{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/791 <br>KARAR NO\t\t: 2024/121<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22.02.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/658 E. - 2021/107 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 19.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19.01.2024<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2021 tarih 2019/658 E. - 2021/107 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 13.01.2017 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsikleti ile seyir halinde iken, davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu, davalı ...'a ait, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/393 E. sayılı dosyasında sanık ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, yapılan başvuru üzerine davalı ... şirketince 6.232,81 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin mağduriyeti gidermediğini iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, ayrıca 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı işleten ve sürücüden kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 01.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 34.748,78 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tCEVAP: Davalı .... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sigortalı aracın kusur oranı dikkate alınarak 6.232,81 TL tazminat tutarının 02.01.2019 tarihinde davacıya ödendiğini, yapılan ödeme ile müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması hususlarının araştırılarak tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, geçici iş göremezlik zararları ve tedavi giderlerinin müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığından davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tDavalılar ... ve ... vekili, kusur oranlarının belirlenmesi için ATK Trafik İhtisas Kurulu'ndan rapor aldırılması gerektiğini, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının asli kusurlu, müvekkili ...'ın tali kusurlu olduğunun kabul edildiğini, davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının ATK'dan alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/393 E. sayılı dosyasında sanık ...'ın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın 15.01.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki dosyada alınan 26.08.2019 tarihli kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, davalı sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 04.12.2019 tarihli davacının olay tarihindeki yaşına göre %17, bugünkü yaşına göre %18,2 oranında  sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu, 08.02.2020 tarihli aktüerya raporunda davacının geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının 4.856,82 TL, sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının ise 161.575,11 TL olduğunun tespit edildiği, davacının olaydaki kusurunun indirilmesi sonrası maddi tazminat alacağının 41.607,98 TL, davacıya önceden ödenen ve güncelleştirilen 6.859,20 TL'nin mahsubu sonrası bakiye maddi tazminat alacağının 34.748,78 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 5.000,00 TL 'nin kaza tarihinden, 29.748,78 TL'nin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporunda müvekkilinin maaşının bordrolar göz önüne alınarak asgari ücretin 1,02 katı üzerinden hesaplandığını, ancak lisanslı barmen olarak çalışmakta olan müvekkilinin aylık net 4.000,00 TL kazandığını, pek çok iş yerinde çalıştırılan kişilerin gerçek aldığı ücret üzerinden sigortası yaptırılmadığını, bordrolarda gösterilmediğini, yapılacak olan sosyal ekonomik araştırmada ve barmenlerin piyasada kazandığı ücretler araştırıldığında, bilirkişi raporunda esasa alınan ücretten kat be kat fazla olduğunun tespit edilebileceğini, maddi tazminat yönünden ıslah ile arttırılan miktarın faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu,  davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, maluliyeti nedeniyle barmenlik mesleğini yapamayacak olan müvekkili için hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalılar ... ve ... vekili, davacı tarafça süresi içinde ve usulüne uygun ıslah yapılmadığını, zira davacının 508,03 TL yerine 02.10.2020 tarihli makbuz ile 102,00 TL tutarında ıslah harcı yatırdığını, davacının yatırması gereken bu harç miktarını mahkemenin kendisine verdiği 1 haftalık süre içerisinde yatırmadığı gibi, takip eden celselerde de ikmal etmediğini, son olarak 08.02.2021 tarihli celsede mahkemece davacıya ıslah harcını tamamlaması için 1 haftalık yeni bir kesin süre verildiğini, ancak davacıya yeniden böyle bir süre verilmesinin HMK'ya aykırı olduğunu, davacının yapmış olduğu ıslahın kısmi ıslah olduğunu, bu ıslah için kanunda 1 haftalık sürenin düzenlendiğini, kanunda düzenlenen sürelerin de kesin süre olduğunu, bu sebeple davacıya yeniden süre verilemeyeceğini, davacının maluliyetine ilişkin raporun güncel mevzuat hükümleri karşısında denetime elverişli olmadığını, raporda her ne kadar \"Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinden\" faydalanılarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de, değerlendirmenin eski mevzuata göre yapıldığını, 08.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda bilinmeyen dönemin aktif kısım hesaplamasında hata yapıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının manevi tazminat istemi nedeniyle yatırması gereken peşin harcı yatırmadığını, bu nedenle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>\tDavalı .... vekili, sürekli maluliyet oranı belirlenirken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alınması gerektiğini, ilk derece mahkemece müvekkili şirket aleyhine kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibrazından itibaren 8 iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:  Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, ayrıca sürücü ve işletenden manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe  uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 -  2022/9633 K. sayılı ilamı) <br>\tSomut olayda dava konusu trafik kazası 13.01.2017 tarihinde meydana gelmiş olup, maluliyet oranının kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulunun 04.12.2019 tarihli raporunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre tespit yapılması doğru olmamıştır. Davalılar ... ve ... vekili ile davalı .... vekilinin maluliyet tespitine ilişkin istinaf sebepleri yerindedir.<br>\t Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir\" bölümündeki \"bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda\" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. H.D. 22.06.2021 tarih 2021/3089 E, 2021/3441 K. sayılı ilamı).<br>\tBu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, hükme esas alınan aktüerya raporunda kazanın 01.06.2015 tarihli ZMMS Genel Şartlarındaki değişiklikten sonra gerçekleştiği gerekçesiyle TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesaplanmıştır. Oysa ki yukarıda açıklandığı üzere tazminat hesabının usuli kazanılmış hakları gözeterek, TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayalı progresif rant metoduna göre yapılması gerekmektedir. Davalılar ... ve ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerindedir.<br>\tDavalı ... şirketi yönünden, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. İlk derece mahkemesince davalı ... şirketi yönünden, açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca belirlenecek temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, dava dilekçesinde talep edilen kısım yönünden kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuştur. (Yargıtay 4. HD'nın  30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K.) Davalı ... şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir. <br>\tHaksız fiillerde karşı aracın işleteni ve sürücüsü yönünden ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte alacak muaccel hale gelir. Zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. İlk derece mahkemesince davalı sürücü ve işleten yönünden kaza tarihinden, davalı ... şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren, alacağın tamamı yönünden faize hükmedilmesi gerekirken, ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalı olmuştur. Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebi de yerindedir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.02.2021 tarih 2019/658 Esas 2021/107 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, <br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19.01.2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e823edb82770591c","SID":"9e1953fde880bad9"}}