{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLİ\t: Av. ... -   [<br><br>İSTİNAF EDEN DAVALI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... &  Av. ...<br>\t  [<br>DAVA\t\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 14/02/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 15/02/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 08/03/2023  tarihinde tesis edilen  karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkil aleyhine 50.000 Euro miktarlı bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkilin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilin, davalı ve senedin lehtarı olan davalının babası müteveffa ... ile birlikte Hollanda ülkesinde bir takım gayri resmi işler yaptıklarını, müvekkilinin davalının babası ... ile birlikte bir bono arkasına akit yaptıklarını, bu akitten açıkça görüldüğü üzere icra takibine konu senedin şarta bağlı olarak tanzim edildiğini ve özellikle de bir zaman belirlendiğini, davalının babası ... tarafından söz konusu senedin uzun yıllar işleme alınmadığını ancak ...’nin (24/11/2020) vefatından 3 ay sonra takibe konu senedin davalı tarafından babasının cirosunu taklit edilmek suretiyle ve senedin vade kısmı sonradan 30.10.2018 tarihi olarak doldurularak işleme konulduğunu, söz konusu senet şekli olarak hukuka uygun bir senet olsa dahi alt ilişkisi olarak tamamen mesnetsiz ve zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek üzere söz konusu para borcu bir an kabul edilse dahi o dönemde müvekkilin üzerinde yakalanan ve mahkemece yargılaması yapılan suç niteliğinde devlet tarafından müsaderesi gereken paranın eksik borç olduğunun açık  olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını belirterek; müvekkilimin davalıya borcu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olarak Konya .İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin iptaline, takip yapmış olması nedeni ile bonolarda yazılı miktar olan takip çıkışı olarak 587.828,84 TL (50.000 Euro)nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:  Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, davacının tüm iddialarının asılsız ve hukuki sebepten yoksun hükme esas olacak nitelikte olmadığını, takip konusu evrakın kambiyo senedi olup özel hukuki kurallara haiz olduğunu, işbu senet için kambiyo vasfının kalkıp teminat senedi olduğunun kabulü için senet üzerinde buna ilişkin ibareye yer verilmesi gerektiğini, davacının dosya içerisine sunmuş olduğu evrakın hiçbir hukuki vasfı bulunmadığını, ayrıca yazı altındaki imzanın müvekkile ait olmadığını, müvekkilinin ülke dışında elde ettiği gelirlerle çevresindekilere zaman zaman yabancı para birimleri üzerinden borç verip senet aldığını, işbu dava konusu senedin de bunlardan biri olduğunu, davacı tarafın tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, müvekkilin hatıra binaen davacıya borç verdiğini ancak uzun süre alacağını alamayan müvekkilinin ortaya çıkan kur farkı dolayısıyla da alacağına kavuşmak için senedi takibe koyduğunu belirterek; öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse davanın reddi ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince; \"...Somut olayda ; davada çözülmesi gereken sorunlar; Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibine dayanak teşkil eden 50.000 Euro bedelli bonodaki lehtar imzası ile davacı tarafın sunduğu 05/08/2010 tarihli adi yazılı belgedeki dava dışı ... adına atılan imzanın, davalı takip alacaklısı ...'in babası olan dava dışı vefat etmiş lehtar ...'e ait olup olmadığı, bonodaki lehtarın imzasının sahte olup olmadığı, bono ciro silsilesinde kopukluk bulunup bulunmadığı, davalı hamilin kötü niyetli sayılıp sayılamayacağı ve dava ve takip konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise davacı lehine fer'i nitelikte tazminata hükmedilmesinin mümkün olup olmadığı sorunlarıdır.<br>....................<br>Davacı vekili 05/08/2010 tarihli adi yazılı belge ibraz ederek, bu belgeye istinaden söz konusu bononun teminat bonosu olduğunu ayrıca bonodaki lehtar imzasının sahte olduğunu beyan ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur.<br>Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 14/10/2022 tarihli raporuna göre; dava konusu bonodaki lehtar ...'e ait lehtar cirosunun (imzasının) davalının babası olan lehtar ...'e ait olmadığı ancak, 05/08/2010 başlıklı adi yazılı belgedeki ... ismi altındaki imzanın ...'e ait olduğu belirlenmiştir.<br>05/08/2010 başlıklı ve davacı ... ile davalının babası ...'in imzasını taşıyan belgede, \"Ben .... 05/08/2010 tanzimli senedi 50.000 Euro şayet devlete para ödersek hükümsüz ödemediğim geçerli. İzmir Mahkemesine 100.000'e yakın ceza devlete ödendiği takdirde senet geçersiz, ödemezse geçerli. 2 yıl içinde belli olur.\" ifadeleri yazılıdır.<br>Bir bononun teminat bonosu olduğundan söz edilebilmesi için ya bonoda açıkça hangi işlemin teminatı olduğunun açıkça yazılması ya da ayrı bir belgede bonoya tanzim tarihi, bedel vs. gibi somut unsurlar ile atıf yapılarak hangi işlemin teminatı olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.<br>Davacı tarafın sunduğu 05/08/2010 tarihli belge, dava ve takip konusu 50.000 Euro bedelli bonoyu teminat bonosu haline getiren belge olup olmadığı konusunda Mahkememizde tereddüt meydana gelmiş ise de, bir an için bu belgedeki atıf yeterli görülerek dava konusu bonoyu teminat bonosu haline getirdiği kabul edilse dahi, İzmir .. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/09/2009 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile sanık (Mahkememizde davacı) ... hakkında 1567 s. Kanunu'na muhalefet suçundan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, kararın 23/12/2009 tarihinde kesinleştiği görülmüş, davacı tarafın bu suçtan dolayı devlete herhangi bir para cezası ödemediği belirlendiğinden, 05/08/2010 tarihli belgeye rağmen bononun teminat fonksiyonunun sona ererek sözleşmedeki tarafların beyanına göre geçerli bir bono haline geldiği anlaşılmıştır.<br>Her ne kadar dava ve takip konusu bonodaki lehtar imzasının (cirosunun) lehtar ...'e ait olmadığı anlaşılmış ise de;<br>6102 s. TTK'nin 677. maddesine göre, \"Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.\"<br>6102 s. TTK'nın 687/1. maddesine göre de, \"(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.\"<br>Yargıtay HGK’nun 30.11.2021 gün ve 2017/(19)11-2738 E. 2021/1513 K. sayılı emsal içtihadında her ne kadar ciro zincirindeki cirolardan herhangi birinin geçersiz ya da sahte olması halinde ciro zincirinin kopmuş sayılacağı ve hamilin ancak ciro zincirinin koptuğu kişiden sonra gelen cirantalara başvurabileceği kabul edilmiş ise de;<br>6102 s. TTK'nin 677. maddesindeki imzaların istiklali olarak tabir edilen düzenlemede, imzalar yönünden herhangi bir sınırlama bulunmayıp, her imza sahibinin kendi imzasından sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Diğer yandan sahte imzanın (cironun), ciro zincirinde kopukluğa sebep olacağının kabul edilmesi, kıymetli evrakı iktisap edecek kişilere her türlü ciro yönünden şekli incelemenin yanında esaslı inceleme yapma, diğer bir ifade ile her bir cironun sahibi yönünden bağlayıcı olup olmadığı yönünde inceleme yapma külfeti yükleyecek olup, bu kabul kıymetli evrakın tedavül kabiliyetini ortadan kaldıracak olması nedeniyle de Yargıtay HGK'nin yukarıda yazılı emsal içtihadı davamızda uygulanmamıştır.<br>Davalı ...'in, vefat eden dava dışı lehtar ...'in oğlu olup, dava konusu bonodaki lehtar imzasının ...'e ait olmadığını bilebilecek veya kendisinden bilmesi beklenecek bir kişi olduğundan, davalı ...'in lehtar imzasının sahte olduğunu bilerek bu bonoya dayalı icra takibi yapması hakkın kötüye kullanılması olarak görülmüştür.<br>4721 s. MK'nin 2. maddesine göre, \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\"<br>Gerek 6102 s. TTK'nın 687/1. maddesi ve gerekse 4721 s. MK'nın 2. maddesi gereğince, davalının iyiniyetli yetkili hamil olarak kabul edilemeyecek olması nedeniyle, davacının dava ve takip konusu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığı sonucuna varılarak menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>2004 s. İİK'nın 72/5. maddesi gereğince, davanın kabulü halinde icra takibi derhal duracağından Mahkememizce de takibin derhal durdurulmasına karar vermek gerekmiştir. Ancak, davacı tarafından fer'i nitelikte takibin iptali talebinde de bulunulmuş ise de, 2004 s. İİK'nın 72. maddesine göre, takibin iptaline değil, derhal durdurulmasına karar verilmesinin gerekmesi, menfi tespitin kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi ile birlikte icranın eski hale getirilecek olması nedeniyle davacı tarafın fer'i nitelikteki takibin iptali talebi kabul edilmemiştir.<br>Davacı tarafın fer'i tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede de; davalı takip alacaklısının bonodaki lehtar imzasının kendi babası lehtar ...'e ait olmadığını bilerek (veya bilmesi kendisinden beklenerek) bu icra takibini başlatması, lehtar ile davalı takip alacaklısı arasında başka bir cironun bulunmaması, davalının bu bonoyu babası dışında başkasından aldığına dair herhangi bir savunma veya delilinin de bulunmaması karşısında takibin kötü niyetli olarak başlatıldığı kabul edilmiştir.<br>Takibin kötü niyetli yapılması nedeniyle de 2004 s. İİK'nin 72/5. maddesi gereğince, davalı takip toplamı (TL. karşılığı) üzerinden %20 oranında fer'i nitelikte kötü niyet tazminatına mahkum edilmiş, dava açılırken harçlandırılmayan fer'i nitelikteki tazminat talebi harç ve vekalet ücretinin takdirinde göz önünde bulundurulmamıştır.<br>Yargıtay 11. HD’nin 01.04.2021 gün ve 2020/4396 E. 2021/3198 K. sayılı emsal içtihadına göre, ticaret mahkemelerinde görülen menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Bu nedenle, Mahkememizce 03/08/2021 tarihli arabuluculuk son tutanağı zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk tutanağı olarak değerlendirilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderlerinin yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmış...\" gerekçesiyle;<br>Davacının davasının kabulü ile, <br>a) Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına dayanak teşkil eden; keşidecisi davacı ..., lehtarı ..., düzenleme tarihi 05/08/2010 vade tarihi 30/10/2018 olan 50.000 Euro bedelli bonodan dolayı davacı ...'ın takip alacaklısı davalı ...'e borçlu olmadığının TESPİTİNE, <br>b) Takip konusu 587.828,84 TL alacağın %20'si olan 117.565,77 TL feri nitelikteki tazminatın davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine,<br>c) Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin derhal durdurulmasına,<br>ç) Davacının takibin iptali yönündeki fer'i talebinin ise reddine,...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bonodaki müvekkilinin babası lehtar ...'in yıllar önce vefat etmiş olup yakın tarihli, güncel bir imza örneği üzerinden inceleme yapılmadığını, bilirkişilerin 2015 yıllarından kalma belgeler üzerinden imza incelemesi yapması, ıslak imzalar üzerinden incelemeler yapılamamış olması, imzanın değişebileceği, yaş itibariyle de imzada değişiklikler olabilecek olması gibi sebepleri göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmaları gerektiğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporlarına göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, TTK'nun 589. maddesinde düzenlenen \"imzaların istiklali ilkesi\" gereğince davacının bu davayı açmasının hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, davaya konu bononun altında bulunan, davacı borçluya ait olan imza ikrar ve kabul edildiğinden, yetkili hamil durumunda bulunan müvekkilinin bonoya dayalı tahsil talebinin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkilinin alacağının tüm unsurları mevcut, alacağının her türlü sebepten mücerret, imzası ikrar edilmiş bir bonoya dayandığını, davacının soyut beyanlarının senede karşı senetle ispat kuralı karşısında hukuken kabul edilemeyeceğini hamilin, lehtarın oğlu olmasının senedin geçersizliği/imzanın geçersizliği sonucunu doğurmayacağını belirterek; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, Kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.<br>Davalı tarafından davacıya karşı Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile keşidecisi davacı, lehtarı dava dışı ..., hamili davalı ... olan 05/08/2010 tanzim, 30/10/2018 vade tarihli 50.000,00 EURO bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, davacının takibe dayanak bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talepli olarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmış, ATK raporunda takibe konu senette lehtar/1.ciranta imzasının dava dışı ...'e ait olmadığı kesin şekilde tespit edilmiş, mahkemece ATK raporu hükme esas alınarak ve karardaki gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br> Dairemizce yapılan inceleme sonucunda;  dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği,  yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporunda takibe ve davaya konu senetteki lehtar/1.ciranta imzasının lehtara ait olmadığının ve sahteliğinin kesin olarak tespit edildiği, davalının lehtarın cirosuyla bonoyu devralan hamil olarak cironun sahteliğini bildiğinin veya bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, lehtarın cirosunun sahteliği nedeniyle davalının meşru hamil olarak kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesinin yargılamada yaptığı tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda karardaki gerekçelerle davanın kabulüne karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davalının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece  delillerin  takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın kabulüne ilişkin kararda  kamu düzenine aykırı  herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 40.154,59 TL harçtan peşin alınan 10.038,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 30.115,95‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  14/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t<br>\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br>  <br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"476b570747c9d3f8","SID":"9f98d209a8e339d7"}}