{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1650 <br>KARAR NO: 2024/97<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 31/01/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine bonoya dayalı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, takip tarihi itibari ile müvekkili şirketin bu bonodan dolayı davalı şirkete borcu bulunmadığını, takip dayanağı bononun teminat için verildiğini, ekte sunulan sözleşmenin teminatı olduğunu, müvekkili şirketin teminat bonosuna konu menkul malı davalı şirkete teslim ettiğini, ekte sunulan noter ihtarnamesinden de menkul malın davalı şirkete tesliminin yapıldığının kabul ve  beyan edildiğini, buna rağmen davalı şirketin teminat olan bu bono için önce icra takibi başlattığını, akabinde de noter ihtarı ile sözleşmenin feshini ve menkul malın iadesini talep ettiğini, dolayısı ile sözleşme fesih edilmeden, menkul mal davalı şirket uhdesinde olmasına rağmen teminat mahiyetinde olan bonodan müvekkili şirketin borçlu olmamasına rağmen icra takibi yapıldığını belirterek, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptali davasında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece  04/08/2023 tarihli ara kararı ile tedbir talebi kabul edilerek, %15 teminatla, icra veznesine girecek paraların davalı alacaklıya ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Davalı 22/08/2023 tarihinde tedbire itiraz dilekçesi vermiş, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı borçlu vekili mahkemeye verdiği dilekçe ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına verilen 15.08.2023 tarihli yazılı taleplerinde, müvekkili şirket yetkilisinin ekte örneğini sundukları polis merkezinde vermiş olduğu beyanında icra takibinden sonra davacı şirket tarafından gönderilen ihtarname sonrasında bu ihtar gereği bir adet menkul malı teslim alındığını beyan ettiğinden, müvekkili şirket yetkilisinin menkul malın teslim alındığına dair beyanı nedeni ile icra dosyasına ödenen bedelden, teslim alınan menkul mal bedeli olan 600.000 TL'nin alacaklı şirkete ödenmesinin talep edildiğini, icra müdürlüğünün mahkemece dosyaya ödenen bedelin alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verdiği gerekçesi ile taleplerini reddettiğini, dava dilekçesinde arz ettikleri talepleri devam etmek kaydı ile ve yukarıda anılan nedenlerle ihtiyati tedbir kararının kısmen kaldırılmasına, 600.000 TL'nin alacaklı tarafa menkul mal bedeli olarak ödenmesini sağlamak için, tedbir kararının müvekkil şirket tarafından dosyaya ödenen bedelden sadece 600.000 TL'sinin alacaklı tarafa ödenmemesine dair kısmının kaldırılmasına, buna dair icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.Mahkemece, davacı vekilinin asıl alacak yönünden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ederken, asıl alacağa bağımlı olan fer'i alacak yönünden tedbir kararının devam etmesini istediği, oysa genel ilkeler gereği fer'ilerin asla tâbi olduğunu, asıl alacak ortadan kalkınca fer'ilerin de ortadan kalkacağı ilkesi gereği, asıl alacak üzerindeki tedbirin kaldırılmasına rağmen fer'i alacak olan faiz üzerindeki ihtiyati tedbir kararının devamına karar vermenin usulen ve maddi hukuk açısından mümkün olmayacağı, zira asıl alacağın ödenmesine, davalı alacaklının Beykoz ... Noterliğinin 25.07.2023 tarih ve ... yevmiye nolu (temerrüt) ihtarnamesinin 2 nolu bendi gereği karar verdiklerini bizzat davacının belirttiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kısmen değil, tamamen kaldırılması gerektiği gerekçesi ile, mahkemece 04/08/2023 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, karar verilmiş karara karşı davacı vekili istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, müvekkili şirket yetkilisinin menkul malı teslim alındığına dair   beyanı  nedeni ile icra dosyasına  ödenen bedelden,  teslim alınan menkul mal bedeli olan  600.000 TL'nin alacaklı şirkete ödenmesinin talep edildiğini, İcra Müdürlüğünün, dosyaya ödenen bedelin alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı gereği bu taleplerinin reddine karar verdiğini, İcra Müdürlüğünün bu kararı gereği, dava dilekçesinde arz ettikleri talep hakları devam etmek kaydı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kısmen kaldırılmasına, 600.000 TL'nin alacaklı tarafa menkul mal bedeli olarak ödenmesini sağlamak için, tedbir kararının sadece 600.000 TL yönünden kaldırılmasına, buna dair icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmesinin  talep ettiklerini, müvekkili şirketin basiretli bir tacir gibi davranarak, dava konusu icra takibinden ve bonodan borçlu olmamasına rağmen menkul mal bedelinin davalı şirkete ödenmesini sağlamak için talepte bulunduğunu, iyi niyetle yapılan bu talebin gerekçe gösterilerek aleyhe karar verilmesinin yerinde olmadığını, taleplerinin asıl alacak için değil, takip dosyasına ödenen 753.000 TL bedelin 600.000 TL'lik kısmı için olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ile müvekkil şirketin dosyaya fazla ödediği yaklaşık 153.000 TL'yi istirdat edememesi tehlikesi oluştuğunu, davalı şirketin haksız olarak bu bedeli uhdesine alacağını, iyi niyetin korunmamasının yerinde olmadığını belirterek istinafa başvurmuştur.Talep, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasında, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir.Davacı borçlu vekili, takip konusu bononun teminat bonosu olduğunu, müvekkilinin bonodan dolayı borçlu olmadığını belirterek menfi tespit davası açmış, davada icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde İİK 72/3 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece talebi kabul edilerek teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiştir. Daha sonra davacı vekili mahkemeye başvurarak dilekçelerinde belirtikleri nedenlerle takip konusu asıl alacak olan 600.000 TL bedel için ihtiyati tedbir kararının kısmen kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece asıl alacak yönünden tedbirin kaldırılmasının talep edildiği, ferilerin asıl alacağa bağlı olup, asıl alacak üzerinde tedbirin kaldırılarak ferileri üzerinde tedbirin devamının olanaklı olmadığı gerekçesi ile tüm tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK 72. Maddesinde düzenlenen tedbir, ihtiyati tedbirin özel bir türü olup, İİK'da ayrık bir düzenleme bulunmadığı için HMK'nın 389 vd. Maddelerinde düzenlenmiş olan genel ihtiyati tedbire ilişkin hükümler uygulanacaktır. HMK'nın 396. Maddesinde durum ve koşulların değişmesi nedeniyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması düzenlenmiş olup,  davalı vekilinin 17/03/2022 tarihli tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi talebi üzerine mahkemece verilen karar HMK'nın 396. maddesinde düzenlenen durum ve koşulların değişmesi nedeniyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına ilişkindir. aynı maddenin 2. fıkrasında talep üzerine verilecek kararlara karşı itiraza ilişkin 394. maddenin 3 ve 4. fıkralarının kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, 394. maddenin kanun yoluna ilişkin 5. fıkrasına atıf yapılmamıştır. Buna göre durum ve koşulların değişmesi nedeniyle tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi talepleri üzerine mahkemece verilecek kararlar istinaf kanun yoluna tabi olmayıp 396/2. maddesinin yollaması ile itiraza tabi olduğundan istinaf kanun yoluna başvurulamayacaktır. Açıklanan nedenlerle mahkemenin 07/02/2023 tarihli ara kararı, HMK 396. Madde kapsamında durum ve koşulların değişmesi nedeniyle ihtiyati tedbirin değiştirilmesi, kaldırılmasına ilişkin olup, aynı maddenin 2. fıkrası yollamasıyla verilen ara kararlara karşı 394. maddede düzenlenen itiraz yoluna başvurulabilecek olup bu kararlar istinaf kanun yoluna tabi olmadığından davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekilinin talebi 6100 sayılı HMK'nın 396/2 ve 394/4 maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olmadığından istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1 ve 352/1 maddeleri gereğince REDDİNE, 2-İstinaf yoluna başvuru harcı ile peşin istinaf karar harcının yatıran tarafa istek halinde İADESİNE,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINADair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 31/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea6ed00ac6737709","SID":"a2a4a315c27a09a0"}}