{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO 2024/465 <br>KARAR NO: 2024/683<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/11/2023<br>NUMARASI: 2022/1156 Esas -  2023/982 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Depo mağazası olarak kiraladıkları işyerinde faaliyet gösterdiklerini, 23.12.2020 tarihinde davalı tarafın ruhsat vermesi ile faaliyete başladıklarını, ruhsat başvurusu sonrasında asma kat inşaatına başlandığını, ruhsat verilmesi aşamasında inşaat görülerek denetim yapıldığını ve sonrasında kendilerine ruhsat verildiğini, 25.07.2022 tarihinde davalı denetimi sonrasında asma katın kaldırılmasının talep edildiği aksi halde ruhsatın iptal edileceğinin bildirildiğini, oysa asma katın kendilerine ruhsat verilmeden önce tamamlandığını, davalının keyfi olarak ve mal sahibini memnun etmek amacıyla hareket ettiğini, iş yeri denetim tutanağının hukuka aykırı olduğunu zira asma katın neden kaldırılması gerektiğine dair bildirimde bulunulmadığı, kendilerine eksikliğin giderilmesi için 15 günlük süre verilmediğini, 06.12.2022 tarihinde ruhsatın iptal edildiğini, işyerinin hukuka aykırı şekilde mühürlendiğini, faaliyetten men kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı işyerinde yapılan denetimde iş yeri ruhsatına aykırı olarak, davacı iş yerinde metrekare artışı olduğu, asma kat inşa edildiği görüldüğünden resmi bildirim ile 30 gün içinde asma katın kaldırılması gerektiği hususunun davacıya ihtar edildiğini, imara aykırı yapılaşmanın söz konusu olduğunu, asma kat inşaasının kanuna ve onaylı mimari projeye aykırı olması sebebiyle  ve yasal sürelerin davacıya verilmiş olması, aykırılığın giderilmemesi sebebiyle işyerinin faaliyetten men edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Davalı söz konusu tedbir kararına itiraz etmiş olup, cevap dilekçesi ekinde sunulan belgeler çerçevesinde gerekli yasal bildirimlerin yapıldığı, sürelerin verildiği, tespitlerin fotoğraflanarak yapıldığı, asma katın sonradan inşa edilmiş olduğuna ilişkin deliller sunulduğu, bu delillerin davacı tarafça sunulan ve asma katın tespit tarihinde mevcut olduğu iddiası karşılaştırılarak değerlendirildiğinde davalının yerinde bulunan itirazı kapsamında tedbir kararının kaldırılmasına...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması sonucunda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  4. Hukuk Dairesinin  2023/3491 esas, 2023/3650 karar sayılı ilamı ile \"...Davanın, genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının görev yönünden kaldırılması gerekmiş... 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince görevden kaldırılmasına...\" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince; \"...Uyuşmazlık, davacının işyerine asmakat mevcutken ruhsat verilip verilmediği, asma katın mevzuata aykırı şekilde davacı daha sonra yaptırılıp yaptırılmadığı, davalı tarafça söz konusu asma katın kaldırılması için davacıya mevzuata uygun sürenin verilip verilmediği ile işyerinin faaliyetten men edilmesi yönündeki kararın iptali talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir Bilirkişilerce işyerinde yapılan yerinde inceleme sonrasında sözleşme ve ruhsatlarda kullanım alanının 550 m2 olarak belirlendiği, asma katın 290 m2 olduğu, bu halde kullanım alanının 840 m2 olarak genişlediği, kira sözleşmesi ve işyeri faaliyet ruhsatında işyerinin 550 m2 olarak belirtildiği, bu halde asma katın ruhsata aykırı inşaat niteliğinde olduğu tespit edilmiştir.Bu kapsamda, işyeri ruhsatı ve kira sözleşmesinde belirtilen kullanım alanı arasındaki m2 farkı çerçevesinde ruhsat verilirken asma katın mevcut olduğu iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı ayrıca davalının usulüne uygun şekilde kendisine bildirim yapmadığını iddia etmekle, davalıca imar kanununa aykırı şekilde yapılan inşaatın 30 günlük süre içerisinde kaldırılması yönünde ihtarın yapıldığı, 19.08.2022 tarihinde ... sayılı yazı ile asma kata ilişkin 30 günlük süre verildiği,  davacının kendisine verilen süre zarfında söz konusu asma katı kaldırmadığı ve dava tarihi itibariyle asma katın mevcut olduğu dikkate alınarak, faaliyetten men kararında ve davacıya yapılan bildirimlerde usule ve kanuna aykırı herhangi bir durum olmadığından davanın reddine ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili firmanın işyerine yaptırdığı asma katı davalının ruhsatı vermesinden önce yaptırdığını, davalının müvekkillinin işyerini asma katlı haliyle uygun bulduğunu, davalının 25.02.2021 tarihinde verdiği ruhsatın içeriğinde işyerinin alanının eksik yazılmasının davalının sorumluluğunda olduğunu, davalının 25.07.2022 tarihindeki işyeri denetim tutanağının hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkiline aykırılığın gidermesi için süre verdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı  gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, hukuka aykırı şekilde mühürlenen işyerinin faaliyetten men kararının iptali istemine ilşkindir.4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi gereğince tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.  Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerekir.Dairemizce daha önce aynı nitelikteki davalarda Asliye Ticaret Mahkemesinini görevli olduğuna karar verilmiş olsa da Yargıtay 11. Hukuk Daresi'nin  2022/4599 E.-2023/3797 K. Sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair kararında OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş olup bağlayıcı olan işbu içtihat gereğince Dairemizce görüş değişikliğine gidilerek Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  4. Hukuk Dairesinin  2023/3491 esas, 2023/3650 karar sayılı ilamı ile \"...Davanın, genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının görev yönünden kaldırılmasına...\" karar verilmiş olup, kaldırma ilamı gereğince ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf talepleri bu sebeple hukuken incelenmemiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesine göre resen yapılan istinaf incelemesi ile ilgili görevli mahkemesince karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince görevden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 07/11/2023 tarih, 2022/1156 Esas - 2023/982 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran  tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-a/3 ve 362/1-c maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a624e04139e1669","SID":"a6eae5648c54c4e5"}}