{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/247 <br>KARAR NO\t: 2024/226<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 02/12/2021 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2019/108 Esas,  2021/455 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin şahıs olarak seyahat acentası işletmekte olduğunu, yurt içi ve yurt dışı gezi - konaklama ve sair hususlarda hizmet verdiğini, 2013 yılı içerisinde o dönem birlikte ortak iş yaptığı dava dışı ... ile birlikte yurt dışı gezilerde kullanma amacı ile bir adet ...araç satın alınması gündeme geldiğini, ancak o tarihte müvekkilinin ve dava dışı ortağı B2 Yetki belgesini daha alamadığından aynı iştigal konusu ile iş yapan davalı şirket ile irtibata geçildiğini, tüm ödemeler müvekkilinin ve dava dışı ortağına ait olmak üzere aracın davalı şirket adına alınmasına karar verildiğini, bulunan.....marka araç o tarihte ... ...bayisi olan ... Oto'dan alındığını, 5.000TL'lik peşinatı müvekkilinin elden ödediğini, iş bu peşinata dair belge ... Oto şirketinde olduğunu, .... marka aracın plaka numarasının...... olduğunu, bu araç davalı şirket adına müvekkilinin ve dava dışı ortağı tarafından alındığını ve kapora ödemeleri aracın satın alındığı şirkete, diğer ödemeler de B2 belgesi nedeni ile mal sahibi görünün davalı şirket bu aracın alımı ile ilgili olarak ... Bankasından kredi çektiğini, iş bu kredi müvekkil ve dava dışı ortak bu kredi borcunu kendilerinin karşılayacağından kredi borcu karşılığı ödemeleri davalının hesabına EFT olarak ödediklerini, araç ödemeleri bu şekilde yapılmaya devam edildiğini, aracın müvekkile ve dava dışı ortağına devrinin gündeme geldiğini ancak davalı şirket aracı müvekkiline devretmediğini ve en sonunda da davalı şirket yetkilisi aracı müvekkilinden zorla alarak Erzurum'a götürdüğünü, müvekkilinin aslına bir kısım ödemelerini kendisinin yaptığını ödemeleri kestiğini o tarihten bu yana araç davalı şirketin uhdesinde olduğunu, müvekkilinin davalıya araç ödemesi için dekont olarak belgelendirebildikleri 11 adet dekontun bulunduğunu, ödemelerin hangi tarihte ve ne için yapıldığının belli olduğunu, müvekkilinin  araç maliki olacağından bahisle ödediği bu paralar sonrasında elinde araç da kalmadığını bu haliyle davalı taraf araca el koyduğundan müvekkil dönemleri belli olan ve toplamda 27.980,-TL davalıya ödeme yaptığını, aracı alamadığı gibi, parasını da geri alamadığını, bu nedenle davaya konu araç için yapılan ödemelerin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte tahsili istemi veya bakiye kalan araç bedelinin müvekkilince ödenerek kendisine teslimi talebi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğini, davanın Sulh Hukuk Mahkemeleri yerine Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması ile davacı tarafın araç kira sözleşmesinden kaynaklanan, taraflarına ödenen kira bedeli çıktıktan sonra kalan 51.325,00-TL alacaklarına karşılık açacakları karşı dava ile talep edilmesini engellediklerini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, seyahat acentası olarak hizmet veren davacının ...marka araca ihtiyaç duyması ancak bu aracın çalıştırılması için gereken b2 yetkisini alamaması nedeniyle aynı işle iştigal eden davalıdan bu aracın alınmasının talep edilmesi üzerine davacı adına alındığını, bunun üzerine alınan araç için kaporaların ve kredi taksitlerinin davacı tarafından ödendiğini ve aracın sigorta ve bakım masraflarının davacı tarafından yapıldığını,  aracı bir süre kullandıklarını ancak daha sonra davalı tarafından aracın mülkiyetinin davacıya verilmesi gereken ne aracı tescil ettirebildiklerini ne de  ödedikleri bedelleri geri alabildiklerini bu nedenle ödemiş oldukları bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişleridir. <br>Mahkememizce davacı ve davalı arasındaki işlem inanç sözleşmesi olarak değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.<br>Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin  hukuki  sebebini teşkil eder.<br>Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek  ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.<br> Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı(veya taşınırı) inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek  taşınmazını(veya taşınırı) kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı(veya taşınırı) inanç  sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı(veya taşınırı) başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.<br>Bilindiği gibi, inanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. (818 s. Borçlar Kanunu 818 s. Borçlar Kanununun (BK). m.; 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 97. m.) Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde  aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit  hükümleri de  TBK'nin  26 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.<br>Davalı taraf aracın davacıya kiralandığını savunmuşsa da dosyaya kira sözleşmesi veya bu sözleşmeye ilişkin bir delil sunamamıştır. <br>Davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ödeme makbuzlarında ...araç kaporası açıklaması bulunmakta olup, aracın satın alınırken kaporasının davacı tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. <br> Mahkememizce araca ilişkin çekilen krediye ait taksit tutarları ....bankasından sorulmuş, davacının ...senedi açıklamasıyla davalıya ödediği  tutarlarla uyumluluk arz ettiği görülmüştür.  <br>Davacı davaya konu aracın sigorta ve bakım masraflarını üstlenmiş olup buna ilişkin makbuzları da dosyaya sunmuştur, nitekim taraflar arasındaki sözleşme kira sözleşmesi olmuş olsaydı davacı sigorta ve bakım ödemelerini üstlenmeyeceği , bu ödemelerin  esasında kiralayana ait olacağı değerlendirilmiştir.<br>Tüm bu bilgi ve belgeler ışığında, davacının sunmuş olduğu ödeme makbuzları delil başlangıcı olarak değerlendirilmiş, taraflar arasındaki inançlı işlem gereği aracın üçüncü bir kişiye satılmış olması sebebiyle davacının kalan araç bedelinin ödenerek aracın kendisine teslimi talebi  kabul görmemiş,  terditli olarak talep ettiği davalıya ödenen ve makbuzlarla da sabit olan tutar olan 18.016,79TL'nin davalı tarafa gönderilen herhangi bir ihtarname sunulmadığı ve temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren işleyecek, anılan sözleşmenin tarafların ticari ilişkilerini kapsamayıp inançlı işlem mahiyetinde olduğundan yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında sadece 27.980,00-TL tutarındaki ana paranın 18.016,79-TL miktarında hesaplanan avans faizini sanki asıl alacak gibi değerlendirerek hüküm tesis edildiği, bu meblağa da dava tarihinden itibaren yasal faiz takdir ettiği görülmekle işbu durumun usul ve yasaya aykırı olduğu ve kabulünün mümkün olmadığını, işletilmesi gereken faizin avans faiz olması gerektiği, davalı taraf aracın davacıya kiralandığını savunsa da dosyaya kira sözleşmesi veya başka bir delil sunmadığını, bunun yanı sıra ortada kira ilişkisi olmadığı dekont açıklamaları incelendiğinde rahatlıkla anlaşıldığı, müvekkilce aracın sigorta ve bakım masraflarının ödendiğinin aşikar olduğunu, davalının kendi tanığı dahi taraflar arasındaki ilişkisinin dava dilekçesinde anlatıldığı şekliyle olduğunu belirttiği, davalının bu iddiasının herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığı gibi tarafça da mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırması ve davanın tümden kabulü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil davalı ile davacı arasındaki uyuşmazlığın araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacının da aksini kanıtlayamadığını, davacı vekilinin emredici hükümleri yok sayarak yetki belgesini almadıklarını bu sebeple de müvekkil şirketin kendi nam ve hesabına 2013 yılında ... Bankası'ndan 80.961,00-TL geri ödemeli kredi çekerek kendi adına aldığı aracı sırf kredileri davacı taraf ödeyecek diye hiçbir kar gütmeksizin davacı tarafa vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olmak ile birlikte beraber mantık kurallarına da aykırı olduğunu, davacı tarafın uyuşmazlığın yaşandığı tarihlerde tacir olduğunu ve yapılan işin de ticari bir iş olup işletmesini ilgilendirdiğini ispat edemediğini belirterek kararın kaldırılması, davanın reddi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere yetkili ve görevli ilk derece mahkemesine gönderilmesi, istinaf incelemesi neticeleninceye kadar icra tehiri icra kararı verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava, inanç sözleşmesi nedeniyle  alacak istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının kira sözleşmesini ispat edemediğinin, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun  anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair  istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>2-Mahkemece hükme esas alınan 01.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafından...... plakalı....model araç için davalıya ödenen para miktarının 27.980,00 TL olarak hesaplandığı ve ödeme tarihinden dava tarihine kadar 18.016,79 TL avans faizi hesaplamasının yapıldığı, bu itibarla davacının alacak miktarı olarak talep edebileceği ana paranın 27.980,00 TL olarak belirlendiğinin anlaşılmasına rağmen mahkemece avans faizi olarak hesaplanan miktara hükmedilmesi, davalının tacir olması nedeniyle asıl alacağa avans faizi uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanması doğru görülmemiş ise de  bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince İlk Derece  Mahkeme kararının kaldırılmasına,  yeniden hüküm kurularak 27.980,00 TL miktar üzerinden avans faizi ile birlikte davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>I-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının, davacı vekilinin sair  istinaf itirazlarının itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulü ile; ; Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02/12/2021 tarihli, 2019/108 Esas ve 2021/445 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;<br>\"1-Davanın KABULÜ ile, 27.980,00-TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.911,31-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 477,83-TL harcın mahsubu ile bakiye noksan 1.433,48-TL  ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı, 477,83-TL peşin harç, 960,00-TL bilirkişi ücreti, 33,00-TL tebligat ve 320,50-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.835,73-TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,<br>5-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,\"<br>III-Davacıdan alınan istinaf karar harcının davacıya iadesine,<br>V-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davalıdan alınması gereken 1.230,72-TL harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 922,72-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>VI-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL başvuru harcı ve 78,60-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 299,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>VII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere.......... tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed15aa11935d1eba","SID":"4bb7543c77a840c3"}}