{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2052 Esas<br>KARAR NO: 2024/176<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 18/02/2020<br>NUMARASI: 2017/1399 Esas, 2020/121 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin fotokopi çekim ücretlerine ilişkin olarak düzenlediği 10 adet fatura karşılığı 7.405,48 TL ile 413,36 TL cari hesap alacağı olmak üzere toplam 7.818,84 TL alacağın tahsili için davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, davalınıın borcu ödememek adına zaman kazanmak için takibe haksız itiraz ettiğini, ticari defterlerinin incelenmesinde davalının müvekkili şirkte borcu bulunduğunun ortaya çıkacağını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; Olağanüstü Hal Kapsamında çıkarılan 674 Sayılı KHK gereği TMSF yetkililerinin müvekkili şirkete  kayyım olarak tayin edildiğini, şirketin tüm defter ve kayıtlarına el konulması nedeniyle takibe konu alacağın teyit edilemediğini, bu nedenle tüm takiplere aynı mantıkla itiraz edildiğini, somut olay özelinde takibe itirazın haksız veya kötüniyetli olmadığını, kıyasen uygulanması gereken 5411 Sayılı Bankacılık Yasası'nın 138. maddesi uyarınca icra tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının takip dayanağı faturaları KDV beyannamesinde indirim konusu yaptığının tespit edildiği, bu nedenle fatura konusu işin ifa edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin 7.818,84 TL asıl alacak ve 263,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.082,69 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, 1.616,53 TL icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının fatura konusu işi ifa ettiğini ispatlayamadığını, salt KDV beyannamesinin fatura konusu işin yapıldığını ispatlayamayacağını, müvekkili şirketin yönetimi TMSF'ye devredildiğinden icra tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava hukuki niteliği itibariyle, İİK 67. maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Dosya kapsamından; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine  7.818,84 TL asıl alacak ve 263,85 TL işlemiş faiz toplam  toplam 8.082,69 TL alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğu, davalının takibe itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği,  takibe itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının davalıdan takibe dayanak faturalar nedeniyle alacaklı bulunup bulunmadığı ile icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.  İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda; davacının defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla 7.818,83 TL alacağı bulunduğu, faturaları teslim alan bölümünde isim ve imzanın bulunmadığı, davalının defterlerini sunulmadığından incelenemediği, ancak Vergi Dairesi yazısı ekinde sunulan muavin defterlerine göre, davalının takip konusu faturaları KDV beyannamesinde indirim konusu yaptığının ve Ağustos/2016 faturalarını kaydettiğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445  Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, takibe dayanak faturalar davacının defterlerine kayıtlıdır. Davalının da sözkonusu faturaları KDV beyannamesinde indirim konusu olarak vergi dairesine bildirdiği gözetildiğinde, davalının faturalara itiraz etmeyerek defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura konusu hizmetin verildiği ispatlanmış olup, davalının borcu ödediğine dair beyanı ve delili bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece, davacının  7.818,83 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi yerindedir Diğer taraftan fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğundan, davacı lehine icra tazminatına hükmedilmesinde de de isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca takipte ve davada fon taraf olmayıp somut olayda 5411 sayılı Yasa'nın 138. maddesinin uygulanması da mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1399  Esas, 2020/121  Karar ve  18/02/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-/b/1. bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 138,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 289,57‬ TL harcın  davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile  karar verildi.08/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2635dc574d3e2bf5","SID":"bb36db9438232e9d"}}