{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 25/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ : 16/02/2021<br>DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 19/02/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  davalı şirket tarafından Antalya 16. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen Garanti Bankası Antalya ... Şubesi'nden keşide edilen 05/03/2018 tarih ve ... seri nolu 120.000,00 TL bedelli çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, imzanın kime ait olduğunun henüz bilinmediğini, ihracata yönelik aracı firma ile yapılan ticaret anlaşması gereğince davalının limanda teslim etmesi gereken ürün değerlerinin yapılan sözleşmede belli olduğunu, davalı şirketten alınan madenin uluslararası gözlem firması ... tarafından gemi yüklemesi ve boşaltılması sırasında yapılan denetim ve analizlerin sonucunda ürünlerin kabul edilebilir değer olan %55 değerinin altında olduğundan alıcı firma tarafından kabul edilmediğini, bu nedenle alıcı firmanın satış yapan müvekkili şirkete herhangi bir ödemede bulunmadığını, üstelik satılan madenin de iade edilmediğini ve Çin'de kaldığını, zira ürünün iadesi için malın değerinin çok üzerinde navlun bedeli ödenmesinin gerektiğini, bu şekilde davacı firmanın zarara uğratıldığını ayrıca davalı şirket tarafından davacı firma aleyhine icra takibi yapılmak suretiyle de mağdur edildiğini, ticari itibarının zedelendiğini beyan ederek icraya konan çek nedeniyle alacaklı görünen davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, davacı şirketin, davalı şirkete olan borcuna istinaden çekin teslim edildiğini, çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini, karşılığı çıkmaması üzerine Antalya 16. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, ödeme emrinin şirket yetkilisi ... tarafından 16.04.2018 tarihinde bizzat tebliğ alındığını, takibe itiraz edilmemesi sebebiyle takibin süresinde kesinleştiğini, davacı şirketten bakiye alacak bedeli olan 16.500,00 TL için ise yine Antalya 16. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, takibin süresinde kesinleştiğini, teslim edilen çekin karşılıksız çıkması üzerine Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, işbu davanın ceza davasını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, davacının, faturaya konu malların ayıplı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, öncelikle taraflar arasında satılan mallara dair herhangi bir kriterin, uygunluğun yada referans anlaşmasının bulunmadığını, bu yönde satıma konu madene ilişkin herhangi bir özelliğin de öngörülmediğini, istenen malların davacının da kabulünde olduğu üzere kendisine teslim edildiğini ayrıca davacı tarafın müvekkilinden sadece 2.000 ton mal aldığını, Çin'e gönderdiği malların toplamının ise haricen aldıkları duyuma göre 50.000 ton olduğunu, davacının dava dışı şirket ile ve kurumlarla yaptığı anlaşmanın müvekkili şirketi bağlamayacağını belirterek davanın reddine, kötüniyetli davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava dilekçesine ekli davalının kestiği faturadan da anlaşıldığı üzere davalı tarafça davacıya satılan maden miktarı iki bin ton olmasına rağmen davacı tarafça yurt dışına ihraç edilen ve üzerinde inceleme yapılan miktarın elli bin ton olduğu, gümrük beyannamesinde de davacının davalı yanında dava dışı firmalardan da aldığı malları ihraç ettiğinin görüldüğü, dolayısıyla ... firması tarafından yapılan incelemenin davalının sattığı madene ilişkin olduğunu gösteren bir belgenin bulunmadığı, malların da yurt dışından davacı tarafça geri getirilememesi sebebiyle üzerinde inceleme yapılabilecek bir malın bulunmadığı, öte yandan taraflar arasında davalı tarafça satılan madenin hangi özellikleri taşıması gerektiği ile ilgili yapılmış herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının dava dışı yabancı firma ile yaptığı sözleşmenin kendisini bağlayacağı kanaatine varıldığı, davacının iddia ettiği ayıbın gözlem firması tarafından yapılan inceleme ile ortaya çıktığını söylediğine göre iddia edilen ayıbın inceleme ile ortaya çıkabilecek nitelikte olan \"açıkça belli olmayan ayıp\" kategorisine girdiği, davacının bir tacir olarak  basiretli davranma yükümlülüğü kapsamında  8 günlük muayene ve ihbar külfeti  bulunduğu, davacının basiretli bir tacirden beklenenin aksine davalıdan aldığı mallar üzerinde TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca 8 gün içerisinde bir inceleme yaptırmadığı ve varsa ayıpları ihbar etmediği, dolayısıyla satıma konu mallarda ayıp olduğu kabul edilse bile 8 günlük muayene ve ihbar külfetine uymayan davacının iddia edilen ayıpları kabul etmiş sayılacağı ve herhangi bir talepte bulunamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilerek, daha önce verilen bir tedbir kararı olmadığından İİK'nın 72/4 uyarınca şartları oluşmadığından tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmadan satın alınan madenin kabul edilebilir değerin altında olduğu için yurtdışına gönderilen firma tarafından ayıplı kabul edildiğini ve bedelin davacı firmaya ödenmediğini, uzman bilirkişilerden rapor alınmasını talep etmelerine rağmen mahkemece bu taleplerinin kabul edilmediğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, davaya konu çek üzerinde imza incelemesi yapıldığını ve imzanın şirket temsilcilerine ait olmadığının tespit edildiğini, imzanın şirket temsilcilerine ait olmadığı halde şirketin sorumlu kabul edilerek davanın reddedildiğini, madenin müvekkilinin elinden çıktığı gibi bedelini de tahsil edemediği için davalı şirkete borçlanarak mağduriyete uğradığını, dosyaya delil mahiyetinde birçok belge sunulduğunu, aslı İngilizce olan bu belgelerin hiçbirisinin tercümesinin yapılmadığını ve bu belgeler incelenmeden karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, satım sözleşmesi nedeniyle verilen çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasında satılan mala ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığından davacının ayıp iddiasını ispatlayamadığı gibi süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının da bulunmamasına, davacının dava dilekçesinde temel ilişkiye inerek savunma yaparak dava konusu çekin varlığını kabul etmesine ve imza inkarında bulunduğu çeki defterlerine borç olarak kaydetmesi karşısında kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye  368,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br>...\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6643e135064ddfac","SID":"788e153afd77f5c0"}}