{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2023/1858 <br>KARAR NO: 2024/32 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 31/05/2023<br>NUMARASI: 2021/602 Esas- 2023/327 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zorunlu Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı olmayan ...  plakalı traktörün 12/06/2005 tarihinde, sürücü ... idaresindeyken, müvekkilinin idaresindeki plakasız motosiklete çarpması ile yaralandığını, şimdilik 2.000 TL sürekli sakatlık tazminatının (davalı kurum azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep  etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine  karar verilmiştir. Davacı vekili, dava tarihi itibariyle gerçek zararı bilmeyen müvekkili için zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, kaza tarihi olan 12/06/2005 tarihi ile dava tarihi olan 28/01/2015 tarihi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığını, dosyanın tamamı incelendiğinde müvekkili davacının gerçek maluliyetinin 20/09/2016 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan, mahkemece aldırılan raporda tespit edilmiş olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından zararın öğrenilmesi olgusunun Adli Tıp Kurumu raporu ile değil, maddi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin aktüer bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi ile gerçekleşeceğinin belirtildiğini, her iki durumda da davada zamanaşımı sürelerinin henüz dolmamış olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davaya konu trafik kazası 12/06/2005 tarihinde gerçekleştiği, davacının yaralanması nedeniyle ceza dava zamanaşımı süresi 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıldır. İşbu dava ise 28/01/2015 tarihinde, bir başka deyişle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı dolduktan sonra açılmıştır. Davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davacı vekili zaman aşımı nedeniyle reddedilen karara ilişin istinaf itirazında bulunmuş ise de; 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ile Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık \"gelişen durum\" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 31/03/2023 tarihli rapora göre; 20/09/2016 tarihli adli tıp heyet raporunda ve 12/01/2023 tarihli ortopedi raporunda belirtilen \"sol alt ekstremitedeki kısalık sekeli\" ile dava konusu trafik kazası arasında tıbben illiyet bağı bulunmadığı, dava konusu kaza nedeniyle davacıda yaralanmaya bağlı olarak gelişen yeni durum olmadığı tespit edildiğine göre, 8 yıllık zaman aşımından sonra açılan iş bu davanın reddedilmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle  sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,  HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"333326caf007eff4","SID":"72028d16f44e0647"}}