{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/63 <br>KARAR NO\t: 2024/216<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t                          : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/51 E.  -  2021/247 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın <br>\t\t  Hükümsüzlüğü)<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2021 Tarih ve 2020/51 Esas - 2021/247 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,2018/120076 başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun, müvekkilinin “...” seri markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu kapsamda yapılan itirazlar sonucunda başvurunun 41, 43 ve 44. sınıflar bakımından reddine karar verildiğini, ancak nihai olarak 41. sınıftaki bir kısım hizmetler bakımından YİDK kararında ret kararının kaldırıldığını, taraflar arasında daha önce Bakırköy 1. FSHHM’de 2018/336E, 2019/390K sayılı davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, anılan dosyada 2015/09865 sayılı “... ...” markası ile müvekkili markalarının benzer görüldüğünü, somut olayda da taraf markalarının karıştırılacak düzeyde benzer olduklarını, davalının kendi beyanlarında markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu vurguladığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, işbu 2019-M-10451 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu 2018/120076 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili,  müvekkilinin turizm sektöründe ... markaları ile 2015 yılından beri faaliyet gösterdiğini, gerek Türkiye’de, gerekse de KKTC’de otellerinin tanınır ve bilinir olduğunu, müvekkilinin bu ibareyi aynı zamanda ticaret unvanı olarak da kaydettirdiğini,  müvekkiline ait olan bu markanın davacı tarafça marka tescillerine konu edildiğini,  müvekkilinin “...” ve “... ...” markalarının gerçek hak sahibi olduğunu,  müvekkilinin markasını davacıdan daha önceden beri kullandığını, halen de aktif olarak kullandığını, davacı şirketin kötü niyetli olduğunu, dava dışı ...’un  davacı şirketin tek ortağı olduğunu, anılan kişinin aynı zamanda müvekkili şirkette de hak sahibi olduğunu ve “sekreter” olarak yer aldığını, anılan şahsın 2015 yılı ve öncesinde “... ...” olarak markaların tescil edileceği ve tanıtımına başlanacağı hususunda bilgi sahibi olduğunu, davacı Şirket'in markaları hiçbir şekilde kullanmadığını, müvekkili tarafından işletilen \"... ...\" markası ile herhangi bir bağlantısının da bulunmadığını, davacının sadece “...” değil “... ...” markasını da tescil ettirmesinden müvekkili markalarını bildiğinin anlaşılabileceğini, Bakırköy 1. FSHHM’nin 2018/336E sayılı dosyasının henüz istinaf aşamasında olduğunu,  kaldı ki taraf markalarının zaten benzer dahi olmadıklarını, davacının kötü niyet iddialarının yersiz olduğunu savunarak, işbu davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili, itiraza mesnet 2015/15223 ve 2015/09865 sayılı \"...\" ve \"... ...\" ibareli markalarda, markanın esas unsurunun \"...\" ibaresi olduğunu, başvuru markasında ise \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresine nispeten küçük ve ikinci planda olacak şekilde dizayn edildiğini, dava konusu marka başvurusunun itiraza mesnet markalardan bir kısım harfler bakımından farklılaşması ve dava konusu marka başvurusu kapsamındaki 41.sınıf hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin bilgi ve dikkat seviyesinin yüksek olduğu düşünüldüğünde, davaya konu başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, müvekkili kurum tarafından verilen YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, taraflar arasında davaya konu markalar üzerinde hak sahipliği bulunduğu iddiasından kaynaklı olarak çekişme bulunduğu, eldeki davada itiraza mesnet markalarının hükümsüzlüğü talepli olarak Bakırköy 1.FSHHM'nin 2018/336 E sayılı dosyası ile açılan davanın kesinleşmediği, bu husustaki nizanın dava tarihi itibariyle sonuçlanmadığı, davalı tarafın önceki tarihli \"...\" ibareli başkaca marka başvurularında bulunmasının, eldeki dava bakımından tek başına davalı şirketin kötü niyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davaya konu marka başvurusu bakımından karşılaştırılan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığından iltibas tehlikesinden söz edilemeyeceği, iltibas tehlikesi oluşturmayan bir marka bakımından, marka başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunun marka işlem dosyası kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle, YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili adına tescil edilmiş markalar ile itiraza konu olan markaların asli unsurunun ve amblemlerinin birebir aynı olduğunu, itiraza konu olan markanın asli unsuru olan “...” ibaresi ile, müvekkili adına müseccel olan markaların asli unsuru olan “...” ibaresinin yazı karakteri, harf sayısı, okunuş şekli bakımından birebir aynı olup, amblemlerin de aynılık arz ettiğini, sadece renk bakımından farklılık gösterdiğini, karşılaştırılan markaların/işaretin görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle yüksek derecede benzer olduğunu,  davalı ...'in, müvekkiline ait “...” ibareli markalara karşı daha önce hükümsüzlük talebiyle Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2018/336 E., 2019/390 K. sayılı davayı ikame ettiğini ancak davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, itiraza konu marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve  davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:  Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu marka işaretleri arasında \"...\" ibarelerinin ortaklığından kaynaklanan benzerlik bulunmakta ise de, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığından 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının gerçekleşmediği,  öte yandan dava konusu marka tescil başvurusunun kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği, her ne kadar ilk derece mahkemesince marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve karar tarihinden sonra 29/08/2022 tarihinde dava konusu marka tescil edilmiş ise de, istinaf eden davacının aleyhine olacak şekilde Dairemizce hükümsüzlük isteminin reddine karar verilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2--Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin  davacı  üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/02/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024<br>\t<br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae48264a878e0fa6","SID":"98bfd683e2dcf3a9"}}