{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/92 <br>KARAR NO: 2024/152<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/10/2018<br>NUMARASI: 2016/395 Esas -  2018/982 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini yitirmesi neticesinde meydana gelen 14/06/2015 günlü tek taraflı trafik kazasında araç içinde yolculuk etmekte bulunan vekil edeni ağır bir biçimde yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-6100 sayılı yasanın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak) 250,00-TL'si tedavi gideri, 500,00-TL'si kalıcı maluliyet tazminatı, 150,00-TL'si geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL'si de bakıcı gideri zararına ilişkin olmak üzere toplam 100,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen ... plaka sayılı aracın vekil edeni sigorta şirketi nezdinde trafik sigortalı bulunduğunu, ancak davacının eldeki davayı açmadan önce yapmış olduğu başvuru neticesinde hasar dosyası açılarak kendisine 11/03/2016 tarihinde 24.262,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını ve bu suretle de poliçeden kaynaklı tüm sorumluluğun yerine getirildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: iddia, savunma, toplanan deliller, hasar dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; Davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan aracın sebebiyet verdiği 14/05/2016 günlü tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, eldeki dava açılmadan önce davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde kendisine 11/03/2016 tarihinde \"ibraname\" karşılığında 24.262,00-TL ödeme yapıldığı, davacının geçirmiş olduğu kazadan kaynaklı herhangi bir maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin de 3 aya kadar uzayabileceğinin ATK Genel Kurulunca düzenlenen raporla belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 30/07/2018 günlü raporda da davacının geçici iş göremezlik zararının 672,93-TL, bakıcı gideri zararının 853,05-TL olduğunun açıklandığı, bu durumda sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin oluşan zararı fazlasıyla karşıladığı, dolayısı ile davacının talep edebileceği maddi bir tazminat kalemi bulunmadığı şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş ancak ilk derece mahkemesince verilen 21/11/2019 gün 2016/395 esas - 2018/982 sayılı EK KARARLA; \" Davacı Avukatı tarafından istinaf harçları ile avansını yatırmamış olduğundan,  mahkememizce 24.07.2019 tarihinde düzenlenip, 29.07.2019 tarihinde tebliğ edilen muhtıra ile tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre içinde istinaf harçları ile birlikte 150 TL istinaf avansının yatırılması, aksi takdirde istinaftan vazgeçmiş  sayılacağına karar verileceği tebliğ edilmesine rağmen, verilen kesin süre içinde , istinaf harçları yatırılmasına rağmen, istinaf avansının yatırılmadığı belirlenmiştir. Bu itibarla davacı ... Avukatına verilen kesin süre içinde istinaf avansın tamamlanmadığından,HMK.nun 344 ncü madesi gereğince davacı tarafça istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.\" şeklindeki gerekçeyle davacı avukatı tarafından yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine; bu ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurularak; taraflarına gönderilen muhtırada tamamlanması istenen harç ve giderlerin nereye yatırılacağının yani yatırılma mercinin ne olduğunun açıkça ve duruksama oluşturmayacak biçimde belirtilmediğini, bu nedenle \" dosyamıza yatırılması\" ibaresiyle düzenlenen geçersiz muhtıraya dayanılarak istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen hatalı ek kararın kaldırılarak önceki istinaf talepleri doğrultusunda inceleme yapılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 344. maddesi gereğince; \"istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde, 346. maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.\" HMK.nun 346/2 maddesi gereğince; \"Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar.\" denilmektedir. Yukarıda belirtilen yasal hükümler gözetildiğinde istinaf dilekçesi verilirken  başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderlerin peşin  olarak hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Ayrıca bu bildirimde  yatırılması veya tamamlanması istenen istinaf harç ve giderleri kalem kalem ve miktar olarak belirtilmeli, istinaf  harç ve giderlerinin nereye yatırılacağı açıkça yazılmalıdır. Somut olayda, ek karara dayanak kılınan 24/07/2019 günlü muhtırada tamamlanması gereken harç ve giderlerin ne olduğu ve ne miktar bulunduğu belirtilmiş ise de, yatırılması gereken meblağların \"mahkeme veznesine\" değil, yer belirtilmeksizin \"dosyamıza yatırılmasına\" denilmiştir. Hal böyle olunca,  HMK.nun 344. maddesi gereğince davacı vekiline yapılan bildirim usulüne uygun bulunmadığından, 21/11/2019 tarihli ek karar ile verilen \"istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına\" ilişkin karar isabetsiz olup, davacı  vekilinin bu ek karara yönelik istinaf itirazının kabulü ile, 21/11/2019 tarihli ek kararının kaldırılması gerektiği sonucuna varılarak, davacı vekilinin asıl karara yönelik istinaf başvurularının incelenmesine geçilmiştir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; taraflarınca dosyaya sunulan sağlık kurulu raporu ile ATK raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve dahi kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenmiş rapor alınmadan sonuca varılmış olmasının hatalı olduğu, kabule göre de davacı sigorta şirketi tarafından yapıldığı belirtilen 24.262,00-TL'lik ödeme sadece kalıcı maluliyet zararına ilişkin olduğu ve aktüer bilirkişi tarafından vekil edeninin uğradığı geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin hesaplama yapıldığı halde talep konusu tüm tazminat kalemleri bakımından davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, bu nedenlerle hatalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dosya kapsamından; davacının geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde maluliyete uğradığını ileri sürerek İstanbul Fatih Kamu Hastaneleri Birliği İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden kişisel başvuru neticesinde temin edilen 11/12/2015 günlü rapora dayanılmak suretiyle davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, bu başvuru üzerine sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açılarak, ... Şirketinden temin edilen kalıcı sakatlık tazminatı raporu doğrultusunda davacıya 11/03/2016 tarihinde 24.262,18-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu bu ödemeye esas rapor incelendiğinde hesaplamanın %5 maluliyet, %100 kusur ve CSO 1980 yaşam tablosu baz alınarak ve davacı gelirinin de asgari ücret olduğu varsayımından hareketle hesaplama yapıldığı görülmüş ancak hasar dosyası içerisinde taraflar arasında düzenlenmiş bir ibranameye ulaşılamamış, davacıya geçici iş göremezlik zararına veya bakıcı gideri zararına ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı da anlaşılamamıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranı ile davacının iyileşme süresinin ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki  belirlemelerin  ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,  kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihi 14/06/2015  olup, kaza tarihi  itibariyle yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik\" hükümleri esas alınması gerekirken  “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre ATK 3. İhtisas Kurulunca  düzenlendiği anlaşılan  14/02/2017 günlü raporun karara dayanak yapılması  isabetsiz olmuştur. Kaldı ki hükme esas alınan 14/12/2017 günlü raporda açıkça Özürlülük kavramı ile meslekte kazanma gücü kavramlarının farklı kavramlar olduğu bildirilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece davacının kaza tarihinde ve sonrasında görmüş olduğu tüm tedavi evrakları eklenerek ve varsa eksik tedavi evrakları da temin edilerek kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde ATK İhtisas Kurulu' ndan; davacının kaza neticesinde maluliyete uğrayıp uğramadığı, uğramış ise oranı, yaralanmasına bağlı iyileşme süresinin ne olduğu, davacının iyileşme süresi içerisinde bir başkasının bakımına ihtiyaç duyup duymadığı, duyuyor ise süresi konusunda açık ve denetime el verir nitelikteki rapor alınarak sonucuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında karar verilmesi ve dahi davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin eldeki davada talep edilen geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin olup olmadığının da araştırılıp belirlenmesi  ve ondan sonra taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı şekilde hüküm tesis edilmiş olması isabetsiz bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m. 353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2018 tarih ve 2016/395 Esas 2018/982 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından ilk istinaf sırasında  peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 44.10-TL ile ek kararın istinafı sırasında yatırıldığı anlaşılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde davacıya  İADESİNE, 4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4df65fdf127683ba","SID":"d7e5cbbe5273effd"}}