{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2315 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/182<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 15/10/2019<br>NUMARASI\t: 2017/753 E. - 2019/422 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin \"...\" isimli müzik eserinin söz yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğunu, söz konusu müzik eserinin 30 Ağustos 2015 Pazar günü sabah saatleri arasında davalı TRT Genel Müdürlüğü'ne ait TRT isimli televizyon kanalında \"...\" isimli program içinde müvekkilinden herhangi bir izin ve muvafakat alınmaksızın yayınlandığını, söz konusu yayının başka tarihlerde de yayınlanmış olabileceğini, müvekkili tarafından davalı kuruma noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini ve FSEK'ten doğan umuma iletim hakkını ihlal ettiklerini bildirdiğini, davalı yanın ihtarnameye rağmen müvekkilinin mali ve manevi hakları karşılığı herhangi bir ödeme yapmadıklarını, yazılı izin alınmaksızın müvekkiline ait eserin kullanımının mali haklara tecavüz durumunu oluşturduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, müvekkilinin koruması altındaki eserlere tecavüzün tespitine, FSEK'in 68.madde hükmü gereğince rayiç değerin 3 katını talep edebileceklerini, bu aşamada miktar ve değeri tam olarak belirlenemeyen zararların tespitine, şimdilik 15.000 TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 14/09/2015 tarihinden itiberin işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep konusunun zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yasa ile öngörülen mükellefiyete uygun olarak yayınlarında kullanacağı eserler için meslek birlikleri ile yıllık bazda sözleşleşmeler yaptığını ve bu esere ilişkin tüm telif ödemelerini gerçekleştirmekte olduğunu, davacıya ait söz yazarı/müşterek eser sahibi sıfatı ile ... nezdinde tescil ettirdiği \"...\" isimli eserin gerek yayın tarihinde ve gerekse halen TRT Kurumu ile ... arasında akdedilen sözleşme kapsamında ve eser listesinde olduğunu, sözleşme ile esere ilişkin telif ücretinin peşin olarak ödendiğini, dava konusu esere ilişkin bir tecavüzün bulunmadığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, eserin bütünlüğü bozulmaksızın ve mekanik haklar kapsamında icra edildiğini, jenerik veya jingle gibi senkronize olarak kullanılmadığının da göz önüne alınarak davacının iddia ettiği üzere hak sahibinin yazılı izninin gerekmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Müzik sektöründe bir şarkı sözü veya bestenin rayiç bedelinin ne olması gerektiği konusunda maktu bir fiyat ve kesin bir kriter olmamakla beraber söz konusu bedele etki eden bir takım belli başlı unsurlar vardır. Bunlar; ... yahut söz yazarının hit olmuş eserleri üzerinden nam ve şöhreti, eseri piyasaya çıkaracak olan yapım şirketinin şöhreti, tanınırlığı, marka değeri; oluşturulmakta olan yapımın standart ticari bir yapım mı yahut sosyal sorumluluk projesi vs.olup olmadığı, bestekar yahut söz yazarının aynı yapım içinde birden fazla eserinin olup olmadığı, bestekar veya söz yazarının eserlerinin kullanımından ön anlaşma bedeli dışında başka bir gelir elde edemeyecekleri hususlarıdır. Bu kapsamda sunulan deliller ve sektör uygulamaları dikkate alınarak bilirkii heyeti tarafından tespit edilen 3000 TL'nin yerinde olduğuna kanaat getirilmiştir. Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporu ile bir arada değerlendirildiğinde; davacının guftecisi olduğu \"...\" isimli eserin davalı (TRT) tarafından yayınlanan \"...\" isimli programda izinsiz yayınlanmasının FSEK 21 kapsamında işleme hakkını ihlal ettiğinin tespiti ile izinsiz kullanımı nedeniyle (bilirkişilerce tespit olunan ve mahkememizce uygun görülen 3.000 TL'nin FSEK 68.maddesi uyarınca 3 kat hesabı ile) 9.000,00 TL nin yayın tarihi olan 14/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir.<br>-Davacı ... Vekili Tarafından Sunulan İstinaf Dilekçesinde Özetle; -huzurdaki davada müvekkilinin hak sahipliği ve haklılığının kanıtlandığını ancak maddi tazminat tutarı bakımından usul ve yasaya aykırı şekilde rayicin fevkalade altında bir değer üzerinden  maddi tazminata hükmedildiğini, 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı rayiç bedel ve tazminat hesabı yönünden yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, raporun bilimsel veri içermediğini,  davacı tarafından FSEK madde 21 kapsamında düzenlenen işleme hakkının ihlal edildiğini, ihlalin birden fazla kez gerçekleşmiş olduğunu ve müvekkilden izin dahi almaksızın kanalda yayınlanmış olması sebebiyle yasal olarak izin alınmış olması durumunda ödenmesi gereken telif bedelinden fazla olması gerektiğini ve de ilgili ihlalin Türkiye'nin en büyük kanallarından birisi olan TRT'de yayınlanmış olması sebebiyle Programın ulaştığı izleyici sayısı ve reytingleri neticesinde elde edilen haksız menfaatin boyutu sonucunda ihlalin tespit edilen bedelden anlamlı şekilde fazla olması gerektiğini,  emsal faturaların mahkeme nezdinde maddi tazminatın miktarı tayininde dikkate alınmadığını, raporda telif bedelinin sektör rayici olarak tespit edildiğini ancak bu tespite ilişkin olarak bilirkişi raporunda herhangi bir somutlaştırmaya ve açıklayıcı bir tespite yer verilmediğini, bilirkişilerin  rayicin oldukça altında görüş bildirebilmesi için faturalar yahut istatistikler, meslek birliklerinin görüşleri gibi somut, teknik bilgi açısından hakimin tazminata ilişkin eksik olan bölümünü giderecek verilere yer verilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve Hukuk Genel Kurulu Kararı uyarınca, üç kat tazminat bedeli belirlenirken öncelikle Emsal Sözleşmelere bakılması gerektiğini şayet yoksa rayiç bedel tespiti yapılması gerektiğini, müvekkiline ait eserin, Türkiye'nin başlıca kanallarından birisi olan TRT'de yayınlanmasının ihlalin büyüklüğünün takdir edilmesi noktasında önem taşıdığının belirlendiğini ancak rayiç bedel belirlemesi yapılması gerekirken uyulması gereken kriterlerin hiçbir surette esas alınmadığını, müvekkiline ait eserin ... isimli programın ilgili bölümünün tamamında senkronize edilerek kullanılmış olması nedeniyle somut olayda ihlale ilişkin tespit edilecek olan telif bedelinin bu bedellerin üstünde olması gerektiğini, 3.000-TL emsal rayiç bedelin hiçbir somut veri, teknik tespite ve emsale dayanmaması, sektörel gerçekler ve emsaller göz önünde bulundurulduğunda rayicin oldukça altında kalması, müvekkili tarafından sunulan emsal faturaların dikkate alınmamış olması, ihlalin birden fazla gerçekleştirilmiş olduğunun gözetilmemesi, müvekkilinden izin alınmaksızın yayınlanması sebebiyle yasal olarak izin alınmış olması durumunda ödenmesi gereken telif bedelinden fazla olması gerektiği hususunun dikkate alınmaması, ihlalin Türkiye'nin en büyük kanallarından birisi olan TRT'de yayınlanmasının gözetilmemesi, faizi de kapsar şekilde belirlenmesine rağmen, faiz durumunun göz ardı edilmesi sebepleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini,-Yerel Mahkeme'nin 19.03.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı sundukları itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini,  hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, adil yargılanma hakkının, mahkemenin, vermiş olduğu hükümde tatmin edici bir gerekçe kullanılmasını gerekli kıldığını,  özellikle raporda eksiklik ve belirsizlikler bulunduğu iddiası varsa hakimin bunu doğrudan reddetmesinin usûl ekonomisi ihlali anlamına geldiğini,  bilirkişi raporunda FSEK madde 68 çerçevesinde tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmeye ilişkin tespitlerin kararda aynen atıf yapılmak suretiyle gerekçeli olarak gösterilmesinin de usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ilgili Yargıtay kararları ile de bu şekilde karar verildiğini, -Yerel Mahkemenin doğrudan atıf yaptığı bilirkişi raporunda yer verilen unsurların dahi rayiç bedel tespitinde dikkate alınmadığını, raporda belirtilen parametrelerin ne gerekçeli kararda ne de Bilirkişi Raporundaki tazminatın belirlenmesinde dikkate alındığını, müvekkilinin Türk müzik dünyasında tanınır olduğunu, başyapıt düzeyindeki “...” gibi unutulmaz şarkıları olduğunu, dava konusu eserin dinlenme oranı ve bilinirliği yüksek olup TRT’nin bu eseri programında çalınmasının tercih edilmesi noktasında bahsi geçen sebeplerin rol oynadığını, TRT'nin ilgili programının ticari maksatlı bir yapım olduğunu, sosyal sorumluluk projesi dahilinde yer alan bir program olmadığını,  dosyaya sunulan güncel faturalardan örneğin 01.04.2020 tarihli fatura kapsamındaki eserin\treklam gibi kısa akışlı yayında kullanılmasına karşılık ödenen telif bedelinin karşı yanlarca hukuka aykırı olarak daha uzun bir akışta kullanılmak suretiyle hak ihlalinin gerçekleştiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini,-hükmün FSEK madde 78 uyarınca üç büyük gazetede masrafı davalıdan alınarak ilan edilmesinin talep edildiğini, bu taleplerine ilişkin olarak herhangi bir değerlendirme de yapılmadığını, davacının taleplerinin tümü hakkında olumlu veyahut olumsuz bir karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.-Davalı Türkiye Radyo-televizyon Kurumu Vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle;-eserin kullanılma şeklinin FSEK 21. Madde uyarınca işleme hakkı ihlali niteliğinde  olmadığını,  dava konusu eserin kullanımının eserin bütünlüğü bozulmaksızın ve eserde herhangi bir işleme yapılmaksızın gerçekleştirilmiş olduğundan, bu kullanımın mekanik haklar kapsamında olduğunu, eser üzerinde herhangi bir değişiklik, işleme, adaptasyon, cover vb. yapılmamış olduğunu,  müvekkili Kurum ile ... arasında sözleşme imzalanmış olup, sözleşme uyarınca ...'ye ödeme yapılmış olduğundan davacının ayrıca bir hak talep etmesinin mümkün olmadığını, davanın reddinin gerektiğini,-rayiç bedel araştırması yapılmadan tazminat bedeli belirlenmesinin ve davacı tarafından sunulan, emsal alınmayacak içerikteki bir faturaya göre hesaplama yapılmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da rayiç bedelin belirlenmesinde etraflıca bir araştırma yapılmadığını, sadece davacı tarafından sunulan faturanın değerlendirildiğini, söz konusu faturanın, \"...\" isimli şarkının \"reklamlarda\" kullanımı için \"bir yıl süreliğine\" alınan lisans bedeline ilişkin olduğundan ve somut olayda emsal teşkil etmediğini,  \"...\" isimli şarkının, \"...\" isimli şarkı gibi tanınmışlığı yüksek ya da popüler bir şarkı olmadığını, \" ...\" adlı programın, \"... ticari reklamı\" kadar geniş kitlelere hitap edecek şekilde yayınlanmadığını, -davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, ortak eser bakımından davacının tüm tazminat bedelini tek başına talep etmesi ve tahsil etmesinin mümkün olmadığını, davacının tazminat miktarını ancak hak sahipliği oranına göre isteyebilmesi gerektiğini, eserin bestecisinin  ... olduğunu, besteciye ayrı, güfteciye ayrı, icracıya vb. hak sahiplerine ayrı tazminat ödenmesinin mükerrer ödeme yapılmasına sebebiyet vereceğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı Vekili İstinafa cevap dilekçesinde özetle; söz konusu eser karşı yan tarafından ... adlı televizyon programı içerisinde ilgili müzik eserinin üzerine sesler (konuşmalar) bindirilerek ve eserde kesme işlemleri yapılarak senkronize edilmiş ve bu suretle programın içerisine izinsiz olarak yerleştirilerek yayınlanması nedeniyle işleme hakkı niteliğinde olduğunu, müvekkiline ait eserin yayınlanabilmesi için müvekkilinin Meslek Birliği'ne üye olmasının yeterli olmadığını,  ...'ye devredilen hakların FSEK madde 21'deki işleme hakkına ilişkin olmadığını, Bilirkişi Raporu kapsamında müvekkilinin mali haklarının ihlal edilmesi sebebiyle talep edilebilecek telif bedelinin sektör rayici olarak tespit edildiğini, bu tespite ilişkin olarak bilirkişi raporunda herhangi bir somutlaştırmaya ve açıklayıcı bir tespite yer verilmemiş olduğunu, TRT isimli televizyon kanalının ülke ve dünya çapında yayın yapan dolayısıyla geniş kitlelere hitap eden düzeyde ülkemizdeki başlıca televizyon kanalları arasında yer almakta olduğunu, karşı yanın hak ihlalini somut olaydaki program kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiğini, umuma iletimin yapıldığı kanalın Türkiye'nin belli başlı televizyon kanalları arasında olduğunu, takdir edilecek tazminat tutarının hak ihlaline sebebiyet vermesi ve karşı yanın yukarıda izah olunan sebeple haksız menfaat elde etmesi sebebiyle hayatın olağan akışıyla beraber umuma iletim kapsamında kullanım sözleşmesi akdedilmesi gerektiğini, müvekkilinin kitlelerce tanınırlığının oldukça yüksek olması ve bu tanınırlığından karşı yanında müvekkilinin söz yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğu müzik eserinin (izinsiz) kullanılmasındaki başlıca tercih sebeplerinden biri olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, raporda faiz konusu da dikkate alınmamış olduğunu, Müvekkili ...'ın ... adlı müzik eserinin söz(güfte) yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğu ve dolayısıyla sözleri(güfte) ilgili müzik eseri bestecisinden bağımsız bir eser niteliğini ve dolayısıyla bağımsız olarak eser sahibi sıfatını haiz olduğunu,  somut olaydaki gibi bestecisi ve müvekkilinin hak sahipliği birbirinden bağımsız olması sebebiyle sahiplerinin bunlar üzerinde münferiden tasarrufta bulunabileceğini, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekilinin İstinafa Cevap dilekçesinde özetle; Davacının, rayiç bedel araştırması yapılmadan karar verildiği yönündeki itirazlarına katıldıklarını ancak, tazminatın rayicin altında olduğunda dair itiraz ve istinaf taleplerine itiraz ettiklerini, fahiş oranda bir bedel üzerinden karar verildiğini, Davacının sunduğu faturaların, ... isimli şarkının \"reklamlarda\" ya da \"filmlerde\" kullanımı için alınan lisans bedeline ilişkin olduğundan somut olayda emsal teşkil edecek nitelikte olmadığını, öncelikle davanın reddine, aksi halde rayiç bedel üzerinden araştırma yapılmasına ve çok daha düşük bir bedel belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın, ...  ' nın söz yazarı sıfatıyla eser sahibi olduğu \"...\" isimli müzik eserinin 30 Ağustos 2015 Pazar günü sabah saatleri arasında davalı TRT Genel Müdürlüğü'ne ait TRT isimli televizyon kanalında \"...\" isimli program içinde herhangi bir izin ve muvafakat alınmaksızın yayınlanması gerekçesiyle eserlere tecavüzün tespitine, FSEK'in 68. madde hükmü gereğince rayiç değerin 3 katını ve  şimdilik 15.000 TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 14/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile hükmün FSEK madde 78 uyarınca ilanına karar verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dava Dosyası Kapsamına Göre, Davacı ... Ait Davaya Konu ... Adlı Eserin Davalı Trt'nin Yayınladığı ... Adlı Televizyon Programında Belli Zaman Aralıklarında Program İçerisinde Senkronize Edilmek Suretiyle Programın İçerisine Yerleştirilerek Üç Kez Yayınlandığı tespitinin yapıldığı ve taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. 19.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporunda \"...Müzik sektöründe bir şarkı sözü veya bestenin rayiç bedelinin ne olması gerektiği konusunda maktu bir fiyat ve kesin bir kriter olmamakla beraber söz konusu bedele etki eden bir takım belli başlı unsurlar vardır. Bunlar; Bestekar yahut söz yazarının hit olmuş eserleri üzerinden nam ve şöhreti, eseri piyasaya çıkaracak olan yapım şirketinin şöhreti, tanınırlığı, marka değeri; oluşturulmakta olan yapımın standart ticari bir yapım mı yahut sosyal sorumluluk projesi vs.olup olmadığı, bestekar yahut söz yazarının aynı yapım içinde birden fazla eserinin olup olmadığı, bestekar veya söz yazarının eserlerinin kullanımından ön anlaşma bedeli dışında başka bir gelir elde edemeyecekleri hususlarıdır. Yukarıda yer verilen tüm parametrelerin bir araya getirilmesi ve ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan başka bir eserine ilişkin 1 yıllık tüm mecralarda kullanım karşılığı 40.000-TL aldığına ilişkin fatura birlikte değerlendirildiğinde davaya konu TV programında yayınlanan şarkı sözünün kullanım bedelinin 3.000-TL olabileceği ve Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla FSEK 68 çerçevesinde bu bedelin 3 katının talep edilebileceği kanaatine varılmıştır.\" görüşüne yer verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesinde; \"Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması yada talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması\" halinde bölge adliye mahkemesince, esasın incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verileceği düzenlenmiştir.Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, kararında taleplerin herbiri hakkında verilen hükmü göstermesi gerekir (HMK mad. 26 ve 297/2). HMK'nun \"Taleple Bağlılık İlkesi\" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; \"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir\" hükmüne yer verilmiştir. HMK 297/2. maddede; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. <br>Davacının dava dilekçesi incelendiğinde, hükmün FSEK madde 78 uyarınca ilanına karar verilmesine ilişkin talebinin de bulunduğu, ancak bu talebi yönünden olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadığı görülmüştür.Davacı ve davalı tarafın rayiç bedel yönünden rapora itirazlarının olduğu, rayiç bedele ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, davacı tarafça sunulan faturaların benzer nitelikteki bir kullanıma ilişkin olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, 27.05.2019, 17.02.2020 ve 01.04.2020 tarihli faturarın rayiç bedel bahsinde emsal teşkil edip etmeyeceği, bu faturaların reklam filminde kullanılmış olması nedeniyle bu konuda açıklık getirilerek varsa başkaca benzer hususlarda rayiç bedel araştırması yapılarak sonuca varılması gerektiği bu yöndeki istinaf istemlerinin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;Bilirkişilerin  rayiç bedel araştırması yapması gerektiğine ilişkin istinaf isteminin davacı vekilinin istinaf istemi gibi yerinde olduğu, gerekirse meslek birliklerinden araştırma yapılarak teknik açıdan denetime elverişli rapor alınması gerekmekte olup bu yöndeki istinaf isteminin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır.Dava konusu eserin işleme eser olduğu, güfte ve beste aynı eserde birleşse bile, sahiplerinin ayrı ayrı korunduğuna yönelik Mahkeme değerlendirmesinde aykırılık bulunmadığından bu konudaki istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince davacı taleplerinden, ilan yönünden hüküm kurulmadığı, kurulmayan bir hükmün denetlenmesinin mümkün olmadığı ayrıca mahkemenin hüküm kurduğu tazminat istemi yönünden bedel araştırmasına yönelik eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, emsal araştırması yapılarak, müzik eserleri konusunda uzman bilirkişi eklenerek oluşturulacak heyetten ek rapor alınarak, ilana ilişkin talebe yönelik de hüküm kurularak karar verilmesi gerektiğinden, davacı ve davalı vekilinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca  kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 26. ve 297/2. maddeleri kapsamında değerlendirme yapmak ve diğer eksik hususlara ilişkin yeniden esas hakkında karar vermek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam edilmek üzere  karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/10/2019 tarih, 2017/753 E. 2019/422 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-İstanbul .... İcra  Dairesi'nin ... E. İcra takip dosyasına yatırmış olduğu bedelsiz teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f41a18f6d638d8bb","SID":"40b1aa728572bae5"}}