktığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunan 2015/104772 numaralı ... ve 2010/34135 numaralı ... markalarının hükümsüzlüğü istemli dava açmıştır. Davalı markalarının 29. Ve 30. Sınıftaki emtialar için tescilli olduğu, davacının  .... markasını ... ve ... tescil numaralan ile 29 ve 30. sınıflarda tescilli olduğu ve 29 ve 30. Sınıflarda tescilli bulunan ... numaralı ... 2005/58615 numaralı .... ve ... numaralı ... markaları olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında alınan 06.03.2018  tarihli bilirkişi  raporunda \"...Davalı markalarının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı...\" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. 23.10.2018  tarihli ek bilirkişi raporunda özetle;\"...TPMK'dan ... isimli iki markanın davacı tarafından devralınıp devralınmadığmın sorulup devralındığı cevabı gelmesi halinde davacının her ne kadar 2013 yılında kurulmuş olsa bile 2005 yılından beri korunan ... ve ... markalarının devralanı sıfatıyla davalının tüm markalarından önce öncelik hakkını haiz olacağı ve bu çerçevede  kök raporda da belirtildiği üzere davacı markaları ile davalı markaları arasında belli mal ve hizmetlerde örtüşme olması, düşük düzeyde benzerlik olması dikkate alındığından davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, dosya kapsamı dikkate alındığında takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kötüniyete dayalı hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı...\" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.  29.04.2019 tarihli  ek bilirkişi raporunda özetle;\"... TPMK’dan ... İsimli iki markanın davacı tarafından devralınıp devralmmadığuun sorulup devralındığı cevabı gelmesi halinde davacının her ne kadar 2013 yılında kurulmuş olsa bile 2005 yılından beri korunan ... markalarının devralanı sıfatıyla davalının tüm markalarından önce öncelik hakkını haiz olacağı ve bu çerçevede kök raporda da belirtildiği üzere davacı markaları ile davalı markaları arasında belli mal ve hizmetlerde örtüşme olması, düşük düzeyde benzerlik olması dikkate alındığından davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, hükümsüzlük davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının dava açma süresinde davanın açılması dikkate alındığında yerinde olamayacağı, davacı ile ... Gıda şirketinin ortak bir bağının olup olmadığının tespitinden sonra davacının \"eser salça\" ibaresinin eskiye dayalı kullanımının olduğu sonucuna varılabileceği, dosya kapsamı dikkate alındığında takdiri Mahkemeye ait olmak üzere kötüniyete dayalı hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı...\" sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebinin düzenlendiği 25. maddesinde \"Madde 25- (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar. \" şeklindedir.Davalı vekilinin, sessiz kalma yoluyla hak kaybı için sürenin davacı tarafın markaları devralma tarihinden itibaren hesaplanmışsa da bunun hatalı olduğunu, markayı devralanın devredenin halefi haline geleceğini, markanın devralınmış olmasının eskiden geçmiş sürelerin yeniden işlemesine olanak sağlamayacağını ileri sürmüş ise de; madde düzenlemesine bakıldığında, sessiz kalma süresinin davalının markalarının tescil tarihi ile başlayacağından, 04/01/2017 dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmadığı, ileri sürülen istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalının hükümsüzlüğü istenen 24/05/2010 başvuru tarihli ... başvuru numaralı ... markası ile 18/12/2015 başvuru tarihli ... başvuru numaralı ... markalarının 29/30. Sınıflarda tescilli olduğu, davacı tarafça devralınan 28/12/2005 başvuru tarihli ... markasının 30. Sınıfta, 30/12/2005 başvuru tarihli 2005/58615 başvuru numaralı ... markasının 29 ve 30. Sınıflarda tescilli olduğu ve tescilde önceliğin davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Markaların tescilli oldukları emtialar dikkate alındığında, ... ibaresinin zayıf marka olduğu ve ayırt ediciliğinin bulunmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı markalarının ayırt edici olduğu, ortalama tüketici nezdinde davalı markalarının davacı markalarının serisi, devamı gibi algılanacağı,  tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin ise haklı olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/02/2020 tarih ve 2017/427 E. 2020/97 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024<br><br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0da4ac8b72650bf3","SID":"789d9b655fda46f2"}}