{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                      T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2414 <br>KARAR NO\t: 2024/92<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t: 2018/72 Esas - 2022/523 Karar<br><br>DAVACI\t: MAKTAŞ MAKİNALI TAŞIMA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - Av. ... & ...<br>DAVALI\t: YILPORT KONTEYNER TERMİNALİ VE LİMAN İŞLETMELERİ A.Ş. - ...<br>VEKİLLERİ\t:  Av. ... - Av. ... - ..\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 01/02/2018<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/01/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 19/02/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı Yıport Konteyner Terminali ve Liman İşletmeleri A.Ş. arasında müteahhit anlaşması neticesinde, sözleşme kapsamında çalışmalar devam etmekte iken Mutlu Akü ve Malzemeleri A.Ş.'ye ait muhtelif akü emtiası 28.05.2007 tarihinde Tepeören fabrika sahasından İstanbul YILPORT limanına sevkiyatı sonrası gemiye yükleme öncesi liman sahası içindeki ve müvekkili ve Yılport'un sorumluluğunda gerçekleştirilen operasyon sırasında konteynerın forklift üzerinden düşmesi neticesinde hasarlandığını, bu nedenle Güneş Sigorta A.Ş. (Mutlu Akü Sigortacısı) tarafından sigortalısına 51.034,73-TL'nin 10.09.2007 tarihinde ödendiği belirtilerek İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/24 E. ile zarardan sorumlu olunduğu gerekçesiyle Müvekkil Şirket ve davalı aleyhine dava açıldığını, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/24 E. sayılı dosyasında; meydana gelen hasardan Müvekkil ile davalı Yılport müteselsilen sorumlu tutulduğunu ve kararın kesinleştiğini, dava dışı Güneş Sigorta A.Ş., ilama dayalı olarak müvekkili şirket ile davalı Yılport aleyhine söz konusu kararda verilen müteselsil sorumluluk doğrultusunda İstanbul 20. İcra Müdürlüğü 2014/27076 E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, (yenilenmesi sonrasında yeni dosya numarası 2016/3015 E.) alınan kapak hesabı doğrultusunda müvekkili şirketin 75.300,00-TL icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını, icra dosyasından kalan bakiye de YILPORT'un sigortacısı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından icra dosyasına ödenerek dosya borcu kapatıldığını,  ancak müvekkili şirket ile davalı Yılport arasında mevcut Sözleşme gereğince müvekkili şirketin sorumluluğu sınırlı olup sorumluluk sınırını aşan kısımdan Yılport'un sorumlu olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunu aşan tutarın Yılport'tan tazmin edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, \"Çalışma esnasında, işçilerinin ve makinelerinin Yılport ve/veya üçüncü şahısların mal ve teçhizatına verecekleri hasarlardan SINIRLI OLARAK MÜTEAHHİT sorumlu olacaktır. Sorumluluk üst sınırı hasar yapan makinenin veya işçinin o günkü çalışmasına tekabül eden alacağının en fazla 3 katına kadar olacaktır. MÜTEAHHİT’in sorumlu olacağı hasar ve tazminat tutarları, tarafların karşılıklı mutabakatından sonra MÜTEAHHİT’in vadesi gelen gelmeyen alacaklarından kesilecektir.\" maddeden de anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin sorumluluğu \"hasar yapan makinenin veya işçinin o günkü çalışmasına tekabül eden alacağının en fazla 3 katı\" ile sınırlı olduğunu, nitekim bu husus davalı Yılport'un sigortacısı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş.'nin Müvekkil Şirket aleyhine açtığı Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/469 E. sayılı dosyasında verilen karar ve yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiğini, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/469 E. sayılı kararında,<br>\"...Tüm bu nedenlerle, davacının sigortalı yerine geçeceği TTK'nın 1472. maddesi ile sabit olup, davalı ile sigortalı arasında imzalanan sözleşme maddelerini davalı şahsi defi olarak ileri sürebileceğinden, sözleşme ile davalı sınırlı sorumlu tutulduğundan ve sorumluluk bedeli mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile 7.965,00 TL olarak bulunduğundan, davalı tarafça İstanbul 20. İcra Dairesi'ne 75.300,00TL ödenmiş olduğundan oluşan zarar nedeni ile başkaca bir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile davanın müvekkili şirket lehine sonuçlandığını, söz konusu karardan da görüleceği üzere müvekkili ile davalı arasında mevcut sözleşme gereği müvekkilin sınırlı sorumluluğu bulunmasına rağmen müvekkili şirket tarafından 75.300,00-TL bedel ödenmek zorunda kaldığını, söz konusu bedelin 32.980,00-TL'si müvekkili şirketin sigortası Eureko Sigorta A.Ş. tarafından müvekkili şirkete ödenmiş olduğundan bu tutar düşüldükten sonra kalan 42.320,00 TL'den davalı Yılport'un sorumlu olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin sorumluluğunu aşan 42.320,00 TL'nin ödeme tarihi olan 01.02.2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı; müvekkil şirkette 28.05.2007 tarihinde taşıma, yükleme, aktarma faaliyetini gerçekleştiren şirket olup, söz konusu hasar bizzat davacı tarafından meydana geldiğini, bu oluşan hasara karşı, hasara uğrayan dava dışı “Mutlu Akü” şirketine iş bu hasar bedeli sigortacısı Güneş Sigorta tarafından 10.09.2017 tarihinde ödendiğini, Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına dair hükümleri açık olduğunu, \"madde 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" olup dava 10 yıllık zamanaşımı süresinin sonunda açıldığını, Borçlar Kanunu'nun açık hükmüne rağmen süresinde açılmayan davanın öncelikle zamanaşımı sebebi ile reddini talep ettiklerini, icra dosyasına yapılan ödeme miktarı konusunda müvekkil şirketin sigorta şirketi (Anodolu Anonim Sigorta A.Ş.) ve davacı uzlaşmış olup, icra dosyasına yarı-yarıya ödeme yapıldığını, Gebze 11. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/24E., 2014/192K. Sayılı dosyası gereği İstanbul 20. İcra müdürlüğü 2014/27076E. Sayılı dosya ile dava dışı Güneş Sigorta tarafından ilamlı icra takibi başlatılmış ve müvekkil şirketin sigortacısı Anadolu Anonim Sigorta A.Ş. ve davacı Maktaş dosya borcunu yarı-yarıya(9650-9450) ödeyerek iş bu dosyayı kapattığını, davacı iş bu dava ile 2 yıl önce müvekkilinin sigorta şirketi ile yaptığı anlaşmayı yok sayıp, taraflarına bu davayı yönlendirdiğini, müvekkili şirketin iş bu davanın muhatabı olmadığını, davacının bir talebi var ise, bu talebi Anadolu Anonim Sigorta A.Ş.'ye yönlendirmesinin asıl olduğunu, çünkü burada ödeme yapmış ve yapacak olan müvekkili şirket değil zaten Anadolu Anonim Sigorta A.Ş. olduğunu, buna rağmen davacı icra dosyası bakiyesinin yarısını kendisi ödediğini, işte tam da bu sebeple, davacı ve Anadolu Anonim Sigorta A.Ş. arasında anlaşma yapıldığını, hasar bedeli yarı-yarıya ödendiğini, bu zimmi kabul anlamına geleceğini, bu sebeple; iş bu talep müvekkili şirkete yönlendirilemeyeceğini, kaldı ki müvekkili şirket tüm dosya borcu için icra dosyasına teminat mektubu sunduğunu, bu teminat mektubundan zaten tüm dosya borcu tahsil edilebilecek nitelikte olduğunu, teminat mektubuna rağmen dosyasının yarı ödemesini kendisinin yaptığını, davacının iş bu dava ile talep ettiği bedel ve gerekçeler icra dosyasına ödeme yapıldığı anda ileri sürülmesi gerektiğini, oysa ki e-mail yazışmalarından görüleceği üzere bu şekilde bir iddia hiç ileri sürülmediği gibi müvekkili şirketten de böyle bir talepte bulunulmadığını, davacı ödeme anında ileri sürmediği iddiayı bugün ileri süremeyeceğini, ödeme miktarı zımmi kabul anlamını taşıyacağını, bu sebeple, iş bu davanın bugün açılması kötü niyetli olduğunu, müvekkillin sigorta poliçesi icra dosyasına ödeme yapıldığı anda tüm bedeli karşılayabilecek bir poliçe olduğunu, buna rağmen icra dosyasının yarısını ödemek, 2 yıl sonra da müvekkil şirkete dava açmak kötü niyetli olduğunu ve kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"sigorta şirketi ile müteselsil borçlular arasındaki (dış ilişki) haksız fiilden kaynaklanan zamanaşımı değil, müteselsil borçlular arasındaki  sözleşmeden kaynaklanan (iç ilişki) zamanaşımı esas alınmalıdır. Davanın dış ilişkiden kaynaklanan 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığı nedeniyle reddi hukuka aykırıdır.  Müvekkil şirket icra tehdidi altında borç ödenmiş olup, Müteahhit Sözleşmesinde yer alan sınırlı sorumluluk gereğince davalıya rücu edilmiştir. Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/469 Esas sayılı dosyasında görülen rücu davasından alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin sınırlı sorumlu olduğu, sorumluluk bedelinin 7.965-TL olduğu tespit edilmiştir ve davacının talepleri reddedilerek, lehimize verilen karar kesinleşmiştir. İşbu davadan alınan bilirkişi raporuna istinaden tarafımızca müvekkil şirket adına istinaf konusu yaptığımız işbu istinafa konu dosyada fazlaya ilişkin tutarın tazmini talepli dava açılmıştır. Fakat davanın ispat edilmediği ve zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/469 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile müvekkil şirketin sorumluluk bedelinden fazla ödeme yaptığı sabittir. İşbu mahkeme tarafından verilen karar kesin hüküm teşkil etmektedir. Yerel mahkeme kararı red kararı hukuka aykırıdır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, müvekkil şirket lehine davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"Davacı, taraflar arası imza edildiği iddia edilen sözleşmedeki “sınırlı sorumluluğa” dayanarak dava açmış olmasına rağmen, dosyaya dayanak sözleşmeyi ibraz edememiştir. Çünkü davacı ile müvekkil arasında imza edilmiş sözleşme yoktur. Davacı Gebze Asliye Ticaret mahkemesi 2016/469 E. sayılı dosyanın bu dosyaya kesin hüküm teşkil ettiğini savunmuştur. Ancak söz konusu davada müvekkil şirketi taraf değildir. Müvekkil şirketin yokluğunda bir karar verilmiştir. Söz konusu hükmün veya bilirkişi raporunun müvekkil şirket adına sonuç doğurması beklenemez. Keza davacının istinaf dilekçesinde sürekli sözleşmesel ilişkiye ve maddelere dayanılsa da böyle bir metin yokken, bu iddiaların değerlendirilmesi dahi mümkün olamaz. Davacı; müvekkil şirket işyerinde 28.05.2007 tarihinde taşıma, yükleme, aktarma faaliyetini gerçekleştiren hasar bizzat davacı tarafından meydana gelmiştir. Zamanaşımını durduran bir sebep ve hatta bir iddia yoktur. Bu davanın her koşulda 10 yıllık süre içerisinde açılması esasken, zamanaşımı süresinden sonra açılan davanın reddi yerindedir\" beyanı ile yerel mahkeme kararının onanmasına, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih, 2018/72 Esas - 2022/523 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; tazminat talebinden ibarettir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacı şirket ile davalı Yılport Konteyner Terminali ve Liman İşletmeleri A.Ş. arasında müteahhitlik anlaşması olduğu, yapılan sözleşme kapsamında çalışmalar devam etmekte iken dava dışı Mutlu Akü ve Malzemeleri A.Ş.'ye ait muhtelif akü emtiasının 28.05.2007 tarihinde Tepeören fabrika sahasından İstanbul YILPORT limanına sevkiyatı sonrası gemiye yükleme öncesi liman sahası içindeki ve davanın taraflarının sorumluluğunda gerçekleştirilen operasyon sırasında konteynerın forklift üzerinden düşmesi neticesinde hasarlandığı, bu nedenle Güneş Sigorta A.Ş. (Mutlu Akü Sigortacısı) tarafından sigortalısına 51.034,73-TL'nin 10.09.2007 tarihinde ödendiği, nasar ödemesi yapan dava dışı sigorta şirketince İstanbul Anadolu 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/24 E. Sayılı dosyası üzerinden zarardan sorumlu olunduğu gerekçesiyle davanın tarafları aleyhine dava açıldığı, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/24 E. sayılı dosyasında; meydana gelen hasardan davacı ile davalı Yılport A.ş nin müteselsilen sorumlu tutulduğu ve bu minvalde verilen kararın kesinleştiği, dava dışı Güneş Sigorta A.Ş tarafından ilama dayalı olarak davacı şirket ile davalı Yılport aleyhine söz konusu kararda verilen müteselsil sorumluluk doğrultusunda İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2014/27076 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davacı şirketin 75.300,00-TL'yi icra dosyasına ödediği, icra dosyasından kalan bakiye miktarı da YILPORT'un sigortacısı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi tarafından icra dosyasına ödendiği, davanın tarafları arasında  mevcut  sözleşme gereğince davacı şirketin sorumluluğunun sınırlı olup, sorumluluk sınırını aşan kısımdan Yılport'un sorumlu olduğu, bu nedenle de davacı  şirketin sorumluluğunu aşan tutarın Yılport'tan tazmin edilmesi gerektiği belirtilerek, 42.320,00 TL'nin davalıdan tahsil edilmesi için eldeki davanın açıldığı, ik derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; incelenen tüm dosya, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, mahkememize ait 2016/469 esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; kaza tarihinin 28/05/2007 tarihi olduğu, dava tarihinin 01/02/2018 olduğu, Borçlar Kanunu 72.maddede \" Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" denildiği, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı, ayrıca taraflar arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin mahkememize ibraz edilmemiş olduğundan davanın  ispat edilemediği gerekçesiyle reddine şeklinde karar verilmişse de verilen kararda herhangi bir isabet bulunmamaktadır.<br>  6098 sayılı TBK’nın 167. maddesinde; \"aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça\" borçlulardan her birinin, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu oldukları ve kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>6098 sayılı TBK’nın 168. maddesinde; “Diğerlerine rücu hakkına sahip borçlulardan herbiri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur” hükmü düzenlenmiştir.<br>6098 sayılı TBK'nın 72. maddesinde; \"Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" hükmü düzenlenmiştir.<br>Eldeki davada; yerel mahkeme tarafından her ne kadar davanın, esastan ispat edilemediğinden bahisle reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli değildir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.<br>6100 sayılı HMK’nın 353/1 maddesinin a-(6) bendinde \"Mahkemece tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması halinde...” davanın esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden olayın çözümünü sağlayacak delillerin toplanmamasının anlaşılması gerekir. İlk derece mahkemesinin belirtilen şekilde esaslı olan delil ve/veya delilleri toplamadan ve bu delilleri değerlendirmeden karar vermesi, üçlü yargılama sisteminin ana unsurlarından birisi olan ilk derece mahkemesinin devre dışı kalması, taraflar yönünden de üçlü yargılama sisteminden yararlanma hakkının ihlali sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenlerle; ilk derece mahkemesinin davanın esasına etki edebilecek yukarıda belirtilen hususları araştırmadan  karar vermiş olması  doğru olmamıştır. <br>Eldeki davada; davacının davaya konu ettiği uyuşmazlığın davalı ile aralarındaki sözleşme uyarınca davalının işletmecisi olduğu liman alanında yapılan iş ve işlemler neticesinde meydana gelecek olan kaza sonrasında kendisinin sorumluluğunun bu sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi  olduğundan davalının bu sözleşmeye aykırı davrandığı ve sonrasında  dava dışı sigortacıya ödenen miktarda kendisinin fazla ödeme yaptığı iddiasına dayalı olduğu, ancak mahkemece davanın esasının çözümüne etki edecek olan ve davacı tarafından etkili bir delil konumuyla ileri sürülen ve davanın tarafları arasında imzalanan sözleşmenin gerekli ve yeterli bir inceleme yapılmadan  bu sözleşmenin yokluğundan bahsedilerek davanın aydınlatılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.<br>O halde, mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle davacının delil olarak bildirdiği taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin araştırılması ve bu sözleşmenin dosya arasına getirtilerek incelenmesi, sonrasında gerekirse  dosyanın konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi ile davacının davalının işletmecisi olduğu liman alanında meydana gelecek olan kazalardan sorumluluğunun ne olacağı hususunda bilirkişi raporu aldırmak ve sonrasında ulaşılacak kanaatle davacının talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermekten ibaret olmalıdır.<br>Öte yandan;<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince;  incelenen tüm dosya, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, mahkememize ait 2016/469 esas sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde; kaza tarihinin 28/05/2007 tarihi olduğu, dava tarihinin 01/02/2018 olduğu, Borçlar Kanunu 72.maddede \" Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" denildiği, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı, ayrıca taraflar arasında imzalandığı belirtilen sözleşmenin mahkememize ibraz edilmemiş olduğundan davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine şeklinde karar verilmişse de, bir davada davanın hem esasa ilişkin nedenlerle hem de gerek dava şartlarındaki noksanlık gerekse de ilk itirazlar yönünden yapılan inceleme neticesinde usulden reddi anlamına gelecek şekilde reddine karar verilmesi de hukuken mümkün olmadığından bu haliyle de verilen kararın doğru olmadığı anlaşılmıştır.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı ve davalı vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/06/2022 tarih, 2018/72 Esas - 2022/523 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br><br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 22/01/2024\t\t<br>\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40d379257b104ba7","SID":"3cb52fe98f85c1c7"}}