{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/32 <br>KARAR NO: 2024/149<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/10/2020<br>NUMARASI: 2016/830 Esas -  2020/441 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeninin yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 21/11/2013 günlü tek taraflı trafik kazasında, davacının ağır bir biçimde yaralanarak daimi sakatlığa uğradığını, kazaya sebebiyet veren aracın geçerli bir taşımacılık poliçesi bulunmadığından, oluşan zararın giderilmesinden davalı güvence hesabının sorumlu olduğunu, bu nedenle eldeki dava açılmadan önce davalı kuruma başvuruda bulunulmuş ve bir miktar ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) 100,00-TL'si geçici ve 10,00-TL'si de kalıcı iş göremezlik zararına karşılık olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 21/05/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de geçici iş göremezlik istek miktarını 6.821,57-TL'ye, kalıcı iş göremezlik istek miktarını da 144.176,00-TL'ye (-toplam 151.187,57-TL) çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası nedeniyle eldeki dava açılmadan önce vekil edeni kuruma yapılan başvuru neticesinde ibraname karşılığı ödeme yapılarak davacının tüm zararının giderilmiş olmasına rağmen, zarar tazmin edilmemiş gibi dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, ayrıca yapılan ödemenin yetersiz olduğunu kanıtlamakla yükümlü olanın davacı olması nedeniyle maluliyet oranının kusur durumun ve oluşan zarar miktarının ne olduğunu usulüne uygun şekilde tespit edilmesi ve belirlenecek tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca poliçenin teminatı kapsamında bulunmayan taleplerin de reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davanın kısmen kabulü ile 103.873,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.983,26-TL geçici iş göremezlik tazminatının 11/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı güvence hesabı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinaf nedenleri; ek tazminat talebi için kuruma yeni bir başvuru yapılmaksızın açılan davanın reddi gerektiği, ayrıca hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmeliklere göre düzenlenmemiş olması nedeniyle geçersiz nitelik taşıdığı, keza kusura ilişkin bilirkişi raporları  arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinindoğru olmadığı ve davacının ev hanımı olması ve gelir getirecek bir işte çalışmaması nedeniyle lehine geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemeyeceği, faiz başlangıcının da hatalı belirlendiği ve dahi Suriye uyruklu davacıya ait onaylı kimlik belgeleri olmaksızın karar verilemeyeceği ve davacının ceza davasında şikayetçi olmaması karşısında açılan hukuk davasının da reddi gerektiğinin karar yerinde gözetilmediği hususlarına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen cismani zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.  5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde   kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun adli yardıma ilişkin 334/3 madde hükmünde de, \"Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri, ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.\" denilmektedir.Dosya kapsamından davacının Suriye uyruklu olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 gün, 2021/13414 E.-2022/10635K. sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12/04/2023 gün 2021/27291 Esas-2023/5354 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemece, davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa  kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus üzerinde durulmadan ve daha da önemlisi neden durulmadığı konusunda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan yazılı şekil ve biçimde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan bu sebeple kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/4 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile,  İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2020 tarih ve 2016/830 Esas - 2020/441 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4 madde hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,2-Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 1.859,00-TL nispi  istinaf karar ve ilam harcının  talebi halinde kendisine İADESİNE,4-İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise  ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ba579c6a70082a1","SID":"df446704127afb0a"}}