{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/925 <br>KARAR NO\t\t: 2024/132<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/1490 Esas 2021/253 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 19.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.01.2024<br><br>\tİzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.03.2021 tarih 2018/1490 Esas 2021/253 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :  Davacı vekili,  müvekkil şirket nezdinde 26/10/2013-2014 tarihleri arasında ZMSS poliçesiyle sigortalı olan ... plakalı aracın 31/05/2014 günü dava dışı alkollü sürücü ... sevk ve idaresinde iken ... plakalı araca çarparak ... ve ... isimli çocukların yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza sonrası mağdurlar tarafından İstanbul Anadolu 3 ATM nezdinde şirketleri aleyhine 2015/553 esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını bunun üzerine davacılar ile sulh olunarak 27.000 TL asıl alacak 3.240,00TL vekalet ücreti 1000 TL faiz 1500 TL icra vekalet ücreti 264,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 33.004,50 TL ödediklerini kazanın salt alkolün etkisiyle meydana gelmesi nedeniyle ödeme tutarının sigorta genel şartları B.4/d maddesine göre sigortalısına rücu etmek üzere İzmir 23. İcra müdürlüğünün 2018/4980 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak borçlunun haksız ve kötüniyetli olarak bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, uyuşmazlık konusu aracın kaza tarihi öncesinde uzun süreli kira sözleşmesi ile ... San. Tic Ltd. Şti 'ne kiralanmış olduğunu, bu nedenle işleten sıfatlarının olmadığını ve davanın reddini istemiş, daha sonra verdiği ıslah dilekçesiyle zamanaşımı defi ileri sürmüştür.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın 10/12/2018 tarihinde açıldığı, icra takibinin ise 27/03/2018 tarihinde açıldığı, buna göre icra takibinin yapıldığı tarih ile ödeme tarihi dikkate alındığında 2918 sayılı KTK'nun 109/son maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, davalı vekilince 30/06/2020 tarihli ıslah dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı tarafça süresi içinde sunulan bir cevap dilekçesinin bulunmadığını,  dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalıya 12.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafça cevap dilekçesinin 26.01.2019 tarihine dek sunulması gerekirken 30.01.2019 tarihinde ibraz edildiğini, davalının cevap dilekçesinin süresinde olmaması nedeniyle ıslah dilekçesi ile zamanaşımı def’inde bulunamayacağını, ıslah işleminin yapılabilmesi için için herşeyden evvel daha önce süresinde verilmiş bir cevap dilekçesinin varlığının gerektiğini, yerel mahkeme tarafından, esasa ilişkin yargılama yapılmasına karşın, davalının zamanaşımı definin kabul edildiğini, ancak cevap dilekçesi süresinde verilmediğinden ıslah dilekçesinin hukuki sonuç doğurmayacağını, bununla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydı ile, zamanaşımı süresinin TBK m. 72 ve m.79 gereğince ödeme ve/veya öğrenme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıllık zamanaşımı olduğundan iş bu davanın süresinde açıldığını, istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tGEREKÇE :Dava, Karayolları Trafik Kanunu Mali Sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın dava dışı sürücü tarafından alkollü olarak kullanılması sebebiyle meydana gelen kaza sonucunda 3. kişilere ödenen tazminatın tahsili hususunda başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istmine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br>\t\tHMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafın istinaf başvuru dilekçesinde bildirdiği sebeplerle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak incelenmiştir.  <br>\t\tDosyanın incelenmesinde dava dilekçesinin davalıya 12.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin esasa cevap süresi içerisinde 22/01/2019 tarihli dilekçesiyle,  cevap verme süresinin uzatılmasını talep ettiği, mahkemece davalının iki haftalık cevap süresine ek olarak, cevap süresinin ek iki hafta  süreyle uzatılmasına karar verildiği, davalı vekilince cevap dilekçesinin 30.01.2019 tarihinde ek cevap süresi içerisinde ibraz edildiği, buna göre davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.<br>\t\t2918 sayılı KTK'nun 109/son maddesinde motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağının hükme bağlandığı, bu düzenlemenin Trafik Sigortası Genel Şartlarının C.8. maddesinde aynen yer aldığı, eldeki davanın ZMMS poliçesine dayalı olarak sigorta şirketinin kendi akidi aleyhine açılan bir dava olduğundan, bu davada zamanaşımı süresinin ödeme tarihinden itibaren 2 yıl olduğu, davaya konu kazanın  31/05/2014 tarihinde meydana geldiği, ödemenin 25/12/2015 tarihlerinde yapıldığı, icra takip tarihinin 27/03/2018 tarihi olduğu, bu durumda kaza tarihinden itibaren 2 yıllık  zamanaşımı süresi dolduktan sonra  icra takibi başlatıldığı gözetilerek, davanın zamanaşımı sebebiyle sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  <br>\t\tSonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin, istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına yer olmaksızın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,30 TL'nin davacıdan tahsiline,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeni ile davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19.01.2024<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ebcfff35f6d4478","SID":"cb780513124c8cf8"}}