{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2629 <br>KARAR NO: 2024/664<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/04/2022<br>NUMARASI: 2018/275 Esas -  2022/271 Karar\t<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...'un ... Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı iken diğer şirket ortağı ...'nın davalı bankanın İstanbul Bahçekapı Şubesi'nden davacı ve eşinin imzalarını taklit etmek suretiyle onları kefil göstererek 200.000,00 TL tutarında kredi sözleşmesi imzaladığını, kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra diğer ortak ...'nın davalı bankadan çek karnesi aldığını ve bu çekleri hayali rakamlarla doldurmak suretiyle piyasayı dolandırmaya başladığını, davacının 25/03/2014 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği'nden ... yevmiye numarası ile ihtarname keşide ederek diğer ortak ... 'nın muhatap banka ile imzaladığı kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile kendisi ve eşine izafe edilen imzaların sahte olduğunu, kendilerine ait olmadığını ve bu imzalardan ötürü sorumluluk kabul etmeyeceğini, doğacak borçlardan da sorumlu olmayacağını belirttiğini, davacının sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen davalının davacı aleyhine İstanbul .... Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bu takip esnasında davacının ortağı olduğu ... Tic. Ltd. Şti.'nde haciz yapılarak ticari hayatının sona ermesine sebep olunduğunu, ayrıca davacı ve eşinin gayrimenkulleri üzerine hacizler konulduğunu, bu hacizler sebebiyle davacının ve eşinin büyük maddi ve manevi zararlara uğradığını, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2014/607 Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasının yargılaması esnasında 23/02/2016 tarihinde verilen bilirkişi raporunda, kefil sıfatı ile davacıya izafe edilen imzaların davacıya ait olmadığı hususunun bilirkişi raporu ile belirlendiğini ve İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 06/09/2016 tarihinde ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verdiğini, buna rağmen davalı bankanın bu kararı da temyiz ederek kötüniyetini sürdürdüğünü ve davacının mağduriyetinin devamına sebebiyet verdiğini beyanla davanın kabulünü, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 150.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı banka ile .... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden ... çek taahhüt kredisi, nakdi kredi, ticari kredili mevduat hesabı açıldığını ve kullandırıldığını, davacı ... ile ... diğer ortağı ... da sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlular tarafından sözleşme hükümleri ihlal edildiğinden davalı bankaca kredi hesabı kat edildiğini, borçluya ve kefillere İstanbul .... Noterliği'nden ... ve ... yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarını ve kullanılan kredilere ilişkin hesap özetlerini içeren ihtarnameler keşide edilerek gönderildiğini, talep edilen muaccel borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine de borçlular hakkında ihtiyati haciz başvurusunda bulunulduğunu, İstanbul 25. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/126 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacının kredi sözleşmesindeki imzalarında kendisine ait olmadığı iddiasıyla İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/607 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, davalı bankanın imzaların sahte olduğunu ya da başka bir şahıs tarafından atıldığını bilme  ve öğrenme imkan ve ihtimaline sahip olmadığını, alacağın tahsili için hak arama sınırları içinde hareket eildiğini, icra iflas kanunu gereğince ve icra prosedürünün gerektirdiği ölçüde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını, davalı bankaya köyü niyet ya da kusur yüklenemeyeceğini, asıl mağdur olan tarafın alacağını tahsil edemeyen davalı banka olduğunu, maddi ve manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla haksız davanın reddini, davacı aleyhinde %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"... bu sebeplerle davacı vekiline verilen süre içerisinde zarar kalemlerinin neler olduğuna ilişkin dilekçe sunulmuş ise de; sunulan belgelerin dava konusu olayla ilişkilendirilemediği, aracın kasko değerinden daha düşük değerle satıldığı ancak kime ve hangi sebepten dolayı, borca karşılık mahsup olarak mı yoksa başka bir sebepden mi düşük bedelle satıldığı hususunun bilinmediği ve davaya konu olayla da irtibatlandırılamadığı, davacının ödeme yaptığına ilişkin beyanlarının ödeme belgeleriyle ispatlanamadığı, dilekçede ödendiği belirtilen dava dışı ...bankasından kullanılan kredilerin davacının ortağı olduğu şirketin ticari hayatı kapsamında mı kullandığı neye istinaden kullandığı olayla bağlantısının bulunup bulunamadığı tespit edilememiş olup ayrıca  davanın açılış tarihi itibariyle maddi zararların neler olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı mahkememizce verilen süre içerisinde sunulan beyandaki hususların da bahsi geçtiği üzere davaya konu olayla ilişkilendirilemediği, maddi tazminat için davacının maddi zararını ispatla mükellef olduğu ancak somut olayda maddi zararın ispatlanamadığı kanaatine ulaşılmakla maddi tazminat bakımından davanın reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi bakımından ise; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/607 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda icra dosyasına konu sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığından bahisle icra takibine konu borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, davacının dava dışı şirket ... Limited Şirketinin ortağı olduğu, yapılan icra takibi sebebiyle itibarının zedelendiği, bu kredi sözleşmesinden kaynaklı yapılan icra takibinde kendisine ithaf edilebilecek kusurunun bulunmadığı, davalının banka olduğu ve basiretli davranma yükümlülüğü olduğu, sözleşme yapılırken atılan imzanın o kişi tarafından bizzat yahut yetkili kişi tarafından atılması gerektiği hususunu bilmesi gerektiği, bu sebeple davacının manevi zararlarını tazminle yükümlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır...(1)Davacının maddi tazminata ilişkin davasının REDDİNE, (2)Davacının manevi tazminata ilişkin davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 15.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,   ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalının takipleri dava konusu sözleşmeye dayandırmaktayken bilirkişi heyetinin aradaki ilişkiyi çözümleyemediğini, Müvekkilinin hiç kusuru yokken , davalının kusurlu davranışları sonucu tek geçim kaynağı işyerini kaybetmiş, evini değerinin çok altında satmak zorunda kaldığını, maddi ve manevi zararının olduğundan taleplerinin tam kabul edilmesi gerekçesiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Bankanın alacağını geri alamadığını, kredi sözleşmesindeki ve sözleşmenin kefalet bölümündeki imzalar davacı tarafından müvekkili banka şube yetkilileri huzurunda atıldığından icra işlemlerinde kötü niyet ya da kusurdan söz edilemeyeceğini, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, kötü niyetli olan davacının haksız kazanç sağlama amacıyla hareket ettiğinden davanın tümden reddinin gerektiğinin bilirkişi raporu ile ortaya konduğu gerekçesi ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız icra takibi sebebiyle  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur.  6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın  kanıtlanması  davacı  tarafa,  hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun sebepsellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunlu olup, davacının  (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).Somut uyuşmazlıkta, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/607 Esas sayılı dosyasında işbu dosya davacısı ... Bank aleyhine İstanbul ... İcra Müdürülüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, davacının maddi zararını ispatlayamadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu husustaki tespitlerin dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına göre  davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Manevi tazminat yönünden yapılan istinaf istemine gelince; Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Davacı haksız icra takibinden dolayı manevi tazminat talep etmişse de Yerel mahkeme dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden; Taraflar arasında sahte imzalarla davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla  olduğu, davacının açmış olduğu menfi tespit davasının kabul edildiği, bu doğrultuda davalıların icra takibi yapmasında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan incelemede, 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir  olunacak   manevi   tazminatın   tutarını   etkileyecek   özel   hal   ve   şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebepleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda; Olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf istemi bu sebeple yerinde değildir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/04/2022 tarih,  2018/275 Esas -  2022/271 Karar sayılı kararına yönelik taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 256,16 TL'nin mahsubuyla bakiye 768,49‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,  4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb00f6199b643801","SID":"aaac669b734b40c6"}}