{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2375 <br>KARAR NO\t: 2024/185<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/07/2020<br>NUMARASI\t: 2018/328 E. - 2020/380 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, muhatabı ... Bankası Anonim Şirketi Osmaniye Şubesi, keşidecisi ... olan ... seri numaralı, 95.000,00.-TL değerindeki 15.03.2018 tarihli çeki İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibine konu edildiğini,  Davalı şirket tarafından yukarıda icra takibine konu edilen çekte yer alan müvekkili şirket cirosu, müvekkilin imzası ve kaşesi taklit edilerek kullanılan sahte ciro olduğunu, Dava konusu olan çekte yer alan keşideci ve cirantalarla müvekkilinin hiçbir ticari bağı da mevcut olmadığını, icra takibinde ödeme emri müvekkili şirketin adresine Tebligat Kanunun 21. maddesine göre tebliğ edilmiş olduğundan, bu tebliğlerden geç haberdar olan müvekkili icra mahkemesine imza itirazında bulunmak için itiraz süresini kaçırmış olduğunu, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyaları ile takip edilen alacak için borçlu olunmadığının tespitini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını, bu surette davanın kabulüne dair karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı vekili dava dilekçesinden özetle;  Davacının çekteki keşideci ve cirantalarla arasında hiç bir bağının olmadığı yönündeki iddiası tamamen mesnetsiz olduğunu, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davacı nezdinde düzenlenmiş olduğunu, bir mal alımından kaynaklı düzenlenen fatura neticesinde davacı tarafından davalıya takibe konu iş bu çek verilmiş olduğunu,  müvekkilinin yetkili hamil omasını engelleyecek bir husus söz konusu olmadığını, iddia edilen sahte imza hususu ise menfi tespit davası açılmasına da bir olanak sağlamadığını, söz konusu davanın reddi gerektiğini, Müvekkili ... A.Ş.’ye geçtiği ve alacaklı müvekkilin yetkili son hamil olduğunu, davacı taraf imzasının sahte olduğunu iddia etmiş olsa dahi müvekkilin bu hususta herhangi bir geçerlilik araştırması yapma zorunluluğu da bulunmadığını, Müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış bulunan iş bu davanın reddini, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacağımız herhangi bir zararda dava açma hakkımızın saklı kaldığını belirterek yargılama giderlerinin ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Dosyamızda davacı şirket yetkilisinin alınan imza örnekleri, getirtilen başka yerlerdeki imza örnekleri ile takibe konu çek üzerinde yaptırılan grafolok bilirkişi incelemesi sonucunda inceleme konusu çekin arka yüzündeki ... Tic.Ltd.Şti. adına atfen atılmış ciro imzası ile adı geçen şirketin imza yetkilisi olduğu bildirilen ... ait mevcut mukayese imzaları arasında; gerek yukarıda işaret edilen hususlar gerekse grafolojik tanı unsurlarından işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar bulunduğundan söz konusu ciro imzasının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ... eli ürünü olmadığı belirlenmiş olmakla davacının bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm açıklanan nedenlerle  İş bu davanın davacı ... Tic. Ltd Şti nin davasının kabulü ile  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan ... Bankası Osmaniye Şubesine ait keşidecisi ... olan 95.000.-Tl tutarlı 1451706 seri nolu çekten dolayı davanın kabulü ile davalıya borçlu olmadığının tespitine\" karar verilmiştir.  Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  -Yargıtay Hukuk Genel kararları gereği imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılmasının gerektiğini ancak bilirkişinin sadece imzanın karşı tarafa ait olmadığını iddia etmekle yetindiğini, hangi gerekçe ile imzaların farklı olduğunu şüpheye yer vermeyecek derecede izah etmediğini, -Fotokopi belgeler ile imza incelemesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, incelemeye konu vekaletnameler ve imza sirkülerinin  fotokopiden ibaret olduğunu, belge asıllarının getirilmesi gerektiğini,  -Davacının, imzanın kendilerine ait olmadığını iddia etmesinin, tek başına yeterli olmadığını, davaya konu kambiyo evraklarının, rızası hilafına elinden çıktığını da genel mahkemeler nezdinde ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.12.1990 tarih, 1990/7625 e. ve 1990/7745 k. sayılı kararında davacının, öncelikle kambiyo evrakının diğer dava dışı borçlu tarafından rıza dışı ele geçirildiğini ispat etmesi gerektiğinin karar altına alındığını,  -Davacının, çeklerin bankaya tahsili için ibrazından önce veya sonra çeklerin rızası hilafına elinden çıktığından bahisle sahtelik iddiasında bulunmadığını ve bu hususta hiçbir dava açmadığını, -Bilirkişi raporuna esas teşkil eden davacının imza örneklerinin eksik ve yetersiz olduğunu,  imza incelemesinde yalnızca davaya konu imza ile diğer imzaların benzerliğinin ölçülmesi ile yetinilmemesi gerektiğini, mukayese imzaların birbiri arasındaki temel farklılıkların da davaya konu imza incelemesinde dikkate alınması gerektiğini, -Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/61 E., 2008/123 K. Sayılı ve 14.03.2008 tarihli kararında “İddia, savunma ve toplanan delillere göre dava konusu çekteki imzanın keşideci imzası ile farklılık gösterse bile davacı şirketin benimseyip ödediği çekteki imza ile uygunluk göstermesi halinde bu çeki ödeyen davacının, dava konusu çeki de benimsediği sonucuna varılmalıdır.\" dendiğini, bu kararın, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/5087 E., 2008/11940 K. Sayılı ve 04.02.2008 tarihli kararı ile onandığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin  de, itiraza konu imza ile daha önce benimsenerek ödenen çeklerdeki imza uygunluk gösterdiğinde, imza itirazına konu çekin de itirazda bulunan tarafından benimsendiğini kabul ettiğini, -Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2000/9242 E. 2001/3661 K. Sayılı 14.05.2001 tarihli kararı ile: “…öte yandan yetkisiz temsilci tarafından keşide edilen çeklerin şirket tarafından benimsenmesinin kabulü ancak aynı kişiye verilmiş ve ödenmiş başka çeklerin bulunması halinde mümkündür…” şeklinde içtihat ettiğini, bu nedenle de davacının benimsenmiş çeklerinin mevcut olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini, muhatap bankanın ilgili şubesine ve genel müdürlüğüne müzekkere yazılarak 2015-2017 yılları arasında davacıya ait benimsenmiş çeklerin mevcut olup olmadığının tespit edilerek, mevcut ise örneklerinin dosya alındıktan sonra tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, -Davaya konu çeklerin, kıymetli evrak vasfına haiz çekler olduğunu, kanunen resmi senet statüsünde olduğunu, Davaya konu çek incelendiğinde, gerçekleşen ciro silsilesiyle takip alacaklısı sıfatının temlik eden ... A.Ş.' ye geçtiği ve alacaklı müvekkilinin yetkili son hamil olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkilinin bunu araştırmak gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, imzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamayacağını,  davanın reddinin gerektiğini, -müvekkili ... A.Ş.'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 143/5. Maddesi hükmü uyarınca kuruluşunu izleyen 5 takvim yılı boyunca “492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan istisnadır\", harç hususundaki muafiyetleri olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; raporun detaylı ve anlaşılır olduğunu,  incelemelerin hem fotokopi hem de ıslak imzalar üzerinden yapıldığını, dosyaya sunulan vekaletname ve dekontlar fotokopi olsa da bilirkişi incelemesine konu olması açısından hakim onaylı iki sayfa istiktap tutanağı tutulduğunu, bu tutanakta müvekkiline ait birden fazla ıslak imza bulunmakta olduğunu, dosyaya sunulan dekont ya da diğer deliller ile mukayese edilebilir ölçüde olduğunu, müvekkilinin davaya konu çekle, çekin keşidecisi ya da çekin üzerinde yer alan cirantalarla hiçbir bağı ya da tanışıklığı bulunmadığını, iddialarının çekin sahteliği değil, çek üstündeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ile alakalı olduğunu, vekaletname, bankalarda yer alan dekont asılları, hakim onaylı istiktab tutanağı, imza sirküleri, ve başkaca iki vekaletnamenin daha fotokopisi incelemeye alındığını, müvekkilinin resmi kurum ve kuruluşlarda yer alan tüm imza örneklerinin incelenmiş olduğunu, davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, imza inkarına dayalı olarak İİK'nın 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı taraf, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Menfi tespit davalarında kural olarak ispat külfeti, alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Davalı taraf takipte kambiyo senedine dayandığında, kambiyo senetlerinin hukuki niteliği itibariyle temelindeki hukuki ilişkiden ayrık olarak mücerret borç ikrarını içerdiğinden, alacaklı taraf iddiasını senetle kanıtlamış olduğundan, borçlu olmadığını kanıtlamak davacı tarafa geçer. HMK 201. maddesindeki senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirası'ndan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz hükmü uyarınca davacı tarafın, davalıya borçlu olmadığını yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulan ... Bankası Osmaniye Şubesine ait keşidecisi ... olan 95.000.-Tl tutarlı ... seri nolu çekte davacı şirketin cirosu bulunduğu ve ... Tic.Ltd.Şti. adına atfen atılmış ciro imzası ile adı geçen şirketin imza yetkilisinin ... olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan Adli Tıp Grafoloji Uzmanı bilirkişi tarafından ibraz edilen 26/02/2020 tarihli raporda; imza incelemesine esas belgelerdeki imzalar ile  incelemeye ve davaya konu bonodaki imzaların tersim tarzı, işleklik, eğim, doğrultu, ritm, yapılar arası bağlantılar, başlangıç ve bitiş özellikleri gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından senetteki imzanın davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığının ve  kaşe üzerine atılmış ciro imzasının yatay eksene parelel olacak tarzda yavaş seyirle monoton olarak atılmış olduğu, imzaların iri ebatlı bir kez el kaldırmak sureti ile iki aşamada tersim edilmiş olduğunu davacının kendi imzasının ise seri ve hızlı olduğu tespitine yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf  incelemenin basit olarak yapıldığını iddiasında ise de, raporda bütün inceleme tekniklerinin ayrıntılı açıklandığı, yeterli inceleme tekniklerinin kullanıldığı anlaşılmıştır.Yargıtay kararlarına göre, sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün çekteki imzanın  davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa  ait olacağı, somut olayda  mahkemece alınan raporda incelemesi yapılan  mukayese belge ve imza örneklerinin senet keşide tarihine yakın tarihlere ait oldukları, bu sebeple bilirkişi raporlarının teknik yeterliliğe haiz ve dosya kapsamına uygun oldukları, senet asıllarının dosyada bulunduğu, incelemeye konu mukayese belgelerinden fotokopi belgeler ile birlikte asıl evrakların ve dekont asıllarının da incelemede olduğu anlaşılmıştır. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları uyarınca Adli Tıp Kurumu imza incelemesi yönünden son merci olmadığından, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması zorunlu değildir. Adli Tıp Grafoloji Uzmanı tarafından verilen raporda şüpheye yer vermeyecek şekilde imzanın davacıya ait olmadığı belirtildiği gibi, bilirkişinin uzmanlık alanı imza incelemesi yapması için yeterli olduğundan, dosya kapsamı da raporu desteklediğinden davalı vekilinin istinaf sebebinin reddine karar verilmiştir. Alınan grafoloji bilirkişi raporunda,  incelemenin, lup, Optik Aletler (Büyüteç, Stereo Mikroskop) ile donanımlı laboratuvarında yapıldığının açıkça belirtildiği tespit edildiğinden incelemenin teknik olarak yeterli olduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar daha önce yapılmış çek ödemeleri olduğu gerekçesiyle imza itirazında bulunulamayacağını ileri sürmüş ise de, taraflar arasında bu şeklide istikrar kazanmış bir uygulamanın bulunduğuna dair teamül haline gelmiş bir delil bulunmadığından bu istinaf sebebi de yerinde bulunmamamıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2020 tarih ve 2018/328 E. 2020/380 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.489,45-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.622,36-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.867,09-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024<br><br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd6a9346148db1ec","SID":"5b879bb849708cf2"}}