{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2273 <br>KARAR NO\t: 2024/194<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 05/03/2020<br>NUMARASI\t: 2018/225 E. - 2020/118 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının uzun senelerdir ticari faaliyetlerini \"...\" ibareli markalar ile sürdürdüğünü, ... tescil nolu \"... (arapça ve latince karakterlerle) şekil\" markasının Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğin 03., 05., 29., 30., 31. ve 32. sınıflarında yer alan mallar için tescilli olduğunu, ... kod numaralı \"...\" ibareli Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin tebliğ'in 35., 43. ve 44. sınıflarında yer alan hizmetler için tescilli olduğunu, ... kod numaralı \"...\" ibareli markasının Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ'in 03., 05., 29., 30., 31., 32., 35., 43. ve 44. sınıflarında yer alan mallar ve hizmetler için tescilli olduğunu, \"...\" ibaresi bakımından gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca markayı belirlenen kriterlere göre kullanan kişinin marka bakımından tescili olmasa dahi gerçek hak sahibi olduğunu, gerçek hak sahipliğinin tespiti halinde, sonradan huzurdaki dava konusu markalar gibi kötü niyetle ve sonradan yapılan tesciller bakımından hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, davacıya ait \"...\" ayırt edici ve esas unsurlu markaları başta bitki çayı olmak üzere, çok sayıda üründe kullanmakta olduğunu, davalı tarafça davacıya ait markanın başına \"...\" ibaresi getirilmek sureti ile kötü niyetli olarak tescil alındığını, Herb kelimesinin ingilizce kökenli bir kelime olmakla birlikte, \"...\" anlamına geldiğin, ... kelimesinin ise, bitkisel anlamına geldiğini, \"...\" kelimesi ise, \"bitki uzmanı\" anlamına gelmekle birlikte, başta bitki çayları olmak üzere ilgili tüm sınıflarda genel ibare niteliğinde olduğunu, hal böyle iken, davalı yana ait tescilli markada yer alan \"...\" ibaresi ile müvekkiline ait \"...\" ibareli markanın tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açacağını, davacı müvekkili tarafından markanın çoğu üründe ... ve/veya  ... şeklinde kullanılmakta olduğunu, müvekkiline ait ürünler üzerinde \"...\" yani \"...\" anlamına gelen genel ibarenin yer aldığını, müvekkili tarafından ... markası altında satılan ürünlerin varlığına karşın davalı tarafça ...  şeklinde yapılan marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili firmaya ait ürünler ile davalı yana ait ürünlerin tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali dahi bulunduğunu, \"...\" ibaresinin müvekkilinin soyadı olup, ticari faaliyete konu edilmek sureti ile ve senelerdir yapılan maddi - manevi yatırımlar ile nihai tüketici nezdinde tanınır hale getirilmiş bir ibare olup müvekkilinin \"...\" markası bakımından gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın Türkiye ile birlikte dünya'da çok sayıda ülkede tescilli bulunan ve tescilli bulunduğu hemen her ülkede satılan davacıyla özdeş hale geldiğini, müvekkiline ait markaların aralarında Endonezya, Çin, Hindistan, Irak, İran, Kuveyt, Ürdün, Gazze, Malezya, Umman, Rusya, Singapur, Tayvan, Sri Lanka, Tayland, Amerika, Vietnam, Yemen, Suudi Arabistan, Sudan, Libya vb. de dahil olmak üzere çok sayıda ülkede ayrıca tescilli bulunduğunu, ayrıca Avrupa Birliği ve Afrika Birliği ülkelerinde de tescilli olduğunu, müvekkilinin \"...\" ibaresini ticari faaliyetlerinde etkin bir şekilde uzun yıllardan bu yana kullanmakta olduğu, mevzuat hükümleri ve yüksek mahkemenin yerleşik içtihatları uyarınca işbu dava konusu markaların davalılarca tescil edilmesinin taraflarınca kabul edilemeyeceğini, müvekkiline ait internet sitesinin de http://www...net seklinde olmakla birlikte davalı yana ait markanın müvekkili ile benzer şekilde kullanıldığı ve iltibas tehlikesi yaratılma cabası ile tescil edildiğinin aşikar olduğunu, davalıların dava konusu markayı müvekkili ile aynı sınıflarda tescil ettirmiş olmasının nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, zira müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile davalıların \"...\" markası arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, davalıların dava konusu markalarını müvekkili ile aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi - manevi zarar vereceğini, bu durumun da haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili firma ile aynı sektörde  aynı ürünler üzerinde ticari faaliyette bulunan davalıların dava konusu markası ile müvekkilinin markalarının nihai tüketici tarafından kanştırılacağının aşikar olduğunu, zira müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalıların da müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının \"basiretli tacir sıfatı\" ile bağdaşmadığını, davalıların dava konusu olan ve müvekkilinin markaları bakımından iltibas tehlikesi barındıran ve haksız rekabet teşkil eden markasının hükümsüzlüğünü talep ettiklerini, davalıların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... no ile tescilli olan \"...\" ibareli markasının 3. Kişilere devrinin önlenebilmesi için yargılama sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesi bu kararın marka siciline şerh düşülmesini ve davalıların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdınde tescilli bulunan ... kod numaralı '...\" ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilinden terkinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ...  markasının, logosuyla ve görseliyle ayrı bir marka olduğunu, ... ile benzerliğinin olmadığını, davalı ...'nun arkadaşı olduğunu, bazı işlerinde Türkiye'yi tanımadığı için ve Türkçeyi bilmediği için yardımcı olduğunu, marka tescilinde de yardımcı olduğunu, meslek içeren markaların tescil edilemeyeceğini,  ... ismini türettiklerini, Hattat'a,  Sultani yazıyla yazdırdığını, sonra Logo haline getirip müracaatta bulunduklarını, ... harç parasını yatırmadığı için ... markasını kendisinin aldığını, ... ın Suriye'ye özel ürünler yaptığını, Suriye çaylarının piyasada farklı markalarla bulunduğunu, baharatçı piyasalarında çaylar ve ürünlerin hemen hemen benzer olduğunu, ...ın özel bir marka olduğunu, ... marka olmadığını, meslek ismi olduğunu, ... manasına geldiğini, Meslek isimlerini 556 sayılı KHK nın 7/l(d) maddesi gereği iptal edilmesi gerektiğini, ... birinin soyadı olabileceğini, ancak bir meslek ismi olduğunu, ülkemizde  ..., demirci soyadı olanların olduğunu, ... ın ise Arapça olduğu ve muhtemelen anlaşılmadığı için marka olarak tescil edildiğini, ... kelimesinden türetildiğini ve koku manasına geldiğini, ... ise koku yapan bitkisel ürünleri satan anlamına geldiğini, ... ve ... isminden türetilerek alınan birçok markanın olduğunu, Türk Vatandaşlarına verilmeyen ... kelimesinin Suriye firmasına verilmiş olduğunu, diğer davalıya markasını teslim ettiğini, marka tescilinde bulunan hakkını da teslim edeceğini beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Davacının ... ibaresini davalıdan önce tescil ettirip kullandığı, markanın esas unsurunun ... kelimesi olup davacı adına ... ve ... tescil nolu markalarda yer alan şekil unsurunun markaların esas unsuru olduğu, davaya konu markanın ise yeşil fon üzerinde ŞEKİL + ... kelimelerinden oluştuğu, davacının markasının esas unsuru olan ... ibaresinin davacının soyadından geldiği ve bu şekilde 2009 yılından beri kullanıldığı, davaya konu markanın \"... \" şeklinde kullanıldığı, ... kelimesinin ingilizce olup Türkçe karşılığının bitki uzmanı anlamına geldiği, davalı tarafça ... ibaresinin, ... kelimesinin başına getirilerek farklılık yaratmaya çalışıldığı, ... ve ... kelimelerinin Türkçe karşılığının ortak olarak bitki uzmanı ve güzel koku, şifalı ve sağlığa faydalı bitkileri hazırlayıp satan kişi olarak değerlendirildiğinde her iki kelime de temel olarak bitkilerden anlayan uzmanlık alanı bitki olan kişiler olarak algılandığı, davacının tescilli markaları içinde \"... \" ve/veya \"...\" şeklinde bir markanın olmadığı, markaların tescil edildiği şekilde kullanılmalarının hukuki bir yükümlülük olduğu, davacının ... no ile tescilli ... kelime markası ile davalıya ait ... no ile tescilli ... şekil + ... \" markası arasında görsel anlamda benzerlik bulunmadığı, davacının ... ve ... numarası ile tescilli olan ... markaları ile davaya konu ... no ile tescilli  ... şekil + ...\" markası arasında, söz konusu markaların kelime ve şekilde oluşan markalar olduğu, kelime markalarında kelimenin kendisinin koruma altına alındığı, şeklin büyük harf veya küçük harfle yazılmış olmalarının öneminin bulunmadığı, markalarda \"...\" ile \"...\" kelimesinin benzer olmasına rağmen, özellikle renk-şekil-kompozisyon ile '...' ek kelimesinin yarattığı baskın farklılık nedeniyle, taraf markalarının görsel, anlamsal ve işitsel açıdan farklı olduğu gibi ortak bir anlamlarının da bulunmadığı, davaya konu markada yer alan '...' kelimesinin baskın unsur olmadığı ve zayıf niteliği göz önünde bulundurulduğunda, genel izlenim açısından markaların benzer olmadığı, markalar arasında 6769 sayılı SMK nun 6.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... aleyhine açılan davanın ise; Hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu markanın TPE'den gelen kayıtlarda davalı ... adına tescilli olduğu, 6769 sayılı SMK’nun 41/2 maddesinde, marka  sicilinin aleni olduğu, talep edilmesi halinde sicil örneğinin verileceği hükmü  yer almakta olup, dava tarihi itibarıyla  dava doğru hasma  yöneltilmediğinden davanın husumetten reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -...'nun dava konusu markanın sahibi olan iki kişiden biri olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumuna ait  ... \"http://www...gov.tr\" www.....gov.tr internet sitesi üzerinden dava konusu marka sorgulanarak elde edilmiş olan ekran görüntüsünde, dava konusu markanın davalılar ... ve ... adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle husumetten red kararının yerinde olmadığını, -hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, maddi hata olduğunu, taraflar arasında benzerliğin mevcudiyeti tespit edilmemiş olduğundan markaların kapsamlarının karşılaştırılmasına gerek bulunmadığı tespit ve iddiasının sunulmuş  olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi incelemesinin iki aşamada; markaların benzerliğinin bütün olarak değerlendirilmesi yanında mal ve hizmetler arasında mevcut benzerliğin de saptanmasının zorunlu olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, -Davalı tarafça Müvekkiline ait markanın taklit edildiğini, sadece markanın taklidi ile yetinilmeyip ürün görsellerine kadar da birebir bir taklit gerçekleştirildiğini, dava dilekçesi ekine eklendiğini, hükme esas alınan raporda benzer değildir denilen “şekil” esasen arapça kelime olup birebir aynı kelime olan “...” anlamına geldiğini, müvekkiline ait marka tescilinde “... (arapça ve türkçe karakterlerle) şekil” olarak tescil edilmiş olan markada da açıkça tespit edilebilir durumda olduğunu,  hükme esas alınan raporda sadece Türkiye'nin dikkate alındığını, davalı yanın Suriye çayları üreten firmaların ürünlerinin aynı ürünler olduğunu dile getirdiğini ve kendilerinin de “... ” markası altında suriye çayları ürettiklerini ve bu ürünlerin müvekkili ürünlerinden tamamen farklı olduğunu iddia ettiğini, raporda davalının davalı aleyhine olan beyanlarının dahi yok sayıldığını,-Müvekkilinin uzun senelerdir ticari faaliyetlerini “...” ibareli markaları sürdürdüğünü, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve aynı tüketici kitlesine hitap eden davalıların müvekkili markalarından haberdar olmamalarının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda “...” ve “... ” markasının arapça yazılarını da ihtiva eder şekilde aynı ürünlerde kullanılmasının her nasılsa “tesadüf” olarak değerlendirildiğini,  bilirkişiler tarafından öncelikle dava konusu markaların kullanıldığı ürünler bakımından ... ibaresinin genel ibare olduğu bildirildiğini, ancak daha sonra her nasılsa ... şeklinde tescil edilmiş olan davalı markası bakımından “...” ibaresinin baskın farklılık yarattığının bildirildiğini, bir kelimenin bir sınıf bakımından hem genel ibare hem de baskın farklılık yaratan bir unsur olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağını,  -Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan cümle dikkate alındığında “...” ibaresinin herkes tarafından kullanılan tamamlayıcı unsur niteliğinde bir kelime olduğu “bitki çayları” bakımından en ufak bir ayırt edicilik niteliği bulunmadığının tartışmasız olduğunu, davacının “...” markası bakımından gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, davalıların davacı markasından haberdar olduğunu, tescilini kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini,  “...” ibaresinin müvekkilinin soyadı olduğunu,-Bilirkişilerin markaların tescil edilmiş olduğu mal ve hizmet sınıflarının içeriğinin değerlendirilmeksizin rapor tanzim edildiğini,  ürün görsellerinde her iki tarafın da “yeşil” kullandığını, yeşil rengin ayırt edicilik kazandırdığı tespitinin yerinde olmadığını, bilirkişilerce müvekkilinin bitki çayları bakımından markasını kullanımı, gerçek hak sahipliği tanındığını ancak müvekkilinden seneler sonra davalıların bitki çaylarında kullanılan ... markası karşısında ne gerekçe ile ... ibaresini marka olarak tescil ettirmiş olduklarının açıklanmamış ve tartışılmamış olduğunu,  -Müvekkilinin \"...” ibareli markaları ile davalıların “...” markası arasında iltibas tehlikesi olduğunu,  markaların aynı sektörde kullanıldığını, davalı yanın cevap dilekçesinde kendilerinin de bitki çayları üretmekte olduklarını ikrar ederek Müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini bildirdiklerini, -Davalıların dava konusu markalarını müvekkili ile aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi ve manevi olarak zarar vereceğinden haksız rekabet teşkil ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete ilişkin hükümlerinin de müvekkilini koruduğunu,-bilirkişilerce arapça aynı kelimenin yazılışından ibaret olan iki görselin dahi “farklı” bulunduğunu, denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz rapora dayanarak kurulan hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava davalı adına tescil edilen “... no ile tescilli ... şekil + ... markasının” hükümsüzlüğü ve terkinine  karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı vekili, davacıya ait \"...\" markasının öncelikli olarak hak sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin hak sahibi olduğu markasının benzerini tescil ettirdiğini iltibas oluştuğunu  beyanla, davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilinden terkinini talep  etmiştir. Davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... kod numaralı “... (arapça ve latince karakterlerle) şekil” ibareli Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 03., 05., 29., 30., 31. ve 32. sınıflarında tescilli marka, ... kod numaralı “...” ibareli Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 35., 43. ve 44. sınıflarında tescilli marka, ... kod numaralı “...” ibareli Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 03., 05., 29., 30., 31., 32., 35., 43. ve 44. sınıflarında tescilli markaların sahibi olduğu anlaşılmıştır.TPMK kayıtlarına göre, Davaya konu ... no ile tescilli ... şekil + ... markasının davalılar adına 24.01.2018 tarihi itibariyle tescilli olduğu  anlaşılmıştır. Markaların karıştırılma ihtimali bulunması 6769 sayılı SMK'nun 25. maddesinde hükümsüzlük sebebi olarak sayılmıştır.Marka tescilinde nispi ret sebeplerinin yer aldığı 6769 sayılı SMK'nun 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir Yapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir. Somut olayda, toplanan deliller, TPMK kayıtları tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davalıların, davaya konu markasının 5. Sınıftaki bitkisel ürünler ve içeceklerin de içinde bulunduğu ürün grubunda tescilli oldukları sınıfların davacının markaları ile aynı olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve mahkeme karar gerekçesinde taraf markalarındaki sözcük unsurlarının \"...\" ibarelerinin, işitsel olarak benzer olmakla birlikte, davacı markasının \"...\" olduğu, davalının markasında ise \"...\" ibaresinin yardımcı unsur ve farklılaştırılarak \" ...\" olarak kullanıldığı ve \"...\" kelimesi içerisindeki \"...\" kelimesinin kullanımının tek başına benzerlik ve iltibas yaratmadığı, şekil olarak da markalar arasında benzerlik bulunmadığı, yeniden bilirkişi raporu alınmasını gerektirir bir husus bulunmadığı, benzerlik ve iltibas hususunun hakimin hukuki bilgisi ile de değerlendirilebileceği hususlardan olduğu ayrıca ilk derece mahkemesince usul ve yasaya uygun alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerden yola çıkılarak markanın hükümsüzlüğünün reddine  karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı, taraf markalarındaki şekil unsurundan çok sözcük unsurunun ön planda olduğu ve \"... \" kullanımının  \"... kullanımına göre tüketici yönünden ayırt edici olduğu, davalının davacı markasına benzeterek markasını kullandığı ileri sürülmüş ise de, açılan davanın marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olarak açıldığı, SMK 7., 29.,149. Maddelerine göre bir istemde bulunulmadığı, marka hükümsüzlüğünün tescilli kullanıma ilişkin olduğu, davacının istinaf istemlerinin ise marka hakkına tecavüze ilişkin davada değerlendirilebileceği bu nedenle istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece ... yönünden husumetten red kararı verilmiş ise de,  ...'nun da TPMK kayıtlarına göre marka hakkı  sahibi olduğu, mahkemece davanın tüm davalılar yönünden esastan reddi gerektiği ancak bu davalı yönünden usulden red kararı verilmiş olup, davacının bu konuda hukuki yararı bulunmadığı, aleyhe bozma yasağı bulunduğundan bu talep yönünden de istinaf isteminin reddinin gerektiği, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/03/2020 tarih ve 2018/225 E. 2020/118 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL  harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1bcc92f4d47d3af9","SID":"2e1aac541a164e2d"}}