{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2020/1680 <br>KARAR NO\t: 2024/67 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                           K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/250 E.  -  2020/338 K.<br><br>DAVACI-KARŞI <br>DAVALI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALILAR KARŞI <br>DAVACILAR                       : <br><br>ASIL DAVANIN KONUSU\t:  Faydalı Modele Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,             Ref'i,   Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan<br><br>KARŞI DAVANIN KONUSU: Faydalı Model Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2020 tarih ve 2017/250 Esas - 2020/338 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>  TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin stadyum koltuk imalatı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve TR 2013 02239 Y sayılı faydalı model belgesine sahip olduğunu, davalıların müvekkilinin izni olmadan faydalı model konusunu ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu durumun Diyarbakır 3. AHM 2017/29 D. İş sayılı dosyası kapsamında yapılan keşif ile tespit edildiğini, davalıların eylemlerinin müvekkilinin faydalı modeline tecavüz teşkil ettiğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, davalılar vekilinin keşfe itirazda dayandığı 2014/04549 tescil no.lu tasarım belgesinin 6769 sayılı SMK’nın 155. maddesi gereğince savunma argümanı olamayacağını, davalıların eylemlerin faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, faydalı modele tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, meni ve refi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında sunduğu ıslah dilekçesi ile   250.802,26.-TL maddi tazminatın  davalı Şirketlerden, 212.148,41.-TL maddi tazminatın davalı ...’dan ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini ve  faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istemiştir. <br>Davalı Şirketler vekili, müvekkilleri ile dava dışı ... arasında Diyarbakır stadyumu işinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, müvekkillerin bu stada monte edilecek seyirci koltuklarının imalatı ve montajı konusunda diğer davalı ile sözleşme yaptığını, müvekkillerinin koltuk imalatçısı ya da pazarlamacısı olmadığını, faaliyeti alanının farklı bulunduğunu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini savunarak, davanın reddini istemiş; karşı davada da asıl davada davacının 2013/022239 sayılı faydalı modelinin yeni olmadığını, buluş olarak koruma kriterini haiz bulunmadığını ileri sürerek, 2013/022239 sayılı faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Diğer davalı ... vekili, müvekkili tarafından üretilen koltuklar için 2014/04549 sayılı tasarım tescilinin bulunduğunu, müvekkili tarafından üretilen koltukların davacının faydalı modelini ihlal etmediğini savunarak, asıl davanı reddini, karşı davada da 2013/022239 sayılı faydalı modelin yeni olmadığını ileri sürerek, 2013/022239 sayılı faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl dava bakımından dava konusu ürünlerin, davacının TR 2013/02239 Y sayılı faydalı model belgesinin koruma kapsamında kaldığı ve davalıların bu ürünlere ilişkin ticari faaliyetlerinin, davacının faydalı modelden doğan haklara tecavüz niteliğinde bulunduğu ve haksız rekabet oluşturduğu,  karşı dava bakımından TR 2013/02239 Y sayılı faydalı model belgesinin dosya kapsamındaki tüm deliller karşısında yeni olduğu, faydalı modelin hükümsüzlüğünü gerektirecek başkaca bir durumun da bulunmadığı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından asıl dava bakımından 251.802,26-TL maddi, 20.000,-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile  davacı adına tescil edilmiş TR 2013/02239 Y nolu faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, ref'ine, men'ine, faydalı modele ihlalin ve haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına, 251.802,26.-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi tazminatın, 03.05.2017 tespit tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :  Davacı vekili, davalı ... yönünden talep edilen 212.148,41 TL'lik  maddi tazminatın, diğer davalılar yönünden talep edilen 251.802,26-TL'lik tazminatın içinde varmış gibi reddedilmesinin doğru bulumadığını, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu gibi davalı şahıs ile davalı Şirketler aleyhine ayrı ayrı manevi tazminata ve bu talepler bakımından ayrı ayrı lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının açıklanan husular yönünden kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili tarafından üretilen ürünlerin davacının faydalı modelini ihlal etmediğini, davacının faydalı modelinin yeni olmadığını, aksi tespitler içeren ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı değerlendirmeler içerdiğini, davacının tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, ancak bu husususun mahkemece değerlendirilmediğini, hükme esas alınan tazminat miktarının hatalı olduğunu, ...'den gelen müzekkere cevabının, bilirkişi raporunda belirtilen eksikleri karşılamadığını, müvekkilinin 2018 yılındaki gelirinin hepsinin dava konusu işten elde ettiğinin kabul edilmeyeceğini, dosya kapsamında hangi çeşit koltuğun ne kadar üretildiğinin belli olduğunu, koltukların birim fiyatlarının da yer aldığını, buna göre koltuk maliyetleri düşüldükten sonra tazminat hesabı yapılması gerektiğini, ayrıca tazminat hesabında SMK'nın 151/3 ve 155. maddelerinin dikkate alınmadığını, manevi tazminat koşullarının bulunmadığını, karşı dava yönünden dava konusu faydalı modelin sundukları deliller karşısında yeni olmadığını, delil olarak sundukları dökümanın rüçhan tarihinin dava konusu faydalı modelin başvuru tarihinden önce olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin dava konusu koltukların üreticisi ya da pazarlayıcısı olmadığından, ürünlerin davacının faydalı modeline tecavüz edip edilmediğini bilebilecek durumda bulunmadığını, müvekkillerinin kusurlu olmadıklarını, karşı davaya konu faydalı modelin sundukları deliller karşısında yeni olmadığını, delil olarak sundukları dökümanın rüçhan tarihinin dava konusu faydalı modelin başvuru tarihinden önce olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, davacının maddi tazminat isteminin zaman aşımına uğradığını, müvekkili aleyhine hesaplanan tazminat miktarının yanlış olduğunu, zira müvekkilinin hak edişlerinde tüm işler üzerinden hesaplanan ilerleme oranının sadece koltukların monte edilmesi işine aitmiş gibi değerlendirildiğini, hesaplanan tazminatın farazi olduğunu, dava konusu işten zarar ettiklerini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gibi hükmedilen tutarın da fahiş bulunduğunu, ayrıca avans faizine hükmedilmesinin de isabetli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve  asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:1) Asıl dava, faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i , sonuçlarının ortadan kaldırılması,  maddi- manevi tazminat ve hükmün ilanı istemlerine, karşı davalar ise faydalı modelin hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t Karşı davaların tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nın geçici 1/2. maddesi uyarınca, karşı davaların konusunu oluşturan 2013/02239 sayılı faydalı modelin başvuru tarihinde 551 sayılı KHK hükümleri yürürlükte bulunduğundan, karşı davaların 551 sayılı KHK hükümlerine göre değerlendirilmesinin gerektiği, 2013/02239 sayılı faydalı modelin istemlerinin usuller sonucunda elde edilen ürünler ile kimyasal maddelerle ilgili olmadığı, usul içermediği, buluş konusunun açık ve tam olarak tanımlandığı, faydalı model konusunun KHK'nın 6. maddesinde bulunan patent verilemeyecek konular arasına girmediği, söz konusu faydalı modelin yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik şartlarını taşıdığının mahkemece alınan 28.06.2018 ve 11.02.2019 tarihli kök ve ek bilikişi  raporlarından anlaşıldığı, bahsi geçen raporlarda karşı davacılarca mesnet gösterilen tüm deliller ile dava konusu faydalı modelin karşılaştırılmasının yapılarak, dava konusu faydalı modelin yeni olduğunun ayırıntılı şekilde açıklandığı, karşı davacıların, karşı dava yönünden ileri sürdükleri istinaf itirazlarının da ayrıntılı şekilde 11.02.2019 tarihli ek raporda karşılandığı, anılan kök ve ek bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, açıklanan nedenlerle karşı davalara konu faydalı modelin hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince karşı davaların yazılı şekilde reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, karşı davacıların karşı davaya yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. <br>2) Taraf vekillerinin asıl davaya yönelik istinaf itirazlarını incelenmesine gelince;  asıl davada davacı vekili, Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/29 D.İş. sayılı delil tespiti dosyası ile Diyarbakır Stadyumunda bulunan stadyum koltuklarının asıl davada davacı adına tescilli 2013/02239 sayılı faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, bahsi geçen stadyumun yapım işinin davalı Şirketler tarafından üstlenildiğini, davalı Şirketlerin stadyumda bulunan ve ihlal oluşturan koltukları diğer davalıya yaptırdığını, davalıların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin müvekkili adına tescilli bulunan faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş, mahkemece de asıl davanın konusu oluşturan ve davalıların ticari faaliyetinde kullandıkları stadyum koltuklarının asıl davada davacının tescilli faydalı model belgesi kapsamında kaldığı, davacı adına tescilli faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden yazılı şekilde karar verilmiştir.<br>Gerek  Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/29 D.İş. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundan, gerekse de mahkemece alınan 04.08.2017 ve 28.06.2018 tarihli bilirkişi raporlarından, davalı Şirketler ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalı Şirketler tarafından yapımı üstlenilen Diyarbakır Stadyumu'nda bulunan ve davalı Şirketler ile diğer davalı arasındaki sözleşme kapsamında davalı ... tarafından üretilen koltukların asıl davada davacı adına tescilli bulunan 2013/02239 sayılı faydalı model kapsamında kaldığı, davalıların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin asıl dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 141/1 maddesi uyarınca, davacının faydalı modeline  tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, asıl davada davalılar vekillerinin bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde bulunmamıştır.<br>3) Ancak mahkemece, davalı Şirketlerin dava konusu ihlal oluşturan eylemi gerçekleştirmede kusurlu olduğu kabulüyle yazılı şekilde karar verilmişse de, bu konuda hiçbir inceleme yapılmadan anılan sonuca varılmıştır. Oysa davalı Şirketler vekili, ihlal teşkil eden koltukların üreticisi olmadıklarını, bu koltukları diğer davalıdan temin ettiklerini, bu nedenle dava konusu koltukların davacının faydalı modeline tecavüz oluşturduğunu bilebilecek durumda olmadıklarını savunmuştur. Dosya kapsamından bulunan bilgi ve belgelerden de ihlal oluşturan koltukların, davalı Şirketler tarafından yapımı üstlenilen Diyarbakır Stadyumu'nda bulunan ve davalı Şirketle ile diğer davalı arasındaki sözleşme kapsamında davalı ... tarafından üretilen koltuklar olduğu anlaşılmaktadır. Esasen bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık da yoktur.<br> Yargıtay 11. H.D.'nin 23.02.2021 tarih ve 2020/1422 E.- 2021/1612 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, taklit malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarını birbirinden ayırmak gerekir. Taklit  malların üreticilerinin kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin ise men ve ref sorumlulukları yönünden kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumlulukları kusur esasına dayalıdır. <br>\tNitekim dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanacak 6769 sayılı SMK’nın 150. maddesi (özellikle maddenin Hükumet Gerekçesi) uyarınca, tazminat sorumluluğu kusur esasına dayalı olup, taklit malların satıcısı yönünden sınai mülkiyet hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için; satıcının bu malların taklit olduğunu bilerek satması ve bu hususu bilebilecek durumda olması gereklidir. Bu durumda taklit malları üretenlerin ürettikleri malların tescilli sınai mülkiyet hakkına konu olup olmadığını bilmeleri gerekirken, satıcılar yönünden ise sektörel araştırma yapılarak malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satıcıların satışa sundukları malların, tescilli sınai mülkiyet hakkına konu olup olmadığını bilip bilmedikleri veya bilebilecek durumda olup olmadıkları hususlarının değerlendirilmesi gerekir. <br>Ayrıca, asıl dava davacı, davalılardan SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece de anılan madde kapsamında davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi yönünde alınan 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmişse de davalı ... vekilinin, asıl davada davacının dayandığı faydalı modelini kullanmadığını savunması yönünden hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılamamıştır. Oysa SMK'nın 145/1 maddesi atfıyla somut olay bakımından da uygulanması gereken SMK'nın 151/5 maddesinde faydalı model haklarına tecavüz halinde, faydalı model sahibinin bu Kanunda öngörülen kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varılması halinde, yoksun kalınan kazancın, ikinci fıkranın (c) bendine, yani sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli göre hesaplanacağı düzenlendiğinden, davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi açısından, davacının faydalı modelini kullanıp kullanmadığı hususunun da değerlendirilmesi gerekir. <br>Öte yandan, mahkemece tazminat yönünden hükme esas alınan 04.11.2019 tarihli bilirkişi raporu da hükme esas alınmaya elverişli değildir. Zira, yukarıda da açıklandığı üzere davacı taraf maddi zararının, SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca belirlenmesini tercih etmiş olup, bu duruma göre davalıların, tecavüz oluşturan eylemleri nedeniyle elde ettiği net kazancın belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı Şirketler yönünden yapılan tazminat hesabında, davalı Şirketlerin işvereni olan dava dışı ... tarafından davalı Şirketlerin alacakları için düzenlenen hak ediş belgeleri esas alınmışsa da, davalı Şirketlerin dava dışı ... ile yapıtğı sözleşme kapsamında üstlendiği iş, sadece eldeki davanın konusunu oluşturan stadyum koltuklarının yapımı işi değildir. Hak ediş belgelerinden hak ediş bedellerinin ne kadarlık kısmının stadyum koltuklarına ilişkin olduğu da anlaşılamamaktadır. Davalı ... yönünden yapılan tazminat hesaplanması da, anılan davalının 2018 yılı için verdiği gelir vergisi beyannameleri esas alınarak, anılan davalının 2018 yılı için  beyan ettiği  332.052,60 TL gelir nazara alınarak hesaplanmıştır. Ancak, davalı ... vekilinin yargılama sırasında ibraz ettiği deliller karşısında 2018 yılında elde ettiği gelirin, sadece davalılar arasındaki sözleşme kapsamında elde edildiğinin kabulü mümkün değildir. Bu hale göre, mahkemece  tazminat yönünden alınan raporun hükme esas alınması mümkün değildir.<br>Dairemizce asıl davada davalılar vekillerinin asıl davada yukarıda açıklanan hususlara ilişkin isitnaf itirazları yerinde görülerek, duruşma açılmasına  karar verilmiş, öncelikle asıl davaya dayanak 2013/02239 sayılı faydalı modeli kullandığına dair delilleri sunmak üzere davacı vekiline  kesin süre verilmiştir. Davacı vekilince verilen kesin sürede ilgili delillerini sunulduktan sonra, asıl davada  davalı Şirketlerin, davacının faydalı modeli ile dava konusu ürünün birbirine olan benzerliği, taraflar arasındaki ilişkiler ve yakınlık, faydalı modele konu ürünün tanınmışlığı ve piyasadaki satışının yaygın olup olmadığı gibi hususlar göz önüne alınarak, davacıya ait faydalı modelden haberdar olup olmadığı veya davacının faydalı modelini bilebilecek durumda bulunup bulunmadığı, davacı vekilince sunulan deliler kapsamında SMK’nın151/5 maddesi de değerlendirilerek davacının davalılardan tazminat talep edip edemeyeceği, talep edebilecekse tazminat miktarlarının tespiti hususlarında bilikişi raporu alınmıştır.<br>Dairemizce alınan 06.09.2023 tarihi bilirkişi raporunda,  <br>aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin birbirlerinin üretiminden ve satışa sunduğu ürünlerden haberdar olduğunun varsayıldığı,  stadyum, spor salonu vb. koltukları üreten <br>şirketlerin üretim konusu oldukça spesifik olduğundan, bu alanda üretim ve satış yapan <br>şirketlerin birbirlerinin ürettikleri ürünlerden haberdar olmadıklarının düşünülemeyeceği, faydalı <br>modellerin, buluş sahibinin tecrübesi ve teknik bilgisi ile yaratıcılığını birleştirerek, ortaya <br>çıkardıkları ürünler olduklarını ve tesadüfen aynı ürünün aynı şekilde üçüncü şahısların üretmesinin mümkün bulunmadığı, <br> asıl davada davalı Şirketlerin  asıl davada davacının faydalı modelinden haber olduğunun kabulünün gerektiği, asıl davada davalı Şirketler ile dava dışı ... arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenem hak ediş belgelerine göre, asıl dava davalı Şirketlerin 251.802,26 TL kar elde ettiği, davalı ...'nın da dosyada mübrez belgelerden 212.148,41 TL kar elde ettiğinin anlaşıldığı, bu tutarların davacının SMK'nın 151/2-b kapsamında davalılardan talep edebileceği tazminat miktarı olduğu, <br>SMK'nın 151/5’nci maddesi dikkate alınarak 151/2-c maddesi uyarınca <br>tazminat hesaplaması yapılabilmesi için öncelikle mahkemenin davacının patenti <br>kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu ile ilgili karar vermesi, akabinde yoksun <br>kalınan kazanç hesaplaması için emsal olabilecek nitelikteki lisans sözleşmesinin kullanım <br>bedellerine yönelik dosyada emsallerin olması gerektiği belirtilmiştir.<br>Dairemizce alınan rapora karşı asıl davada davalılar vekillerinin itirazlarının karşılanması ve  asıl davada davacının  faydalı modelinin kullanıma ilişkin sunduğu deliller kapsamında davacıya ait faydalı modelin SMK'nın 145 maddesi atfıyla aynı Kanunun 130. maddesi kapsamında kullanılıp kullanılmadığı hususunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, 23/11/2023 tarihli ek bilikişi raporunda, davalı Şirketlerin dava dışı ...  ile imzaladığı sözleşme kapsamında dava tarihine kadar aldığı hak ediş <br>tutarının 2.168.018,61-TL, davalı  ...’nın  davalı Şirketlerden dava konusu stadyum koltuklarının yapımı işi nedeniyle aldığı hakediş tutarının 1.916.216,35-TL <br>olduğu, davalı Şirketlerin kurumlar vergisi beyannamelerinden, dava dışı ...'den aldığı iş nedeniyle zarar beyanının, davalı ...’nın ise 2018 yılı gelir vergisi beyannamelerine göre 332.052,60-TL kar beyanının olduğu, <br>ancak  asıl davada davalı durumunda bulunan ... vekili tarafından sunulan 26.07.2019 tarihli dilekçeden anlaşılacağı üzere asıl davalı ...'nın dava konusu stadyum koltuk üretim işi dışında başka işle de iştigal ettiği, hasılat ve kar kavramlarının birbirinden farklı kavramlar olup, dava konusu işten davalılar <br>tarafından ne kadar kar elde edildiği veya taraflar açısından dava konusu işten kar elde edilip <br>edilmediği, dava tarihine kadar dava konusu iş ile ilgili ne kadar bir maliyete katlanıldığı hususlarının dosya <br>kapsamından mutlak olarak tespit edilemediği, dava konusu işin spesifik bir imalat işi olması nedeniyle doğrudan bu işe yönelik <br>karlılık oranının resmi olarak ilan edildiği bir platformun olmadığı, ancak İmalat <br>Sanayiine yönelik TCMB tarafından açıklanan karlılık oranları irdelendiğinde “başka <br>yerde sınıflandırılmamış imalatlar” için 2018 yılı ile ilgili net satışların net kara oranının, <br>bir diğer deyişle brüt kar marjının %4,1 civarında olduğu, ilgili alt sektör için açıklanan <br>mali tablolardan hareketle dönem karının brüt satışlara oranının %5,35 olduğu, <br>davalıların yukarıda belirtilen hak ediş tutarlarından hareketle hesaplama yapılacak olması durumunda; asıl davada davalı Şirket için 108.400,93-TL, ... için 95.810,81-TL karlılığın hesaplanabileceği, <br><br>SMK'nın 151/5’nci maddesi dikkate alınarak 151/2-c maddesi uyarınca <br>tazminat hesaplaması yapılabilmesi için öncelikle mahkemenin davacının patenti <br>kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu ile ilgili karar vermesi, akabinde yoksun <br>kalınan kazanç hesaplaması için emsal olabilecek nitelikteki lisans sözleşmesinin kullanım <br>bedellerine yönelik dosyada emsallerin olması gerektiği bildirilmiştir.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, Dairemizce istenilmesine rağmen ne bilirkişi kök raporunda ne de  bilikişi ek raporunda, asıl davada davacının sunduğu deliller kapsamında  2013/02239 sayılı faydalı modelin kullanılıp kullanılmadığı konusunda bir inceleme yapılmamışsa da asıl davacı vekilinin sunduğu deliller kapsamında, davacının faydalı modelini kullanıp kullanmadığı hususu Dairemizce değerlendirilebileceğinden, anılan hususun kök ve ek bilikişi raporlarında incelenmemesi bir eksiklik olarak görülmemiş, asıl davada davacının sunduğu delillerden, davacının 2013/02239 sayılı faydalı modelini kullandığı kanaatine varıldığından, asıl davada davacının davalılardan SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında tazminat isteminde bulunabileceği kabul edilmiştir.<br>Ayrıca Dairemizce alınan kök ve ek bilikişi raporlarında, davalı Şirketlerin dava konusu stadyum koltuklarının davacı adına tescilli faydalı modele konu olup olmadığını bildiği veya bilebilecek durumda olduğu yönündeki tespitlere Dairemizce de iştirak edilmiş, davalı Şirketlerin kusurlu bulunduğu bu nedenle tazminat taleplerinden sorumlu olduğu kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan, asıl davada davalıların, ihlal oluşturan eylemlerinin farklı olması, yani asıl davada davalı ...'nın dava konusu stadyum koltuklarını üretmesi, diğer davalı Şirketlerin de davalı ...'nın ürettiği ve ihlal oluşturan koltukları ticari faaliyetinde kullanması eylemlerinin, davacının faydalı modeline tecavüz oluşturması ve bu durumun doğal sonucu olarak, davalıların ihlal oluşturan eylemi nedeniyle elde ettikleri karın da ayrı olacağı zira davalı ...'nın üretiği koltukları, diğer davalılara satarken ayrı kar elde edeceği diğer davalıların da bu koltukları ...'ye satarken ayrı kar elde edeceği gözetildiğinde, asıl davada davacının davalı ... ve davalı Şirketlerden SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca ayrı ayrı tazminat isteminde bulunabileceği dolayısıyla mahkemece, tüm davalıların tek bir kalem kar tutarı üzerinden müteselsilen sorumlu tutulmasının doğru olmadığı kanaatine varıldığından, asıl davada davacının, bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.<br>Bu tespitlerden sonra asıl davada davacının asıl davada davalılardan SMK'nın 151/2-b maddesi kapsamında talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesine gelince; Dairemizce alınan 06.09.2023 tarihi kök bilirkişi raporunda tazminat hesabının, ilk derece mahkemesince alınan ve yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilikişi raporunda tazminat hesabında esas alınan veriler dikkate alınarak yapıldığı anlaşıldığından, bu rapora Dairemizce itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Dairemizce alınan bilirkişi ek raporunda da ifade edildiği üzere, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, davacının SMK'nın 151/2-b kapsamında talep edebileceği tazminat miktarının tam olarak belirlenmesi mümkün değildir. Zira yine yukarıda da açıklandığı gibi  davalı Şirketlerin dava dışı ... ile yaptığı sözleşme kapsamından, üstlendiği işin sadece işbu davanın konusunu oluşturan stadyum koltuklarının yapımı işi olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı Şirketler ile dava dışı ... arasında düzenlenen hak ediş belgelerinden, anılan sözleşme kapsamında davalı Şirketlere ödenen hak ediş bedellerinin ne kadarlık kısmının stadyum koltuklarına ilişkin olduğu anlaşılamadığı gibi davalı Şirketlerin iş bu davanın konusunu stadyum koltuklarının yapımı nedeniyle oluşan maliyet giderleri de tespit edilememektedir. Davalı ...'nın 2018 yılında elde ettiği gelirin, sadece davalılar arasındaki sözleşme kapsamında elde edildiğinin kabulü de mümkün değildir. Nitekim anılan davalı vekilince ilk derece mahkemesince sunulan delillerden, anılan davalının belirtilen yıl içinde başka işlerle iştigal ettiği anlaşılmaktadır. Yine bu davalı yönünden sarf edilen maliyet giderlerinin miktarı da dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden tespit edilememektedir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı zararının SMK'nın 151/2-b maddesine göre belirlenmesi mümkün olmadığından ve  TBK'nın 50. maddesi uyarınca uğranılan zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde hakimin, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi bulunduğundan, Dairemizce alınan ek bilikişi raporunda davalı Şirketler için 108.400,93-TL, ... için 95.810,81-TL olarak belirllenen  karlılık tutarlarının, davacının talep edebileceği tazminat olarak esas alınması hakkaniyete uygun görülmüş ve anılan tutarlar  hüküm altına alınmıştır.<br>Taraf vekillerinin asıl davada hükmedilen manevi tazminat yönünden istinaf itirazlarının incelenmesince gelince, asıl davada davacının faydalı modelinin ihlali nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-ç maddesine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunabileceği pek tabiidir. Ancak özel durumlar göz önünde tutularak hükmedilecek manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut uyuşmazlıkta manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, asıl davada davalıların bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarı, olayın oluş şekli, olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetildiğinde, hakkaniyete uygun görülmediğinden, asıl davada davacı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları haklı bulunmuş ve açıklanan hususlar dikkate alındığında Dairemizce, asıl davada talep edilen 100.000,00-TL manevi tazminatın, somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun olduğu değerlendirildiğinden, anılan tutar manevi tazminat olarak hüküm altına alınmıştır.<br>                       Her ne kadar asıl davada davacı vekili, davalı ... ve davalı Şirketler yönünden ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da, asıl davada davacının, gerek dava dilekçesinde gerekse de ıslah dilekçesinde manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği ve  HMK'nın 26. maddesi uyarınca da, hakimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği gözetildiğinde, asıl davada davacının bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>Ayrıca, asıl davada davalılar vekilleri, asıl davadaki tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığı yönünden istinaf itirazında bulunmuşsa da, anılan davalılar vekilleri tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığından, Dairemizce asıl davada davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf  itirazı yerinde bulunmamıştır.<br>                      Davalıların ihlal oluşturan dava konusu eylemlerinin tespit tarihinin 03.05.2017 olduğu ve uyuşmazlığın niteliği gözetildiğinde, Dairemizce hüküm altına alınan tazminat tutarlarına 03.05.2017 tarihinden itibaren  avans faizi işletilmiştir.<br>                  6769 sayılı SMK'nın 149/1-g maddesi uyarınca, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini veya ilgililere tebliğ edilmesini isteyebileceğinden, Dairemizce davacı vekilinin hüküm özetinin ilanı talebinde bulunmasında menfaatinin olduğu düşünülmüş ve ilan talebinin de kabulüne karar verilmiştir.<br>Dairemizce asıl davada davalılar vekillerinin, asıl davaya ilişkin yukarıda açıklanan istinaf itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla duruşma açıldığından, asıl davada davcaı vekilinin yine yukarıda açıklanan hususlarda istinaf itirazları yerinde görüldüğünden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile asıl davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, asıl davada davalılar-karşı davalarda davacılar vekillerinin karşı davaya ilşkin istinaf itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden, yani ilk derece mahkemesinin karşı davalar yönünden verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, karşı davalar bakımından ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki harç ve vekalet ücretine hükmedilmiştir.   <br>                <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf  vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/10/2020 gün ve 2017/250 Esas 2020/338 Karar  sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile, davalıların dava konusu eylemlerinin davacı adına tescilli TR 2013/02239 sayılı faydalı modele tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, ref'ine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,<br>\t3-95.810,81-TL maddi tazminatın 03.05.2017 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t4-108.400,93-TL maddi tazminatın 03.05.2017 tarihinden işleyecek  avans faiziyle birlikte davalılar .... A.Ş'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine<br>\t5-100.000,00-TL manevi tazminatın 03.05.2017 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t6-Hükmün kesinleşmesine müteakip gideri davalılardan alınmak suretiyle Türkiyede ulusal çapta yayın yapan yüksek trajlı bir gazetede ilanına,  <br>              7-Harçlar Kanunu uyarınca maddi olmayan istemler yönünden alınması gereken 427,60-TL  maktu karar ve ilam harcının  davalılardan tahsili ile  Hazineye irat kaydına,<br>8-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 6.544,84-TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı olarak alınan 3.953,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.591,84-TL'nin davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t9-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 7.404,86-TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı olarak alınan 3.953,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.451,86-TL harcın  davalılar .... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t10-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 6.831,00-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 1.724,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.106,17-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>             11-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, maddi olmayan istemler yönünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine<br>\t12-Maddi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden ve davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t13-Maddi tazminat davası kısmen kabul edildiğinden ve davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılar .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine,<br>14-Maddi tazminat davası kısmen reddediliğinden ve davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,<br>15-Maddi tazminat davası kısmen reddediliğinden ve davalı Şirketler kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Şirketlere verilmesine<br>\t16-Manevi tazminat davası kabul edildiğinden davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 13/2 maddesine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t17-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.500,00-TL bilirkişi ücreti, 411,80-TL tebligat ve posta masrafı, istinaf aşamasında yapılan 9.000,00-TL bilirkişi ücreti, 72,1‬0-TL posta ve tebligat masrafı, 148,60-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 15.132,5‬0-TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen takdiren 9.212,63-TL'ye mahsup edilen 7.906,00-TL ıslah harcı, 1.724,83‬-TL peşin harç, 31,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 18.874,86‬-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t18-Davalıların asıl dava bakımından sarf ettiği yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t19-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t20-Karşı davaların REDDİNE,<br>\t21-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 54,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 14,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 39,90-TL davalılar/karşı davacı şirketlerden alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t22-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 54,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 14,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 39,90-TL  davalı/karşı davacı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına,<br>\t23-Davacı/ karşı davalı, kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen  4.910,00-TL vekalet ücretinin davalılar/karşı davacı şirketlerden alınarak davacı/ karşı davalıya verilmesine, <br>\t24-Davacı/karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 4.910,00-TL vekalet ücretinin davalı/karşı davacı ...'dan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, <br>\t25-Davalılar/karşı davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,<br>\t26-Karşı davada, davacı/karşı davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t27-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),\t<br>\t28-Davacı/karşı davalıdan peşin olarak alınan 4.642,30-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı karşı davalıya iadesine,<br>\t29-Davalı/karşı davacı ...'dan asıl dava yönünden peşin olarak alınan 4.696,70-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalı karşı davacıya iadesine,<br>\t30-Davalılar/ karşı davacı Şirketlerden asıl dava yönünden peşin olarak alınan 4.696,70-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılar /karşı davacı şirketlere iadesine,<br>31-Harçlar Kanunu uyarınca davalı/karşı davacı ...'dan karşı dava yönünden alınması gereken  427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı/karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davalı/karşı davacı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br> 32-Harçlar Kanunu uyarınca davalılar/karşı davacı Şirketlerden karşı dava yönünden alınması gereken  427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar/karşı davacı Şirketler vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davalılar/karşı davacı Şirketlerden tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t33-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve birden fazla duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 20.400,00-TL vekalet ücretinin davalılar/karşı davacılardan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, <br>\t34-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve birden fazla duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 20.400,00-TL vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalılar/karşı davacılara verilmesine, <br>\tDair, duruşmaya katılan davacı-karşı davalı vekili, davalılar-karşı davacılar şirket vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalı-karşı davacı vekilinin yokluğunda yapılan açık yargılama sonucunda 17/01/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/01/2024  <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/02/2024   <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb7b550f40d328fc","SID":"da1bec1370038f00"}}