{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1091 <br>KARAR NO: 2024/124<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/02/2021<br>NUMARASI: 2018/863 Esas - 2021/127 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığını, davalının bu kredilere müşterek ve müteselsilen kefil olduğunu, borcun ödenmemesi sebebiyle davalıya noterden 13/01/2016 tarihli ihtarname gönderildiğini, borç yine ödenmeyince İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla 22/04/2016 tarihi itibariyle 10.905,81-TL asıl alacak, 283,54-TL işlemiş temerrüt faizi, 14,18-TL BSMV ve 468,96-TL masraf olmak üzere toplam 11.672,49 -TL talepli ilamsız takip yapıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>ISLAH: Davacı  vekili 08/06/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, icra takibindeki asıl alacak miktarının 10.905,81-TL olduğunu ancak bilirkişi birinci ek raporuna göre asıl alacak miktarının toplam 12.112,04-TL olarak hesaplandığını ileri sürerek, asıl alacak taleplerini 1.206,23-TL arttırdıklarını, ıslah yapılan miktarın alacak davası olarak hükme bağlanmasını ,  itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.     <br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin kefalet sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, davalıyla kredi sözleşmesi imzalanmadığını ve davalı şirketin çektiği herhangi bir kredi sözleşmesine kefil olmadığını belirterek, davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalının dava konusu alacağın dayanağı olan ve dava dışı asıl borçlu ile yapılan ayrı bir kredi sözleşmesi olan 24/11/2014 tarihli kredi sözleşmesinin kefili olmadığı, davalının kefaletinin bulunduğu tarihte dava dışı borçlu ile imzalanan kredi sözleşmesinin  25/07/2014 tarihli kredi sözleşmesi olup, davacının bu kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredilere dayanak alacak talebi bulunmadığı ve dolayısıyla davalının kefalette imzasının bulunmadığı sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerden dolayı sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine ve kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının 24/11/2014 tarihli kredi sözleşmesinde imzası yok ise de 25/07/2014 tarihli kefalet sözleşmesinde dava dışı asıl borçlu şirketin doğacak borçları için de kefalet verdiğini, takip talebinde sehven kredi sözleşmelerinden birinin belirtildiğini, takip konusu açık hesap kredisinin 24/07/2014 tarihli 250.000-TL'lik sözleşmeye istinaden kullandırıldığını, diğer kredilerin 24/07/2014 tarihli 250.000.-TL'lik ve 24/11/2014 tarihli 1.000.000-TL'lik iki kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığını, davalının müteselsil kefil olarak sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla müteselsil  kefil aleyhine başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı alacaklı banka icra takibinde, 24/11/2014 tarihli 1.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesine dayanmış,davalının 24/07/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan bir kredi borcunun ödenmesi eğer genel kredi sözleşmesini sona erdirmeyecekse, kullanılan bir kredi borcunun ödenmesi kefilin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Keza kredi müşterisinin talebi üzerine banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında yeni bir kredi kullandırılabilir ve kefil de genel kredi sözleşmesine kişisel teminat sağladığından sorumluluğu kullandırılan yeni kredi nedeniyle devam edecektir. Banka tarafından kullandırılan  kredinin kefil olunan genel kredi sözleşmesi nedeniyle kullandırılıp kullandırılmadığının tespiti gerekir. Davalı tarafından 25/07/2014 tarihli sözleşmede 120.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmış, bu tarihten sonra davalının müteselsil kefil olarak yer almadığı 24/11/2014 tarihli 1.000.000-TL bedelli yeni bir sözleşme imzalanmıştır.Davacı tarafça  dosyaya sunulan icra takibine konu kredi borcuna ait hesap ekstresinde hesaptaki en eski tarihli  işlemin 28/11/2014 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.Buna göre; davalı tarafından imzalanan sözleşme kapsamında doğmayan borç nedeniyle davacı banka tarafından davalının müteselsil kefaleti nedeniyle başvurulamayacaktır.Konuya ilişkin yargı kararlarında da bu husus vurgulanmaktadır. Örneğin, davalı kefilin, kefalet sorumluluğu kefil olduğu sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona ermez ise de, banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde, şayet yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefalet veren kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede de yeni sözleşmeye atıfta bulunulmazsa, bu yeni kullandırılan krediden dolayı ilk sözleşmeye kefalet verenin sorumluluğundan söz edilemeyecektir (Yargıtay 19. HD'nin 2014/9015 esas,2014/11796 karar sayılı  26/06/2014 tarihli ilamı ,yine benzer  2009/12183 esas 2010/8768  12.07/2010 tarihli emsal  ilamları ) Açıklanan nedenlerle, icra takibine konu borcun davalının kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesi kapsamında doğduğunun davacı banka tarafından kanıtlanamadığı,ikinci genel kredi kapsamında doğan borca davalının müteselsil kefaleti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamış,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"73faf7b214b4ff11","SID":"fc353b0391c8144a"}}