{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/07/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas - Karar <br><br>İSTİNAF EDEN<br>DAVACILAR\t: 1- ... - T.C Kimlik No: ...<br>\t: 2- ... - T.C No: ...<br>DİĞER DAVACILAR\t: 3- ...  - T.C Kimlik No: ...<br>\t: 4- ... - T.C Kimlik No: ...\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ... - T.C Kimlik No: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t\t: Menfi Tespit<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 15/02/2024<br>Davacılar tarafından, davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.. Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 07/07/2022 tarihinde tesis edilen karara karşı, bir kısım davacılar ile davalının istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında 05/08/2017 tarihinde gayrimenkul satış sözleşmesi imzalandığını, ancak tapuya kayıtlı hisselerin toplam 40.000,00-TL bedelle davalı ...'a haricen satıldığını, sözleşmenin 6. maddesi gereğince sözleşme teminatı olarak müvekkillerinin davalıya 05/08/2017 tanzim tarihli 15/07/2019 vadeli 40.000,00-TL bedelli ve 05/08/2017 tanzim tarihli 15/07/2019 vadeli 40.000,00-TL bedelli iki adet senet verdiğini,  vade tarihi davalı tarafından sonradan doldurulan, alacaklısı yine davalı olan toplamda 80.000,00-TL bedelli iki adet kambiyo senedinin keşide tarihi ile sözleşme tarihinin aynı olduğunu, davaya konu senetlerin teminat vasfı dışında başka bir vasfının bulunmadığını, davalının müvekkillerden aldığı teminat senetlerini takibe koyduğunu, davalı tarafından davacı müvekkiller aleyhine ihtiyati haciz kararı ve Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarından haksız takip ve haciz işlemleri yapıldığını, haksız haciz sebebiyle her türlü maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak üzere haksız icra takibi başlatan davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, söz konusu senetlerin teminat senedi olduğunun tespitine ve teminat senedi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağından takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın ticari dava niteliğinde olduğunu, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekirken böyle bir başvurunun olmadığını, bu nedenle açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine, davacıların iddia ettikleri üzere hem bononun teminat senedi olduğunu, hem de bononun teminat fonksiyonunun kalmadığı hususunu yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini, bonolarda aval veren konumunda olan ... ve ...'ın satış sözleşmesinin tarafı olmadığı ancak TKK 702 maddesi gereği aval veren kişi kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olduğundan bonolardan sorumlu olduklarını, öncelikle verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacı borçluların ayrı ayrı %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkumiyetine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Taraf vekilleri karşılıklı olarak tazminat talebinde bulunmuşlar ancak İİK 72/4 maddesi gereğince davalı alacağını tahsil ettiğinden dolayı davalının tazminat talebi ve yine  İİK 72/5 maddesi gereğince davalının kötüniyeti ispatlanamadığından (Haksızlığı kabul edilecek olsa da) davacıların tazminat talebinin şartları oluşmadığından dolayı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirme neticesinde dosya kül halinde değerlendirildiğinde; Davacılar vekilince davalı aleyhine açılan işbu davada davacıların Konya.. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası ile Konya .. İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasından takibe konulan 15/07/2019 vade tarihli 05/08/2017 tanzim tarihli 40.000,00- TL bedelli bono ile yine aynı vade tarihli olan 15/07/2019 vade tarihli 05/08/2017 tanzim tarihli 40.000,00- TL bedelli iki adet bonodan sebep davalıya borçlu olunmadığı iddia edilmiş, toplanan deliller ve davalı isticvabına göre senetlerin teminat senedi olduğu anlaşılmakla  Konya .. İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasına  08/10/2020 tarihinde 57.658,00 TL ... adına, Konya.. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına  08/10/2020 tarihinde 57.658,00 TL ... adına yatırılan bedellerin işbu davacılara iadesine karar vermek gerekmiş, avalist olan davacılar ... ve ... bakımından açılan davanın ve de tarafların karşılıklı tazminat taleplerinin az yukarıda açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekmiştir...\" gerekçesiyle           davanın kısmen kabulü  ve kısmen reddi ile; davacılar ... ve ... bakımından açılan davanın reddine, davacılar ... ve ... bakımından açılan davanın kabulü ile; Konya .. İcra Müdürlüğünün   ... esas sayılı dosyasına yatan 57.658,00 TL nin 08/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, Konya . İcra Müdürlüğünün  ... esas sayılı dosyasına yatan 57.658,00 TL nin 08/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, tarafların karşılıklı olarak talep ettikleri tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu bonoların davalıya ne için verildiği, teminat amacıyla verilip verilmediği hususunda davalıya isticvap davetiyesi çıkarıldığını, davalı asil 31/03/2022 tarihli celsede davaya konu bonoları taşınmaz satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte hem ... hem de ...'dan 05/08/2017 tanzim ve 15/07/2019 vade tarihli bonoları bu şahıslardan ...'ın  oğlu  ... ve ...'ın eşi ...'nın avalist olarak imzalamaları ile aldığını, ancak taşınmaz kendisine devredilmeyince bahsi geçen bonoları icraya koyduğunu ifade ettiğini, dolayısıyla davalının bahse konu senetleri teminat amacıyla aldığının açıklığa kavuştuğunu, Konya.. İcra Müdürlüğü'nün .. Esas ve .. Esas sayılı dosyalarına müzekkere yazılarak hangi tarihte ve ne tutarda davalıya ödeme yapıldığı hususlarının sorulduğunu, Konya . İcra Müdürlüğünün ..Esas sayılı dosyasına  08/10/2020 tarihinde 57.658,00 TL ... adına, Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ise  08/10/2020 tarihinde 57.658,00 TL ... adına yatırıldığının bildirildiğini, davacılardan ... ve ...'ın davaya konu bonolarda avalist konumunda olduklarını, yerel mahkemenin davacılar ... ve ... yönünden atılan imzaların avalist olarak nitelendirmesinin hatalı bir karar olduğunu, yerel mahkemenin aynı senedi diğer davacılar ... ve ... yönünden teminat senedi olarak kabul ettiğini  ve açılan  davayı bu davacılar yönünden kabul ettiğini, gayrimenkul  devrinin yapılmaması konusunda, davalı taraf (icra alacaklısı) zararlarını da mahkeme yoluyla tespit ettirip yargılama yoluyla tahsil etmesi gerektiğini, anlaşılacağı üzere 31.03.2022 tarihli celsede davalı ...'ın senedi sözleşmeye istinaden aldığını ikrar ettiğini, taraflar arasında 05/08/2017 tarihinde gayrimenkul alım satım sözleşmesinin yapıldığı tarihte ödeme tarihi, alacaklı kısmı ve yazıyla kırk bin TL yazan kısmı boş olup sonradan doldurulduğunun çıplak gözle dahi anlaşılacağını, harici satış sözleşmesinin tarafları ve bu sözleşmeye dayalı verilen cezai şart (teminat senedi) ın asıl borçlular yönünden geçersizliği kabul edilirken bu sözleşmeye dayalı alınan teminat senetlerindeki kefillerin sorumluluğunun devam ettiği yönündeki kararın hukuken geçersiz olduğunu, yerel mahkemenin kefilleri avalist olarak nitelendirmesinin yanlış bir hukuki değerlendirme olduğunu, müvekkilleri  tacir olmayıp, sözleşmede ve sözleşmeye bağlanmış teminat senetlerinde avalist sıfatları bulunmadığını, mahkemece sözleşme gereği ödenen bedelleri gösterir banka dekontları istenmiş olup dekontların dosyaya sunulduğunu,   istinaf  incelemesi neticesinde müvekkilleri ...... ve  ... aleyhine verilen kararın  ortadan  kaldırılarak talepleri  doğrultusunda davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle söz konusu davanın esasa girilmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, karşı  tarafın dava açmadan önce dava şartlarından olan \"arabuluculuğa başvuru\" şartını yerine getirmediğini, uyuşmazlık konusunun bonodan kaynaklı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olduğunu, davacı hem bononun teminat senedi olduğu hem de bononun teminat fonksiyonunun kalmadığı yönündeki iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini,  dava konusu bonolarda avalist konumunda olan ... ve ... bakımında TTK'nın 702. maddesi uyarınca verilen davanın reddi yönündeki karar doğru olup diğer davacılar bakımında da davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamı taşımamak kaydıyla; bir an için dava konusu bononun teminat senedi olduğu kabul edilecek olsa bile; sadece senedin teminat senedi olması,  bu senetten dolayı borçlu olunmadığı anlamına gelmeyeceğini, mahkemece bonoların 05.08.2017 tarihli sözleşmenin teminatı amacıyla verildiği kanaatine varılacak olsa bile; açıklandığı üzere hem müvekkilin  ödediği 20.000'şer TL bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereği ödeme tarihinden bu güne kadar ulaştığı bedel kadar, hem de taşınmazın devredilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar  kadar  alacaklı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece tazminat talepleri alacağın tahsil edildiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de davacının talebi üzerine mahkemenin 17.11.2020 tarihli kararı ile  tedbir kararı verildiği gibi icra dosyasına konu borç da tamamen ödenmemiş olup müvekkilinin halen alacağı bulunduğunu, bu nedenle tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla istinaf taleplerinin kabulüne, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine ve davacıların %20'şer oranında tazminata hükmedilmesine, davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Davacıların takibe konu senetlerin davacılar ... ve ... ile davalı ... arasında yapılan gayrimenkul alım-satım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini beyan ederek bu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti talebinde bulundukları, diğer davacıların bu senetlerde avalist oldukları, davalı ...'ın 31/03/2022 tarihinde duruşmada \"Taraflar arasında 05/08/2017 tarihinde gayrimenkul alım satım sözleşmesinin yapıldığı doğrudur, bu sözleşmeye istinaden davalılar ... ve ... sözleşmede bahsi geçen taşınmazı bana devredeceklerdi. Ben de bu şahıslara ayrı ayrı 20.000,00 Tl verecektim, bahsi geçen şahıslara 19.250,00 şer TL verdim, üzerini yani 750,00 şer TL sini de elden nakit olarak verdim, davalılar bana tapuyu devredemediler gün istediler, taşınmaz izaleyi şuyu yoluyla satışa geçmiştir. Ben de bunun üzerine taşınmaz satış sözleşmesinin yapıldığı tarihten hem ... hem de ...'dan 05/08/2017 tanzim tarihli ve 15/07/2019 vade tarihli bonoları bu şahıslardan ...'ın  oğlu  ... ve ...'ın eşi ...'nın avalist  olarak imzalamaları ile aldım, ancak taşınmaz bana devredilmeyince bahsi geçen bonoları icraya koydum.\" beyan ettiği, dava konusu senetlerin davacılar ... ile ... ile davalı arasında imzalanan gayrimenkul alım satım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğinin, bu nedenle teminat senedi olduğunun tarafların karşılıklı beyanları ile sabit olduğu, bu nedenle senetlerin teminat fonksiyonun devam  edip etmediği ve teminat altına alınan borç varsa bunun miktarı araştırılıp, tespit edilerek senedin hangi miktar bakımından takip edilebileceği  hususları tespit edilip deliller hep birlikte değerlendirilerek  sonucuna göre karar verilmesi gerekirken (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 21.05.2019 tarih 2017/4756 Esas 2019/3354 Karar, 21.09.2017 tarih 2016/20013 Esas 2017/6110 Karar ve 28.03.2012 tarih 2011/13856 Esas 2012/5148 Karar sayılı ilamları) eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davalının  istinaf başvuru talebinin kabulü ile, HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra karar verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacılar ... ve ...'ın istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine  yer olmadığı sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2022 tarih ... Esas .. Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davacılar ... ve ...'ın istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine  yer olmadığına,<br>3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından ayrı ayrı yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara  iadesine, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.969,31 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>7-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>8-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/02/2024 tarihinde oybirliği ile  HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. \t\t\t\t<br><br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br> <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"43a135cfa4707fd5","SID":"766cd3267a3b2cf6"}}