{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2021/1506 Esas 2024/152  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1506 <br>KARAR NO\t: 2024/152<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t   ...<br>ÜYE\t\t: ... \t   ...<br>ÜYE\t\t: ... \t   ...<br>KATİP\t\t: ... ...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/03/2021<br>NUMARASI\t\t:  2019/236 Esas  2021/196 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 10/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 06//02/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/02/2024<br><br><br>\tTaraflar arasındaki  alacağa ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, müdürlük nedeniyle alması gereken maaşının 2018 yılı mayıs ayından Kasım ayına kadar olan tutarının ödenmediğini ileri sürerek bakiye maaş alacağı 48.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya maaş ödenmesi konusunda bir karar alınmadığını, aksine 23 Mart 2017 tarihinde maaş ödenmemesi konusunda karar alındığını ve davacıya maaş ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının davalı şirket müdürü olarak maaş alacağı olup olmadığı konusunda TTK’nın 394. maddesi uyarınca alınmış genel kurul kararı olmadığı, esas sözleşmesinde buna ilişkin bir düzenleme olmadığı, buna karşılık 23.03.2017 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliklerinden kaynaklı maaş ödenmemesi konusunda karar alındığını,bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının TBK’nın hizmet sözleşmesi ya da vekalet sözleşmesinden kaynaklı olarak ücret alacağı talep edebileceği ve bunun aylık 10.000,00 TL olarak kabulü gerektiğinin belirtilidiği,davalı şirketin davacıya yaptığı ödemeler banka kayıtları üzerinden incelendiğinde sadece iki ödemenin 10.000,00 TL’nin üzerinde olduğu davacı kanıtlarında maaş listesi olarak gösterilen belge bir eğitim programında görevli kişilere ilişkin olduğu şirketi bağlayıcı bir belge olarak kabulüne yeterli imza, kaşe vb. kayıt içermediği,sunulan para makbuzlarından sadece bir tanesinde maaş ödemesi ibaresi olup 1.200,00 TL olduğu,bu kanıtlar karşısında ve 2017 tarihli genel kurul kararının maaş ödenmemesi kararı birlikte değerlendirildiğinde davacının 2018 yılında ödenmediği ileri sürülen bakiye maaş alacağı istemine ilişkin yasal dayanak bulunmadığı davalı şirket tarafından ticari defterler sunulmamış olup, bu husus ticari defterlerin içerdiği kayıtlar, tarafların konumları dikkate alındığında ve şirket banka kayıtları da incelenmiş olduğunda HMK’nın 222. maddesi uyarınca tek başına davalı şirketin sorumluluğu yaptırımı sonucunu hukuki olarak doğurmayacağından davanın reddine karar vermiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ..., şirket kuruluşundan beri sivil havacılık genel müdürlüğü tarafından yetkilendirildiğini, bazı sertifikalara haiz genel müdür ve aynı zamanda sertifikalı güvenlik müdürü olarak, istifa tarihine kadar söz konusu davalı şirkette maaşlı çalışan sıfatıyla bulunduğunu, aynı tarihlerde, yine Milli Eğitim Bakanlığı'nca da kurucu genel müdür görevini yürüttüğünü, dosyada mübrez belgelerin, tüm bunları içerir belgeler olmasına karşın ilk derece mahkemesi, yalnızca davalı şirketin iddiaları doğrultusunda dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin aksine davamızı reddettiğini, nitekim dosyadaki belgeler incelendiğinde müvekkilinin yönetici değil, müdürlük sıfatı yanında yönetim kurulu üyesi olduğu ancak müdür olarak maaşlı çalışan olduğu anlaşılacağını, fakat ilk derece mahkemesi, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olması dolayısıyla maaş alamayacağından bahisle davayı reddettiğini, müvekkilinin müdür sıfatıyla maaşlı çalışan olduğu gerçeğini göz ardı ettiğini, dava dilekçesinde belirtikleri gibi müvekkilinin çalışması karşılığında kendisine her ay ücret ödenmesi kararlaştırılmışsa da bu ücretler, Mayıs 2018 ayına kadar ödendiğini, ilgili tarihten, şirket genel müdürlüğünden ayrıldığı tarih olan 12.11.2018 tarihine kadar ödenmediğini ve yapılan ödemelerin de kayıt dışı yapıldığını, mahkemece bu konuda bilirkişiden rapor aldırıldığını, 05.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili davacının Mayıs 2018 ile Ekim 2018 arasındaki 6 aylık ücret alacağı olarak 35.910,00 TL alacağı olduğu tespit edildiğini, müvekkile ödenen maaş konusunda kayıt dışı belgeler dava dosyasına sunulduğunu, bunun yanında bu belgelerin yazılı delil başlangıcı kabul edileceğinden tanık listesi mahkemeye sunulduğunu, bu nedenle eksik inceleme ile davanın reddine karar verdiğini, nitekim TTK gereğince bu durum mutlak bozma sebebi olup, eksik inceleme yapıldığının göstergesi olduğunu, tanıklarının dinlenseydi müvekkilinin çalışma şartları ve ücret alacaklarının ortaya konmuş olacağını, davalı şirket mahkeme tarafından istenmesine rağmen ticari defterlerini ve yönetim kurulu karar defterini mahkemeye sunmadığını, sadece yönetim kurulunun bir kararına göre karar verildiğini, öyle ki sunulan kararda da müvekkilinin imzası yazman kısmında olduğunu, müvekkile yemek ve yol parası verilmiş olmasının, müdürlük vasfı karşısında araç tahsis edilmesi ve benzeri muhasebe kayıtlarında mevcut olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne, kararın icrasının istinaf ve temyiz incelemesinin sonuna kadar tehirine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  davalı şirketin müdürlüğünü yapan davacının şirket müdürlüğünden kaynaklı ödenmeyen dönemlere ilişkin ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tTicaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre davalı şirketin 07.04.2016 tarihinde kurulduğu, bu tarih itibariyle davacı ile dava dışı ...'nin 1 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi seçildikleri ve aynı zamanda şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıkları,22.03.2016 tarihli genel kurul kararına göre davacı ile dava dışı ...'nin 1 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi seçildikleri ve aynı zamanda şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıkları,davacının yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve aynı zamanda şirket müdürü seçiliği yönetim kurulu üyelerine yapmış oldukları görevden dolayı herhangi bir ücret ödenmemesine oybirliği ile karar verildiği, 04.07.2018 tarihli genel kurul kararına ile davacı ile dava dışı ...'nin 1 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi seçildikleri ve aynı zamanda şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındıkları, davacının yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve aynı zamanda şirket müdürü seçiliği yönetim kurulu üyelerine yapmış oldukları görevden dolayı herhangi bir ücret ödenmemesine oybirliği ile karar verildiği, 18.02.2019 tarihli karar ile de davacının yönetim kurulu üyeliği ile şirketi temsil yetkisinin sona erdiği ve bu kararın 25.02.2019 tarihli TSG ilan edildiği anlaşılmıştır.<br>\tYargılama sırasında  hesap uzmanı bilirkişiden  alınan raporda  özetle;Anonim şirketlerde, şirketin temsil olunması ve yönetilmesi bakımından, yönetim kurulu üyelerine önemli yetkiler ve görevler tanımlandığı,bu görevlerin üstlenilmesi, yönetim kurulu üyelerine ciddi sorumluluklar yüklemiş ve bunun neticesinde yönetim kurulu üyelerine bir takım mali haklar tanındığı,yönetim kurulu üyelerine tanınmış olan mali haklar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 394. maddesi ile düzenlendiği, Türk Ticaret Kanunu'nun 394. maddesinde belirtildiği üzere, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceği, ancak yönetim kurulu üyelerine sağlanan tüm maddi menfaatler, şirketin mali durumuna uygun tutarlarda ve iyi niyet kuralları çerçevesinde belirlenmesi gerektiği, Yönetim kurulu üyelerine ödenecek mali hak tutarlarının şirket esas sözleşmesi veya genel kurul kararı ile belirlenmesi zorunluluğu bulunduğu, davaya konu olayda ana sözleşmede yönetim kurulu başkan yardımcısına (davacıya) ücret ödenmesi konusunda herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi, ücret ödenmesi hususunda herhangi bir genel kurul kararı da bulunmadığı,bu nedenle yönetim kurulu üyelerine, başkanına ve yardımcısına ücret, huzur hakkı, ikramiye, pirim ödenebilmesinin söz konusu olamayacağı,ne var ki davacının yönetim kurulu başkan yardımcılığının yanı sıra şirketin genel müdürü görevinde bulunduğu, Anonim ortaklık ile müdürler arasındaki ilişki genelde hizmet sözleşmesi karakterli olduğu kabul edildiği, ücret hakkının müdürün iş görme borcunun bir karşılığı olduğu, murahhas müdür dışarıdan bir kişi iken, murahhas aza aynı zamanda yönetim kurulu üyesi,yönetim yetkisinin devredildiği kişi olduğu, kişi organ statüsündeki murahhas üyeler dışında anonim şirket yönetim kurulunu oluşturan kişilerle şirket tüzel kişiliği arasındaki ilişki kural olarak vekâlet akdine dayansa da bu ilişkinin iş ilişkisi olarak kurulmasına da bir engel bulunmadığı,davacının sunmuş olduğu personel maaş pusulasına göre davacı ...'in<br>sorumlu müdür/kurucu temsilci - genel müdür görevinde olduğu, teklif edilen ücretin 10.000,00 TL olduğu ve toplam ödenecek ücretin de 10.000,00 TL olduğu kayıt altına alındığı, aynı maaş tablosunda şirketin diğer elemanlarının maaşları da belirtildiği üret, kanun ve şirket sözleşmesi kapsamında ifa edilen görev ile yüklenilen yükümlülük ve sorumlulukların karşılığı olarak müdürlere yapılan ödeme olduğu,davacı vekili tarafından dosyaya sunulan para makbuzları ve getirtilen belgelere göre davacıya birtakım ödemeler yapıldığı, davacının Genel Müdür olduğu anlaşılmakla, maiyetindeki personelden daha düşük bir maaş olmasının mümkün olmadığı  Genel Müdür sıfatını taşıyan davacıya ödenen tüm para, ayın ve menfaatlerin Gelir Vergisine tabi olacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu,Personel Maaş pusulasına göre davacının ücretinin 10.000 TL/Ay olduğu davacı Mayıs- Haziran- Temmuz- Ağustos- Eylül- Ekim ayları için ücret  alacağının tahsilini talep ettiği bu durumda tahsili istenilen alacak 6 ay için toplam 60.000 TL olduğu,bu miktardan davacıya (Mayıs ayı ve sonrasında) yapılan ödemelerin indirilmesi gerektiği,davacıya 17.05.2015 tarihinde 2.950-TL; 6.06.2018 tarihinde 1.200,TL; 13.06.2018 tarihinde 12.146,00TL ; 9.7.2018 tarihinde 2.000TL; 2.08.2018 tarihinde 200 TL; 13.08.2018 tarihinde 5.594 TL ödenmiş olduğu para makbuzları ve davalıya ait hesap hareketlerini gösterir ekstrelerden anlaşıldığı bu durumda davacıya talep edilen dönemle ilgili olarak yapılan ödeme toplamının 24.090,00 TL,davacının bakiye alacağının 60.000,00 TL - 24.090,00 TL = 35.910,00TL olduğu belirtilmiştir.<br>\tDavacı yan davalı şirkette yönetim kurulu başkan yardımcısı ve müdür sıfatıyla çalıştığını, ücretinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece TTK’nın 394. maddesi uyarınca alınmış genel kurul kararı olmadığı, esas sözleşmesinde buna ilişkin bir düzenleme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davacının davalı şirkette müdür, yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve  yönetim kurulu üyesi olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.  <br>\tUyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkide  davacının davalıdan  müdür sıfatıyla ücret talep edip edemeyeceği, talep edebilecekse miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\t6100 Sayılı HMK'nun 222. maddesinde;\"Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>\tDavalı vekilince şirkete ait kayıtların İstanbul'da olduğunun bildirildiği, İlk derece mahkemesince,şirket kayıtları üzerinde davacıya maaş ödemesi yapılıp yapılmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/57 Talimat dosyasında mahkemece seçilen mali müşavir bilirkişinin ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapabilmesi için davalı vekiline ulaşmak için çaba gösterdiği ancak davalı tarafından ticari defterlerin sunulmadığı belirtilerek talimatın iade edildiği ve ilk derece mahkemesince  davalı vekiline ticari defter ve belgeleri sunmak üzere kesin süre verilmeden davanın reddine karar verildiği  görülmüştür.<br>\tBu nedenlerle ilk derece mahkemesince,davalı vekiline ticari defter ve belgeleri sunmak yada defter ve belgelerin bulunduğu yerde   bilirkişinin incelemesine hazır hale getirmek üzere sunulmadığı takdirde davacının maaş ödendiğine dair iddiasının şirketin kayıtlarında yer aldığının kabul edileceğini içerir ihtarlı davetiye ile kesin süre verilerek  davalı şirkete ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişiye inceleme yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, talimat mahkemesince bilirkişinin davalı vekiline ulaştığı ancak defter ve belgelerin sunulamaması nedeniyle bilirkişi raporunun düzenlenmediği belirtilerek talimatın iade edilmesi üzerine  davanın  reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.<br>\tÖte yandan davacı vekili, Mayıs ayı personel maaş ödemelerinin gösterildiği belgede davacıya  toplam 54.583,00 TL maaş ödemesi yapıldığını, Temmuz ayı nakit tablosunda ise 2018 yılı Mayıs ayı kalan maaş olarak müvekkiline 9.050,00 TL ödenecek maaş olarak gösterildiğini bu  belgelerin karşı tarafça kabul edilmemesi halinde yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanık olarak şirket çalışanlarının dinlenmesini belirterek tanık listesi sunduğu ancak mahkemece davacı tanıkları dinlenmeden karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tHal böyle olunca, mahkemece, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak   rapor alınması ve davacı tanıkları dinlenerek karar verilmesi gerekirken   yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. \t<br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-.Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  19/03/2021 tarih ve 2019/236 Esas  2021/196 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2024<br><br><br>   Başkan- ...             Üye - ...                 Üye - ...                       Zabıt Katibi -...<br>   ...            ...      ...            ...    <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"05dc97e95f247300","SID":"7029af9e08acd846"}}