{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av<br>DAVA\t\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 22/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 24/01/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 22/09/2022 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşterisine satmak üzere davalı kargo firmasına 19/04/2017 tarihinde 12 koli içerisinde kırtasiye cinsi malları tam ve sağlam olarak teslim ettiğini, ancak müvekkilinin iş yerinden teslim alınan malların normal şartlarda 1-2 gün içerisinde teslim edilmesi gerekirken müşterisine 26 gün sonra 15/05/2017 tarihinde hasarlı, kırılmış, ezilmiş olarak ve ağır kusurlu bir şekilde teslim edildiğini, müşterinin kullanılamaz durumda olan malları müvekkiline iade ettiğini,  Konya .. ATM .. D.İş sayılı dosyasından yapılan tespitte alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından eksik adres bilgisi girilmek suretiyle ürünlerin yetersiz adres nedeniyle şubeler arasında dolaştırılarak kolilerin deforme olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle müvekkilinin satışını yaptığı ve davalının teslimat esnasında hasar verdiği malların zarar bedeli olan 7.485,53 TL ve tespit masrafı 760,50 TL olmak üzere toplam 8.246,03 TL maddi zararın ve 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont ve yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davaya konu ürünler müvekkil tarafından 15/05/2017 tarihinde alıcısına teslim edildiğini, alıcı bir ihtirazi kayıt koymadan gönderileri teslim alındığını, davacı yanın iddiasına göre, dava dışı 3. kişi  ürünleri teslim aldıktan 28 gün sonra hasarlı, kırılmış, ezilmiş olduğu gerekçesi ile  malları iş bu davanın davacısı olan gönderene iade ettiğini, durumun hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, alıcı taraf eğer ürünün taşındığı kolilerde bir ezilme, deformasyon  farketse idi zaten kolileri teslim almaz, iade edileceğini,  ancak böyle bir durum yaşanmamış malların alıcı tarafından teslim alındığını ve uhdelerinde tutulduğunu, bu durumda malların alıcıya hasarsız şekilde teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, davaya konu edilen  malların müvekkil şirket tarafından taşınan ürünler olup olmadığının belli olmadığını, zira ürünler bizim tarafımızdan alıcıya teslim edilmiş, ancak tespit alıcı tarafından değil gönderici tarafından yapıldığını, somut olayda gönderilen ve tespiti istenilen ürünler aynı olsa dahi hasarla ilgili olarak müvekkilin bir sorumluluğu bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 1.2 numaralı maddesinde “ambalajı yetersiz paketlerin bozulmasından ve bu sebeple oluşacak zararlardan UPS sorumlu değildir” hükmü mevcut olduğunu, yine 1.14 numaralı maddede “Gönderen kapalı ambalaj içerisinde UPS’ye teslim ettiği ve çeşitli sebeplerle muhteviyatı kontrol edilemeyen gönderilerinin UPS tarafından İhtirazi kayıtlı olarak alındığını kabul ve taahhüt eder”, hasarın taşımadan kaynaklandığını kabul etmemekle birlikte, paketlemenin hatalı yapılması müvekkile ilişkin sorumluluğu ortadan kaldıracağını, ürünün alıcıya teslimden sonra müvekkil firma dışında başka bir 3. Kişiye yeniden taşıtıldığını, hasarın bu son taşımada olması ya da taşımada da hasar miktarının artmış olabileceğini, müvekkil kendisine verilen adrese kolileri götürmüş ancak adresin hatalı verilmesi nedeniyle koliler merkeze geri gönderildiğini, hata müvekkil şirketten değil, tespit isteyenin adresi yanlış vermesinden kaynaklandığını, dolayısıyla gönderilerin vaktinde teslim ve tam teslim edilememesinde müvekkil şirkete yüklenebilecek bir kusurunun olmadığını, ürünlerin 26 gün sonra teslim edilmesi adresin yanlış bildiriminden  kaynaklandığını, ayrıca müvekkilin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte bir an için dahi sorumlu olduğu düşünülse TTK sorumluluğun sınırlarını belirlediğini, buna göre  VI - Sorumluluk sınırları MADDE 882- (1) Gönderinin tamamının zıyaı veya hasarı hâlinde, 880 ve 881 inci maddeler uyarınca ödenecek tazminat, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğunu, yukarıda numaraları verilen hükümler amir hüküm olup, yoruma açık değildir. Bu nedenle 7. 382,24 TL zarar,  müvekkilin sorumluluğu (sorumluluğu yukarıda izah edilen nedenlerle kabul etmemekle birlikte)  aradaki sözleşme ve kanun hükümleri gereği sınırlı olduğunu, davacı yan 2.000 TL manevi zarar için tazminat talebinde bulunduğunu, Manevi tazminat sebepsiz zenginleşme aracı olamaz. Manevi tazminat maddi tazminatın devamı niteliğinde ya da onu tamamlayan bir tazminat çeşidi  olmadığı gibi bir zenginleşme aracı ya da  bir cezalandırma şekli de değildir. Davacı yan \"potansiyel müşterilere satış yapılması hususunda kayıp olması durumda\" diyerek varsayımsal bir durum üzerinden manevi tazminat talebinde bulunmuştur ki bu talep manevi tazminat talebi değil, müspet zarar talebinin konusu olabileceğini, İzah edilen sebeplerden dolayı da fahiş olan manevi tazminatın miktarının kabul edilemeyeceğini, Dava konu edilen malların müvekkilin taşıdığı mallar olup olmadığı, hasarın kimin elindeyken gerçekleştiği hususları davacı yanın ispatına muhtaç olduğunu, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince \"... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre davalı taşıma işlemleri sırasında gönderinin ambalaj durumunu dikkate almaksızın zarar görecek şekilde taşıma yapmış olması ve ilgili ürünü normal teslim tarihinden 26 gün sonra teslim etmesi karşısında, davacıya ait ürünlerin zarar görmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığına yönelik somut ve muteber bir  delil de sunmadığından ve neticeten TTK 886 maddesi kapsamında taşımacılık kurallarına uymadığından sorumluluğun üst sınırına ilişkin sınırlamadan yararlanamayacağı takdir ve kanaatine varılmış ve zarar gören ürünlerin gerçek değeri üzerinde yapılan hesaplamaya göre davacı zararının 71.361,63 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak  her ne kadar yargılamaya esas alınan bilirkişi raporunda SDR hesabına göre 19.630,79 TL, rayiç değer hesabına göre 71.361,63 TL zarar hesabı yapılmış ve davacı rayiç değer hesabına göre yapılan hesaplama itibariyle davasını ıslah etmiş ise de, davalı süresinde sunduğu ıslaha karşı beyan dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğundan TTK 855. Maddesi \" (1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar\" hükmüne havi olup dava konusu ürünler 15/05/2017 tarihinde dava dışı alıcıya teslim edilmiş ve bu tarihten sonra 22/02/2018 tarihinde görevsiz mahkemede toplam 7.485,53 TL dava konusu edilmekle bu miktara ilişkin talepler zamanaşımı süresinde olduğundan kabul edilmiş fakat 20/06/2022 tarihi itibariyle ıslah dilekçisinde talep edilen bakiye miktarlara ilişkin süresinde zamanaşımı itirazı bulunduğundan ve TTK 855 maddesi gereği teslim tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bakiye taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 15.12.2004 gün ve 2004/4-709 E.- 2004/720 K.; 31.05.2000 gün ve 2000/4-900 E. - 2000/935 K. sayılı ilamlarında tüzel kişilerin de kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat davası açabileceklerini kabul etmiştir. Ancak,  manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 24. maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması zorunludur. Davacı tarafça, davalının gerçekleştirmiş olduğu fiil sebebiyle kişilik haklarının zedelendiğinin, ticari itibarın sarsıldığının, müşteri kaybına uğradığının ispat edilemediğinden manevi tazminat taleplerinin reddine ...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.485,53 tl maddi tazminatın 22.02.2018 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kaddi tazminata ilişkin bakiye talebin ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı dolduğundan reddine manevi tazminata ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ıslaha karşı zamanaşamı definin süresinde olmadığını, ıslah dilekçesine verilen cevap dilekçesinin süresinde olmayıp mahkemenin gerekçeli kararında davalının süresinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğunu ileri sürerek verdiği kararın yanılgılı olduğunu,  dosya kapsamı değerlendirildiğinde taşıyıcının yapılan tazminat sınırlandırılması hesabından yararlanamayacağının hükme esas alınan bilirkişi raporu ile açıkça tespit edildiğini, TTK m. 886 daki düzenlemeye göre davacının müvekkil şirketin hiç bir kusurunun olmadığı bu taşımadan kaynaklanan zararının tamamının giderilmesi gerektiğini, belirterek istinaf talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hatalı bilirkişi raporlarını kararına dayanak yaptığını, dava dışı üçüncü kişinin alınan ürünleri yaklaşık 1 ay elinde tutarak sonrasında iade ettiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ürün alıcıya teslim edildikten sonra dava dışı 3. Kişi tarafından bir taşıma firması ile taşıtılmış olup mahkemece bu taşımanın görmezden gelindiğini, davacının ambalajlamaya ilişkin sorumluluğunun tamamen göz ardı edildiğini, önceki raporlarda gönderici tarafından yapılması gereken ambalajların kullanılamaz halde olduğunun belirtildiğini, davaya konu ürünlerin alıcıya teslim edildiğini, alıcının ürünleri teslim aldıktan sonra hasarlı olduğu gerekçesiyle iade ettiğini, ürünlerin alıcıya teslim edilmesinin ürünlerin hasarsız olarak teslimine ilişkin bir karine olduğunu, hükmedilen bedelin tüm ürünlere ait bedel olduğunu, ancak bir kısım ürünlerin kullanılabilir olduğundan SDR hesabı ile gönderinin değerini kaybeden kısmın dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava; Taşıma Sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı tarafça, satışını yaptığı kırtasiye nevinden malların davalı taşıma şirketince taşınması için teslim edildiği, ancak ürünlerin teslimden itibaren 26 gün sonra hasarlı şekilde dava dışı müşteriye teslim edildiği, davalının taşıma kusuru nedeniyle zarar bedeli 7.485,53 TL, tespit masrafı 760,50 TL olmak üzere toplam 8.246,03 TL maddi tazminatın ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalından tahsili için eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 7.485,53 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine dair yazılı gerekçe ile karar verildiği görülmüştür.<br>Davacının istinaf başvuru talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafça, mahkemece alınan bilirkişi raporları ile dava konusu zarar uğrayan ürünlerin Mayıs 2022 tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 71.361,63 TL olarak tespit edildiği, dava değerini bu miktar üzerinden ıslah ettikleri, mahkemece davalı tarafça ıslaha karşı süresi içerinde sunulan dilekçe ile birlikte ıslah edilen miktara yönelik zamanaşımı definde bulunulduğu, ıslah tarihi itibariyle TTK'nın 855.maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle yazılı şekilde karar verildiği, davacı vekilince ıslaha karşı davalı tarafça süresinde zamanaşımı itirazında bulunmadığından bahisle istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.<br>Islah dilekçesinin davalı vekiline 26.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ıslaha karşı itiraz dilekçesi üzerinde mahkeme katibince belgenin 08.07.2022 tarihinde UYAP sitemi üzerinden mahkemeye geldiği şerhi bulunmakta ise de, UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, belge işlem kütüğünde belgenin oluşturulduğu tarihinin 13.07.2022 tarihi olduğu, zamanaşımı definin 2 haftalık süre içerisinde ileri sürülmesi gerekeceği, buna göre itirazın en geç 11.07.2022 tarihinde yapılması gerektiği, bu durumda davalının süresi içerisinde zamanaşımı defini ileri sürmediği, mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin yerinde olmadığı anlaşılmış ise de; davacı talebinin yukarıda  ifade edilen kusurlu taşımadan kaynaklı olarak ürünlerde oluşan zarardan kaynaklandığı, taşınan ürünlerin cinsinin ve bedellerinin irsaliyeli fatura ile belli olduğu, davadan önce Konya .. ASTM'nin ... D.İş sayılı dosyası ile uzman bilirkişilere yaptırılan tespit sonucu oluşan zararın (KDV dahil) 7.485,53 TL olduğunun belirlendiği, davacının da bu miktar üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaksızın alacak talebinde bulunulduğu, dava konusu ürünlerde meydana gelen zararın dava tarihi itibariyle de 7.485,53 TL olduğu, bu durumda davacının fazlaya ilişkin hakkı saklı tutulmadan talebini sınırlandırdığı dava dilekçesinde belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmediği gibi kısmi dava olduğuna dair bir ifade de kullanmadığı, bu nedenle davacının miktar yönünden kısmi ıslah yapamayacağı, kaldı ki iddia olunan zararın dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının 13.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda zarar gören malların Mayıs 2022 tarihindeki  piyasa rayicine göre belirlenen değeri üzerinden talepte bulunmasının da mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Davalının istinaf başvuru talebi yönünden yapılan değerlendirmede;<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"İstinaf Dilekçesinin Reddi\" başlıklı 346/(1). maddesinde; istinaf dilekçesinin, kanuni süre geçtikten sonra verileceği veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar vereceği,<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmiş, her takvim  yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiş,  2021 yılı değerleme oranına göre yapılan hesaplamaya göre 2022 yılı için istinaf kanun yoluna başvurma kesinlik sınırı 8.000,00 TL olarak belirlenmiştir. <br>İlk derece mahkemesinin karar tarihi 22/09/2022 olup, dava konusu somut olayda  mahkemece davacının talebinin 7.485,53 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiği, davalının istinaf ettiği miktarın kesinlik sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na 6763 sayılı Kanun ile ilave edilen Ek-Madde 1 hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesi gereğince miktar veya değeri 8.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığına ilişkin kararlar kesin olup, HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin olan karara ilişkin istinaf dilekçesi ilk derece mahkemesince reddedilebileceği gibi 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. <br>Yukarıda anlatılan nedenlerle;  davacının yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin  HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine;  davalının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin HMK 352/1.b maddesi gereğince reddine, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin REDDİNE,<br>- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>2- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>3- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>7- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br>\t\t\t\t<br>Başkan <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip e-imzalıdır <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b04f7091844a4631","SID":"1f64b245624bbe72"}}