{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/857 <br>KARAR NO\t\t: 2024/329<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12.01.2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/1406 E.  2021/12 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 15.02.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15.02.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2021 tarih 2017/1406 E. 2021/12 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı-temlik alan vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacılar vekili, İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2006/6359 E. (yeni esas no: 2016/16723) sayılı dosyasında başlatılan icra takibindeki bono üzerinde imzası bulunan müvekkili ...'ın senedin tanzim tarihinde ...'nin başkan yardımcısı olup bu sıfatla senedi imzaladığını, bireysel borç nedeniyle imzalamadığını, ayrıca senette cirosu bulunan ... adına atılan imzanın müvekkili ... eli ürünü olmadığını iddia ederek, takibin iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesinin talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Temlik eden davalı vekili, Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davacı ... aleyhine 19.07.2006 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davacı ...'ün dava dışı kooperatife verdiği borç karşılığında takibe konu senedi aldığını ve müvekkiline ciro ettiğini, genel zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, dava tarihi olan 13.12.2017 ile icra takip tarihi olan 19.07.2006 arasında 11 yıldan fazla bir süre geçmiş olduğunu, her ne kadar kanun koyucu menfi tespit davalarında bir zamanaşımı öngörmemişse de hukuki iş ve işlemlerde zaman aşımının bulunmamasının düşünülemeyeceğini, icra takibine konu senedin dava dışı 3. kişi ..., ... ve davacı ... tarafından davacı ... adına düzenlendiğini ve ... tarafından da müvekkiline ciro edildiğini, ciroya ilişkin yazıların ve imzanın ...'e ait olduğunu, davacı ... ve müvekkilinin kardeş olduklarını, davacı ...'ün de tarafların kız kardeşlerinin eşi olduğunu, bu kadar yakın ilişki ve akrabalığın olduğu bir ortamda davacı ...'ün senetten ve cirodan haberinin olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takep konusu bono üzerinde kooperatif başkanı dava dışı ...'ın çift imzasının, davacı ...'ın tek imzasının bulunduğunu, dava dışı ...'ın bonoyu kooperatif ve kendi adına, ...'ın ise kendi adına imzaladığının sabit olduğunu, bir an için ...'ın bonoyu kooperatif adına imzaladığı kabul edilse dahi eldeki davayı icra takibi başlatıldıktan 11 yıl sonra açmasının kötü niyetini gösterdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacılar vekili tarafından davacı ... ...'ün senet üzerinde yer alan imzasının kendisine ait olmadığı iddia edilmiş ise de, bu iddianın yerinde olmadığının ATK Fizik İhtisas Dairesi raporu ile sabit olduğu; davacı ... adına atılı imzanın ise diğer yönetim kurulu üyeleri ile birlikte dava dışı kooperatif adına atıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... yönünden icra takibe dayanak senette adı geçen ... tarafından atılı imzanın dava dışı ... adına atıldığı kanaati ile ... yönünden takibin iptaline, takip alacaklısının kötü niyeti sübut bulmadığından ... lehine kötü niyet tazminatı verilmesine yer olmadığına; davacı ... yönünden İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16723 (Eski 2016/6359) Esas sayılı dosyasına dayanak senetteki atılan imzanın ... eli ürünü olduğu anlaşılmakla bu davacı yönünden açılan davanın reddine, İİK 72 kapsamında takip durdurulduğundan şartları oluştuğu kanaati ile takip çıkış tutarının %20'si üzerinden hesaplanan 27.325,77 TL kötü niyet tazminatının ...'den alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı-temlik alan vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı-temlik alan vekili, dava dilekçesinde dava değerinin 10.000,00 TL olarak gösterildiğini, davacı ...'ın icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, icra dosyasında takip çıkış tutarının 136.628,88 TL olduğunu, daha sonra 06.03.2019 tarihinde davacı tarafından 136.628,88 TL üzerinden harcın tamamlandığını, davanın \"belirsiz alacak davası\" olarak açıldığının anlaşıldığını, cevaba cevap dilekçesinde bu durumun kanun maddesi yazılarak açıkça kabul edildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını; icra takip tarihinin 19.07.2006 olduğunu, genel zamanaşımı süresinin Borçlar Kanununa göre 10 yıl, kambiyo hukukunda ise 3 yıl olduğunu, icra takip tarihi ile dava tarihi arasında 11 yıldan süre geçtiğini, her ne kadar menfi tespit davalarında bir zaman aşımı öngörülmemişse de menfi tespit davası açması için bir zaman sınırı getirilmemesinin evrensel hukuk normlarına uymadığını, mahkemece zamanaşımı defilerinin değerlendirilmemiş olduğunu, davacılardan ...'ın icra takibinden  04.08.2006 tarihli tebligat ile haberdar olduğunu, ancak adına kayıtlı taşınmazın satış işlemleri başladıktan sonra kötü niyetli olarak 13.12.2017 tarihinde bu davayı açtığını, davacıların icra takibinden çok sonra haberdar olduğu iddia edilse de davacılardan ...'ın temlik eden davalı ...'ın ağabeyi, davacı ...'ün ise hem kuzeni hem de eniştesi olduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını, takibe dayanak senette adı geçen ... tarafından atılı imzanın dava dışı  ... adına atıldığını gösteren  hiçbir delil - ibare bulunmadığını, davacı ...'ın hiçbir zaman borca itiraz etmediğini, taraflar için hükmedilen vekalet ücretleri arasında fark bulunduğunu, davacı ... yönünden davanın reddedilmiş olması nedeniyle 136.628,88 TL dava değeri üzerinden müvekkili yararına A.A.Ü.T. gereğince 16.929,74-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 5.850,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, icra takibinden sonra açılan, takip konusu bono nedeniyle İİK'nun 72. maddesi gereğince menfi tespit istemine istemine ilişkindir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı tarafça,  İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2006/6359 E. (yeni esas no: 2016/16723) sayılı dosyasına konu 01.03.2004 düzenleme tarihli 39.000 Euro bedelli, 30.04.2004 tarihli 39.000 Euro bedelli bonoda imzası bulunan davacı ...'ın senet borçlusu ... adına imza atmış olduğu, ciranta olarak davacı ...'e atfen atılı imzanın ise bu davacıya ait olmadığı iddia edilerek, bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan 04.11.2020 tarihli raporunda inceleme konusu senedin arka üzerinde ... isim yazısı ve imzasının bu davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmesi üzerine davacı ... tarafından açılan davanın reddine; davacı ... yönünden açılan davanın ise imzalar bölümünde kooperatif kaşesinin olması, imzası bulunan kişilerin senedin tanzim tarihi itibariyle kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olması, senet üzerinde her bir yönetim kurulu üyesi tarafından atılan bir adet imza olması nedeniyle senedin kooperatifi borçlu kılmak amacıyla oluşturulduğu ve bu imzalar haricinde her bir kişi tarafından ayrı bir imza atılmaması nedeniyle imzanın şahsi taahhüdü içermediği sonucuna varılarak bu davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\t Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, mahkemece hükme esas alınan imza incelemesine ilişkin ATK raporunda bonolarda borçlu ...'e atfen atılı imzaların bu davacının eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olmasına, davacı ...'ın bonoda kişisel olarak borç altına girdiğine ilişkin bir ibare bulunmamasına, menfi tespit davaları yönünden yasada herhangi bir zamanaşımı süresinin öngörülmemiş olmasına, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 9.333,12 TL'den peşin alınan 2.333,28 TL'nin mahsubu ile bakiye  6.999,84 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15.02.2024<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c48b3540222fed85","SID":"328701edcedfdbd7"}}