{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2349 <br>KARAR NO\t: 2024/179<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/12/2019<br>NUMARASI\t: 2017/291 E. - 2019/1152 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında Altınoran Projesi adıyla maruf proje kapsamında yer alan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain tapunun ... ada, ... parselinde kayıtlı ... Blok 37. No.lu konut niteliğindeki bağımsız bölümün satımına ilişkin 01.09.2016 tarihli adi yazılı sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin davalıya 01.09.2016 tarihinde işbu sözleşme kapsamında 5.000,00-TL nakit ödeme yaptığını ve satış bedelinin bakiyesi için toplamda 6 adet 422.620,00-TL bedelli senet tanzim edildiğini, müvekkilinin daha sonrasında geçersiz yani adi yazılı sözleşmeden kaynaklı olarak ödediği peşinatı ve senetlerin iadesini bildirir ihtarnamesini davalıya gönderdiğini, davalı tarafın bu talebi yanıtsız bıraktığını, daha sonrasında müvekkilinin ısrarı neticesinde davalı tarafın 422.620,00-TL bedel 6 senedi müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilim tarafından davalıya ödenen 5.000,00-TL'nin ise davalı tarafından müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı biçimde müvekkile iade edilmeyen 5.000,00-TL’nın iadesi için İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlattığını, icra takibinin davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı neticesinde durduğunu, açıklanan nedenlerle; haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Alacaklının ikametgahının Ankara olduğunu ve yetki itirazlarının bulunduklarını, davaya konu haksız alacak iddiası yönünden zamanaşımı defisinde bulunduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde ve dilekçenin mesnedi olan icra takibinde geçersiz satım sözleşmesinden bahsettiğini, oysaki bir Finansal Kiralama şirketi olan müvekkilinin davacı ile yaptığı sözleşmenin, “01.09.2016 tarihli Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi” olduğunu, davacının bunu bilmesine rağmen, taraflar arasında sanki bir gayrimenkul satım sözleşmesi varmış görüntüsü vermeye çalışarak, icra takibi başlatması ve işbu davayı ikame etmesinin davacının kötü niyetini gösterdiğini, davacı ile finansal kiralama şirketi müvekkili arasında Konut Edinimine İlişkin Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu 22. Maddesinde, ilgili sözleşmelerin adi yazılı şekilde akdedilebileceğinin düzenlendiğini, dolayısıyla 01.09.2016 tarihli davacı ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmenin hukuken geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğunu, davacı tarafın sanki ortada bir gayrimenkul satış veya satış vaadi sözleşmesi varmış gibi, şekil yönünden geçersizlik iddiasında bulunduğunu, davacının bu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın, 01.09.2016 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında, yapması gerekli ödemeleri yapmadığından, 14.12.2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından kendisine Beyoğlu ... Noterliği’nden 13.12.2016 tarihinde ... yevmiye numaralı temerrüt ihtarnamesi gönderildiğini, işbu ihtarname ile davacıya finansal kiralama taksitlerini ödemede temerrüde düştüğünün bildirildiğini ve ihtar edildiğini, davacı tarafın işbu ihtara rağmen borçlarını ödemediği gibi ihtarnameye bir cevap dahi vermediğini, bunun üzerine 16.01.2017 tarihinde alınan ... yevmiye numaralı temerrüt ve fesih komisyonu kararı ile davacının sözleşmesi 6361 Sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesi Kanunu’n 31.maddesine istinaden (sözleşmenin ihlali) ve taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca tek taraflı fesih hakkı kullanılmak sureti ile feshedildiğini, davacının kendisine ısrarları sonucu geri verildiğini iddia ettiği senetlerin de işbu sözleşmenin feshedilmiş olması sebebi ile, müvekkili tarafından fesih sürecinin bir sonucu olarak kendiliğinden davacıya iade edildiğini,  davacı tarafın imzaladığı ve borç altına girdiği sözleşmenin finansal kiralama sözleşmesi olduğunu ve bunun yazılı şekilde tanzim edilmesinin geçerli olması bakımından yeterli olduğunu gayet iyi bildiği (ve bilmesi gerektiği) halde borçlarını ödemekte temerrüde düştüğü gibi; bir de haksız bir geçersizlik iddiası ileri sürerek sözleşme kapsamında müvekkiline ödediği 5.000,00 TL’nin iadesini istediğini, alacaklı olamadığını gayet iyi bilen davacının bunu bilerek açtığı icra takibi ve dava bakımından davacı haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle; davacının haksız ve mesnetsiz davasının tüm talepleri yönünden reddine, davacının kötü niyetli olarak başlattığı icra takibinden dolayı davacının talebinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Dosya kapsamı incelendiğinde; Medeni Kanun 705 ve 706 maddelerinde taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı ve mülkiyetin devrini sağlayan sözleşmelerin geçerli olması için resmi şekilde yapılmış olması gerektiği düzenlenmiştir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri de resmi senet şeklinde düzenlenerek, noter huzurunda iki tarafça imzalanmadıkça geçerli hale gelmez. somut durumda; davacı ve davalı taraf arasında imzalanan sözleşmenin 2.maddesi ve devamı maddeleri ve FFFK 3/I-ç maddesi hükümleri birlikte değerlendiğinde davalı ve davacı taraf arasında g.menkul satışı sözleşmesi  söz konusu değildir. Sözleşme içeriğinde de yer aldığı üzere taşınmazın maliki, dava dışı satıcı olan ... Yapı....A.Ş' dir. Söz konusu sözleşme ile  davacı ve dava dışı satıcı arasında gerçekleştirilecek taşınmaz satış işleminin finansmanının davalı tarafça sağlandığı, davacı tarafın iddia ettiği üzere g.menkul satışına ilişkin bir sözleşme olmadığı, ortada g.menkul satış vaadi sözleşmesi de bulunmadığı anlaşılmaktadır.  Dolayısıyla, MK 705 ve 706.maddeleri ile TBK 29.madde de yer alan geçerlilik şartlarının burada uygulanması olanaklı olmadığı gibi sözleşmenin butlanı da söz konusu değildir. Her ne kadar davacı tarafça finansal kiralama sözleşmesi sayılsa bile sözleşmenin tapuya tescil edilmemesi nedeniyle geçerli olmayacağı yönünde itirazlarda bulunulmuş ise de   FFFK 22/1 maddesinde sözleşmenin adi şekilde yapılması ön görülmekte olup, aynı madde de yer alan sözleşmeye konu malın tescil veya şerh edilmesi işlemi kurucu değil, açıklayıcı nitelikte bir işlem olduğundan, davacının itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça davalı yana ödemiş olduğu 5.000,00-TL' nin iadesi için takip başlatılmıştır, dava dilekçesinde davacı tarafça sözleşmenin geçersiz olduğu ve davalının sebepsiz zenginleştiği iddia edilmiş ise de, mevcut sözleşme geçerli olduğundan, davalının sebepsiz zenginleşmesinden söz edilemeyecektir. Bu durumda taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmede yer alan hükümlere bakılması gerekecektir. Sözleşmenin 13.maddesi 2.fıkrasında \"Arı Leasing' in haklı nedene istinaden sözleşmeyi tek taraflı feshi halinde müşterinin fesih tarihine kadar ödemiş olduğu kira bedellerinin sözleşme bedelinin maktuen %10' luk kısmına tekabül eden tutarı, ...' in müşterinin sözleşmeyi ifa edeceğine duyduğu güvenden kaynaklanan hak ve zararlarının karşılığında cezai şart olarak ... Leasing tarafından irat kaydedilecek bakiyesi ise fesih tutanağının taraflarca karşılıklı olarak imzalandığı tarihten itibaren 90 gün içerisinde müşteriye ödenecektir.\" hükmü yer almaktadır. Söz konusu sözleşme hükmü ile taraflarca cayma haline özgü bir cezai şart düzenlenmiştir. Davalı tarafça leasing sözleşmesinde yer alan ödeme planına uyulmaması nedeniyle, göndermiş olduğu ihtarname ile davacı yanı temerrüte düşürmüş ve sözleşmeyi haklı nedenle fesh etmiştir. Sözleşme davacının edimini ifa etmemesi nedeniyle haklı nedenle fesh edildiğine göre gerek TBK 178.maddesi  ve 179. Maddesi  uyarınca  gerekse sözleşmenin 13.maddesi uyarınca,  davalı taraf davacıdan cezai şart talep edebileceği, sözleşme bedelinin 424.620,00-TL olduğu, bu bedelin %10' luk kısmının ise 42.462,00-TL olduğu, davacı tarafça ise 5.000,00-TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin %10' luk kısmın altında olduğu, böylelikle davalı tarafça iade edilmesi gereken bakiye de olmadığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.  İİK 67/2 maddesinde \"...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" hükmü yer almakta olup, dosya kapsamından; davacının takip açarken, sözleşme koşullarından ve fesih sözleşmesinden haberdar olduğu, sözleşmeye göre de davalı tarafça temerrüte düşürüldüğü halde, takibi açtığı düşünüldüğünde, takip açmakta kötü niyetli olduğu kanaatine varılarak, alacak miktarının %20'sine tekabül den kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinden özetle;-6361 S. Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunu 8. madde uyarınca sözleşmenin noterce düzenleme şeklinde yapılması ve 22. maddesi hükmü uyarınca sözleşmenin tapuya şerh verilmesi gerektiğini, tapuya yazılan müzekkere cevaplarından da davalı ile yapılan sözleşmenin tapuya şerh edilmediğini, butlan ile geçersiz bir sözleşmeden kaynaklı cezai şart isteminin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre de, finansal kiralama sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için düzenleme şeklinde noterlikçe yapılması gerektiğinin kabul edildiğini, geçerlilik şartı olduğunu, bu nedenle tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri iade etmesi gerektiğini,-gerek dosyada alınan bilirkişi raporunda gerekse mahkeme tarafından müvekkilinin cezai şart bedelinin düşülmesine muvafakatinin olmadığına dair şerhin dikkate alınmadığını,  Mahkemece fesih sözleşmesinin 2. Maddesine dayanılarak davacıdan \"erken ve haksız fesih tazminatı\" olarak tahsil edilen 5.000-TL'nin yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu görüşü bildirilmiş ise de, davacı tarafından 2 no.lu maddenin kabul edilmediği, dava açma hakkının saklı tutulduğuna dair  3. no.lu madde altına düşülen  şerh görülmeden karar verildiğini, -şekli şartlara aykırı tanzim edilen geçersiz sözleşme nedeniyle müvekkilinden cezai şart tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, davalının müvekkilinden aldıklarını aynen iade etmesi gerektiğini,  alacak miktarı kesin ve belirli olduğundan davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerektiğini, kararın kaldırılarak istinaf istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin bir Finansal kiralama sözleşmesi olduğunu ve finansal kiralama sözleşmelerinin yazılı şekle tabi olduğunu,  Finansal Kiralama şirketi olan müvekkilinin davacı ile yaptığı sözleşmenin, “01.09.2016 tarihli Konut Edimine İlişkin Leasing Sözleşmesi”  sözleşmesi olduğunu, taraflar arasında vaki 02.02.2015 tarihli Konut Edimine İişkin Finansal Kiralama Sözleşmesi imzası tarihinde yürürlükte olan mevzuata uygun şekilde yazılı olarak akdedildiğini, 13.12.2012 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 22.maddesine göre \"sözleşme, yazılı şekilde yapılır.\" hükmü bulunduğunu, Davacının dayanak yaptığı mavzuat ve ileri sürdüğü şekil şartı davanın açılmasından yaklaşık 7 yıl  ve dahi sözleşmenin imza tarihinden 4 yıl önce yürürlükten kalkmış olduğunu, finanasal kiralama sözleşmesinin tapuya şerh edilmesinin geçerlilik şartı olmayıp açıklayıcı bir işlem olduğunu, finansal kiralama sözleşmesinin tapu kütüğüne şerh edilmesinin, iyi niyetli 3.kişilere sağlanacak hukuki güvence açısından yapılması gereken olduğunu, 22.maddenin 5.fıkrasında; (5) \" Tescil veya şerhten sonra, üçüncü kişilerin finansal kiralama konusu mal üzerindeki ayni hak iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez.\" hükmü bulunduğunu,   tapu siciline ve özel sicile kaydedilmenin finansal kiralama sözleşmesinin geçerlilik koşulu olmadığını, sözleşmenin imzası ve fesih sürecinin başlaması arasında 3 aylık bir süre olduğunu ve davacının sözleşmenin kurulmasından itibaren hiç bir finansal kiralama taksidini ödemediğini, Finansal kiralama sözleşmelerinde,  kiracıya sağlanan  asli unsurun sözleşme konusu malın  kiracı tarafından sözleşme süresince kullanılması  olmadığını, asli unsurun,  malın müşteri tarafından edinilmesi için gereken konut finansmanın finansman kuruluşu tarafından sağlanması olduğunu, Finansman  kuruluşunun, konutun satın alınması için  sağladığı finansmanı bir an önce kiracıdan  tahsil ederek kasasından çıkan finansman değerini yerine koyması gerektiğini,  bu sebeple, malın teslim edilmemiş olması alınan finansal kiralama bedellerinin fesih sonrası iadesini gerektiren bir husus olamayacağını, finansal kiralama sözleşmelerinde dönme ve cayma hakkı bulunmayıp bir sürekli edimli sözleşme olarak her durumda ve yalnız \"fesih ile\" neticeleneceğini, bu sözleşmelerin geriye etkili dönme ile değil ileriye etkili olarak sona erdirileceğini bu nedenle istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak başlatılan icra takibine itiraz nedeniyle, İİK.nun 67. maddesi gereğince itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.Davaya konu sözleşmenin, ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesinde kain tapunun ... ada, ... parselinde kayıtlı ... Blok 37. No.lu konut niteliğindeki bağımsız bölümün satımına ilişkin olduğu görülmüştür. Davacı tarafça, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile  davalı aleyhine toplam 5.218,78-TL üzerinden icra  takibi yapıldığı, takibin dayanağının taraflar arasında, 01/09/2016 tarihinde imzalanmış olan konut niteliğindeki bağımsız bölümün kiralanmasına ilişkin Konut Edimine İlişkin Finansal Kiralama sözleşmesinden kaynaklı tahsil edilen cezai şartın  iadesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kiralama sözleşmesinin geçerli bir şekilde yapılıp yapılmadığından kaynaklı olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sözleşme tarihinin 01/09/2016 tarihli olduğu, davalı tarafından keşide edilen 08/12/2016 tarihli  ihtarname ile cezai şartın talep edildiği, sözleşme tarihi itibariyle 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'nun 8/1.maddesinin dava konusu olaya uygulanamayacağı, 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'na göre ise sözleşmenin yazılı şekilde yapılacağının düzenlendiği, başkaca özel bir şekil şartı bulunmadığı için davacı vekilinin şekil şartına ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacı tarafça  cezai şart bedelinin düşülmesine muvafakatinin olmadığına dair şerhin dikkate alınmadığı ileri sürülmüş ise de, koyulan şerh kaydının sözleşmeye koyulmadığı, 26/12/2016 tarihli fesih sözleşmesine şerh konulduğu, bu nedenle sözleşmenin cezai şarta ilişkin düzenlemesinin geçerli kabul edilmesi gerektiği, tarafların tacir olması nedeniyle genel işlem koşulana aykırılık oluşmayacağından davacı tarafın bu yöndeki istinaf istemlerinin de reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\t<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2019 tarih ve 2017/291 E. 2019/1152 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abd1d4a67416a019","SID":"8e3b84621386d9f4"}}