{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/208 <br>KARAR NO: 2024/141<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/12/2020<br>NUMARASI: 2018/786 E. -  2020/818 K.<br>DAVANIN KONUSU: Çek İstirdadı <br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisinin park halindeki aracının arka camının kırılarak 10.08.2017 tarihinde evrak çantasının içinde bulunan çeklerin  çalındığını, müvekkilin şikayeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/87941 sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğini,  çalınan çeklerin iptali için Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/541 Esas sayılı dosyasında açılan davada ödeme yasağı kararı verildiğini, ancak dava konusu ... bank AŞ OSB İvedik Şubesine ait  30.09.2017 keşide tarihli ... seri nolu 10.000,00 TL  bedelli çekin davalı tarafından ibraz edilmesi üzerine istirdat davası için mahkemece süre verildiğini, müvekkilin dava konusu çekin meşru hamili olduğunu, davalı veya kendisinden sonraki cirantalarla müvekkilinin ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalının iktisabında kötü niyetli olduğunu ,ciro silsilesinin bozulduğunu, çalıntı çekler ile ilgili olarak davalı aleyhine bir çok dava açıldığını ileri sürerek, dava konusu çeklerin istirdadı ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...davalı ... hakkında Resmi Belgede Sahtecilik, Mala Zarar Verme, Herkesin Girebileceği  Bir Yerde Bırakılmakla Birlikte Kilitlenmek Suretiyle Hırsızlık,bilişim Sistemleri Sanka Veya Kredi Kurumlarını Araç Olarak Kullanılması  Suretiyle Dolandırıcılık  vs suçlarının şüphelisi olarak çok sayıda soruşturma, yakalama, vs tedbir  bilgileri, Kıymetli Evraktan Kaynaklanan Menfi Tespit, İstirdat, İcra Takibine İtiraz vs davalarının davalısı olarak yer aldığı çok sayıda hukuk davası bulunduğu görülmüş ise de, dava konusu çek ile ilgili davalının şüpheli olarak yer aldığı  bir soruşturma veya ceza davası bilgisi bulunmadığı gözetildiğinde, davalının söz konusu soruşturma ve dava bilgileri tek başına davalıların dava konusu çeki iktisapta ağır kusurlu  ve kötü niyetli olduğunu ispata yeterli  görülmemiştir.  Her ne kadar davacı vekili dava konusu çekin TTK 792 md. gereğince istirdatını talep etmiş ise de; toplanan deliller ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan yargılama sonunda , davalının dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğuna dair her türlü şüpheden uzak,kesin inandırıcı ve yasal delil sunulamadığından..\" gerekçesiyle davanın reddine,  karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisinin aracının camı kırılarak 10.08.2017 tarihinde bir çok kıymetli evrak çalındığını, olaya ilişkin olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/87941  nolu dosyası üzerinden soruşturma yapıldığını, çekin iptali için açılan davada dava konusu olan ... bank AŞ OSB İvedik Şubesine ait 30.09.2017 keşide tarihli ... seri nolu 10.000,00 TL bedelli çekin davalı  tarafından ibraz edilmesi üzerine  istirdat davası açılması için süre verildiğini, bu nedenle dava açıldığını ve mahkemece hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, yapılan bilirkişi incelemesinde müvekkili ile sonraki cirantalar arasında ticari ilişki bulunmadığının belirlendiğini, UYAP ortamından yapılan sorgulamasında davalı hakkında resmi belgede sahtecilik, mala zarar verme, hırsızlık, bilişim sistemleri ve bankanın aracı kılınarak dolandırıcılık suçlarından çok sayıda soruşturma bulunduğunun belirlendiğini, ayrıca davalı aleyhine bir çok kıymetli evrakın istirdadı ve menfi tespit davası bulunduğunu, bu delillerin dahi iktisapta ağır kusur ve kötü niyet için yeterli olduğunu, şikayet sonucu Bakırköy Cumhuriyet Savcılığının 2017/87941 Hazırlık numaralı dosyasında yapılan  soruşturmada çeklere el konulmasına karar verildiğini, davanın açılmasından uzun süre sonra vekalet sunulması ve duruşmalara girilmemesine rağmen vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu,Davalının, davaya konu çekin çalıntı olduğunu bildiğini, davalı ile çeki aldığı kişi arasında ticari ilişki bulunmadığını, bu şekilde birden fazla çek alınmasının da kötü niyeti ortaya koyduğunu, davalının davaya konu çeki ve diğer çekleri aldığı ... ile organize bir şekilde çalıştığını, davalının yaşı ve yaşam tarzı itibariyle çalıntı çek konusunda işlem yapan bir oluşumun parçası olduğunu, davalı hakkında benzer iddialarla onlarca dava açıldığını ve soruşturma yapıldığını, benzer birçok uyuşmazlıkta bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararlarında iktisapta ağır kusur bulunduğunun kabul edilmesine rağmen, mahkemece bu kararların dikkate alınmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.Davacı tarafından sunulan 16.03.2021 tarihli dilekçe ile, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/87941 Hazırlık sayılı dosyasında dava konusu çeke ilişkin soruşturmanın tefrik edilerek 2018/115768 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, mahkemece bu ceza soruşturmasının araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, başka çekler nedeniyle davalı hakkında birçok ceza soruşturası açıldığını ileri sürmüştür.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkili şirket yetkilisine ait ... plakalı park halindeki aracın camının 10.08.2017 tarihinde kırılarak araçta bulunan kıymetli evrakların çalındığını, buna ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına 2017/87941 sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduğunu, çalınan çekler arasında keşidecisi ....ve Tic.AŞ. Olan Ekip Oto İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Emrine düzenlenen 30.09.2017 keşide tarihli 10.000 TL bedelli ... bank AŞ OSB İvedik şubesine ait çekinde bulunduğu belirtilerek çekin istirdadını talep etmiştir. Dava dilekçesinde, çekin ticari ilişki kapsamında iktisap edildiği, davacı ile kendisinden sonraki çek hamilleri arasında ticari ilişki bulunmadığı ve çekin müvekkilince lehtardan alındığı, bu nedenle lehdardan sonraki cironun kopuk olduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ayrıca, dava konusu çekinde arasında bulunduğu çeklerin çalınması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu, davalının iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğu, davalının benzer bir çok eylemleri nedeniyle hakkında ceza soruşturmaları yapıldığını ve hukuk davaları açıldığı ileri sürülmüştür.Dava konusu çekte davacının cirosu bulunmamaktadır. Davacı, çeki ticari ilişki kapsamında lehdardan aldığını ve çekin davacı tarafından cirolanmadan çalındığını ileri sürmektedir. TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde  TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790.maddesinde ise \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" düzenlemesi bulunmaktadır.TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Çeklerin zayi olmasından sonra, davacı suç duyurusunda bulunmuştur. Bu suç duyurusuna istinaden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/87941 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı ve dava konusu çeke ilişkin soruşturmanın tefrik edilerek 2018/3753 tefrik nosu ile kararda belirtilen çekler dışındaki hırsızlık suçuna ilişkin 2018/115768 Soruşturma nosu ile soruşturma yapıldığı bildirilmiştir. Mahkemece belirtilen ceza dosyası getirtilip 13.09.2019 tarihli oturumda incelenmiş ve bu soruşturmanın dava konusu çeke ilişkin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca son oturumda davacı vekilinin de  dava konusu çek ile ilgili davalı hakkında açılmış dava veya ceza davası bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.Somut olayda davacı tarafından belirtilen şekilde bir kanıt sunularak, çeki iktisap eden davalının iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu kanıtlanmamıştır. Davacı defterlerinde  yapılan incelemede, sonraki cirantalarla davacı arasında ticari ilişki bulunmaması ve çeki elinde bulunduran kişinin bu çeki ticari defterlerine işlememesi iktisapta ağır kusur veya kötü niyeti kanıtlamaz. Mahkemece getirtilip incelenen ceza dosyasının bu çeke ilişkin olmadığı ve davacı vekilinin son oturumda dava konusu çek yönünden bir ceza soruşturması bulunmadığını beyan etmesi karşısında mahkemece yapılan inceleme yeterlidir. Davalı hakkında, başka çekler nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması yapılması, aleyhine kıymetli evrakın istirdadı veya menfi tespit davalarının açılmış olması başlı başına bu çekin iktisabında da ağır kusur veya kötü niyetin bulunduğunu göstermez. Mahkemece yapılan inceleme ve delillerin değerlendirilmesi varılan sonuca uygun olup, davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle reddedilen davada, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be56060e81f58653","SID":"79cf69ddf911af9f"}}