{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/762 <br>KARAR NO\t\t: 2024/109<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21.01.2021<br>NUMARASI\t\t: 2016/705 E. - 2021/42 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Rücuen Tazminat <br>KARAR TARİH\t: 18.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18.01.2024<br><br>\tİzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.01.2021 tarih 2016/705 E. - 2021/42 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı ... A.Ş. ve yeşil kart sigortacısı dava dışı ... tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde davacının sigortalısı dava dışı yabancı ülke vatandaşlarının yaralandığını, sigortalıların Türkiye'de başlatılan tedavi sürecine Federal Almanya'da devam edildiğini, tedavi kuruluşlarına toplam 67.225,66 Euro ödeme yapıldığını, kusurun karşı tarafta olduğunu, davalıların tedavi giderlerinden sorumlu olduğunu, belirterek; 94.404,80 Euro'nun davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... A.Ş. vekili, davacı şirketin Türk uyruklu olmayıp Türkiye'de adresi bulunmadığından teminat göstermesi gerektiğini, rücu davasının zamanaşımına uğradığını, davalının sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tedavi masraflarından davalının herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında ...'nın sorumluluğunda olduğunu, davacının rücu hakkının bulunmadığını, davalı şirkete başvuru yapılmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacının hukuki yararı bulunmadığını, davanın zamanaşıma uğradığını, yetkili mahkemenin Köyceğiz Asliye hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı sigorta şirketinin sigortalıların tedavisinin Türkiye'de başlanmış olduğunu, devamının kurumla anlaşması olmayan Almanya sağlık hizmetleri sunucu tarafından karşılandığını, hem hizmetin alınan sosyal hizmet sunucu tarafından karşılanması hem de sigortalıların Alman vatandaşı olması nedeniyle bu tedavi masraflarının ... tarafından karşılanmasının mümkün olmadığı, davalı kurumun tazminat ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, görevli ve yetkili mahkemenin Köyceğiz Tüketici Mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşıma uğradığını, davalının sorumluluğunun sigortalının kusur durumu ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur ve gerçek zararın tespit edilmesi gerektiğini,  belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı  T... vekili,  davanın zamanaşıma uğradığını, kazaya karışan araç malikinin talebiyle numaralı hasar dosyası açıldığını, dava konusu kaza ile ilgili olarak  davacı şirketin sigortalıları ... ve ... tarafınan açılan  kazanç kaybı ve işgörmezlik tazminatı talepli davanın halen derdest olduğunu, davalının kaza tarihinde geçerli ZMSS limitlerin üzerinde herhangi bir sorumluluğunun söz konusu  olmadığını, davacı sigortalılarına yapılan ödemelerin tespit edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARIN ÖZETİ : Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zamanaşımı itirazlarının yerinde olmadığı, meydana gelen trafik kazasında yeşil kart sigortacısı dava dışı ... tarafından sigortalı araç sürücünün tam kusurlu, davalı davalı ... A.Ş. tarafından sigortalı araç sürücünün ise kusursuz olduğu, kaza nedeniyle davacı tarafından  ödenen toplam tedavi giderlerin 48.290,50 Euro olduğu ve bu tutarın 6111 sayılı yasanın 98. maddesi kapsamında davalılardan ...'nın sorumluluğunun bulunduğu ve istem konusu edilen tedavi giderleri yönünden dava dilekçesi ile bu tutarın davalı ...'dan tahsilinin talep edildiği, davacı tarafından ödenen ve fakat tedavi giderleri arasında olmayan ulaşım ve konaklama giderinden taleple bağlılık ilkesi gereği toplam istenilen tazminat tutarından ...'nın sorumlu olduğu tutardan düşülmesi neticesi arta kalan tutarın 18.935,16 Euro olduğu anlaşılmakla açılı kısmen kabulü ile 67.225,66 Euro'nun 48.290,50 Eurosunun fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru karşılığının davalı ...'dan tahsili ile davacılara  verilmesine, 18.935,16 Euronun fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru karşılığıın İstanbul 10. ASHM'nin 2010/225 Esas ve 2017/311 karar sayılı ilamında hükmedilen tutardan arta kalan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla davalı ...ndan tahsili ile davacılara verilmesine, her ne kadar davalı ... aleyhine de dava açılmış ise de adı geçen sigortanın sigortalısı olan araç sürücüsünün söz konusu kazada kusurlu olmaması ve sigorta şirketinin ancak bu kapsamda sigortalı olacağı anlaşılmakla davalı ... A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı  T... ve ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, rücu koşullarının oluşmadığını, davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, yabancıların yurt dışındaki tedavilerine ilişkin davalının sorumlu tutulamayacağını,  6111 sayılı Kanunun açık hükmü gereği Sigorta Şirketleri 6111 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce ödedikleri tedavi giderlerini Kuruma rücu hakkı bulunmadığını, bilirkişi raporunda detaylandırılan tedavi giderlerinin 2008-2010 dönemine dair tedavilere ilişkin ve aynı tarihlerde yapılan ödemeleri içerdiğini, davacı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında Türkiye de kaza sigortası dalında çalışma yetkisi olmadığını,  tedavi giderlerini kendi ülkesinin mevzuatı gereği ödediğini, sigorta sşirketlerinin tedavi giderlerine ilişkin primleri yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren belirlenen süre içinde ...na devretmeleri halinde Kurumun trafik kazalarından sorumlu olacağını, davacı sigorta şirketi Türkiye de faaliyette bulunmadığı için Türk Kanunlarına göre yapılması gereken ...na prim aktarımını yapmadığını, rücu koşullarının oluşmadığını, belitilerek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.<br>\tDavalı  ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının poliçe limitinin tüketildiğini, davacı şirketin sigortalıları ... ... ve ...'in, yabancı sigorta şirketine izafeten  davalı ... (ve diğerleri)  aleyhine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/225 Esas sayılı dosyasıyla açmış oldukları maddi ve manevi tazminat davasında 23.082,73 EURO kazanç kaybının poliçe limitiyle sınırlı olarak dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte dvalıdan tahsiline karar verildiğini, karar gereğince yapılan takip kapsamında 100.000,00-TL poliçe limitinin tamamı takip dosyasına yatırıldığını, poliçe teminatının tükenmesiyle davalı kurumun sorumluluğunun kalmadığını belirterek ; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, yabancı sigorta kurumu tarafından sigortalının trafik kazası nedeni ile yurt dışında karşılanan tedavi giderlerinin kazaya sebebiyet veren aracın ZMM sigortacısı ve ... rücuen halefiyet ilkeleri uyarınca tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davalı ... ve T... tarafından kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... A.Ş yönünden ise reddine, karar verilmiştir.<br>\t1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. Rücu davası, sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Bu nedenle sigortacı tarafından açılan rücu davası aslında bir tazminat davasıdır. Zamanaşımı yönünden sigortalı için uygulanacak hükümler sigorta şirketi için de uygulanacaktır. Yine aynı nedenle zamanaşımı sigortalı için hangi tarihte işlemeye başlamış ise sigortacı için de aynı tarihte başlar ve aynı tarihte dolar. Zamanaşımı süresini düzenleyen 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. ( Yargıtay 17. HD'nin  10.03.2015 tarih ve 2015/1686 E. - 2015/4071 K. ) Davacıların yaralanması ile neticelenen trafik kazasında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89/1 ve 66/1-e maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. Somut olayda kaza tarihi 22.05.2008 dir. 6098 sayılı TBK'nın 151. Maddesi gereğince süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Buna göre dava tarihi olan 23.05.2016 tarhi tibariyle  henüz uygulanması gereken zamanaşımı süresinin dolmadığı sabittir.<br>\t3. Halefiyet, bir kişinin hukuken diğerinin yerine geçmesi anlamına gelir. 6102 sayılı TTK m. 1472/1. maddesinde sigorta tazminatını ödeyen sigortacının, hukuken sigorta ettirenin (başkası hesabına sigortada sigortalının) yerine geçeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle hukukumuzda yasal halefiyete ilişkin olarak tazminat alacağının yasa uyarınca sigortacıya geçmesi ilkesi benimsenmiştir. Yasal halefiyet zarar sigortalarında söz konusu olup, mal sigortaları bakımından TTK m. 1472 hükmünde, sorumluluk sigortaları bakımından TTK m. 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz’î haleftir (Yargıtay HGK'nın 05/02/2019 tarih ve E. 2017/17-1088 E. -  2019/65 K.) Sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak açtığına göre, uyuşmazlığın çözümünde de dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.(Yargıtay İBK’nun 22/03/1944 tarih ve 1939/37 E. -  1944/9 K., 17/01/1972 tarih 1970/2 E. - 1972/1 K.)<br>\t4. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde ...'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği ... Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. ...'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Dolayısıyla, trafik kazasından kaynaklı  geçici işgöremezlik tazminatı  ile belgesiz tedavi ve tedavi amaçlı yol giderleri bakımından işletenler ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 4. HD'nin 10.03.2022 tarih ve 2021/12001 E. - 2022/4532 K. ve 24.03.2022 tarih ve 2021/22793 E. - 2022/5790 K. )<br>\t5. 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ve geçici 1. maddesi ile, trafik kazası sebebiyle kazazedelerin sağlık hizmet bedellerinin ... tarafından karşılanacağı ve yine bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de ... tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre; 6111 sayılı Kanun gereği Kanun’un yayımlandığı tarihten önce ve sonra meydana gelen tüm trafik kazaları nedeniyle sunulan belgeli sağlık hizmet bedelleri ... tarafından karşılanacaktır. Bu nedenle davacının dava konusu tedavi giderlerinden belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden ..., (belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı) sorumludur. ( Yargıtay 4. HD'nin 28.11.2022 tarih ve  2021/15851 E. -  2022/15654 K.)<br>\t6. Ancak ...'nın \"Trafik Kazalarına Bağlı Tedavi Giderleri\" konulu 2012/5 sayılı Genelgesi gereğince  \"yabancı uyruklu kişilerin trafik kazalarına bağlı tedavilerinin devamını yabancı ülkede sürdürmeleri halinde yurt dışnda verilen tedavi hizmetlerinin bedeli Kurumca karşılanmayacaktır.\" düzenlemesini içermekte olup davacıların kaza tarihinde Türk Vatandaşı olup olmadığı tespit edilerek söz konusu genelgenin somut olay bakımından uygulanma yeri olup olmadığı üzerinde durulmak suretiyle davalı ...'nun sorumluluğunun tespit edilmesi gerekir.( Yargıya 17. HD'nin 19.09.2017 tarih ve 2015/17774 E. - 2017/7890\tK., 15.10.2019 tarih ve  2017/664 E. - 2019/9408 K.)<br>\t7. ...nun görevleri arasında, üye sigortacılar tarafından düzenlenmiş yeşil kartı bulunan bir Türk plakalı aracın yeşil kart sistemine dahil diğer ülkelerde sebep olduğu zararları, üyelerinin katılımı ile kurulmuş olan ...nun yöneticisi sıfatıyla, üyeleri adına gidermek yer almaktadır. Bir başka deyişle, yeşil kart poliçesi o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gibi kabul edilecektir. Buna göre yeşil kart sigortası anlaşmaya dahil birbirlerine seyahat edilecek yabancı ülkelerin zorunlu mali sorumluluk  sigortalarını bir araya getiren üniform ve beynelminel bir sigorta poliçesi olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi mensuplarının 20 Nisan 1959 tarihinde imzaladıkları “Beynelmilel Mecburi Mesuliyet Sigortasına Dair Avrupa Sözleşmesi” gereğince ülkemizde de tüzel kişiliğe haiz ... kurulmuş olup, Yeşil Kart sisteminin uygulanmaya başladığına, ...na üye sigorta şirketlerinden uluslararası Yeşil Kart poliçesi temin edilmiş bulunan aracın neden olduğu zararlardan poliçe limit ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu sabittir. <br>\t8.\tBu çerçevede,... dosyaya kazandırılan sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre, bedeni zararlarda kişi başına 100.000,00-TL, yine tedavi giderlerinde de kişi başına 100.000,00-TL poliçe limiti ile davacıya karşı sorumludur. Bu iki limit birbirinden bağımsız olup, birinin tüketilmesi halinde sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirerek sorumluluğunun sona erdiğinden bahsetmek olanaklı değildir. Kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik zararını bedeni zararlar klozundan, bakıcı gideri, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararlarını ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. Buna göre, geçici iş göremezlik tazminatı davalı sigorta şirketinin tedavi giderleri klozu içinde sorumluluğu dahilinde olduğundan, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi gideri klozundan kabulüne karar verilmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 28.09.2022 tarih ve 2021/16145 E.- 2022/11039 K)<br>\t9.\tRücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. Bu nedenle, davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumu ve zararın tespiti önem arz eder.<br>\t10.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede; rücüya konu tazminatın hesabı hususunda yanlızca doktor/aktüerya uzmanı bir bilirkşiden alınan rapora üstünlük tanınmak suretiyle davalıların sorumlulhu cihetine gildmiş ise de anılan ilke ve  esaslar çerçvesinde, rücuya konu gerçek zarar ve davalıların sorumluluğunun hesaplanması için sosyal güvenlik ve sigorta uzmanının yer almadığı dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yetersiz olup, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t11. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından İstanbul 10. ASH 2010/225 E. sayılı dava dosyasının kesinleşip kesinleşmediği sorulup kesinleşen dosya kapsamında davalı ... tarafından ne kadar ödeme yapıldığına ilişin ödeme belgeleri dosyaya kazandırılıp, davacı sigortalıları dava dışı ... ... ve ...'in kaza tarihi veya tedavi sürecinde Türk vatandaşı olup olmadıkları ilgili yerlerden tespit edilip, ... ve davalı sigorta şirketi nezdinde bu kişilerin yurt dışındaki tedavisine ilişkin gerek sigortalıya gerek ise Alman Sigorta Kurumuna herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorularak netleştirilmesini müteakip, davalıların tedavi giderlerinden kaynaklı sorumluluğuna ilişkin anılan ilke ve esaslar çerçevesinde rücuya konu alacak miktarının tespiti için dosyanın daha sönce görevlendirlen doktor bilirkişi ile birlikte sosyal güvenlik ve sigorta birlirkişinin oluşacak alanında uzman bilirkişi kuruluna tevdi ile davacı sigortalılarının tedavisine ilişkin davacı tarafından yapılan ödemeye konu tedaviler ile davacı sigortalılarının yaralanması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacı sigortalılarının mevcut yaralanmasına göre söz konusu tedavilerin yapılmasının gerekli olup olmadığı, söz konusu tedavilerin hangilerinin belgeli hangilerinin belgesiz olduğu, her bir gerekli tedavi yönünden ödeme tarihinin hangi tarih olduğu, Almaya ile Türkiye arasındaki anlaşma gereğince Alman Sigorta Kurumuna ödeme yapılmış ise bu ödemenin rücu alacağından mahsup edilip edilmeyeceğini, 2012/5 sayılı geneldenin uygulama yeri bulunup bulnmadığı ve davalı  ... tarafından anılan dosya kapsamında yapılan ödemenin davalının poliçe limitini tüketip tüketmediği gösterir; ayrıntılı ve gerekçeli, denetime açık şekilde rapor alınarak, varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek davalı varsa sigorta şirketinin sorumluluğunun tedavi giderleri poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğu da belirtilemek sureti ile infaza elverişli şekilde  karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t12. Kabule göre de;  6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.\t( Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.)<br>\t13. İstikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. ( Yargıtay 11. HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K.  )<br>\t14. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. ( Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K.  )<br>\t15. Davalı ... sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur. Davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçe limitinin gerek KTK'da gerek Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında temerrüt tarihindeki yabancı para birimine göre belirleneceğine dair açık hüküm bulunmaması karşısında, limiti aşmayacak şekilde infazda terettüe neden olmamak üzere davacının TBK’nın 99. maddesi uyarınca seçimlik hakkını yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde de kullandığı da gözetilerek davalının sorumluluğu cihetine gidilmesi,  dava değeri yapılan yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı olan Türk Lirası esas alınarak harç ile karar tarihindeki tarifeye göre kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanması, kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun kabul edilen dava değerinin limite oranı dahilinde belirlenmesi hükmedilmesi gerekir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karar yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacılar ve davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.01.2021 tarih 2016/705 E. - 2021/42 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"931486ca42c6d104","SID":"b2124a3d0e14eaae"}}