{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2594 <br>KARAR NO: 2024/202<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/09/2020<br>NUMARASI: 2017/39 E. - 2020/130 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin \"...\" markası ile yeme-içme sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin \"...\" markasının  tescilli hak sahibi olduğunu, davalı şirketin \"...\" marka kullanımının müvekkiline ait \"...\" markası ile marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte olduğu hususunun ihtarname ile bildirildiğini, davalı şirketin müvekkilinin adına tescilli bulunan \"...\" markasının ayırt edilemeyecek derecede benzerini ve hatta birebir aynısını markasal bir şekilde ticaret hayatında kullanmakta olduğunu, davalıların mezkur fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan \"...\" ibaresinin de müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinden terkin edilmesi gerektiğini belirterek, müvekkili adına tescilli \"...\" markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, mezkur markaya tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, davalı şirketin müvekkiline ait tescilli \"...\" markası ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden \"...\" ibaresinin ticaret ünvanından terkinine, davalılar tarafından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete konu \"...\" marka kullanımına ilişkin tabela, broşürler, tanıtıcı evraklar ve her türlü iş evraklarına el konulmasına, toplatılmasına mezkur ürünlerden, evraklardan müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan \"...\" ibaresinin silinmesine, silinmesi mümkün değil ise ürünlerin, etiketlerin imha edilmesine, davalı ... adına kayıtlı görünen www.....com alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine , sitenin kapatılmasına, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle meydana gelen zararın tespiti tam ve kesin olarak belirlenemediğinden şimdilik işbu davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte Sınai Mülkiyet Kanunu.149 ve 151 uyarınca davalıların markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca, yani bilirkişi incelemesinde tespit edilecek yoksun kalınan kazanca göre daha sonrasında ıslah etme hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'in davaya konu marka ile şahsi olarak hiçbir bağlantısı olmadığını, \" ...\" markasının marka başvurusunu yapan tarafın müvekkili şirket olduğunu, müvekkili ... hakkında pasif husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin 27.01.2016 tarihinde \" ....\" adı ile 43 no'lu Nice sınıfı için TPE'ye marka tescil başvurusunda bulunduğunu, markanın yayınlanması esnasında, dava dışı bir firma tarafından marka başvurularına itirazda bulunulduğunu, TPE - Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın incelendiğini, itiraz hakkı bulunmayarak reddedildiğini, itirazı reddedilen dava dışı firmanın, bu karara yaptığı itiraz sonrasında, YİDK 'nun 2016-M-11699 sayılı kararı ile marka başvurularının reddine karar verdiğini, süresi içinde açtıkları YİDK kararının iptali talepli davanın Ankara 2. FSHHM nin 2017/20 Esas sayıda kayıtlı olup, halen derdest olduğunu, müvekkillerinin hiçbir zaman davacının tescilli markasını kullanmadığını, davacı markası ile müvekkili şirketin başvuruya konu markasının hiçbir şekilde birbirine benzemediğini, iltibas yaratma ihtimalinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne,  Davacı adına tescilli ... ve ... numaralı \"...\" markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olan \"...\" ibaresinin davalılar tarafından ticaret ünvanında internet sitesi alan adında ve içeriğinde marka olarak kullanılmak suretiyle davalıların davacının marka hakkına tecavüz ettiklerinin ve haksız rekabette bulunduklarının tespitine, Marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, \"...\" ibaresinin davalı şirketin ticaret ünvanından terkinine, Davalılar tarafından kullanılan ve \"...\" ibaresinin yer aldığı tüm eşyaya, tabelaya vs. iş evrakına el konulmasına, toplatılmasına, üzerlerindeki \"...\" ibaresinin silinmesine, silinmesi mümkün değil ise ürünlerin ve etiketlerin imhasına, Davalı ... 'e ait www...com alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesi talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 1.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili Halide Meryem Uysaler hakkında verilen kararın açıkça hatalı olduğunu, Mahkemece, müvekkili ... hakkında karar oluştururken  şirketin yetkilisi olmasının sebep gösterildiğini, bu şekilde şahsi sorumluluk doğmayacağını, müvekkilinin, kendi adına tescilli olan markayı kullandığını, bu kullanımın hukuka uygun olup olmadığının şirketi bağlayacağını, bu kullanımdan kaynaklı olarak şirket yetkilisini de \"şahsen\" sorumlu tutmanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek, müvekkili Halide yönünden davanın reddine karar verilmesini, Yerel Mahkemece, 11.07.2017 tarihli celsede,  dosyanın, marka uzmanı ve bilişim uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdiine dair ara karar oluşturulduğunu, davacı tarafın, kesin süreye rağmen gerekli masrafları yatırmayınca, Mahkemece, davacının \"bilirkişi incelemesi yapılması talebinden vazgeçmiş sayılmasına\" dair karar oluşturulduğunu, bundan sonra da dosya hakkında bilirkişi raporu alınmadığını, Mahkemece, uzman görüşüne ihtiyaç duyulduğunu ve dosyanın bilirkişiye tevdiine dair karar oluşturulduğunu, gerekli teknik bilgi olmadan tespitler yapılmasının ve davacının haklı olduğuna kanaat getirilerek karar oluşturulmasının açıkça haksız olduğunu,Müvekkilinin, yiyecek içecek sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, İstanbul/Çekmeköy'de \"Antakya\" mutfağından yiyecek ve içeceklerin satıldığı bir restaurant işlettiğini, müvekkilinin markasına ait renkli görselini sunduklarını, müvekkili şirketin başvurusunu yaptığı markanın \"...+şekil\" olarak belirlendiğini, davacının markası ile müvekkili şirketin markasının hiçbir şekilde birbirine benzemediğini, aralarında iltibas ihtimalinin bulunmadığını beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, davalı ... ünvanının sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat talepli olup, davalılar tarafından ticaret unvanında, internet alan adında ve  markasal olarak kullanılan \"...\" ibaresinin, davacının \"...\" ibareli markası ile iltibasa neden olacak derecede benzer olduğu iddia edilmiştir.Taraflara ait marka tescil kayıtları dosya içine getirtilmiş, incelendiğinde; ... numaralı \"...\" markasının 43. sınıfta \"yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri\" için 07/12/2015 tarihinden itibaren 10 yıllık koruma süresi ile 19/08/2016 tarihinde, ... numaralı \"...\" markasının 30. sınıfta \"dürümler, pideler, lahmacunlar, pizzalara \"emtiası da dahil 09/12/2010 tarihinden itibaren 10 yıllık koruma süresi ile 14/05/2012 tarihinde davacı adına tescil edildikleri anlaşılmıştır.TPMK kayıtlarına göre; davalı şirketin \"... lezzet işleri\" markası için 27/01/2016 tarihinde 43. sınıftaki mal ve hizmetler için 2016/06735 numaralı marka başvuru yaptığı, dava dışı bir şirketin \"...\" esas unsurlu markalarına dayanarak marka başvurusuna itiraz ettiği, itirazın reddedilmesi üzerine YİDK'na yeniden itirazda bulunulduğu, YİDK tarafından itiraz kabul edilerek davalı şirketin marka tescil başvurusunun reddedildiği, YİDK kararının iptali için  Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 Esas sayılı dosyasında dava açıldığıi yapılan yargılama neticesinde, Türk Patent YİDK'nın 2016/M-11699 sayılı kararının davacı itirazının reddi bakımından iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 01.10.2019 tarih, 2018/4536 esas ve 2019/6046 sayılı kararı ile temyiz isteminin reddi ile BAM 20. Hukuk Dairesi Başkanlığınca verilen kararın onanmasına kesin olarak karar verilerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin 06/11/2015 tarihinde ticaret sicil kaydının yapıldığı, davalı ...'in şirket ortağı ve yetkilisi olduğu, davacının ise \"...\" iş yeri unvanı ile ilk işletme ruhsatını 27/08/2008 tarihinde Kadıköy Belediye Başkanlığı'ndan aldığı, davaya konu edilen www.....com alan adının 08/10/2015 tarihinde ... tarafından alındığı, 13/09/2016 tarihinde yenilendiği, 18/12/2018 tarihinde ise, yenilenmediği tespit edilmiş olup, adı geçen davalının alan adının sahibi olduğu, aynı zamanda davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle markasal kullanımlar nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, açıklanan nedenlerle husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemişti.Diğer yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında, dosyanın bilirkişiye gönderilmeden karar verilmiş olduğu yönündeki istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar yukarıda bilgileri verilen Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 Esas sayılı dosyasında verilen karar sonucunda, \"... Lezzet İşleri+şekil\" ibareli markanın 43.sınıf hizmetleri için tescili sağlanmış ve davalı yanca da, tescilli markanın kullanıldığı iddiasında bulunulmuş ise de, dava tarihinde yürürlükte olan SMK'nun 155/1. maddesi uyarınca, marka sahibinin kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında,  sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği anlaşıldığından, aksi yöndeki istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir. Toplanan delillere göre; davacının ... numaralı 43.sınıfta ve ...  numaralı 30.sınıfta tescilli \"...\" ibareli markalarının bulunduğu, ayrıca davacının yiyecek, içecek sağlama hizmetleri kapsamında 27/08/2008 tarihinden bu yana \"...\" işletme adıyla lokantacılık faaliyetinde bulunduğu, davalıların kullandığı \"...\" markasının da 43. sınıf kapsamında İstanbul, Çekmeköy'de Antakya mutfağını sundukları lokantacılık faaliyetinde bulundukları, bu nedenle her iki tarafın markayı aynı mal ve hizmetler için kullandıkları, davacının \"...\" ibaresi ile, davalının \"...\" ibareli markalarının farklı renk ve stilde yazı karakterleriyle yazıldığı, markaların görsel olarak benzer oldukları, davalı markasında davacı markasına göre \"İ\" harfinin eksik olmasına rağmen, markaların telaffuzları itibariyle davalı markasının davacı markasını çağrıştırdığı, bu nedenle fonetik olarak da markaların benzer oldukları, davacı markasının sunulan hizmetler için tanımlayıcı bir ibare olmadığı gibi yaygın kullanılan bir ibare de olmadığı, aynı sektörde pek çok seçenek özgürlüğü varken davalının davacı markasına bu denli yaklaşmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı kullanımlarında  \"...\" ibaresinin büyük yazıyla ve büyük puntolarla ön planda yer aldığı, bu ibarenin altında geri planda olacak şekilde bulunan ''lezzet işleri'' ibaresinin markaya bir ayır tedicilik kazandırmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan davalı kullanımlarına ilişkin görseller incelendiğinde, kullanımların zaman zaman yalnızca  \"...\" ibaresi şeklinde gerçekleştiği, açıklanan nedenlerle taraf markalarının hitap ettikleri ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılabileceği, davacının 2008 yılından bu yana \"...\" markasını işletme adında ve daha sonra tescilli marka olarak kullanması nedeniyle önceye dayalı hak sahibi olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu internet sitesi içeriklerine cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesinde itiraz edilmediği, SMK'nun 29/1-a ve 7/1-b maddesi uyarınca davacının markası ile karışıklığa neden olabilecek derecede benzer olan \"...\" ibaresinin aynı mal ve hizmetler üzerinde kullanılmasının, 29/1-a ve 7/3-e maddesi uyarınca  davalı şirketin ticaret unvanında kullanılmasının, yine SMK'nun 29/1-a ve 7/3-d maddesi uyarınca alan adı olarak kullanılmasının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, ancak yargılama sırasında davalı ...'e ait www.....com alan adının yenilenmemesi nedeniyle kullanımına son verildiği, bu nedenle talebin konusuz kaldığı anlaşıldığından Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmüştür. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2017/39 E., 2020/130 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"130405e7194ab784","SID":"a805d139c26fa1cc"}}