{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/201 <br>KARAR NO: 2024/133<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2020<br>NUMARASI: 2018/398 E. -  2020/499 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Nakliyat sigortası uyarınca taşıyana rücu)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı sigortalı .. San. A.Ş.'nin, ... firmasına sattığı 1 adet ...  model ... seri numaralı güç transformatörü emtiasının taşıma rizikolarına karşı nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, emtianın Balıkesir'den Gaziantep'e ... çekici ve .../... plakalı römorklarla kara yolu ile taşındığını, emtianın 27.08.2014 tarihinde davalı taşıyıcı tarafından araçlara yüklendiğini, ancak emtianın kara taşıması sırasında hasarlandığını, ekspertiz incelemesi sonucu 85.540 TL hasar tazminatının 28.11.2014 tarihinde sigortalıya ödenerek haklarına halef olunduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...  Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, üç ay içerisinde yapılmış bildirim bulunmadığını, takibin 1 yıl içeriside  başlatılmadığını, ödemenin 01.12.2014 tarihinde yapılmasına rağmen takibin 08.03.2016 tarihinde başlatıldığını, hasarın oluşumunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ekspertiz raporundaki bakım, onarım işlemlerine ve bedellerine itiraz ettiklerini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda, emtianın karayolu ile yurtiçi eşya taşıması olduğu, dolayısıyla davada hasar yönünden T.T.K.'nun ilgili maddelerinin uygulanması gerektiği, buna göre T.T.K.'nun 875/1. Maddesinde; 'Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.' şeklinde,  TTK'nun 879/1 maddesinde 'Taşıyıcı; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur.' şeklinde,  T.T.K.'nun 880/1. Maddesinde 'Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır.' şeklinde düzenlemeler mevcuttur. Buna göre; dava konusu olayda taşıyıcının adamı ifa sorumlusu olan sürücü ..., emtiayı dava dışı sigortalıdan tam ve hasarsız teslim almış, ancak taşıdığı yükü gönderilen alıcısına teslim edemeden yol güzergahında meydana gelen trafik kazası nedeniyle kısmi hasara uğratarak satıcı gönderene geri getirerek hasarlı bir şekilde teslim ettiği, bu halde  davalı taşıyıcının adamı sürücünün sevk ve idaresindeki çekiciye bağlı lowbed (farklı boyutlardaki ağır yüklerin taşınmasında kullanılan yarı römork) üzeri ağır yük taşımasını yapan sürücü ...'un maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği Ekspertiz Raporu'nda; nakliye esnasında köprüye çarpması, bunun sonucunda hasarlı olarak teslim etmiş olması nedeniyle hasardan açık ve net şekilde sorumlu olduğu, ayrıca, bir proje ağır yük taşıması olan Güç Transformatörünün yol güzergahında araç üzerinde yüklü olarak seyri esnasında, konusunda uzman personeller (sürücü, eskort elemanı vd.) tarafından eşyaya özen gösterilerek, özellikle karayolu alt geçitlerinde geçit yüksekliği, şayet yol eğimleri vb. durumlar var ise önceden tespitleri yapılarak geçide girilmesi gerekirken bu kurallara uyulmadığı, aracın geçidin altına çarparak emtiada maddi hasara sebebiyet verildiği, davalı taşıyıcının kendi adamının hata ve kusurundan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulu 19.01.2011 tarih, ... no.lu emtia faturasında ... MVA 380/33,25 kV Güç Transformatör bedeili 3 adet 2.250,00 Euro. yedek malzemeler 3 adet 1.950- Eruo TOPLAM: 2.657.301- Euro olduğu görülmekte olup, hasara uğrayan 1 adet Güç Transformatör bedelinin ise 750.000.00-Euro olduğu, 1 adet 750.000,00 Euro bedelli emtianın kadri maruf olduğu alınan teknik bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Somut olayda, lowbed üzerinde standart ölçülerde gabari dışı geniş, uzun ve yüksek olan emtia yüklü olan aracın, taşıyıcının adamı olan sürücü ... ile eskort araç refakatinde (diğer operasyon görevlisi/görevlileri kontrolünde) yol güzergahında seyir halinde iken Gaziantep ili girişinin 17. Km'sinde Güç Transformatörü yükün geçiş yapılan köprünün alt tarafına çarpması, taşıyıcının ifa sorumlusu adamlarının hata ve kusurundan kaynaklandığı, zira, gabari dışı taşıma ya da bilinen diğer adıyla ağır nakliyat işi, tecrübeye ek birden fazla donanım gerektireceği, bu donanım özellikleri araç özelliklerinden başlamak üzere taşıma öncesi ve taşıma sırasında; güzergah araştırması, çıkıştan varışa kat edilecek vol durumunu izleme, karayolu üzerinde ki köprülerin yüksekliğine uygun yükleme, köprü girişi ve geçişleri öncesi yükün yüksekliğinin köprü geçişi açısından uygunluğunun kontrolünün sağlanması, can ve mal güvenliği acısından esas olduğu, ancak, davalı taşıyıcının adamlarının; yol güzergahındaki köprü geçişi öncesi güvenli geçiş önlemini sağlamadığı dosya kapsamından tespit edilmiş,bunun aksine ilişkin dosyada herhangi bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında zarara kasten veya pervasızca bir davranış ve böyle bir zararın meydana gelmesi bilinciyle işlenmiş fiilden dolayı ihmalin sebep verdiği sektör operasyon uygulamaları ile de anlaşılmış ve somut olayın T.T.K.'nun 886/1  hükmü kapsamında  olduğu kanaatine varılarak ;buna göre davacının dava dışı sigortalıya zarar sebebiyle yapmış olduğu hasar tazminatı ödemesinin de kadri maruf olduğu bilirkişi raporu ile tespiti karşısında; davacının kusurlu davalı taşıyıcıdan 85.540,00 TL hasar alacağının tamamını talep edebileceği ve yukarıda açıklanan gerekçelere istinaden bilirkişi raporunun ilgili düzenlenen kısımlarının hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu gözetilerek...\" gerekçesiyle davanın kabulü  ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemece hükme esas alınan 27.08.2020 tarihli raporun hatalı ve hukuki değerlendirme içerdiğini, mahkemece bu rapora yönelik itirazın dikkate alınmadan karar verildiğini, oysa adil yargılama hakkının sağlanması açısından rapora yönelik itirazların değerlendirilerek ek rapor alınması gerektiğini, itirazın iptali davasının 1 yıl içinde açılması gerektiğine ilişkin İİK'nın 67.maddesi hükmünün ihlal edilerek 2 yıl 9 ay sonra açılan davanın bu nedenle reddi gerektiğini, Hukuki değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin raporunda hukuki değerlendirmede bulunamayacağını, ancak bilirkişi raporunda “sektörel (taşıma) yönde ve TTK kapsamında inceleme, tespitler ile değerlendirmeler” denilerek ve “D- Kara yol ile yurt içi eşya taşımlarında yasal mevzuat ve taşıyıcının sorumluluğu yönünden değerlendirmeler;” başlığı altında, taşımacının, yardımcısının, tazminata esas değer ve sırımlılık sınırlarına ilişkin TTK'nın 875/1, 879/1, 880/1, 882 ve 886/1.maddelerine göre değerlendirme yaptığını, TTK anlamında sorumluluğun doğup doğmadığının tayinin, hukuki bir  konu olup, bu konuda bilirkişi görüşü alınmasının doğru olmadığını, hakimin Türk hukukunu re'sen uygulayarak karar vermesi gerektiğini, hukuki konularda rapor alınmasının HMK’nın 33, 266 ve 282.maddelerine açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin kararının gerekçesiz olması nedeniyle hükmün Anayasanın 141.maddesine aykırı olduğunu, davacı tarafça da hasarın karayolu asfalt zemininin bozuk olmasından kaynaklandığı görüş ve kanaatine varıldığını, köprü altı yüksekliğinin hatalı yol onarım, yapım, ölçüm işleri sonucu değişmesi taşınan eşyada hasara neden olduğunu, müvekkilinin bu hasarın meydana gelmesine engel olamayacağını, taşımada hasar oluşmaması için özel araçlar kullandığını, bunun dışında da bir tedbir alınamayacağını, emtianın Karayolları Genel Müdürlüğünün hatalı ve ihmale dayanan bakım onarım çalışması sebebiyle gerçekleştiğini, bu nedenle 18.09.2020 tarihli dilekçe gereği bu idarenin davaya dahil edilerek karar verilmemesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle yurt içi taşıma sırasında hasara uğrayan emtia bedelinin, TTK'nın  875 vd.  maddeleri uyarınca, davalıdan rucuen tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından 08.03.2016 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında,  nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalanan trafonun taşınması sırasında 27.08.2014 tarihinde hasarlanması nedeniyle ödenen 85.540,00 TL asıl alacak ile 11.330,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 96.870,53 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin 11.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 16.03.2016 tarihinde  süresinde takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, dava ve itirazın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının dava dışı sigortalıya ait trafo emtiasını nakliye rizikolarına karşı  13.06.2014 başlangıç tarihli sigorta poliçesi ile Balıkesir ile Gaziantep arasındaki taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına aldığı ve emtianın davalı şirketçe temin edilen araç ve çekiciye yüklendiği,  navlun faturası düzenleyen davacının akdi taşıyıcı olduğu anlaşılmıştır. Taşıma sözleşmesi sigortalı ile davalı şirket arasında düzenlenmiştir. Taşıma sırasında emtianın hasara uğraması nedeniyle yapılan ekspertiz incelemesinde, emtianın 27.08.2014 tarihinde taşıyıcıya ait araca yüklendiği, taşıyıcı şirketin beyanına göre taşımanın beşinci gününde Gaziantep il girişinin 17. km'sinde kara yolu asfalt zemininin bozuk olması ve sağ şeridin yüksek sol şeridin düşük olması nedeniyle  yükün köprüye çarpmasıyla hasarın meydana geldiği, onarım için yükün tekrar  sigortalıya teslim edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan 03.09.2014 tarihli hasar raporunda da hasarın, asfalttaki düzensizlikler nedeniyle emtianın köprüye çarpması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporda, hasarın tamamen taşıyıcının kusurundan kaynaklandığı belirlenmiştir. HMK'nın 266. maddesine göre, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde tarafların birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. Ancak, genel bilgi ve tecrübe ile ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken konularda bilirkişiye başvurulmaz. Mahkemece, çözümü teknik bilgiyi gerektiren bir konuda bilirkişi incelemesi yapılmış ve bilirkişice uyuşmazlığın çözümüne ilişkin denetime elverişli rapor sunulmuştur. HMK'nın 282.maddesi, hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle serbestçe değerlendirilerek karar verileceğini düzenlemiştir. Eldeki uyuşmazlıkta mahkemece sadece bilirkişi raporu esas alınmamış, başta hasarın meydana gelişine ilişkin tutanak ve belgeler ile dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirilerek gerekçe oluşturulmuştur. İlk derece mahkemesinin yapmış olduğu inceleme ve kurulan gerekçe HMK'nın 297. maddesi ile Anayasanın 141. maddesinde belirlenen ilkelere uygundur.  Gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri değerlendirilmiş, çekişmeli vakıalar tespit edilerek bunlara ilişkin deliller tartışılmış, sabit görülen vakıalar usulüne uygun şekilde belirlenerek, HMK'nın 33. maddesi  gereğince Türk Hukuku uygulanmıştır. Bilirkişi raporunda, TTK'daki bir kısım kanun hükümlerinin yazılması ve sınırlı sorumluluk ilkesine göre ağırlık hesabı yapılmış olması hukuki değerlendirme niteliğinde değildir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği üzere mahkemece bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilerek karar verilmiştir. İtirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi, itirazın tebliği ile başlar. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise kanunda öngörülen bir yıllık süre  başlamayacaktır. Uygulamada Yüksek mahkeme kararları ile itirazın kaldırılması davası açılması gibi istisnai hallerde tebligatın aranmayacağı kabul edilmiş ise de istisnai uygulamanın amacını aşacak şekilde yaygınlaştırılmaması gerekir. İİK'nın 67/1.maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, icra dosyasında alacaklının icra takip işlemleri yapmış olması itirazın tebliği anlamına gelmeyeceği açıktır. Bu nedenle davanın yasada belirlenen süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.  Hasar bedelini ödeyen davacı sigortalının haklarına halef olunduğundan davacının aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. TTK'nın 875. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından alıcısına teslim edildiği ana kadar geçen süre içinde eşyanın ziyaından veya hasarından doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Eldeki davada davalı taşımacı dava konusu buhar kazanını sağlam şekilde teslim almıştır. Emtianın taşınmasına ilişkin gerekli yol izinleri taşımacı tarafından alınmıştır. Yüklemeye nezaret eden taşımacı, gönderen tarafından yapılan istif, ambalaj ve yükleme gabarisinin yol şartlarına uygun olmadığı hususunda bir uyarıda bulunmamıştır. Emtia tamamen taşıma sırasındaki ifa yardımcısının kusuru nedeniyle köprüye çarparak hasara uğramıştır. Köprü yüksekliklerinin belirli olması ve karayolları idaresinin hizmet kusurundan sorumlu olup olmadığının, idarenin taraf olmadığı bu davada tartışılması mümkün değildir. Davalının talebi ile idarenin bu davaya dahil edilmesi ve bu şekilde hizmet kusurunun değerlendirilmesi de yasaya uygun değildir. Davalının bu tür bir talebini görevli mahkemede açacağı bir davada ileri sürmesi mümkündür.  TTK'nın 876 ve 877.maddelerinde taşımacının sorumlu olmadığı haller düzenlenmiş olup, somut olayda bu hallerin gerçekleştiği kanıtlanmadığı gibi 878. maddedeki özel hallerin de gerçekleştiği kanıtlanmamıştır. Taşımanın yurt içi taşımaya ilişkin olması nedeniyle bilirkişi tarafından TTK'nın 880.maddesine göre yapılan hesaplamanın TTK'nın 882. maddesinde belirlenen sınırın içinde kalması nedeniyle hükmedilen tazminat tutarı yerindedir. Tazmini gereken zararın TTK'nın 880. maddesine göre belirlenmesi sırasında zararın giderilmesi için zorunlu olan giderlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Bilirkişi kurulunun belirlenen ilkelere göre düzenlediği  raporun esas alınarak karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 4.382,43 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1fb62eb5ec72148","SID":"7ff6f87058a4c607"}}