{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1201 <br>KARAR NO: 2023/1861<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/10/2020<br>NUMARASI: 2015/318 Esas - 2020/661 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2023<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 30/06/2014 tarihli faturaya istinaden 35.282-TL asıl alacak ve toplam 37.143,73-TL için 30/01/2015'tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı ilamsız ve 09/01/2015 vadeli 20.000-TL bedelli senede dayalı olarak  18.880-TL asıl alacak olmak üzere toplam 20.954,99-TL için 03/02/2015'te İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, süresinde itiraz edilemediğinden her iki takibin kesinleştiğini; müvekkilinin toplamda her iki takibin ana para alacağını aşacak miktarda 62.106,29-TL'yi davalıya ödemesine rağmen takiplerin yapılmasının kötü niyetli olduğunu, bu hususun ödeme dekontu, makbuz ve çek suretleri ile sabit olduğunu, bu ödemelerin bir kısmının davalının hesabına bir kısmının ise davalının yönlendirmesiyle davalı şirket ortağı ...'a yapıldığını ve bir kısım çeklerin de tahsilat makbuzu alınmadan devredildiğini; ayrıca müvekkilinin davalıya mal sattığını buna ilişkin faturanın sunulduğunu; yine icra takibine konu 20.000-TL bedelli çek yerine, müvekkilince davalıya 30/04/2015 keşide tarihli 10.000-TL ve 28/03/2015 keşide tarihli 9.971,50-TL'lik çeklerin verildiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden ilamsız takipde işlemiş faiz isteminin haksız olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu her iki icra takip dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile takiplerin iptaline; bu talebin kabul edilmemesi halinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı ilamsız icra takibinde istenilen 1.861,73-TL işlemiş faizin iptaline ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkiline cari hesap borcunu ödemediğini, davacının iddialarının basiretli tacir olması karşısında kabul edilemeyeceğini, yapıldığı ileri sürülen ödemelerin icra takibine konu ödemeler olmadığını ve ticari defter ile kayıtların incelenmesi halinde haklılıklarının ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, yargılama aşamasında alınmış her iki bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından kendi lehine delil olarak değerlendirilmediği, davacının davalıya yaptığı ödemelerin davaya konu icra takiplerine konu alacaklar için yapıldığının ispatlanamadığı ve davaya konu ... esas sayılı icra takibi kapsamında davacının-borçlunun takip öncesinde temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası kapsamında talep edilmiş 1.873,73- TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine; davacının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası yönünden davanın reddine ve davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili , müvekkilinin toplamda her iki takibin ana para alacağını aşacak miktarda 62.106,29-TL'yi davalıya ödediğini, bu ödemelerin davalının ticari defterlerinde bulunmadığını ve borca mahsup edilmeyerek icra takibi yapıldığını; 03/05/2017 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilinin davalıya yaptığı ödemelerin tespit edildiğini ancak mahkemece bu tespitlerin kabul edilmeyerek hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini; müvekkilince davalıya kesilen 25.116,29-TL bedelli 21/07/2014 tarihli mal satım faturasının da raporda değerlendirildiğini, bu faturayı davalının teslim alarak itiraz etmediğini ancak kasten ticari defterlerine işlemediğini, faktoring şirketinden gelen müzekkere cevabında da davalının bu faturayı kabul ettiğinin ortaya çıktığını; davalının ortağı ...'a yapılan ödemenin niçin yapıldığının dahi davacı tarafından açıklanamadığını, bu husustaki isticvap taleplerinin değerlendirilmediğini; 02/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun ise dayanaksız olduğunu, o raporda davalının kayıtlarına göre davacıdan olan alacağının 155.160,94-TL olmasına rağmen her iki takipte 54.162-TL istendiğinin tespit edildiğini ve bu tespitin bile davalının defterlerinin doğru kayıtlar içermediğini gösterdiğini belirterek, kararın kaldırılmasına  karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında davacı aleyhine başlatılmış faturaya dayalı ilamsız ve çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinden dolayı ayrı ayrı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. Somut olayda, davaya konu ilamsız takip 35.282-TL bedelli 30/06/2014 tarihli faturaya dayalı olarak, 35.282-TL asıl alacak ve 1.861,73-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.143,73-TL talepli olarak 30/01/2015'tarihinde başlatılmıştır. Davacı, taraflar arasındaki ilişki kapsamında davalıya fazlasıyla ödeme yaptığını ve borçlu olmadığını iddia etmektedir. Buna göre davacı şirket, davalı şirketin banka hesabına 03/07/2014'te 12.000-TL ve 08/07/2014'te de 5.000-TL olmak üzere toplam 17.000-TL ödeme yapmıştır. Dekontları sunulmuş ve her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı bu ödemeler tarafların da kabulündedir. Toplam 17.000-TL'lik ödemeye ek olarak davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı ...'un banka havalesiyle davalı şirkete 12/09/2014'te banka havalesiyle gönderdiği 4.000-TL ödemenin ve yine davacı ortağı ...'ın davalı şirket  ortağı ...'a banka havalesiyle 17/10/2014'te gönderdiği 4.000-TL'nin ve 30/12/2014'te ayrı işlemlerle gönderdiği 10.295-TL ile 1.695-TL olmak üzere toplamda 19.900-TL ödemenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf, söz konusu ödemelerin davaya konu icra takipleriyle ilgisinin olmadığını iddia etmiştir. Öncelikle davacı şirket ortağının, davalı şirkete yaptığı 4.000-TL ödemenin taraflar arasındaki ilişki kapsamında ödendiği kabul edilmelidir. Ayrıca davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre toplam 15.990-TL'nin hesabına gönderildiği ... ise, davalı şirketin ortağı, münferit/tek yetkilisi ve yine (tek) şube(sinin) yetkili müdürüdür. Bu tespitler karşısında ve aksi davalı tarafından ispat da edilemediğinden, ticari defterlerde kayıtlı değilse de şirket ile şirketin temsilcisine yapılan belgelendirilmiş takip dayanağı faturadan sonra takipten önce yapılmış 19.990-TL ve (üzerinde ihtilaf bulunmayan) 17.000-TL olmak üzere, toplam 39.990-TL ödemenin ilamsız icra takibinde istenilmiş borç için yapıldığı kabul edilmelidir. Ayrıca yine davaya konu ilamsız takip kapsamında değerlendirilmek üzere; davacı taraf davalıya karşı düzenlediği 21/07/2014 tarihli ve 25.116,29-TL bedelli faturanın davalının kayıtlarında bulunmadığını ancak davalıya teslim edildiğini ve itiraz edilmediğini dolayısıyla bu fatura bedelinin de müvekkili lehine dikkate alınmasını istemiştir. Dosyadaki belgelere göre, davacı tarafından faturanın 15.000-TL'lik kısmına dair alacağın 15/06/2014'te dava dışı faktoring şirketine devredildiği, davalının davacıya keşide ettiği 10/02/2015 keşide tarihli 15.000-TL bedelli çek marifetiyle faktoring şirketinin tahsilatı gerçekleştirdiği görülmüştür. Dolayısıyla her ne kadar fatura, davalı şirket kayıtlarında bulunmasa da davalının çekiyle faturanın 15.000-TL'sinin ödenmesi sebebiyle, faturanın da davalı tarafından benimsendiği anlaşılmıştır. Bu anlatımların sonucu olarak da, 30/01/2015 tarihli ilamsız icra takibinden önce yapılmış 39.990-TL ödeme ve 25.116,29-TL fatura dikkate alındığında, davacının davaya konu ilamsız icra takibi kapsamında davalıya borçlu olmadığının kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile söz konusu takip için talebin sadece işlemiş faiz açısından kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır.Öte yandan; İİK'nın 72/5.maddesi \"Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur... Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.\" hükmünü içermektedir. Menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Somut olayda, davalının takip dayanağı olan fatura nedeniyle alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu anlaşıldığından, ilamsız takip açısından kötüniyetli hareket ettiği kabul edilmelidir.Davaya konu kambiyo takibi ise, 20.000-TL bedelli 09/01/2015 düzenleme tarihli karşılıksız çıkmış çeke dayalı olarak 18.800-TL asıl alacak ve feriler olmak üzere toplam 20.954,99-TL talepli olarak 03/02/2015'tarihinde başlatılmıştır. Davacı 28/03/2015 keşide tarihli 9.971,50-TL ve 30/04/2015 keşide tarihli 10.000-TL çekin tarafların defterlerinde görünmediğini ancak bu çeklerin de söz konusu kambiyo takibine konu 20.000-TL bedelli çek karşılığında davalıya verildiğini ifade etmiştir. Her iki çekin de keşide tarihi davaya konu icra takiplerinden ve işbu dava tarihinden sonraki tarihler olup, 9.971,50-TL'lik çek karşılıksız çıkmış ilgili banka sorumluluğu kapsamında 1.200-TL ödeme yaparak 8.771,50-TL için karşılıksız şerhi düşmüş, diğer çek ise ödenmiştir. Ancak her iki çekin, takibe konu 20.000-TL'lik çeke karşılık olarak verildiği hususu ispat edilemediğinden ve/veya çeklerle taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi arasında bağ kurulamadığından, davacının kambiyo takibi sebebiyle davalıya borçlu olmadığı iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. Mahkemece, çeke dayalı takip bakımından davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davaya konu ilamsız takip açısından kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kabulü ile davacının ilamsız takibe ilişkin olarak borçlu olmadığının tespitine, alacağın % 20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve kambiyo takibine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2020 Tarih 2015/318 Esas - 2020/661 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne; davacının ilamsız takibe ilişkin olarak İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, Hüküm altına alınan alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 7.428,75-TL kötüniyet  tazminatının  davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına ilişkin davanın reddine,\" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; \"Alınması gereken 2.537,28-TL nispi karar ve ilam harcından, yatırılan 1.060,63-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.476,65‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 1.088,33‬-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 900-TL bilirkişi ücreti ve 131,30-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.031,30-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 616,82-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 241,14-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,\" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 42,50-TL istinaf yargı giderinin, davanın kabulü oranında hesaplanan 25,41-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4fb77ae88450e224","SID":"391895633455b7c0"}}