{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1623 <br>KARAR NO\t\t: 2024/186<br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/163 Esas 2023/581 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;   müvekkili tarafından davalı aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2022/12193 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı borca, ferilerine, ve faize itiraz ettiğini ve  icra dairesinin, davalının itirazı üzerine söz konusu takibi durdurduğunu, haksız ve mesnetsiz olan bu itirazın iptali gerektiğini, davalı sırf borcunu sürüncemede bırakmak ve geciktirmek amacı ile borca itiraz ettiğini, müvekkili, ev aksesuarları ve ev eşyaları satmakta olup davalıda kendi işyerinde perakende satış yapmak amacı ile müvekkilinden toplu halde orta sehpa, zigon sehpa, masa ve diğer sair küçük ev mobilyaları alarak ticari alışveriş gerçekleştirdiğini, söz konusu icra takip dayanağı senetler davalı ...'in müvekkilinden temin ettiği ev aksesuarlarının bedellerinin ödenmesi için davalının müvekkiline vermiş olduğu senetler olduğunu, müvekkili ile davalının daha önce de ticari alışverişte bulunduğunu, söz konusu işin devamlılığından kaynaklanan güven duygusunu kullanmış olan davalı ...'in, müvekkiline borçlandığını, ancak borçların ödemelerini gerçekleştirmediğini, borçlu her ne kadar itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de söz konusu icra takibinde yer alan takibe dayanak teşkil eden senetlerin bedellerinin ödendiğine dair bir belge sunamadığını, bu nedenle de borcun varlığının ortada olduğunu, davalının, müvekkilinden aldığı ürünlerin bedellerine binaen senetler düzenlediğini ve imzaladığını,  imzaya dair hiçbir itirazda bulunmadığını, bu nedenle senetlerdeki imzaların davalı yana ait olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereği taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş ise de davalının arabuluculuk toplantısına katılmaması sebebi ile anlaşma sağlanamadığını,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2022/12193 E. sayılı icra dosyasında yerinde olmayan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı, davaya cevap vermemiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava, itirazın iptaline ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.<br>Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.<br>TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.<br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. <br>Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilip incelenmelidir.<br>İzmir 11. İcra Dairesine yazı yazılarak 2022/12193 esas sayılı icra takip dosyası UYAP üzerinden getirtilmiş ve incelenmiştir. <br>*- Davalı/Davacının sıfatının tespiti bakımından, <br>a) Bağlı bulundukları Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazı yazılarak 6102 sy TTK 11 mad uyarınca esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlayıp sağlamadığı, bu göre ticari işletme mi (tacir), yoksa esna işletmesi mi olduğunun tespitine, <br>b) Esnaf ve Sanatlar Odasına yazı yazılarak esnaf kaydı olup olmadığının sorulmasına, <br>c) Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak tacir kaydı bulunup bulunmadığının sorulmasına,<br>Dair ara karar mucibince işlem yapıldığı,<br>Merciince cevap verildiği ve mezkûr evrakın takdim edildiği görüldü.<br>Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı muhtevası itibari ile davacının gelir vergisinden muaf olmadığı ancak gayrımenkul sermaye iradına dair vergi kaydı bulunması ciheti iledefter tutma mecburiyetinin olmadığı,<br>Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı muhtevası itibari ile davacının ve davalının kaydının olmadığı,<br>İzmir ) Esnaf ve Sanatlar Odaları birliği yazı muhtevası itibari ile davacının 2007-2019 arasında mobilya aksesuar ticareti kaydının olduğu anlaşılmıştır. <br>Davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava da olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;<br>Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, <br>Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, <br>Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı,  davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu belirtilerek görevsizlik kararı verildiğini, ancak söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, icra takibinin kambiyo senetlerine dayanılarak açıldığını, bu sebeple bu takipten kaynaklanan davalarda TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek, kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>6335 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. <br> 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre, bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gerekir.<br>TTK’nın 4.maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile ticari sayılması için en azından bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gereken davalar ve her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar nispi ticari davalardır.  Mutlak ticari dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Örneğin; acentelikle ilgili davalar, deniz ticaretine ilişkin davalar, sigorta hukuku ile ilgili davalar, taşınır rehni karşılığında ödünç verme işlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, rekabet yasağından kaynaklanan davalar, yayım sözleşmesine ilişkin davalar, kredi mektubu ve kredi emrinden doğan davalar, alım satım komisyonuyla ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar, fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan davalar, borsa, sergi, pazarlar ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ve nihayet bankalara ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Bundan başka; özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar da bulunmaktadır. Örneğin; Kooperatifler Kanunu’nun 99.maddesi gereğince bu kanundan kaynaklanan davalar İcra İflas Kanunu’ndan kaynaklanan iflasa ilişkin tüm davalar da mutlak ticari dava sayılmaktadır. Nispi ticari dava ise; tarafları tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.<br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması veya sayılması davayı ticarî dava haline getirmez.<br>Somut olayda takip zamanaşımına uğramış bonolardan kaynaklı ilamsız takiptir.  Takip konusu alacak taraflar arasındaki satım sözleşmesine dayanmaktadır. Bu nedenle somut uyuşmazlık satım sözleşmesinde karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmemesi noktasında toplandığından, uyuşmazlığın çözümünde kambiyo senetlerine ilişkin kurallar değil, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgeler taraflar arasındaki satım sözleşmesinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varılacaktır. Dolayısıyla tarafların her ikisi de tacir olmadığından dava nisbi ticari dava da olmayıp görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK nun 2014/19-1241 esas, 2016/1033 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır)<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; zamanaşımına uğramış bonoya ilişkin uyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olmaması halinde TTK hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2023 tarih ve 2023/163 Esas 2023/581 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 157,75 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 18/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"862970ff69ba8a2c","SID":"e855852285de1bbb"}}