{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/40 <br>KARAR NO\t\t: 2024/19<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2023/803 Esas (Derdest Dosya)<br>TALEP\t\t:  İhtiyati Tedbir <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2023 ara karar tarihli ve 2023/803 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP: <br>İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dava ve talep dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ...'ın  davalılardan ... Şirketinde ortak olduklarını, aynı zamanda müvekkilinin abisi olan davalı ...'ın şirkette imzaya yetkili müdür olduğunu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde şirketin iki ortaklı olarak 28/12/2005 tarihli Akhisar Sicil Memurluğunun 58-Gölmarmara numarasına tescil edildiğini, firmanın ticari faaliyetlerinin kontinü zeytinyağı fabrikası ile öğrenci ve fabrika işçilerine yönelik servis taşımacılığı ve şirkete ait kamyonlarla yük ve hafriyat taşımacılığı faaliyetleri oluşturduğunu, davalı ... ile bugüne kadar sorunsuz bir şekilde devam eden şirket yönetiminin davalı müdürün şirket menfaatlerine aykırı davranışları ve müdürlük yetkisini kötüye kullanması ile çekilmez bir hale geldiğini, müvekkiline davalı ... tarafından Gölmarmara Noterliğinin 22/09/2023 tarihli 001947 - 001948 - 001965 yevmiye no' lu azilnameleri gönderildiğini, bu azilnameler ile müvekkiline ... Şirketi adına verilen resmi ve özel kurumlarda şirket adına iş ve işlemleri yürütme ve ayrıca bankacılık işlemlerini yapabilme yetkisi veren Gölmarmara Noterliğinin 17/02/2014 tarihli 293 yevmiye numaralı vekaletnamesi,  Gölmarmara Noterliğinin 05/06/2015 tarihli  989 yevmiye numaralı vekaletnamesi ve yine Gölmarmara Noterliğinin 30/07/2012 tarihli 1053 yevmiye numaralı vekaletnamesindeki bütün yetkilerinden müvekkilinin azledildiğini, Davalı ... tarafından müvekkile azilname gönderilmesi ile başlayan bu sürecin şirketin şu anki tüm faaliyetlerinin alt üst olmasına sebep olduğunu, mevcut şirketin piyasaya olan ödeme ve yükümlülüklerini halihazırda yerine getiremediğini, şirket adına yapılan işler ve satışlardan dolayı şirketin banka hesapları olan ... Bankası ... Caddesi Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi, Gölmarmara ...bank Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesine gelen ödemelerin davalı ... tarafından çekilmesinin olduğunu halen şirket adına gönderilen havale ve EFT lere davalı ...'ın haksız yere el koyduğunu, çekilen bu meblağlar ile şirketin bir kısım giderleri ile piyasaya olan ve günlük ticari hayattan doğan ödeme ve yükümlülüklerine ilişkin şirket şu an halihazırda ödeme yapamadığını, davalı ... tarafından yine şirket adına olan borçlar ile diğer yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalı müdür şirket adına gelen meblağları kendi uhdesine aldığını şirket müdürlüğünden doğan kanuni yükümlülüklerini yerine getiremediğini, davalı ...'ın diğer şirket ortağı olan müvekkil ...'a karşı olan özen ve bağlılık yükümlülüğünü kaybettiğini, aralarında güven ilişkisinin de son bulduğunu ve davalı ...'ın söz konusu şirkete olan müdürlükten doğan sorumluluklarını yerine getirmeyişi ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde şirketteki müdürlük görevinin sonlandırılarak şirketin devamı ve faaliyetlerinin yürütebilmesi için kayyım atanmasına karar verilmesini,  plaka ve modellerini belirtmiş oldukları şirket adına Trafik Tescilde kayıtlı olan araçların davalı şirket müdürü ... tarafından kötü niyetli olarak hukuka aykırı bir şekilde  satılmasının ve devrinin engellenmesi ve davalı şirketin Akhisar ... Bankası ... Caddesi Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi, Gölmarmara ...bank Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi  hesaplarına gelen havale ve EFT'lere ve ayrıca hesaplarda bulunan nakit mevduata tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, müvekkil ile müvekkilinin kardeşi davacı ...'ın iki ortak olarak kurdukları ... Şirketinde imzaya yetkili müdürü olduğunu, davacının tek başına şirketi var etmiş gibi göstermesinin aksine, müvekkilinin, ortak ve müdür olarak bu güne kadar şirket için canını dişine takarak çalıştığını, şirketi sıfırdan kar edecek seviyelere getirdiğini, müvekkilinin, şirketin kuruluşundan bu yana şirketin imzaya yetkili müdürü olduğunu, davacının dilekçesinde zikrettiği azledilen vekaletnamelerin 2012 - 2014 ve 2015 yıllarına ait olduğunu, kuruluştan iş bu vekaletname tarihlerine kadar şirketin tüm iş ve işlemlerini imzaya yetkili müdür olarak tek başına müvekkilinin yürüttüğünü, müvekkilinin, davacıya iş ve işlemleri yürütmesi için daha sonra azledilen vekaletleri verdikten sonra davacı imza yetkisini kullanırken müvekkiline gerekli açıklamaları yapmadığını,  müvekkiline isnat ettiği şirket nemalarını şahsi menfaatlerine kullanma işlemlerini iddia ettiğinin aksine kendisinin gerçekleştirmesi üzerine kardeş olan müvekkili ile davacının konuşarak ticari faaliyetlerini ayırma kararı aldıklarını, uzun süre şirkete ait değerlerin paylaşımı üzerine kafa yorduklarını ve belirli bir seviyeye de geldiklerini, davacının alacağı taşınır ve taşınmaz mallar ile nakit para karşılığı, şirketi müvekkilinin üzerine bırakacağını, paylarını da müvekkiline devredeceğini bildirdiğini ve şirket ile ilgisini tamamen kestiğini, o zamandan beri şirket ile hiç bir şekilde ilgilenmediğini, ancak bir türlü tam olarak şartları netleştirip pay devrini sağlayamadıklarını, fiiliyatta şirketin tek yetkilisi olan şirketi tek başına çekip çeviren müvekkil davacının daha önce yaptığı kendine menfaat sağlayan iş ve işlemleri de bildiği için ve fiili olarak şirketi tek başına idare ettiği için olması gerektiği gibi davacının yetkilerini azlettiğini, hatta yetkileri azledilen davacının imza yetkisi olmamasına ve müvekkilin istemesine rağmen halen şirkete ait çek koçanını da müvekkile iade etmediğini, tarafların ticari faaliyetlerini barışçıl bir şekilde ayırma çabaları müvekkilinin gayretiyle halen devam ettiğini, bu anlaşma çabaları içerisinde davacının isteği üzerine, davacıya 02.10.2023 - 28.11.2023 tarihlerinde şirket hesabından toplam 300.000 TL havale yapıldığını, şirketin ödenmemiş bir borcu, yerine getirilmemiş bir yükümlülüğü bulunmadığını, bu noktada üzülerek belirtmek isteriz ki davacının müvekkiline isnat ettiği iddiaları aslen kendisinin gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davacıya vekalet verdiği dönemde davacı şirket hesabından nereye kullanıldığı belli olmayan paralar çekitiğini, kendi hesabına yüksek meblağlı paralar aktardığını, şirket hesabından kendi evinin doğalgaz faturasını ödediğini, oğlu olan ...'ın hesabına hiç bir açıklama yapmaksızın büyük meblağlar transfer ettiğini, taraflar arasında ticari faaliyetleri ayırmaya ve dava dilekçesindeki azilnamelere giden süreçlerin bu hususların eseri olduğunu, bu davada müvekkilinin müdürlükten azli için haklı bir sebep bulunması zorunlu olduğunu, haklı sebep kavramı müdürlerin görevlerinin sona ermesi açısından TTK’de tanımlanmadığını, ancak TTK m. 630/3’te örneklerinin gösterildiğini, hüküm uyarınca yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunduğunu, burada ihlalin ağırlığı açısından şirket menfaatinin ön planda olduğunu, dolayısıyla haklı sebebin varlığı, dava açma hakkının tanındığı ortak açısından değil şirket açısından incelenmesi gerektiğini, müdürün davranışlarının sadece davacı ortak veya ortakların menfaatine aykırı olması TTK m. 630/2 açısından haklı sebep oluşturmadığını, müdürün görevden alınması açısından haklı sebep, müdürün görevde kalmasının şirket için çekilmez bir hâl almasına neden olacak ağırlıkta olması gerektiğini dava dilekçesinde sayılan soyut nedenler müvekkilinin müdürlükten doğan sorumluluklarını ağır bir şekilde ihlal ettiğini gösterir nedenler olarak değerlendirilecek nitelikte olmadığını, tüm bu nedenlerle ihtiyati tedbir taleplerinin ve kayyum atanması talebinin reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesince  \"....davacı vekilinin talebinin şirket adına Trafik Tescilde kayıtlı olan araçların satılmasının ve devrinin engellenmesi ve davalı şirketin Akhisar ... Bankası Tahir Ün Caddesi Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi, Gölmarmara ...bank Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi  hesaplarına tedbir konulması istemine ilişkin olduğu, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mevcut dosya kapsamı, delil durumu ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının ihtiyati tedbir kararı verilmesi için haklılığını yasaya uygun ve yaklaşık olarak ispat edemediği....\" gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların kötü niyetle hareket ettiklerini, müvekkil ...'a, davalı ... tarafından Gölmarmara Noterliğinin 22/09/2023 tarihli 001947 - 001948 - 001965 yevmiye nolu azilnamelerinin gönderildiğini, bu azilnameler ile müvekkiline ... Şirketi adına verilen resmi ve özel kurumlarda şirket adına iş ve işlemleri yürütme ve ayrıca bankacılık işlemlerini yapabilme yetkisi veren Gölmarmara Noterliğinin 17/02/2014 tarihli 293 yevmiye numaralı vekaletnamesi,  Gölmarmara Noterliğinin 05/06/2015 tarihli  989 yevmiye numaralı vekaletnamesi ve yine Gölmarmara Noterliğinin 30/07/2012 tarihli 1053 yevmiye numaralı vekaletnamesindeki bütün yetkilerinden müvekkilinin  azledildiğini, davalı ... tarafından müvekkiline azilname gönderilmesi ile başlayan bu sürecin şirketin şu anki tüm faaliyetlerinin alt üst olmasına sebep olduğunu, mevcut şirket piyasaya olan ödeme ve yükümlülüklerini halihazırda yerine getiremediğini, bunun en önemli sebebinin ise; şirketin iş yaptığı diğer kişi ve firmalardan yapılan peyder pey ödemeler olduğunu. şirket adına yapılan işler ve satışlardan dolayı şirketin banka hesapları olan Akhisar ... Bankası Tahir Ün Caddesi Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesi, Gölmarmara ...bank Şubesi, Gölmarmara ... Bankası Şubesine gelen ödemelerin davalı ... tarafından kötü niyetli olarak çekilmesi olup, halen şirket adına gönderilen havale ve EFT lere davalı ... haksız yere el koyduğunu, çekilen bu meblağlar ile şirketin bir kısım giderleri ile piyasaya olan ve günlük ticari hayattan doğan ödeme ve yükümlülüklerine ilişkin şirketin şu an halihazırda ödeme yapamadığını, davalı ... tarafından yine kötü niyetli olarak şirket adına olan borçlar ile diğer yükümlülükler yerine getirilmediğini, davalı müdür şirket adına gelen meblağları kendi uhdesine aldığını, şirket müdürlüğünden doğan kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı ... tarafından diğer davalı  ... Şirketindeki görev ve yetkisini güvene ve dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde kullanması ve kanundan kaynaklanan diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi, şirket hesabına gelen bedelleri kendisinin hesabına aktarması, şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde gözetmemesi ve ağır şekilde diğer yükümlülüklerini ihlal etmesi sebepleriyle davalı şirketin banka şubelerindeki hesapları ile trafik tescilde kayıtlı araçları üzerine tedbir konulmasına karar verilmesi gerekirken yerel mahkemenin aksi yönde karar vermesi haksız ve hukuka aykırı olması nedeni ile mahkemenin ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; davalı limited şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine ilişkindir.<br>Talep ise; davalı şirket adına kayıtlı araçlara ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması talebine ilişkindir. <br>Mahkemece; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK.'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'nda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre ve HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması, yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmemiş olması, şirkete ait araçların ve banka hesaplarının HMK' nın 389/1 maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu olmaması  nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekilinin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2023 tarihli ve 2023/803 sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli; 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3- İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ba2fcfe7279c67e","SID":"c82ddd76ae880ace"}}