{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1710 <br>KARAR NO\t : 2024/31<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 17.01.2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Davacı vekili; müvekkili şirketin ASKİ Genel Müdürlüğünden kendisine ihale edilen Ankara ili Elmadağ İlçesi Atıksu ve Yağmursuyu İnaaşatı Yapım İşi için sözleşme imzalandığını, ihale konusu işte davalının alt yüklenici olarak çalışabilmesi için müvekkili şirket ve davalı arasında 23.05.2013 tarihli sözleşe imzalandığını, davalının sözleşme kapsamında doğmuş 398.879,08 TL cari hesap alacağı ve sözleşmenin 6.8. Maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle doğduğunu iddia ettiği 500.000 TL  cezai şart alacağı için İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin borca itiraz ettiğini, itirazdan sonra taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda müvekkili ve davalı arasında 06.08.2015 tarihli mutabakat metni imzalandığını, tarafların sözleşme kapsamında doğan karşılıklı alacakları takas ve mahsup edildikten sonra müvekkili şirketin mutabakat metni tarihi itibariyle 400.337,29 TL borcu olduğunu kabul ettiğini, mutabakatın imzalanmasından sonra davalı taarfça İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/836 esas 2020/647 karar sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, mahkeme kararında takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına, aslı alacağa mutabakat metni tarihi olan 06.08.2015 tarihinden itibaren yıllık %10,50 oranını geçmemek üzere faiz işletilmesine, davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına ve hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında hasaplanan 79.775,81 TL icra inkar taziminatı ödenmesine karar verildiğini, karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, İstanbul BAM 15. Hukuk dairesinin 2018/591 esas 2020/647 kararı ile,  kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kablüyle icra dosyasına vaki itirazın kısmen iptaline ve takibin 398.879,08 TL üzerinden devamına ve davadan sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına karar verildiğini, tarafların karara karşı yaptıkları temyiz başvurularının reddedildiğini ve BAM kararının kesinleştiğini, davalı tarafın BAM kararını icra dosyasına sunarak sözleşme kapsamında müvekkili şirketin doğmuş alacaklarını dikkate almaksızın yani takas ve mahsup etmeksizin haciz işlemlerine devam edilmesini talep ettiğini, oysa ki davanın açılmasından sonra sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından mal ve hizmet sağlanması suretiyle düzenlenen faturalar sonucu davalının 01.07.2016 tarihi itibariyle sadece 29.414,09 TL alacağının kaldığını, davalının müvekkili şirketin menfi tespit davası açmaya zorladığını beyanla, takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan icra iflas kanunun 72. Maddesi gereği haksız olarak talep edilen 653.146,58 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine ve bunun %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin 06.02.2023 tarihli deprem nedeni ile süresinden sonra cevap dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.  <br>Davalı vekili; ASKİ Kanal Yatırım Daire Başkanlığı ile davalı arasında akdedilen Ankara İli Elmadağ İlçesi Atıksu Yağmursuyu Hatları Yapım İşi kapsamındaki işlerin yapımı hususunda müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 23.05.2013 tarihinde alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin proje kapsamında işçi gücünden yararlanmak amacı ile taşeron olarak ... ticaret ile 08.11.2013 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca birlikte çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin dava konu işin yapımı esnasında taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm görev ve sorumlulukları tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili şirketin her türlü sorumluluğu yerine getirdiğini ve sözleşmeye konu işi eksiksiz olarak tamamladığını, ASKİ tarafından işin kesin kabulüne dair tanzim edilen Yapım İşleri Kesin Kabul tutanağı onaylı belgeleri ve kesin kabul tutanakları ile sabit olduğunu, davacı yanın bu iş karşılığı müvekkiline ödemesi gerekli olan 10. Hakedişin tamamı olan 952.175,89 TL yi 19.12.2014 tarihinde ASKİ'den aldığını ancak müvekkili şirkete sadece 580.000,00 TL ödeyerek sözleşmenin 8. Maddesini ihlal ettiğini, kötüniyetli ve haksız muameleye karşılık müvekkilinin doğabilecek her türlü zararların önlemesi için davalı şirkete Ankara 38. Noterliğinin 03.07.2014 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini davacı şirket ihtarnameye cevap vermediğini, daha sonra herhangi bir ödeme yapılmadığı için Ankara 22. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde yetkisizlik kararı ile istanbul 5. İcra Müdürlüğüne tevzi edildiğini, söz konusu ödemeleri ve bu ödemelerin aksatılması sebebi ile taraflar arasındaki sözleşme uyarınca doğan cezai şartın ödenmesi talebiyle icra takibi başlatıldığını, davacının takibe itiraz ettiğini ve itirazın iptali davası açtıklarını, itirazın iptali davası görülüp karara bağlandığını ve kararın kesinleştiğini, aynı alacak nedeni ile açılan bu davada kesin hüküm engeli olduğunu, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiğini, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte asıl alacağa ilişkin kısmının eser sözleşmesi niteliği taşıdığını ve 6098 sayılı TBK nın 147/6 hükmü uyarınca zama aşımı süresinin 5 yıl olduğunu, zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı şirketin cari hesaptan kaynaklandığını iddia ettiği takas mahsup talebinin açıkça hukuka aykırı olup bu talebe taraflarının muvafakat etmediklerini beyanla, açılan iş bu davanın öncelikle kesin hüküm nedeniyle usulden reddine ve aksi kanaatte zaman aşımı ve diğer esasa ilişkin hususlar nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki  İstanbul 5. İcra müdürlüğünün...) dosyasına konu alacak yönünden yargılama yapılıp bitirildiği, yapılan ödemelerin mahsubu ve bunun yerine getirilmesine ilişkin uyuşmazlık yeni bir davanın konusu olamayacağı,  ancak icra müdürlüğü ve icra mahkemesine talep ve şikayete konu edilebileceği, kesin hüküm olmaması dava şartı sağlanmadığından ve alacağın miktarı ve mahsubu konusunda karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. <br>Davacı vekili istinafında; mahkemece iki tarafın ticari defterlerinin incelendiğini, bilirkişinin davacının alacağının her iki tarafın ticari defterinde yer aldığını tespit ettiğini ve mahsup edilmesi gerektiğini belirttiğini, davalı davacının alacağını mahsup etmeden davadan sonra aynı sözleşme kapsamında doğan alacağını dikkate almadan haciz talebinde bulunduğunu, mahkemenin ek rapor alınmasına yönelik talebini reddettiğini, kesinleşen kararda mahkemenin 13.08.2015 tarihinden sonra yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınmasına karar verdiğini ,istinaf aşamasında da aynı karar verildiğini, davalının sadece 29.414,09 TL alacağı kaldığını, cari hesap dökümleri sunduğunu, bilirkişi incelemesi takipte talep edildiğini, icra dairesince taleplerinin reddedildiğini, icra mahkemesine başvurduklarını, mahkemece alacak borç durumu genel mahkemelerde çözüleceği gerekçesi ile davayı reddettiğini, bu kararın istinaf edildiğini, bunun üzerine menfi tespit davası açtıklarını, kesin hüküm olmadığını, şartları bulunmadığını, bu davanın itirazın iptali davasından sonra doğan alacakların takas mahsup edilerek borçlu olmadığının tespitine yönelik olduğunu, iki davanın talep konularının farklı olduğunu, raporların dikkate alınmadığını, mahkemenin mahsubu resen dikkate alması gerektiğini, ticari defterlerin birbirini teyit ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı iş sahibi davalı ile yaptıkları eser sözleşmesi kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise bu borç ile ilgili takip başlattığını, itirazın iptali davasını açtığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini ve istinaf aşamasından geçerek kararın kesinleştiğini belirterek kesin hüküm itirazında bulunmuş, mahkemece kesin hüküm sebebiyle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmış olması HMK 'nın \"Dava Şartları\" başlıklı 114. Maddesinin 1/i bendi gereğince dava şartı olup, 115 maddesinde, dava şartları ileri sürülmese de mahkeme davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır, 115/2 fıkrasında ise, mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Aynı davanın daha önce kesin hükme bağlandığının kabulü için, davanın tarafları, konusu ve talebin aynı olması gerekir. Eldeki dava ile,  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/836 esas 2020/647 karar  sayılı dosyasında, davanın tarafları aynı ise de, konusu ve talep sonucu bir ve aynı olmadığından kesin hükmünden bahsedilemez. Bu nedenle yerel mahkemenin, davanın kesin hükmü nedeniyle reddine ilişkin kararı hatalıdır. Mahkemece işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,   <br>2-İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.09.2023 tarih, 2023/64 Esas, 2023/596 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br><br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e10b3833a53e093","SID":"2cbccaa26f3b5ce2"}}