{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/456 <br>KARAR NO: 2024/759<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/10/2023<br>NUMARASI: 2023/372 Esas - 2023/708 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nın yazmış olduğu ve davalı ... Tic ve San Ltd Şti. 'nin yayımlamış olduğu Haziran 2019 basım tarihli \"...\" adlı kitabın 227.sayfasında alıntı yapılan ifadelerin bulunduğunu müvekkil şirketçe öğrenildiğini, söz konusu kitapta FETÖ mensuplarının buluştuğu yer \" ...\" olarak belirtilmiş ise de ... dershanelerinin konu ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkil şirketin Altunizade'de hiçbir şubesi de bulunmadığını, esasında olayda adı geçen yerin \" ...\" şubesi olduğu değerlendirildiğini, müvekkil şirketin söz konusu yapılanma ile hiçbir ilişiğinin  ve irtibatının bulunmamasına rağmen davaya konu kitapta olay anlatımında gerçeğe aykırı şekilde müvekkil şirketin adının kullanıldığını, müvekkil şirketin konuyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı bu sebeple müvekkil şirket adının geçtiği \"...\" adlı kitabın yayınının durdurulması için davalı yayınevine Beyoğlu ... Noterliğinin 13.05.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname  gönderildiğini, davalının  ihtarnameye kayıtsız kaldığını, Basın Kanununa göre yayımcı yazar ile birlikte sorumlu olduğunu, bu sebeplerle dava boyunca ve hüküm kesinleşinceye kadar geçerli olmak üzere \"...\" adlı kitabın basımının , yayınının satışının durdurulması ile basılı kitapların toplatılması yönünde öncelikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, nihai olarak sürmekte olan saldırıya son verilmesi için hatalı ifadelere yer verilen \"...\" adlı kitabın basımının yayınının satışının durdurulması ile hatalı basım yapılan kitapların toplatılmasına karar verilmesini, saldırı tehlikesinin önlenmesi için bundan sonra yapılacak kitap basımlarında \" ... Dershanesi\" ibaresine yer verilmemesi yönünde karar verilmesini, 100.000,00 TL manevi tazminatın yayım tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu olayda manevi tazmin gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkil davacı şirketin kişilik haklarına saldırı amacı da bulunmadığını, dava konusu yayımda geçen \" ... dershaneleri\" şeklindeki cümlede \"...\" yerine \"...\" yazılması yazım hatası sonucu olarak sadece \".ve 2. baskıda söz konusu olduğunu, anılan durum kişilik haklarına saldırı amacıyla yapılan bir tevavüz değil apaçık editöryal bir hata olduğunu, davaya konu edilen ifadenin bir hatalı basım sonucu olduğu davacının dava dilekçesinde ki kendi beyanları ile sabit olduğunu, keza kitabın üçüncü baskısından itibaren anılan hatanın düzeltildiğini,  dava konusu ifade ...  Dershaneleri olarak düzeltildiğini,  dolayısıyla davacı yanın tüzel kişilik haklarına onur ve itibarına yönelik kişisel bir saldırı amacı bulunmadığını, beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,... \" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Kararın usul ekonomisine aykırı olduğunu ve hak kaybına sebep olduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Dava ilk olarak Asliye hukuk mahkemesinde açılıp esastan karara bağlanmış istinaf üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi  2021/2254 Esas  2023/957 Karar Sayılı İlamı ile davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Bunun üzerine İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/105 Esas 2023/150 Karar sayılı 31/03/2023 tarihli ilamı ile ticaret mahkemesi yönünden Görevsizlik kararı verilmiştir. Karar davacı vekiline  13/05/2023 tarihinde tebliğ olunmuş ve istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Dosya 12/06/2023 tarihinde ticaret mahkemesine tevzi edilmiş ve ticaret mahkemesince 14.06.2023 tarihli tensip zaptının 12. maddesinde davacı vekiline dava tarihinden önceki tarihli arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini sunması hususunda işbu tensip zaptının tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden red edileceğinin ihtarına, (ihtarın işbu tensip tutanağının tebliği ile yapılmış sayılmasına) karar verilmiştir. 31/10/2023 tarihinde yapılan duruşma tutanağının incelenmesinde ; Davacı vekiline arabuluculuk tutanağını sunmak üzere süre verildiği, arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görüldü. Davacı vekilinden soruldu;  \" Davacı vekili; Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz. Yeniden süre verilmesi ni talep ederiz. Davamızın kabulüne karar verilsin,\" demiştir.  Bu durumda Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın dairemizce 22.03.2023 tarihinde görev yönünden kaldırıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 31/03/2023 görevsizlik kararı verildiği, Ticaret mahkemesince 14.06.2023 tarihinde davacıya arabuluculuk tutanağı sunmak üzere süre verildiği, 31.10.2023 tarihinde yapılan duruşmaya kadar davacı tarafından tutanak sunulmadığı ,  esasa girilmeden önce davacının imkanı, bilgisi ve süresi olmasına rağmen arabuluculuğa başvurmadığı anlaşılmakla istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.  Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2023 tarih, 2023/372 Esas 2023/708 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubuyla bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,   3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79267be50d5f521e","SID":"5e5bb5fd38e307dd"}}