{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1783 Esas <br>KARAR NO: 2024/229 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/262 Esas - 2021/544 Karar<br>TARİHİ: 06/07/2021 <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki sebebiyle oluşan fatura alacağına ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının borca ilişkin itirazını 02.03.2020 tarihinde icra dosyasına sunduğunu, davalı itirazının tamamıyla haksız olmakla birlikte hukuka aykırı olduğunu, tarafların aralarındaki ticari ilişki neticesinde düzenlenen nakliye bedellerine ilişkin faturaların vade tarihleri ve bedellerinin 4.130 TL’lik 08.02.2019 vade tarihli fatura, 4.130 TL’lik 09.02.2019 vade tarihli fatura, 4.130 TL’lik 23.02.2019 vade tarihli fatura, 7.552 TL’lik 25.02.2019 vade tarihli fatura, 4.130 TL’lik 27.02.2019 vade tarihli fatura, 8.850-TL’lik 28.02.2019 vade tarihli fatura olduğunu, davalı her ne kadar alacaklının böyle bir borcu olmadığını ve aralarında ticari ilişkinin söz konusu olmadığını iddia ediyor olsa da, söz konusu faturaların ve taraf defterleri incelendiğinde aralarındaki ticari ilişkinin varlığının görüleceğini, kaldı ki söz konusu alacağın varlığına ilişkin ispat yükünün müvekkiline ait olmadığını, yapılan açıklamalar dikkate alındığında davalı şirketin borcunu ödememek için haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinin ortada olduğunu beyanla davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin 32.922,00 asıl alacak üzerinden devamına, davalının asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili arasında şuan için bir ticaretin olmadığını, dava dilekçesinde gösterilen faturaların müvekkili tarafından çek karşılığında ödendiğini, davacı ile müvekkili arasında başka ticari ilişki olmaması ve müvekkilinin borcu olan parayı çekle ödemiş olmasına rağmen, karşı tarafın kötü niyetle aynı borç için icra takibi açması ve itirazlarından sonra işbu davayı açmasının karşı tarafın kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine müvekkilinin itirazının haklı olduğunu beyanla davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 06/07/2021 tarih ve 2020/262 Esas - 2021/544 Karar  sayılı kararında; \"Dava; İİK 67 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemidir. Dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle düzenlenen 6 adet faturaya dayalı   toplam 32.922,00 TL alacağına ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olup davalı tarafça  ... Bankası İçmeler Tuzla Şubesine ait Lehdarı ... Ltd Şti  Keşidecisi ... İnşaat Ltd Şti olan 32.500 TL bedelli çek ile ödeme yapıldığını iddia etmekte olup ,delil olarak ... Bankası Yeni Sanayi sitesi Antalya şubesinden 02.12.2019 tarihinde  ... İnşaat Ltd Şti tarafından ... hesabına 32.500 TL ödeme yapıldığına dair dekontun ibraz edildiği  görülmüştür. Takip ve dava konusu alacağa dayanak gösterilen 6 adet fatura nedeniyle davalı cari hesabına toplam 32.922,00 TL borç kaydedildiği, 2019 yılında tahsilâtla ilgili herhangi bir işlemin bulunmadığı, bakiyenin 31.12.2019 tarih, 399 sayılı yevmiye kapanış maddesinde davalı cari hesabı karşısında aynen yer aldığı görülmüştür. davalı Defter Kayıt ve Belgeleri  ve muavin defter dökümüne göre; davacı şirketle olan ticari ilişki 320- Satıcılar kebir hesabı altında 320.01.B28 kodlu yardımcı hesapta izlendiği, muavin defter dökümünden görüleceği üzere; davacı faturaları davalı kayıtlarına alınmış olup, toplam 32.922,00 TL olan fatura tutarında tam mutabakat bulunduğu,  asıl ihtilafın çekle yapılan ödemeden kaynaklanmakta olup, anılan ödeme nedeniyle 15.08.2019 tarih, ... sayılı yevmiye maddesinde “Çek/.../30.11.2019” açıklaması ile davacı cari hesabına 32.922,- TL borç kaydedilerek davacı şirket bakiyesi kapatıldığı bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Davalı şirketçe sunulan çek suretine göre; ... Bankası nezdindeki hesaptan davacı şirket adına keşide edilen; ... sayılı, 30.11.2019 tarihli ve 32.922,- TL bedelli çekin üst kısmında “15.08.2019 çekin aslını elden teslim aldım. ...” notu ve davacı şirket kaşesi ile imza bulunduğu, Çekin teslimi sırasında davacı veya davalı şirketçe düzenlenmiş başkaca belge bulunmadığı, ... Bankası Yeni Sanayi Sitesi/Antalya Şb. tarafından Mahkememize gönderilen 05.01.2021 tarihli yazı ekindeki çek suretine göre; davacı şirket kaşesinden sonra ... ismi ve imza bulunmakta olup, çek 02.12.2019 tarihinde bu şahıs tarafından bankaya ibraz edilerek bedeli tahsil edildiği, Davacı vekili tarafından “ne çekin aslını teslim alan ne de çek bedelinin ödendiği şahısların müvekkili şirketle ilgisinin bulunmadığı davalının ekte sunduğu belgelerde yer alan kaşe ve imzanın müvekkili şirkete ait olmadığı” iddia edilmekte olup 08.10.2018 tarih, 9676 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'nde yer alan ilana göre; davacı şirket tek ortaklı olarak kurulmuş olup, ortak ... “Aksi Karar Alınıncaya Kadar” şirket müdürü olarak seçilmiş ve münferiden temsile yetkili kılındığı, Yine davacı tarafça sunulan 1-12/2019 dönemlerine ait Sigortalı Hizmet Listesinde ... veya ... ismine rastlanmadığı anlaşılmıştır. Anılan durum karşısında Alacağa dayanak davacı faturalarının her iki taraf kayıtlarında yer aldığı, davalının fatura bedellerine veya içeriği hizmetin alınmadığına yönelik itirazının bulunmadığı, İhtilafın; ödeme aracı çekin davacı şirkete teslim edilip edilmediği hususundan kaynaklandığı, çekin davacı şirket yetkilisi ya da çalışanına teslim edildiğini gösterir herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmakla  davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmış , takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun İİK'nın 67/2. maddesine göre hükmolunan alacağın %20 oranı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili şirket hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden girişilen icra takibine vaki borca itirazları üzerine davacı-alacaklı tarafından açılan işbu itirazın iptali davasına sundukları deliller ve bilirkişi raporları incelenmeden yanlış hüküm kurularak Mahkemenin davanın kabulüne karar verdiğini, davacı ile müvekkili arasında şuan için bir ticaret olmadığını, dava dilekçesinde gösterdikleri faturaların müvekkili tarafından çek karşılığında ödendiğini, çek ve ödeme dekontlarının dosyaya sunulduğunu, karşı yan ile müvekkili arasında başka ticari ilişki olmamasına ve müvekkilinin borcu olan parayı çekle davacı şirkete ödemesine rağmen karşı tarafın kötü niyetle aynı borç için tekrar müvekkiline alacak için icra takibi açmasının ve müvekkilinin itirazından sonra işbu davayı açmasının karşı tarafın kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, dosyaya sunulan 03/03/2021 tarihli bilirkişi raporu eksik olarak düzenlenmiş olsa dahi bununla birlikte yaptıkları itirazlar doğrultusunda Mahkemenin ek rapor aldırmadan karar vermesinin de hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda büyük eksiklikler olduğunu; Usulen bilirkişinin taraf şirketlerinin defterlerini incelediğinde müvekkili şirketin defterinin her şeyiyle tam ve usulüne uygun tutulduğunu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığını belirttiğini, karşı yanın defterlerinde birçok eksiklik olduğunu tespit ettiğini, yevmiye defterlerinin kapanış onayı ile kebir ve envanter defteri açılış onaylarının sunulmadığını, bilirkişinin, karşı yanın defterleri için kendileri lehine delil olma niteliğinde olmadığı kanaatine vardığını, müvekkili şirket defterlerinin her şeyi tutarlı ve sabit olarak düzenli bir şekilde yasaların ön gördüğü tüm koşulları sağlayarak tutmakta olduğundan bahisle delil niteliğinde olduğunu, burada bilirkişi raporuna göre müvekkili şirketin defterleri düzgün tutulduğundan lehine delil olacağı kanaatine varıldığına göre müvekkilinin hesaplarına bakıldığında karşı yana borcunu çekle ödediğinin sabit olduğunu, bilirkişinin raporunda belirtiği gibi müvekkilinin çeki karşı yana verdiğini ispat etmek zorunda olmadığını, velev ki böyle bir durum söz konusu olsun çekin karşı yana gittiği ve onlar tarafından kullanıldığı çekteki ciroda davacı şirketin kaşesi ve yetkililerinin de imzası olduğundan açık olduğunu, bu çekten haberdar olmamaları çeki bu borç için müvekkilinden almamış olmalarının imkansız olduğunu, müvekkili şirketin ödeme yaptığına dair iki tane delili olduğunu, birincisinin; ticari defterlerin, kayıtların düzgün tutulması olduğunu, ikincisinin ise; çekte alacaklı davacı şirkete ait cironun, bu çekin onun eline geçtiğinin bir ispatı olduğunu, karşı yan dilekçelerinde bu kaşe ve imzanın taraflarına ait olmadığını ne kadar söyleseler de ispat yükünün kendilerinde olduğunu, müvekkilinin gereken ispatı yaptığını, bilirkişi raporunda da karşı yanın çekte cirosu olduğunun ve defterlerinin tam sunulmayarak güvenilir olmadıkları kendileri lehine delil olarak kullanılamayacağının ispat edildiğini; Bilirkişinin takip tarihinde alacağın tespitinde halen daha hata yaptığını, ihtilaf konusu çekin davacı şirkete teslim edilip edilmediğini gösteren somut bir delil, belge ve bilgi sunulmadığını iddia etmesinin tam bir fecaat olduğunu, zaten bunun ispatının açıkça ortada olduğunu, karşı tarafın kaşe ve imzanın onlara ait olmadığını, sahte olduğunu ispat etmeleri gerektiğini, yazılı belgeyle alacaklarını ödediklerini ispat ettiklerini, karşı yanın sadece bu imza sahtedir demek suretiyle soyut kavramlar üzerinden davasını ispat etmeye çalıştığını, bu ispatı hiçbir hukuk sisteminin kabul etmeyeceğini, müvekkilinin borcun ödediğinin ispatını yazılı olarak yapmışken bunun yanında karşı yan cirodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahsetmişse de Mahkemenin imza incelemesi yapmadan hüküm kurmasının da eksik inceleme yaparak karar verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu, çekteki cironun yetkilisi tarafından imzalandığının açık olduğunu, Mahkemenin imza incelemesi yaptırmadan karar vermesini kabul etmediklerini, ihtilafın bilirkişi raporunun sonuç kısmındaki ödeme aracı çekin davacı şirkete teslim edilip edilmediği olduğunu, dava konusu çekin davacı şirkete teslim edildiğinin çekin arkasında o şirkete ait cirodan tespit edildiğini, bunun yazılı somut bir delil olduğunu, ispat yükünün karşı yana döndüğünü, çeki almadığına dair hiçbir somut delil sunmadığını beyanla tehiri icra talebinin kabulüne, Yerel mahkemece verilen kararın ve İstanbul ... İcra Dairesinde açılmış olan ... Esas sayılı dosyanın  icrasının geriye bırakılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı taleplerine ilişkindir. Davacı tarafından, davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile 6 adet faturaya istinaden toplam 38.978,10 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalının süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takip durmuş, davacı taraf eldeki dava ile davalının fatura bedellerini ödemediğini beyan ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf, dava ve takip konusu fatura bedellerini çek ile ödediğini, davacı ile aralarında devam eden bir ticari ilişki olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Somut dosyada; taraflar arasında davacı tarafından davalıya, dava ve takip konusu faturalarda yer alan nakliye hizmetinin verildiği hususunda bir ihtilaf olmadığı, ihtilafın davalının fatura bedellerini çek ile ödeyip ödemediği noktasında toplandığı, Mahkemece tarafların ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda; faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalının defterlerindeki hesabın 30.11.2019 tarihli çekle ödeme kaydı ile kapatıldığı ve defterlerinde başkaca bir kayıt olmadığı, davacının ticari defterlerinde ise anılan çek kaydının bulunmadığı, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi itibariyle 32.922 TL alacaklı olduğu, bununla birlikte davacı tarafın yevmiye defteri kapanış onayı ile kebir ve envanter defteri açılış onayını sunmadığı, davalının ticari defterlerinin ise usulüne uygun şekilde tutulduğunun tespit edildiği, davalı tarafından dosyaya çek sureti ve ödeme dekontunun sunulduğu, ... Bankası'ndan gelen suretine göre çekin, davalı tarafından davacı adına keşide edildiği, 30.11.2019 tarihli ve 32.922 TL bedelli olduğu, çekteki ilk cironun davacıya ait olduğu, davacının cirosundan sonra çeki ... isimli kişinin ciro ettiği ve banka tarafından çek bedelinin 02.12.2019 tarihinde bu kişiye ödendiği, Mahkemece davalı tarafın ödeme savunmasının, çekin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmaması, ödeme yapılan ... ile çekin üzerinde teslim alan olarak imzası bulunan ... isimli kişilerin davacının temsilcisi ve çalışanı olmadıklarından bahisle ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereği ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için  kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Buna göre açılış ve kapanış onayları sunulmayan davacı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulmadıkları ve defterlerde yer alan kayıtların davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, davalının ticari defterleri ise usulüne uygun şekilde tutulduğundan defterlerde yer alan kayıtların davalı lehine delil teşkil edeceği açıktır. Kaldı ki her iki tarafın defterlerinde de dava ve takip konusu faturalardan sonra alacak ve borç kaydı, yani başkaca bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Davalı tarafından ödeme savunmasına dayanak yapılan ve defterlerinde dava konusu faturalara karşılık ödeme olarak kayıtlı olan çekte davacının cirosu bulunmakta ve çek bedeli son yetkili hamile ödenmiş olduğuna göre Mahkemece, çek ile ödeme yapılan ... isimli kişi ile çeki teslim aldığına ilişkin çek üzerinde imzası olan ...'nın davacının çalışanı olmadıklarına dair gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırıdır. Buna göre davacının çekteki imzayı inkar etmesi nedeniyle Mahkemece; 6100 Sayılı HMK'nın  yazı ve imza inkarı halinde inceleme usul ve sırasını düzenleyen 211. maddesine uygun şekilde öncelikle; davacı taraf yetkili temsilcisinin isticvap edilmesi, isticvap işlemi ile bir kanaat edinilememesi halinde şirket yetkilisinin imza örneklerinin dosya arasına alınması ile çekte yer alan imza ile bunların karşılaştırılması, başka bir incelemeye gerek duyulmadığının anlaşılması halinde bunun gerekçeleri ile açıklanması, bu şekilde yapılan incelemenin yeterli görülmemesi halinde yine davacı şirket yetkilisine ait medar-ı tatbik imza örneklerini içerir belge asılları da getirtilerek çekte bulunan imzanın sahteliği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, alınacak rapor ile dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2021 tarih ve 2020/262 Esas 2021/544 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8553512b7fd7e3de","SID":"23fe3230128ea48e"}}