{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/267 <br>KARAR NO\t: 2024/195<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>DAVA TARİHİ\t: 15/12/2014<br>KARAR TARİHİ: 14/02/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısı ...'ya ait işyerinin 21.08.2013-21.08.2014 tarihleri arasında sigorta poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı konutunun bulunduğu binanın çıkışı olan sokakta 23.04.2014 günü İSKİ'ye ait gider ve rögarın tıkanması sonucu geri tepen pis suyun, sigortalı işyerinin içerisine   yayılarak, emtia, demirbaş ve dekorasyonlarda maddi hasar gelmesine sebep olduğunun, meydana gelen 7.030,00 TL zararının, sigortalı hesabına 23.05.2014 tarihinde yatırıldığını, meydana gelen zararın davalının kusuru nedeniyle oluştuğunu, 7.030,00 TL'nin ödeme tarihi olan 23.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın hukuka aykırı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli  olduğunu, söz konusu problem ile müvekkili idarenin herhangi bir hizmet kusuru ve ihmali bulunmadığını,  davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece \"Bilirkişi raporunda her ne kadar, davaya konu somut olayda meydana gelen hasarda dava dışı 3. Kişi İstanbul Büyükşehir Belediyesi %80 oranında ve davalı İSKİ' de %20 oranında kusurlu bulunmuş ise de, 2560 sayılı \"İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun'nun\" Yağmur sularının uzaklaştırılması; başlıklı 25. maddesinde; Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirileceği ve yine aynı kanunun 2/b maddesinde de; Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\" görevinin de İSKİ'de olduğunun anlaşıldığı, İBB'nin sorumluluğuna ilişkin bilirkişi heyeti tespitlerinin ise ancak İSKİ ile İBB arasındaki iç ilişkide ileri sürülebilecek nitelikte talepler olduğu ve davacı yana karşı ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından, bilirkişi heyetinin, mevcut dava dosyası bakımından kusurun paylaştırılmasına ilişkin tespitlerine itibar edilmemiştir.<br>Davacı sigorta şirketi tarafından iş yeri sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalısına ödenen hasar bedelinin, TTK da yer alan halefiyet ilkesi kapsamında, sorumludan tahsili talebine ilişkin rücuen tazminat istemine ilişkin olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar, davaya konu somut olayda meydana gelen hasarda dava dışı 3. Kişi İstanbul Büyükşehir Belediyesi %80 oranında ve davalı İSKİ' de %20 oranında kusurlu bulunmuş ise de, rapordaki iş bu tespitlere yukarıdaki gerekçelerle itibar edilmediği, bu haliyle yapılan değerlendirmede de, davaya konu zararın, davalı İSKİ’nin alt yapı, atıksu ve yağmur suyu tahliye şebekelerinin bakım, onarım ve yenileme hizmetlerini layıkıyla yapmaması ve eksik yapmasından kaynaklandığı ve dolayısıyla da davacı tarafından ödenen ve bilirkişi heyeti tarafından da tespiti yapılan 7.030,00 TL'lik  hasardan sorumlu olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne \" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin hizmet kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını, sigortalının müterafik kusurunun dikkate alınmadığını, yapı ruhsatı ve iskan izni araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, zararın fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştırDava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine  ilişkindir. Davacı ile dava dışı sigortalı ...arasında 21/08/2013-2014 tarihlerini kapsayan, İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesi imzalandığı, dahili su teminatının 80.500,00TL olduğu, dava konusu hasarın 23/04/2014 tarihinde meydana geldiği, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 23/05/2014 tarihinde 7.030,00 TL hasar ödemesi yapıldığı dosya kapsamında yer alan poliçe ve ödeme kayıtlarının tetkiki ile tespit edilmiştir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun \"Halefiyet\" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise \"Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.\" hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu hasarın hangi nedenden kaynaklandığı, oluşan zarardan davalının kusur ve sorumluluğunun yada kusursuz sorumluluğunun olup olmadığı ve zararın miktarı noktalarında toplanmaktadır.Ekspertiz raporunda;Sigortalı ile yapılan görüşme ve eki yazılı beyanından; 23.04.2014 günü öğlen saatlerinde sigortalının bulunduğu cadde üzerindeki İSKİ' ye ait kanalizasyon sisteminin tıkanması (yağmur yağmaksızın) sonrası geri tepen suların sigorta işyerinin duvar yüzeyinden dikey vazıyette geçen apartmana ait pimaş pis su tesisatı birleşim kısımlarından şiddetli şekilde akmak fışkırmak Sureti ile işyeri içerisine yayılıp emtia, demirbaş ve dekorasyanlarda hasara neden olduğu, oluşan hasarın tespit ve tazmini için şirketinize ihbarda bulunulduğu öğrenilmiştir 24.04.2014 tarihinde yapılan ekspertiz çalışmasında, zemin katta yer alan sigortalı işyeri içine yayılan pis sulardan dolayı zemin halıfleksinin, tek cephe duvar kağıdının, 1 adet yolluğun. 2 adet ahşap doğrama mankenin, 18 adet gelinliğin (kuru temizleme yapılacak), 15 adet gelinlik içinde kullanılan tarlatanın, 1 adet nişanlık ve 1 adet gelinlik (kuru temizleme imkanı yok) hasarlanmış olduğu tespit olunmuştur. Sigortalı işyerinin önündeki caddede bulunan arızalı şehir kanalizasyonunun İSKİ tarafından açılmış olduğu belirtilmiştir. İşyeri çevresinde yapılan yol bakım çalışmalarındaki inşaat atıklarının tesiri ile şehir kanalizasyonunun tıkandığı bilgisi alınmıştır. Sigortalının hasar talebi 12.110.00 TL olup bu, tarafımızca hasar tutan demirbaş ve emtla için toplam KDV'siz 7.030.00 TL olarak belirlenmiştir.<br>İskiye yazılan müzekkere cevabında; Yapılan inceleme neticesinde kaldırım çalışmaları esnasında parsel bacasına malzeme kaçırılmasından dolayı bitna bağlantısımın tıkandığı tespit edilmiştir. Ayrıca tetkik inceleme esnasında çatı sularının bina parsel bağlantısına bağlı olduğu tespit edilmiş, bunun yağışlı havalarda arızanın şiddetini artırdığı gözlemlenmiştir.Bunun üzerite baca temizliği yapılmış ve arkasından kanal açma araçlarıyla yapılan çalışma sonucu problem giderilmiştir. Söz konusu problemle ilgili kurumumuzun herhangi bir hizmet kusuru bulunmamaktadır.” Belirtilmiştir.<br>İBB'ye yazılan müzekkere cevabında; İhale Komisyonunun 08.1 1.2012 barih ve 553 sayılı kararı ile \"... Caddeleri Düzenleme İnşaatı” işi. yüklenici ...ve Tic. Ltd.Şti. uhdesinde ihale edilerek 15.01.2013 tarihinde yer teslimi yapılmıştır. Yapılan incelemelerde ... Bağcılar/İstanbul adresi önünde Müdürlüğümüzce 2014 yılı içerisinde imalat yapılmamıştır.” Belirtilmiştir.<br>Bilirkişiler inşaat mühendisi ve sigorta uzmanı tarafından düzenlenen raporda özetle; \"Davacı sigorta şirketinin, sigortalısının sahibi olduğu gelinlikçi dükkânının bulunduğu binanın çıkışı olan sokakta, 23.04.2014 günü İSKİ'ye ait gider ve rögarın tıkanması sonucu geri tepen pis suyun, sigortalı işyerinin içerisine yayılarak emtia, demirbaş ve dekorasyonlarda poliçe kapsamında maddi hasar meydana gelmesine sebep olmuştur.Yukarıda verilmiş olan tarafların beyanlarına göre, Irdelenmesi gereken üç husus bulunmaktadır:1. Atık su ve yağmmur suyu bacasının birieşik olmasında sorumluluk kimdedir? 2. Kaldırımda yapılan ve tıkanıklığa sebebiyet veren çalışmaların sorumlusu hangi kurumdur? 3. Bacalar ile ilgili periyodik bakımları yapan sorumlu kurum hangisidir? Tarafımızca eski ve ruhsatsız binalarda, genel olarak bacalarının bina sahipleri tarafından yapıldığı bilinerek ve bu genellemeyi ispatlayan, rapor ekinde sunulacak olan krokiye de dayanarak, İSKİ'nin birleşik bacadan sorumlu tutulamayacağı kanaati oluşmuş olsa da, bu bacalar ile ilgili periyodik denetimleri yapma konusunda sorumlu olacak kurumun İSKİ olduğuna kanaat getirilmiştir. İSKİ'nin bölge bölge denetimler yapması halinde, birleşik bacalar tespit edilecek ve bu şekilde bir tıkanmaya sebebiyet verilmeyecektir. Hasara sebebiyet veren tıkanıklığa, kaldırımda yapılmış olan çalışmaların sebebiyet verdiği, dava dosyasına sunulmuş olan 19.01.2015 Tarih, 48759240-641.03-2341-23933 Sayılı, İSKİ Genel Müdürlüğü Tarafından Hukuk Müşavirliğine Yazılan Yazı ile sabit olup, bu konudaki bütün sorumluluğun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğuna kanaat getirilmiştir. Yukarıda açıklanan tüm hususların değerlendirilmesiyle birlikte, hasara sebebiyet veren olayda tıkanıklığa sebebiyet veren hadisenin, kaldırım çalışmaları olmasından dolayı İBB %80 oranında, bacaların ayrılma işlemlerinin denetimin yapılmaması ve sigortalı iş yerine pis su basması, denetimlerin yapılması halinde, oluşacak tıkanıklıkta daha az hasarın oluşabilme imkanı bulunduğundan İSKİ %20 kusurlu bulunmuştur. Dava dosyasına sunulmuş olan ekspertiz raporunda hesaplarımış alan hasar bedeli, tarafımızca 2014 yılı için kadri maruf bulunmuştur\" şeklinde tespitler yapılmıştır.2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesinde İSKİ'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, b bendinde \"Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek\", d bendinde ise \"Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak\" İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 17.maddesinde \"Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle İSKİ tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.\", 18.maddesinde \"Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce İSKİ'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. İSKİ o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden İSKİ'nin de görüşünü almak şarttır.\", 25.maddesinde ise \"Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez.\" hükümleri yer almaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca İSKİ'nin yağmur sularının toplanmasına ilişkin yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır.İSKİ Atıksuların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinde evsel atıksu kanalizasyon bağlantılarının ne şekilde yapılacağı, buna dair ruhsatın nasıl verileceği hususları düzenlenmiş, yönetmelik hükümleri uyarınca ya da diğer mevzuatla yasaklanmış olan eylem ve eylemlerin ya da faaliyetlerin tespiti halinde bu faaliyetlerin veya eylemlerin durdurulması, engellenmesi ya da ortadan kaldırılması için yapılacak işlemlerin neler olduğu belirtilmiştir. Yönetmeliğe göre mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticisi parsel çıkış bacasına atıksuyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almalıdır. Ayrıca yağmur suları ve kirli olmayan bütün diğer yüzeysel drenaj suları, atıksu kanallarına ve hiçbir atıksu kanalı da yağmursuyu kanalına bağlanmamalıdır. Ancak bu önlemlerin alınmamış olması davalının denetim yükümlülüğü nedeniyle olan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kaldı ki, Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalının atık su hattından doğan zararlardan yapı sahibi olarak da sorumluluğu vardır. TBK'nın 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nın 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan \"ağırlaştırılmış\" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı İSKİ'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su ve yağmur suyu hattı maddede açıklanan \"imal olunan şey\" kavramına dahildir ve davalının kusursuz sorumluluğu mevcut olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2017/2031 E. 2019/10321 K. sayılı, 2018/5489 E. 2020/3698 K. sayılı ilamları). Dosya kapsamından; sigortalı işyeri çevresinde yapılan yol bakım çalışmalarındaki inşaat atıklarının tesiri ile İSKİ' ye ait kanalizasyon sisteminin tıkanması (yağmur yağmaksızın) sonrası geri tepen suların zarara sebebiyet verdiği, davalı denetim yükümlülüğüne aykırı davranması sebebi ile kusursuz sorumlu olduğu, sigortalının müterafik kusurunun sabit olmadığı, zararın kadri maruf olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı büyükşehir belediye başkanlığının % 80 oranında sorumlu olduğu belirtilmiş ise de; mahkemece bilirkişi heyeti tespitlerinin ancak İSKİ ile İBB arasındaki iç ilişkide ileri sürülebilecek nitelikte talepler olduğu ve davacı yana karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle kusur tesptine itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/13721 esas 2016/2373 karar sayılı ilamı;'' ...TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”  demekle birden  çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında  müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. TBK 61. Maddesine göre müteselsil sorumluluk ya aynı sebebe ya da değişik sebeplere dayanabilir. 1-Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan müteselsil sorumluluk: Birden  çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil  sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur  olabileceği gibi sözleşme veya kanundan olabilir. 2-Birden çok kişinin aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması Somut davaya gelince davacının kasko sigortacısı olduğu araç davalıların sürücü, işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın kusuru ile neden olduğu kazada hasarlanmıştır. Kazada davalı sürücünün %50 - dava dışı plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı takip talebinde ödediği zararın halefiyet ilkesi gereği davalılardan tamamını talep etmiştir. Davacı zararın tamamını davalılardan talep etmesi davacının müteselsil sorumluluk ilkesine dayandığının bir göstergesidir.  Nitekim YHGK. 24.6.1983 t 9-553/724 E/K  belirtildiği gibi \" bir davacının kendilerinin tamamen kusursuz olduğundan söz ederek zararlı sonucu meydana getiren müteselsil borç]ulardan biri aleyhine açtığı bir davada, zararın tümünü talep etmesi, örtülü olarak değil, aksine Borçlar yasasının 142. maddesinde öngörülen teselsül kuralına açık bir şekilde dayandığının en belirgin bir kanıtıdır; bu gibi durumlarda; müteselsilen sözcüğünün dava dilekçesinde kullanılmamış olması sonuca etkili değildir\" şeklinde kararı bu yöndedir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği davacının sigortacısı kusursuz olduğuna göre halefiyet gereği zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir.'' şeklindedir.<br>Somut olayda dava dışı belediyenin de sorumluluğu söz konusu ise de yukarıdaki Yargıtay ilamında da belirtildiği gibi davacının zararın tamamını sorumluların bir kısmından talep edebileceğinin kabulü ile mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Ayrıca davalının sorumluluğu, TBK 69 maddesine dayalı kusursuz sorumluluk olup, bu sorumluluğu ortadan kaldıracak, illiyet bağını kesen bir sebep de ispatlanamadığından davalı doğan zarardan dolayı davacıya karşı sorumludur.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/02/2024  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e920e811a1fd76f","SID":"bd85b7af99d5ac23"}}