{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2531 - 2024/77<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2531 <br>KARAR NO\t: 2024/77<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/97 Esas 2021/592 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 16/02/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 20.09.2019 tarihinde dava dışı ... idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı ...’nin idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında bu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza nedeniyle davacının maluliyetinin alınacak rapor ile belirleneceğini, davalı sigorta şirketlerine 21.10.2019 tarihinde müracaat edilmesine rağmen olumlu veya olumsuz cevap verilmediğini, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını ileri sürerek 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 900,00 TL geçici iş göremezlik, 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 6.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tazminata başvuru tarihinden 8 gün sonrasından itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 24.331,26 TL, bakıcı gideri talebini 10.490,00 TL,sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 253.558,06 TL’ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, davacı tarafça Genel Şartlarda düzenlenen başvuru belgesine eklenmesi gereken belgelerin eklenmediğini, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusuru bulunmadığını, kaza ile sakatlık ve zarar arasındaki illiyet bağının ve davacı tarafın oluşan zararda müterafik kusurunun olup olmadığının tespitini, davacı hakkındaki tüm tedavi evrakı ile birlikte Adli Tıp Kurumu veya Üniversite hastanesinden maluliyet hususunda rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, dava açılmadan önce davacı tarafça yapılan başvurunun eksik evrak ile yapıldığından kendisinden eksik evrakın temini talep edilmiş ise de bu talebe geri dönüş yapılmayarak dava açıldığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinin poliçe teminatı kapsamına dahil olmadığını, talep edilen tazminatın miktarı ve kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca bakıcı giderlerinin sağlık gideri kapsamından çıkartılarak sürekli sakatlık teminatı kapsamına dahil edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatlarının da sigortalı tarafından talep edilemeyeceğini, davacının maluliyet tazminatı taleplerinin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumu ve tam teşekküllü Devlet Hastanesi tarafından verilecek heyet raporu ile belirlenmesi gerektiğini, SGK tarafından davacıya yapılan ödemelerin tenzili ve ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında meydana gelen yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, dava dışı sürücü idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı ...’nin idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, kusura ilişkin olarak olarak Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 19.02.2021 tarihli raporda davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsünün % 70 oranında, davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsünün ise % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 23.09.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 48 , iyileşme süresinin 12 ay ve bakıcı ihtiyacının 4 ay olarak belirlendiği, davalı sigorta şirketlerinin trafik kazası sonucunda oluşacak geçici iş göremezlik zararı, geçici ve sürekli bakıcı gideri zararı ile sağlık uygulama tebliği kapsamında kalmayan zararlardan sorumluluğunun bulunduğu, davacı tarafça davalı sigorta şirketlerine usulüne uygun olarak başvuru yapıldığı, davalıların zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile 24.331,226 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 253.558,06 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10.490,00 TL geçici bakıcı giderinin her bir davalı yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 30.10.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne ilişkin kararda TBK’nın 62. Maddesinin uygulama imkanı bulunmadığı, zarara sebebiyet veren araçların ve araçların sigorta sözleşmesi ile kusuru oranında sorumluluk üstlenen sigorta şirketleri arasında iç ilişki mevcut olmamasına rağmen tamamen hukuka aykırı olarak müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre hüküm kurulduğunu, mahkemece alınan kusur, maluliyet ve hesaplama raporlarına karşı yapmış oldukları itirazları nazara alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekeceğinin hükme esas alınan bilirkişi raporundan anlaşılmasına rağmen bu itirazları yönünden karar verilmediğini, maluliyet raporu olmadan sigorta şirketlerince tazminat hesabı yapılamayacağının bilirkişi raporunda belirtildiğini, davacı tarafın geçerli bir başvuru yapmadan dava yoluna başvuru yaptığını, davacı tarafça ibrazı zorunlu ve usulüne uygun evrakın tamamlanmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatına ilişkin davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, poliçe tanzim tarihine göre 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar’ın uygulanması gerektiğini, davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hususunun uzman hekimlerce tespit edilmesi ve aile bireyleri tarafından yapılan bakımdan indirim yapılması gerektiğini, gerçekleşen kazada kusur durumunun tespiti yanında daimi iş göremezlik kaybı olduğu tespit edilen davacının hem müterafik kusurunun (emniyet kemeri takmama) hem de hatır taşıması sebebiyle yapılan itirazlarının tartışılmadığını, davacının emniyet kemeri takmadığının açık olduğunu ve % 20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmasını talep ettiklerini, bunun yanında araçta yolcu olarak bulunan davacı yönünden hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kararda tespit olunan faiz başlangıç tarihinin de  hatalı olduğunu, faiz tarihinin dava dilekçesinde belirtilen değer yönünden dava tarihinden, bakiye kısım ise ıslah/ek dava tarihinden itibaren olması ve temerrüt oluşması için usulüne uygun bir başvuru bulunması gerektiğini, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüt gerçeklemeyeceğinden faiz başlangıç tarihinin doğru olmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, dava açılmadan önce davacı tarafça yapılan başvurunun eksik evrak ile yapıldığından eksik evrak talep edilmiş ise de talebe dönüş yapılmadığını, başvuru yapılırken sağlık kurulu raporu sunulmadığını, başvuru şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının Genel Şartlar uyarınca poliçe teminatına dahil olmadığını, bakıcı giderlerinin sağlık gideri teminatı kapsamından çıkartılarak sürekli sakatlık teminatı kapsamına alındığını, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının Genel Şartlar uyarınca salık gideri teminatı kapsamında olduğu ve sağlık gideri teminatının ise SGK'nın sorumluluğunda bulunduğunu, bilirkişi raporunda hatalı maluliyet oranı belirlendiğini, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre % 24, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ise % 24,2 olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı olarak % 56 olarak belirlendiğini, itirazları değerlendirilmeden maluliyet oranı belirlenmesinin doğru olmadığını, somut olayda davacının emniyet kemeri kullansaydı dahi neticenin yine de aynı olup olmadığının tartışma konusu yapılması gerektiğini, müterafik kusur incelemesi yapılarak indirime karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığını, teknik faiz kullanılmamasının sebepsiz zenginleşmeye sebep olduğunu, 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, ıslaha konu edilen tutar için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini, emsal yargı kararlarının bu yönde olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, kararın davalılar tarafından istinaf edildiğini, her ne kadar talep gibi karar verilmiş ise de istinaf mahkemesinden farklı bir sonuç çıkması halinde “usuli kazanılmış hak” denilerek bir çok hak kaybına yol açtığından taraflarınca da mahkeme kararı bütün usul ve esas yönleriyle istinaf edilmesi gereği hasıl olduğunu, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla kararı usul ve esas yönlerinden tümden istinaf ettiklerini belirtti.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 20.09.2019 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile dava dışı ...’nin idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında bu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 19.02.2021 tarihli raporda davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsünün % 70 oranında, davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsünün ise % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 23.09.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 48, iyileşme süresinin 12 ay ve bakıcı ihtiyacının 4 ay olarak belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\t1-Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların \"11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>\tSomut olayda, dava konusu kaza nedeniyle davacının daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 23.09.2020 tarihli raporun Yargıtay uygulamasına göre olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince  davacının özür oranının %48, iyileşme süresinin 12 ay  ve bakıcı ihtiyacının 4 ay olarak belirlendiği, raporun, ayrıntılı, gerekçeli ve dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t2-Geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanan kişinin iyileşme süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyması olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve tüm tedavi giderleri zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketlerinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri  yerinde görülmemiştir.<br>\t3-Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>Davalılar tarafından yolcu konumunda olan davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığı, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek belirlenen zarardan müterefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, davacının kazada sol dizinde ve kaburgalarında kırık meydana geldiği, yaralanmanın niteliği nazara alındığında emniyet kemeri takılmamasının davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalılar vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>4-Davalı ... Sigorta AŞ vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı dikkate alındığında davalı tarafça cevap dilekçesi ile süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması def’i istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. <br>\t5-Davalı sigorta şirketleri vekilleri tarafından istinaf dilekçesinde sigortalı araç sürücülerinin kusur oranına göre hasar ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği iddia edilmiş ise de; Karayolları Trafik Kanunun 85.maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğü şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.<br>\tSomut olayda davacının davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araçta yolcu konumunda olup dava dilekçesinde davalı sigorta şirketlerinden zararının tamamını teselsül hükümleri gereğince müştereken ve müteselsilen talep etmiş olup kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlenen Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 19.02.2021 tarihli raporunda davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsü ...'ün idaresindeki traktörün römorkunda ışık donanımı yetersiz görünürlüğünü ve fark edilebilirliğini kısıtlar şekilde seyir halinde bulunarak gerisindeki araç trafiği açısından tehlike ortamı oluşturup kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği gerekçesiyle % 70 oranında, davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araç sürücüsü ...'nin ise idaresindeki otomobilin hızını görüşün far ışıkları altında olan yol bölümüne ayarlayarak müteyakkız bir şekilde seyretmediği ve görüş alanını yeterince kontrol altında bulundurmaması nedeniyle % 30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, anılan raporun hükme esas alınmasında ve hüküm altına alınan tazminatların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>6-Sigorta şirketi, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. O halde, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonrası temerrüde düşeceği, bir başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. <br>Somut olayda, dava açılmadan önce davacı tarafça davalı sigorta şirketlerine başvuru yapıldığı, davalı ... Sigorta AŞ'nin 09.03.2020 tarihli cevabi yazısında davacı tarafın müracaatı üzerine 21.10.2019 tarihinde hasar dosyası açıldığının bildirildiği, davalı ... Sigorta AŞ'ye de aynı tarihte başvuru yapıldığının getirtilen hasar dosyasından anlaşıldığına göre davalı sigorta şirketlerinin temerrüde düştüğü gözetildiğinde mahkemenin hükmedilen tazminata 30.10.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, gerekçede dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşılan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 19.02.2021 tarihli kusur raporu, Yargıtay uygulamalarına uygun olarak düzenlenen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak yazılı şekilde geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinin kabulüne karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalıların hüküm altına alınan tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalı sigorta şirketlerine usulüne uygun başvuru yapılmış olmasına göre, davalılar vekillerinin ve davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ  vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 19.699,19 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 9.849,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.849,59 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t6-Karar tebliği, harç mahsup/tahsil, ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"90767cd8603616ea","SID":"31e07a28903291fe"}}