{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/192 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/44<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 20/02/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 22/01/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekilinin Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı vekilinin müvekkilinin 13/06/2011 tarihinde saat:15.00’te ...-Aydın karayolu ... beldesi yakınlarında davalılardan ... Tur. Şirketi’nin maliki, ... Genel Sigorta A.Ş. trafik sigortacısı ... ...’un sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, davacı ... ...’nın sürücüsü olduğu 48 NZ 329 plakalı araca arkadan çarpması sonucu meydana geldiğini, müvekkilinin bedensel zararının haksız fiilden doğduğunu, olayın ceza dosyasının ... SCM 2011/... Esas dosyasında görüldüğünü, davalılardan sürücü ... ...’un, kazanın oluşunda tam kusurlu olduğu yargı merciinin önünde anlaşıldığını, müvekkilinin ağır vasıta ve motosiklet sürücü ehliyetine sahip olduğunu, haksız fiil sonucu müvekkilinin %100 oranında çalışma gücünü yitirdiğini, arkadan çarpmanın etkisiyle olay yerinde şuurunu kaybettiğini, bedenen ağır zarar gördüğünü, son derece elem ve acı çektiğini, tedavi süresince SGK tarafından hiç tedavi gideri yardımı yapılmadığını, tedavi masraflarının kendisi ve annesi tarafından karşılandığını, bu nedenlerle şimdilik belirtilen 5.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminattan, davalılardan ... Sigorta A.Ş’nin poliçe limiti ile müteselsilen sorumlu tutulmasına, 20.000,00-TL manevi tazminatın, sadece ... San. A.Ş. ile ... ...’tan müteselsilen tahsilini, olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ...  A.Ş. vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin ... markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, huzurdaki davada davalı müvekkilini hukuken işleten addetmenin mümkün olmadığını, huzurdaki dava ile birebir alakalı olarak; Yargıtay kararlarında ‘’2918 sayılı yasa gereğince malik, uzun süreli olarak aracını kiraladığında kiracı, işleten sıfatını kazanır ve işletenin sorumluluğu altına girer’’ denilmekte, dolayısıyla huzurdaki davanın husumet yönünden müvekkili şirket ... Turizm lehine reddi gerektiğini, araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediğini, zira gerek kaza sonrası tutulan kaza tutanağında, gerek ceza dosyasında, gerekse de müvekkil şirketi tarafından davacı ... ... aleyhine açılan davada mahallinde yapılan keşifte davalının asli kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğini, müvekkil şirketin hiçbir alakası olmamasına rağmen şirketten istenen manevi tazminatı kesinlikle kabul edilemez bir talep olduğunu, manevi tazminat istenebilmesi için aranan kusur şartı müvekkili şirkette bulunmadığını, dolasıyla manevi tazminatın oluşmadığını, davalının işbu talebinin hukuka aykırı olduğunu, bu hususlar ve husumet itirazlarının da dikkate alınarak, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle müvekkili nezdinde ZMSS poliçesiyle sigortalı bulunduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuruyla sınırlı olduğunu, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı tarafından, müvekkili aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun, davacının tam kusurlu olması sebebiyle reddedildiğini, davacı tarafın bu karara karşı itiraz yoluna gitmediğini, kararı temyiz etmediğini ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davacının talebiyle ilgili olarak kesinleşmiş bir karar bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili Sigorta Şirketi'nin, bakım giderleri nedeniyle hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, zira bakıcı gideri, tedavi giderinden olduğundan 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle değişik 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi ve 6111 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin raporun, \"Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, müvekkili nezdinde sigortalı bulunan araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, kusura ilişkin bütün raporlarda davacının tam kusurlu olduğu belirtilmişken, dava dilekçesindeki beyanlara göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden bir davada alınan kusur raporunda, önceki tüm raporların aksine, davacının kusursuz olduğu belirtildiğinden bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, aksi halde kusura ilişkin bir rapor alınacaksa Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini iddia ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... ...'a usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128 uyarınca tüm iddiaları inkar etmiş sayılmıştır.<br>İhbar Olunan ... A.Ş. vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... Turizm, ihbar dilekçesinde kazaya konu ... plakalı aracın, kaza tarihinden önce müvekkil şirketine uzun süreli olarak kiralandığını belirttiğini, halbuki davaya konu edilen tazminat tutarları diğer davalı sigorta şirketi olan ... Şirketi’nin sorumluluğu kapsamında olduğunu, bu sebeple tazminat taleplerinin öncelikle sigorta şirketi olan ...’ye yönetilmesinin zorunlu olduğunu, sigorta şirketinden tahsil zorunlu iken müvekkilinin şirketin davaya konu edilmesinin haksızlığını, ... SCM’nin 2011/... E. Sayılı dosyasındaki görülen yargılamada davalı araç sürücüsü ... ...’un beraatına karar verildiğini, diğer yandan davacı davalılardan ... aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurduğunu, komisyon kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olması nedeniyle başvurusunu reddettiğini, bu nedenlerden dolayı haksız ve yersiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkememizin 2014/61 Esas, 2017/1001 Esas sayılı ve 25/12/2017 tarihli kararı ile, \"Maddi Tazminat yönünden açılan davanın KABULÜ İLE, 122.861,54-TL sürekli iş görmezlik tazminatı ve 160.129,43-TL bakıcılık giderinin davalı ... sigorta a.ş. Yönünden 20.02.2014 tarihinden itibaren davalı ... ... yönünden 13/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ... ve ... Sigorta A.Ş. müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ. yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 5.000,00-TL'nin 13/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ... ...'tan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... A.Ş. yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,'' karar verildiği, karar karşı davalılar ... ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ. vekili istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ... Mahkemesi  ...Hukuk Dairesinin 2019/...  Esas, 2020/...  Karar sayılı ve 14/12/2020 tarihli kaldırma kararı ile, ''Dosya içinde bulunan  ... nun ... tarih ve sayılı kararının yapılan incelemesinde, yukarıdaki Yargıtay ilamında belirtildiği şekilde, asliye ticaret mahkemesi tarafından kararın taraflara tebliğ edilip edilmediği tespit edilememiştir. Başka bir deyişle Sigorta Tahkim Komisyonunun ilgili kararının kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır. Bu durumda, davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin, bu yöne ilişkin iddia ve itirazının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi ve HMK'nın 114/i maddesinde belirtilen \"Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması\" dava şartı yokluğunun bulunup bulunmadığının tartışılması ve değerlendirilmesi için, Mahkemece, Sigorta Tahkim Komisyonunun ilgili dosyasının celp edilerek, yukarıda değinilen Yargıtay kararı doğrultusunda incelemenin yapılması neticesinde, davalı Sigorta Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, davalı ... Sigorta AŞ. vekili ile davalı ... ... vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvuruları yerinde görülmüştür.'' denilerek Mahkememizce verilen kararın kaldırılarak dosyanın mahkememize iade edildiği ve Mahkememizin 2021/192 Esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, 13/06/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasına nedeniyle davacının cismani zararına ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir.<br>Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).<br>Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı)<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir.<br>Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.<br>Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre  manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Bunun yanında ağır yaralanma ve ölüm halinde zarar görenin yakınları tarafından da manevi tazminat talep edilebilecektir.<br>Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde,<br>Meydana gelen trafik kazası kapsamında ... Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/... Esas sayılı dosyasında ATK'nin 12/07/2012 tarihli düzenlemiş olduğu raporda davalı ... ...'un kusursuz olduğu, davacı ... ...'nın ise asli ve tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... AHM'ce ATK'den 21/07/2014 tarihli raporda davacı ... ...'nın %75, davalı sürücü ... ...'un %25 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. ... AHM'ce aldırılan 30/11/2015 tarihli kusura ilişkin raporda ... 'den seçilin bilirkişi kurulu davacı ... ...'nın asli ve %75 oranında kusurlu, davalı ... ...'un tali ve %25 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Alınan kusura ilişkin raporlar değerlendirildiğinde davacı ... ...'nın %75, davalı ... ...'un %25 oranında kusurlu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.<br>Mahkememizin 11/04/2016 tarihli ara kararı gereğince, malululiyet oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi'ne gönderildiği, Adli Tıp Kurumu'nun 07/10/2016 tarihli adli tıp raporunda; Davacının %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı bildirilmiştir.<br>Mahkememizin 13/02/2017 tarihli ara kararı gereğince, dosyanın Aktüerya bilirkişisi ... 'a verildiği, bilirkişinin 24/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda; \"13/06/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; tarafların kusur durumuna, davalı ... Turizmi işleten sıfatının bulunup bulunmadığına ve ... tarafından davalı sigorta şirketi hakkında verilen kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağına dair hukuki durumların takdiri Mahkemeye ait olmak üzere; davalıların %25 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ... ...'nın; sürekli iş göremezlik dönemine ait,%100 maluliyetiyle ilgili maddi zararının 122.861,54TL, ömür boyu bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 160.129,43-TL olduğu, davacının iş gücü kaybı ile bakıcı gideri zararlarının zorunlu trafik sigorta potiçesindeki limitleri aşmadığını, davalı sigorta şirketinin 20.02.2014 dava tarihinden önce temerrüde düştüğü belirlenememiş olup, sigorta şirketi dışındaki davalılar bakımından ise temerrüt tarihinin 13.06.2011 olay tarihi olacağını\" bildirmiştir.<br> Davacı vekilinin 12/05/2017 tarihli ıslah dilekçesinde; 24/02/2017 tarihli aktüerya bilirkişi raporuna göre müvekkilinin karşılanması gereken gerçek ve nihai maddi zarar toplamı 282.990,97TL olduğunu bildirmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu 85. maddesi gereğince karayollarında bir motorlu aracın işletilmesi bir şahsın ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına  sebeb olursa motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni veya bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorulu olacağı düzenlenmiş, Trafik sigortası genel şartları A.1.maddesi uyarınca sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasın da bir kimsenin ölümüne  veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğraması halin de 2918 sayılı Trafik Kanununa göre  işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine göre temin eder.\" şeklindedir.<br>Davalı ... Turizm, kazaya karışan aracın uzun süreli kiralama ile ihbar olunan ... A.Ş.'ye kiralandığını, KTK'nın 3 md uyarınca husumet düşmeyeceğini, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiş ve dosyaya oto kiralama sözleşmesini ve sözleşme ekinde kazaya karışan ... plakalı aracın kiralayan ... A.Ş.' ye teslim belgesini sunmuştur.<br>KTK'nin 3. maddesinde işleten tanımında \"araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracı uzun süreli kiralama, ariyet rehni ibi hallerde kiracı ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişi aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinden fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" hükmü getirilmiştir.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/2806 Esas 2017/1233 Karar sayılı ilamı \"davacı, davayı açarken trafik kaydını esas alarak davayı açmış ve malik şirkete husumet yöneltmiştir. Yargılama sırasında kazaya karışan aracın uzun süreli kiraya verildiği ve işletenin bu şirket olduğu anlaşılmıştır. Davacının, dava açarken trafik kayıt malikine husumet yöneltmesinde kusuru bulunmamaktadır. O halde davalı malik şirket .... lehine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddi sebebiyle vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli değildir.\" şeklindedir.<br>Davalı sigorta şirketi bakıcı giderlerinin tedavi giderleri kapsamında kaldığını, KTK' nin 98 maddesi ve 6111 sayılı kanunun geçici 1 maddesi gereğince teminat kapsamında kalmadığını beyan ederek buna ilişkin talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2011/10149 Esas -2012/12157 Karar  ve 07/11/2012 tarih yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/19766 Esas -2017/72029 Karar ve 05/07/2017 tarihli kararlarında belirtildiği üzere hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve güvence hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği, kazazedelerin bunun dışında kalan bakıcı ve tedaviye bağlı sair harcamaların sigorta şirketleri ve güvence hesabının tedavi kapsamında, yine sigorta şirketleri ve güvence hesabı tarafından karşılanmaya devam edeceği belirtilmiştir.<br>Maddi tazminat kapsamında davacı tarafça sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderlerine ilişkin açılan davada, kaza nedeniyle davalı sürücünün %25, davacının %75 oranında kusurlu olduğu, davacının %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş bulunduğu, aktüerya bilirkişiden alınan rapora göre davacının, davalı kusur oranında 122.862,54TL maluliyete ilişkin maddi zararın bulunduğu, ömür boyu bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 160.129,43TL olduğu yukarıda belirtilen Yargıtay kararları doğrultusunda, bakıcı giderinin teminat kapsamında kaldığı, tespit edilen zararın sigorta limitinin altında olduğu anlaşılmakla davanın ıslah edilen ile birlikte 122.861,54 TL sürekli iş göremezlik, 160.129,43TL bakıcı gideri üzerinden davalı sigorta şirketi ve davalı ... ... yönünden kabulüne ilişkin karar verilmiş,<br>Yukarıda açıklandığı üzere KTK'nın 3 maddesi uyarınca uzun süreli kira nedeniyle işletenin ihbar olunan ... A.Ş. olduğu, davalı ... Tic Aş nin işleten sıfatı ile sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br>Mahkememiz ilk kararı davalılardan ... ve davalı Sigorta şirketinin istinafı üzerine Tahkim dosyasının usulü etkisi bakımından değerlendirilme gerekliliğine dair gerekçe ile kaldırılmış ve dosya yeniden Mahkememize gönderilmiştir. Mahkememiz ilk kararına karşı davacının doğrudan veya katılma yoluyla istinafı bulunmamaktadır. Bunun yanında istinafa cevap dilekçesinde Mahkememizce verilen ilk kararının onanmasını talep etmiştir. Kaldırma ilamından sonra Tahkim dosyasının akıbeti araştırılırken Yargıtay 4. HD. tarafından bozulduğu, en son sigorta tarafından yapılan ödeme üzerine gelen feragat talebi ile ilgili değerlendirme yapılmak üzere dosyanın yeniden Tahkim'e gönderilmesine karar verildiği görülmüştür. Gerçekten de bu süreçte kusur değerlendirmesi için bozulan Tahkim dosyasında yeniden sorumluluk araştırılarak karar verilmiş ve Mahkememiz yargılaması devam ederken davalı sigorta şirketi tarafından davacıya aynı uyuşmazlık nedeniyle 200.000,00'er TL'lik teminat limitlerinin tamamı kapsamında sulh yoluyla toplam 400.000,00TL (asıl alacak) ödeme yapılmış ve Tahkim dosyası ile Mahkememiz dosyasına sigorta şirketi yönünden davacı vekilince feragat dilekçesi sunulmuştur. <br>Feragat tek taraflı usul işlemi olup kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve aynı zamanda usuli işlem gerekliliğini ortadan kaldırır. Dosyamız kapsamında sigorta şirketi yönünden Tahkim dosyasının istinaf kaldırma ilamında belirtildiği gibi derdestlik veya kesin hüküm etkisi kapsamında değerlendirilmesi gerekse feragat beyanı usul işlem gerekliliğini ortadan kaldırdığından Tahkim dosyasının akıbetinin beklenmesine veya araştırılmasına gerek görülmemiş ve davalı sigorta şirketi ile davacı arasındaki sulhe dayalı feragat nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Mahkememiz ilk kararı kapsamında yapılan yargılamada, alınan kusur ve aktüer raporu, hükmedilen miktar itibariyle istinaf kaldırma ilamında herhangi bir usuli veya esasa yönelik hata görülmemiş, salt Tahkim dosyası yönünden incelenmesi gereken usul eksiklik nedeniyle kaldırılmıştır. Bu kararı da sadece davalı ... ile Sigorta şirketi istinaf edip davacı istinaf etmediğine göre hükmedilen 122.861,54-TL sürekli iş görmezlik ve 160.129,43-TL bakıcı giderine dayalı miktarlar itibariyle kesinlik doğmuştur. Davanın niteliği gereği özellikle değişen asgari ücret miktarları nazarında karar tarihine en yakın tarihli aktüer raporu almak gerekse de ilk karara karşı davacı istinafı bulunmadığından, diğer bir deyişle davacı ilk yargılamadaki miktarlara razı olup açılması muhtemel ek dava bu dava dosyasının konusu olmadığından, hüküm altına alınan miktarların artması mümkün olmayıp (Yargıtay 17. HD., 2020/276E., 2020/323K) davalı ... lehine kazanılmış hak arz edecektir.  Nitekim tahkim dosyasından alınıp dosyaya celp edilen bilirkişi raporu ile davacının zararı değişen asgari ücretle birlikte poliçe limitlerini de aşacak şekilde artmıştır. Bu noktada güncel bir rapor alınıp bu miktarların arttığı tespit edilse dahi davacının poliçe limitini aşması muhtemel miktarları feragate ilişkin beyan da gözetilerek bu dosya kapsamında sadece davalı ...'dan talep edip edemeyeceği tartışılmalıdır.<br>     Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2021/(21)10-188,Karar no:2022/87 sayılı kararında konuyu \"....26. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir.<br>Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK)“usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.<br>Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.<br>  Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukukî esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.“Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21E., 1960/9 K. sayılı kararı).\" şeklinde özetlemiştir.<br>Davacı vekili her ne kadar Tahkim dosyasını esas alıp huzurdaki Mahkememiz dosyasını ek dava mahiyetinde ileri sürdüğünü belirtmiş ise de mevcut dava dilekçesinde bu yönde bir iddia bulunmamakla birlikte salt Sigorta yönünden Tahkime başvurulup ardından diğer sorumlular için Tahkim dosyası sonuçlanmadan dava açılması ek dava mahiyetine işaret etmeyecektir. Nitekim diğer davalılar aleyhine dava tarihinden önce verilmiş ilam mahiyetinde ve davacının haklılığına işaret eden bir karar bulunmamaktadır. Dolayısıyla mevcut dava ek dava niteliğinde olmadığından ve istinaf ilamı öncesinde alınan ve kanun yolu denetiminden geçen rapordaki miktarlar itibariyle davalı ... lehine kazanılmış hak doğuracaktır. Bu dava dosyası kapsamında davalı ... aleyhine ilk karardaki miktarları aşan bir sorumluluğa karar verilemeyeceği gibi bu davalı ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunan ve poliçe limitleri altında kalan miktar da dahil olmak üzere tüm limiti davacıya ödeyen sigorta şirketinin ödemesi davalı ...'ı da etkileyecektir. Her ne kadar sulh nedeniyle feragat talebinde bulunulmuş ise de müteselsil sorumlulardan birisinin borcun bir kısmını ödemesi diğerlerine de sirayet edecek olup mahkememiz ilk kararında poliçe limitini aşmayan miktar için karar verilmiş ve yargılama devam ederken yapılan ödeme nedeniyle bu miktarın tahsiline ilişkin talep konusuz kalmıştır. Diğer bir deyişle Mahkememiz ilk kararında kaldırma ilamına konu edilmeyip usul ve yasaya uygunluğu kesinleşen miktarlar poliçe limiti dahilinde olup poliçe limitleri ödenmekle bu miktarlar tüketildiğinden ve davacının poliçeyi aşmayan ilk miktarlara bu dosya itibariyle razı geldiği, davalı ...'ın ilk kararda poliçe limitini aşan bir miktara dayalı sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından davalı ...'ın bu dosya itibariyle kazanılmış hakları kapsamında dava konusuz kalmıştır. Bunun yanında Mahkememiz ilk kararında verilen hüküm davalı ...'ı diğer davalı Sigorta şirketi ile birlikte sorumluluk yüklerken bu aşamada limit dahlindeki miktarın ödenmesinden sorumlu olan davalı ...'ı tek başına limit miktarlarını aşan bir talep ile sorumlu tutmak yine kazanılmış hakkının ihlaline vücut vereceğinden mevcut dosya itibariyle ileri sürülen ve ilk kararda hüküm altına alınan miktarların davalı ... aleyhine artmamasını temin amacıyla (ek davaya ilişkin haklar ayrık olmak kaydıyla) davanın maddi tazminat yönüyle konusuz kaldığının tespiti ile bu miktarlar itibariyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Manevi tazminata ilişkin açılan davada; Davacı ... ... ve davalı ... ...'un dosyada bulunan sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin yapılan araştırma davacı ve davalı ... ...'un kusur oranları, davacının maluliyete ilişkin raporu ölçü alınarak yaşanan kaza nedeniyle ve davacının ömür boyu sakat olarak yaşayacağı, kaza nedeniyle yaşamış olduğu elem ve ızdırap ile bu yönde Mahkememiz ilk kararı kapsamında bir kaldırma ilamı bulunmadığı da gözetilerek manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine, yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı ... A.Ş.yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat davasının feragat nedeniyle Reddine,<br>2-Davalı ... San. ve Tic. A.Ş. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının husumet yokluğu nedeniyle Reddine,<br>3-Davalı ... ... aleyhine sürekli iş görmezlik ve bakıcı giderine dayalı olarak açılan maddi tazminat davasında, Mahkememiz ilk kararında hüküm altına alınan ve anılan davalı yararına bu dosya kapsamında kazanılmış hak teşkil eden 122.861,54-TL sürekli iş görmezlik ve 160.129,43-TL bakıcı giderine dayalı miktarlar diğer davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-Davalı ... ... aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00-TL'nin 13/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ... ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin Reddine,<br>5-Maddi tazminat yönünden;<br>a)Maddi tazminat yönünden hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 19.331,11-TL ilam harcının Harçlar Kanunu 22. maddesi uyarınca 2/3'ü oranında hesaplanan 12.887,40 TL harçtan peşin alınan 85,40-TL ile 949,50-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.034,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 11.852,50 TL ilam harcının davalı ... ...'tan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>b)Davacı tarafından yatırılan harç bedellerinin davalı ...'a da sirayet edecek şekilde sunulan protokol uyarınca yargılama giderleri talep edilmediğinden davacı üzerinde bırakılmasına,<br>c-Davacının, ... Tic. A.Ş'yi davalı olarak göstermesinde kusurlu bulunmadığından  bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>ç)Davacı  kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 44.448,65-TL vekalet ücretinin davalı ... ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>6-Manevi tazminat yönünden;<br>a)Alınması gereken 427,60-TL harcın davalı ... ...'tan alınarak hazineye irad kaydına, <br>b)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.000,00-TL (kabul miktarı nazara alınarak) vekalet ücretinin davalı ... ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>c)Davalı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.000,00-TL (red miktarı ve davacının vekalet ücretini geçemeyeceği nazara alınarak) vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... ...'a verilmesine,<br>ç)Davacının, ... San. ve Tic. A.Ş'yi davalı olarak göstermesinde kusurlu bulunmadığından  bu davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Davalı ...'a da sirayet edecek şekilde sunulan protokol uyarınca yargılama giderleri talep edilmediğinden bu husus hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.22/01/2024<br><br><br>Katip ... \t\t\t                                       Hakim  ...<br>e-imza                                                                        e-imza<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"caa50196b23d66d9","SID":"2e6a2891b3e69565"}}