{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/149 <br>KARAR NO: 2024/123<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/11/2019<br>NUMARASI: 2017/995 E. -  2019/925 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rekabet Yasağı Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, 23.06.2014 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, 05.09.2016 tarihinde dil eğitimi için yurt dışına gideceği gerekçesiyle istifa ederek 24.10.2016 tarihinde işten ayrıldığını, eğitim sonrası yeniden müvekkili şirkette çalışacağını beyan ettiğini, davalının çalışma döneminde müvekkilinin iş sırlarına  ve gizli bilgilerine vakıf olduğunu, iş ilişkisi sona erdikten sonra bu bilgileri kullanarak müvekkili aleyhine hareket etmesini engellemek için iş sözleşmesine rekabet yasağı maddesi konduğunu, sözleşmenin 8. maddesindeki  düzenlemeye göre davalının işten ayrıldıktan sonra iki yıl süre ile müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren işveren yanında çalışmamayı taahhüt etmesine rağmen aynı alanda faaliyet gösteren ... şirketinde işe başladığını, sözleşme gereğince müvekkilinin 6 aylık brüt maaş tutarı kadar cezai şart alacağına hak kazandığını ileri sürerek, 39.645,00 TL cezai art alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin 20.12.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, 29.02.2012 tarihinde işten çıktığını, 05.03.2012 tarihinden 20.06.2013 tarihine kadar davacı şirkete serbest olarak hizmet verdiğini, 23.06.2014 tarihinde yeniden işe girdiğini, müvekkilinin yabancı dil eğitimi almak üzere kendi isteğiyle istifa ettiğini, eğitim sonrası öncelikle davacı şirkette çalışmak için başvurduğunu, işe alınmayınca yeni iş arayışına  girdiğini, 14.01.2017 tarihinde başka şirkette çalışmaya başladığını, taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin maddenin TBK 445/1. maddesindeki düzenlemeye aykırı olduğunu, davacı şirketin çok geniş bir alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin serbest muhasebeci mali müşavir olduğunu ve hayatını mesleğini ifa ederek kazandığını, müvekkilinin pozisyonu gereği davacı şirketin müşteri çevresi veya işleri hakkında bilgi sahibi olmadığını, edindiği bilgilerin davacı şirketi önemli bir zarara uğratma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirkette muhasebe şefi olarak  çalıştığını, şimdiki yerde ise raporlama ve kontrol kıdemli uzman olarak çalıştığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini aksi halde ise cezanın 3/4'den az olmamak üzere indirilmesi gerektiğini, savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...taraflar arasında 23/06/2014 tarihinde iş akdi düzenlendiği, bu sözleşmenin 8. maddesi uyarınca rekabet yasağı kararlaştırıldığı ve rekabet yasağına aykırılığın müeyyidesinin saptandığı; davalı tarafından iş akdinin 05/09/2016 tarihli istifa dilekçesi ile 24/10/2016 tarihinde sonlandırıldığı, davalının bilahare dava dışı/3.kişiler Ağustos 2017 döneminde 18 gün ve Eylül 2017 döneminde 29 gün olarak ... AŞ firmasında çalışmış olduğu, Eylül 2017 döneminde 1 gün ... Denetim ve ... AŞ firmasında çalışmış olduğu, ... Denetim ve ... AŞ firmasında 01 Ekim 2017 tarihinde işe başlamış ve 25 Ocak 2019 tarihinde işten ayrılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının, dava dışı şirketlerde çalışmaya başlaması nedeniyle; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesini ihlal edip etmediği; bu kapsamda sözleşmedeki cezai şart koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması noktalarında toplanmaktadır. Kural olarak; 6098 sayılı TBK.nun. 444. ve 445.maddeleri uyarınca, işverenin yer, zaman ve işlerin türü bakımından hakkaniyete aykırı olmamak koşulu ile işçisi ile diğer koşullarda ayrı bulunmak koşulu ile rekabet yasağı sözleşmesi imzalamasında hukuka aykırılık bulunmadığı; süre bakımından ise 2 yılı aşmayan rekabet yasağının hukuka uygun olarak görülmesi gerektiği; kaldı ki TBK.m. 445/2 gereğince rekabet yasağının süresi uzun olsa dahi hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağı koşullarını serbestçe değerlendirerek hakkaniyete uygun biçimde kapsam ve süre bakımından sınırlandırabilecektir. Davalının davacı şirket nezdinde; 23/06/2014-24/10/2016 tarihleri arasında outsourcing/şef olarak çalışması sırasında işyerinin müşteri portföyü ile ilgili bilgilere erişim imkanı elde ettiği, davacı şirketin davalıya yönelik rekabet yasağı getirmekte haklı menfaati olduğu değerlendirilmiştir.Zira Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmünde işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olması rekabet yasağı bakımından yeterli görülmüştür. Öte yandan TBK 420 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağı belirtilmiş ise de Yargıtay 11. HD 2017/3977 E 2019/990 K 11.02.2019 T'li ve yine aynı Dairenin 2018/3000 E 2019/4468 K 17.06.2019 T.' li emsal kararlarında da işaret edildiği üzere, taraflar arasındaki  sözleşmenin hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva ettiğinin kabulü ile hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerinin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK'nın 420. maddesinin, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmayacaktır.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi 2018/1311 esas, 2019/1298 karar sayılı kararı) Taraflar arasında düzenlenen, dava konusu iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına dair 8. maddede rekabet yasağı faaliyet alanı ve yer yönünden sınırlarının belirlendiği kaldı ki TBK.nun. 445/2.maddesi uyarınca, süre ve coğrafi alan ile faaliyet alanı bakımından rekabet yasağının sınırlanmasında hakime takdir/uyarlama yetkisi verildiği, taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin yasal unsurları aykırılığı bulunmadığından davacının, davalı aleyhine iş bu davayı açmakta haklı ve hukuki yararının da bulunduğu görülmekle; davalının, davacıya ödemesi gereken hizmet akdinin 8. Maddesinde bulunan en son aylık brüt ücretinin (6) katına tekabül eden tutarın [6.607,82TL x6=] 39.646,92 TL olarak hesaplandığı; TBK.m.182-(3) maddesi uyarınca, taraflarca kararlaştırılan cezai şartın mahkememizce fahiş nitelikte bulunduğu kabul ve takdir edilmekle; cezai şartın davalı tarafından alınan en son aylık brüt ücretin 1/3' ü olarak kabulünün taraflar arasındaki menfaatler dengesine/hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edilerek...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.215,00 TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının, 23.06.2014 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başlayarak 24.10.2016 tarihinde yurtdışında dil eğitimi almak için istifa ettiğini, dil eğitimini tamamladıktan sonra başka bir şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle cezai şart talep edildiğini, mahkemece hatalı değerlendirime ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa taraflar arasında düzenlenen 23.06.2014 tarihli İş Sözleşmesinin 8. maddesinin TBK'nın 444. ve 445. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağı düzenlemelerine aykırı olduğunu, madde ile işçinin çalışma serbestisinin  hakkaniyete aykırı şekilde sınırlandırıldığını, davacı şirketin  çok geniş alanda faaliyette bulunduğunu, yapılan tüm işler bakımından sınırlama getirilmesinin, davalının ekonomik özgürlüğünü tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu, kaldı ki sözleşme hükmü geçerli olsa dahi rekabet yasağının, işçinin bir sonraki işverenin faaliyet alanı değil, işçinin işletmede yapmakta olduğu işe ilişkin olması gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkette muhasebe şefi olarak çalışırken, ... bünyesinde raporlama ve kontrol kıdemli uzmanı olarak çalışması nedeniyle her iki şirketteki görevlerin farklı olması nedeniyle sözleşme hükmünün ihlal edilmediğini, sözleşme maddesinin konu bakımından hiçbir sınırlama içermemesi nedeniyle geçersiz olduğunu ve davacının her iki şirkette yaptığı görevlerin de farklı olması nedeniyle rekabet yasağına aykırı bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin başka şirketteki zorunlu çalışmasının, davacının  herhangi bir menfaatini ihlal etmediğini,  müvekkilinin davacı şirketin müşteri çevresine ve ticari sırlarına vakıf olmadığını, tanık anlatımlarından da davacının iş hacminde herhangi bir azalma bulunmadığının anlaşılacağını, birçok yargı kararıyla belirlendiği üzere davacı şirketin kötü niyetli olarak dava açtığını, davacının kötü niyetli eylemleri ile işçileri işten ayrılmaya yönlendirdiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, işçinin rekabet yasağını ihlal etmiş olması nedeniyle, sözleşmede yer alan ceza koşulu alacağının tahsili istemiyle TBK'nın 446. maddesi uyarınca açılmış tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. Somut olayda davacı şirket ile davalı arasında düzenlenen 23.04.2014 tarihli iş sözleşmesi ile  davalı, davacı şirkette \"Outsourcing/Şef\" olarak çalışmaya başlamıştır. İş sözleşmesinin 8. maddesinde, \"çalışanın işverenin ve müşterilerinin gizli bilgilerine erişmeye haiz kilit bir görevde yer alması nedeniyle iş sözleşmesinin devamı süresince ve sona ermesinden sonra elde ettiği ticari sırları kullanarak .., işveren ile aynı sektörde faaliyette bulunan bir rakip müessesede çalışmamayı taahhüt ettiği, çalışanın rakip firmalarda İstanbul ili dahilinde iki yıl süre ile kısmen dahi olsa çalışmayacağı, aksi halde çalışanın işverene 6 aylık brüt ücret tutarında cezai şart ödeyeceğini\" kararlaştırılmıştır. Davalı 05.09.2016 tarihli dilekçeyle 24.10.2016 tarihi itibariyle işten ayrılmıştır. İstifa gerekçesinde,  herhangi bir sebep belirtilmemekle birlikte dil öğrenmek amacıyla davalının işten ayrıldığı anlaşılmıştır. Davalının savunmasının  aksine, dil eğitimi sonrası davalının davacı şirkete çalışmak için başvurduğu ancak kabul edilmediğine ilişkin herhangi bir kanıt sunulmamıştır. Davalının dil eğitimi sonrası davacı şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... şirketinde raporlama ve kontrol kıdemli uzmanı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamındaki belgelerden davalının, iş yerinde muhasebe şefi olarak çalıştığı ve davacı şirketin müşteri portföyüne erişim imkanı bulunduğu, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de  benzer bir pozisyonda raporlama ve kontrol kıdemli uzman olarak çalıştığı, her iki işin genel olarak muhasebe işine ilişkin olması nedeniyle benzer nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.  Davalının yeni işinde davacının müşteri portföyünü kullanmadığı, davalının ayrılmasından sonra davacı şirketin müşteri kaybı yaşamadığı belirlenmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere davalı, davacı işyerinde şirketin müşteri çevresine vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra da aynı işi yapmaya devam etmiştir. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı cezai şart talebi için yeterlidir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat ölçü alınarak tayin edilmelidir.Davalı işten ayrıldığında 6.607,82 TL brüt ücret almaktadır. Davalının 6 aylık brüt ücretine tekabül eden 39.646,92 TL cezai şart isteği mahkemece fahiş görülerek talep olunan cezai şarttan 2/3 oranında tenkis yapılarak  takdiren 13.215,64 TL'ye indirilmesinin hak ve nesafet kurallarına uygun olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 677,04 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, 3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4a1aa0b2a15b7aca","SID":"1c87afa35a922210"}}