{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/39 <br>KARAR NO\t\t: 2024/116<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 08/11/2023   <br>NUMARASI\t\t: 2023/508 Esas (derdest)<br>TALEP             \t: İhtiyati Tedbir<br>TALEP TARİHİ\t: 09/08/2023<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 25/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/01/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 ara karar tarihli ve 2023/508 Esas (derdest) sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>TALEP :<br>İhtiyati Tedbir Talep Eden (davacılar) vekili talep dilekçesinde özetle; davacıların, davalı şirkete muris ...'nın 2002 yılında vefatı sonucunda hissedar olduklarını, davalı ...'nın bu şirketin yaklaşık 20 yıldan beri tek başına temsile yetkili müdür olduğunu;  murisin vefatından sonra 25.05.2006 ve 11.09.2007 tarihlerinde şirket genel kurul toplantısı yapıldığını, ancak bu toplantılara müvekkillerinin davet edilmediği gibi murisi ...'nın bu toplantılarda hazır olarak gösterildiğini ve onun yerine imza atıldığını; 28.04.2021 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında ise davacıların bu toplantıya katılmadıkları halde katılmış gibi gösterildiğini ve onlar adına toplantı tutanaklarına imza atıldığını; davalı ...'nın, davacıların amcası ve davacıların murisi ...'nın kardeşi olduğunu ve dolayısıyla ...'nın öldüğünü bilmemesinin mümkün olmadığını, bu durumda genel kurulda muris adına imza atılmasını sağlayabilecek tek kişinin davalının kendisi olduğunu; davalının, müdürlük görevini kötüye kullandığını, usulsüz olarak genel kurul toplantıları yaparak kendisini müdür olarak tayin ettiğini ve müdürlük görevini kendi çıkarları için kullandığını, şirketin genel kurul kararlarının usule aykırı şekilde alındığını, bu işten menfaati olan tek kişinin şirket müdürünün kendisi olduğunu; müvekkilleri adına Bornova 2. Noterliği'nin 17.05.2023 tarih ve 11938 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ...'ya ve ... Şti'ye ihtarname gönderilerek şirkete ait karar defteri, ticari defterler ve banka hesap hareketlerinin incelenmesi için gerekli imkanların sağlanması talep edilmiş ise de bugüne kadar herhangi bir sonuç alınamadığını, ihtarnameye rağmen davalı müdür tarafından şirketin mali durumu hakkında herhangi bir bilgi verilmediği gibi belge incelenmesine de izin verilmediğini, şüpheli ...'nın şirkete ait paraları kendi özel harcamaları için kullandığını ve şirketi zarara uğrattığını; davalı ...'nın şirket müdürü olarak seçildiği genel kurul toplantıları yasaya aykırı şekilde yapılmış olduğundan bu toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, dolayısıyla davalının müdürlük sıfatı bulunmadığını; bu çerçevede davalının müdürlükten azli için haklı sebeplerin oluştuğunu ve tedbir kararı verilmemesi halinde ileride telafisi güç ve imkansız zararların doğacağını bildirerek, davalının .... Şti. bünyesindeki şirket müdürlüğü görevinden azli ve şirketin kayyım tarafından temsil edilmesi ve yönetilmesi zımnında davalının müdürlük yetkisinin tedbiren kaldırılarak dava süresince şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Aleyhine İhtiyati Tedbir İstenilen (davalı) ...  vekili  cevap dilekçesinde özetle; ... Şti.nin muris ... ile üç oğlu ..., ... ve ... tarafından kurulmuş aile şirketi olduğunu, şirketin kurulduğu günden beri şirket müdürlüğünü gerek muris gerek diğer ortakların yaptıklarını, müvekkilinin en son yapılan 28.04.2021 tarihli genel kurulda şirket ortakları tarafından şirkete müdür olarak atandığını, şirketin 2006 ve 2007 yıllarında yapılan genel kurullarında müvekkilinin davacıların murisi ve aynı zamanda kardeşi olan ... adına herhangi bir surette genel kurul toplantı tutanağına imza atmadığını, ... adına imza atıldığını da bilmediğini; kaldı ki bahse konu 2006-2007 yıllarına ait genel kurul toplantılarında ... yerine imza atılmamış olsaydı bile ...'nın yokluğunda bu yıllarda alınmış olan kararların genel kurul toplanma ve karar yeter çoğunluğuna sahip olduğundan herhangi bir usulsüzlükten ve geçersizlikten söz edilemeyeceğini, müvekkilinin babası ...'nın 2020 yılında vefatının ardından kardeşi ...'nın mirasçıları olan davacıların şirket ortaklık paylarına sahip olması için gerekli işlemleri yaptığını, tarafların ortak olduğu şirket bir akaryakıt istasyonu işletmekte olup akaryakıt fiyatlarında son yıllarda artan ücretler, kar paylarının düşük kalması, işçi maliyetlerinin ve diğer maliyetlerin artması, şirkete ait akaryakıt istasyonunun satış miktarlarının düşük olduğu bir bölgede yer alması nedeniyle kar oranlarının oldukça düşük seviyede kaldığını ve maliyetlerin artışıyla şirketin hali hazırda küçük rakamlarla kar veya zarar ettiğini, şirketin zararlarının karşılanması için ya ortakların sermaye artışı sağlaması ya da finansman elde etmesi gerektiğinden müvekkilinin gerek bankalardan gerek kendi mal varlığından şirkete kaynak sağladığını; şirketin birçok borcuna müvekkilinin şahsi mal varlığını ipotek ve teminat olarak gösterdiğini, şirketin ... Bankasına olan kredi borcu nedeniyle ... ili ... ilçesi ... Köyü ... ada ve ... ve ... parselde kayıtlı tarla niteliğindeki taşınmazlarına ipotek tesis edildiğini, yine şirket için ... ili ... ilçesi ... Mah. ... ada ve ... parselde kayıtlı taşınmazı üzerinde EPDK tarafından istenilen teminat ve DBS sistemi için istenen teminat neticesinde Menemen Vergi Dairesince haciz işlemi yapılarak gerekli teminat verildiğini, müvekkilinin kendi kredi kartlarından ve hesaplarından şirketin vergi borçlarını, SGK borçlarını ve elektrik borçlarını ödediğini, şirkete kendi hesabından dönem dönem şirket borçlarının ödenmesi için para gönderdiğini, çalışanların maaşlarını bile göndermek durumunda kaldığını; ayrıca şirket tarafından bayiliği yapılan ... Petrolcülüğe şirketin borçları ve yakıt alımı için kendi hesabından 25.05.2023 tarihinde 1.284.000,00 TL gönderdiğini, müvekkilinin bu ödemeyi şirketin akaryakıt istasyonunun tekrar açılması için göndermek durumunda kaldığını, bu çerçevede TTK'nun 630/2.maddesi anlamında haklı sebebin oluşmadığını, müvekkilinin şirket müdürlüğünden azlini gerektirecek bir durumun bulunmadığını, öte yandan ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşmediğini bildirerek, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.  <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece;  \"...İddia ve savunmanın kapsamına ve niteliğine; olayın özelliklerine ve şartlarına, tarafların durumlarına, şirketin ticari faaliyetlerinin olağan seyrinde yürütülmesinin tarafların ve şirket alacaklılarının  menfaatlerine uygun olmasına, iddiların yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanamamasına göre; şartları oluşmayan \"davalının müdürlük yetkisinin kaldırılarak dava süresince şirkete kayyım atanması\" şeklindeki tedbir talebinin reddine...\" gerekçesiyle \"... davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,....\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>Karara karşı, ihtiyati tedbir talep edenler ( davacılar) istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> İhtiyati Tedbir Talep Eden (davacılar) vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde \"...davacı ...'ın dilediği zaman defter ve belgeleri inceleyebileceğini, ... davacılar tarafından gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilmesi sonrasında davacıların ve avukatlarının ne zaman dilerlerse evrakları ve defterleri inceleyebileceğini bildirdiklerini...\" iddia etmiş iseler de bu durumun gerçek dışı olduğunu, davalı vekiliyle telefon görüşmesi yapıldığı halde bu bilgi ve belgelerin incelenmesi imkanı tanınmadığını, nerede olduklarının bildirilmediğini, ihtarnameye yazılı olarak cevap verileceğinin bildirildiğini ancak hiçbir şekilde cevap verilmediğini, davalı taraf, cevap dilekçesinde, davacı müvekkili ....'ın şirkette çalışanlardan elden para aldığını iddia ettiğini, kabul manasına gelmemekle birlikte bir an için böyle bir durumun var olduğu kabul edilse dahi şirket müdürünün şirketi gerektiği gibi yönetmediğini, şirkette bir düzen ve disiplin bulunmadığını, şirket kayıtlarının sağlıklı şekilde tutulmadığını ve gerekli denetlemenin yapılmadığının davalı tarafça ikrar edildiğini, davalı tarafça yönetilen bu şirket iki ortaklı bir şirket olmayıp çok ortaklı bir şirket olduğunu, şirket müdürünün tüm ortakların ve şirketin çıkarlarını korumasının onun yasal yükümlülüğü olduğunu, davalı taraf, şirkete yakıt almak için kendi şahsi parasıyla ödeme yaptığını, kendisine ait taşınmazları şirket için ipotek verdiğini  iddia ettiğini, davacıların bu hususlardan bilgisinin bulunmadığını, davalının da hissedar olduğu bu şirketin ne şekilde işletildiğini öğrenemediğini, davalı şirket müdürü, bu şirketi şahsi şirketi gibi idare ettiğini, davalının şahsi malları ile şirket mallarının iç içe geçtiğini, davalının kendi hesabından şirket adına para gönderdiğini ve ödemeler yaptığını bildirmesinin bu durumun ikrarı olduğunu, yapılan bu işlemlerin şirket lehine olmadığını, ortaklara yapılan hiçbir kar ödemesinin bulunmadığını, şirketin mali durumunun kötü olduğunu, şirketin borçlandırıldığını, şirketin 2020 yılındaki işlemleri nedeniyle denetlemeye alındığı cevap dilekçesinden anlaşıldığını, davacılar ve diğer tüm hissedarların bu durumu cevap dilekçesiyle öğrendiklerini, bu durumda davalı şirket müdürü tarafından yapılması gereken şey, şirketin daha fazla borçlanmasını engellemek ve mali durumun düzelme imkanı yoksa, borçların gelirleri aştığını ve gelirler borçları karşılamaya yetmiyor ise şirketin iflasını istemek olduğunu, başka bir çözüm bulunmadığının davalı tarafın sunduğu cevap dilekçesinden anlaşıldığını, geçmiş dönemde şirkete ait vergi borçlarının ödenmemesi nedeniyle şirketin sorun yaşadığını, davalı tarafından yapılandırmanın yapıldığını, cevap dilekçesinde dile getirildiğini, bu sorunlardan da davacıların ve diğer hissedarların haberinin olmadığını, davalı taraf, müdürlük görevlerini yasaya uygun şekilde yerine getirmediğini, genel kurul toplantısı zamanında yapılmadığı gibi genel kurul için çağrı da yapılmadığını, dava açıldıktan sonra davalı taraf 2021 ve 2022 yılları için bir genel kurul yapmaya çalıştığını ve davacıları genel kurula çağırdığını ve 27.11.2023 tarihinde genel kurul toplantısı yapılacağını bildirdiğini, buna ilişkin davet mektubu ve ticaret sicil gazetesi örneğinin dosyaya sunulduğunu, davalı tarafından yönetilen şirketin bir aile şirketi olduğunu ve akaryakıt istasyonu işletmeciliği yaptığını, şirketin bulunduğu yapının mülkiyeti yine bu şirket hissedarlarına ait olduğunu, işletmelerin önemli ve büyük gider kalemlerinden birini kira gideri oluşturduğunu, davalı şirket müdürünün yönettiği şirketin, davacıların bildiği kadarıyla, herhangi bir kira giderinin bulunmadığını, çünkü davacılar ve diğer hissedarlara ödenen herhangi bir kira ödemesinin bulunmadığını, şirketin kira ödemesi bulunmadığı halde zarar etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun, şirketin doğru şekilde idare edilmediğini gösterdiğini, re'sen göz önüne alınacak nedenlerle başvurunun kabulü ile ara kararın kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacıların ortak oldukları dava dışı  ... şirketi müdürü olan davalı ...'nın müdürlük yetkisinin  ihtiyati tedbir  yolu ile kaldırılarak dava dışı şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.<br>Mahkemece; yaklaşık ispatın gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; karar ihtiyati tedbir isteyenler( davacılar) vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>6100 Sayılı HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. <br>İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.<br>Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde \"Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası\" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D.  1988 tarih 65-3848 sayılı kararı) kabul görmektedir.<br>Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 630/(2) ve (3). maddelerinde de; her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunacağı belirtilmiştir. <br> Anılan maddelerde müdürün yetkisinin sınırlandırılabileceği belirtilmiş olup, maddedeki sınırlandırmanın amacı müdürün yetkisi dahilinde yaptığı işlerin kayyım onayına tabi tutulması değildir. Böyle bir yorum, TMK'da düzenlenen kayyımlık müessesesi ile bağdaşmadığı gibi TTK'nın 629/1. maddesinin atfıyla limited şirketlerede uygulanması mümkün olan TTK'nın 371/3. maddesi gereğince, ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin özgülendirilmesine veya birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlandırılmalar geçerli olup, TTK'nın 630/2 ve 3. fıkralarında belirtilen sınırlandırmada ancak kanunda belirtilen bu hallere ilişkin olarak yapılabilir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/01/2021 tarih 2020/1490 Esas 2021/593 Karar sayılı ilamı). <br>Somut olaya dönüldüğünde, dava dışı şirketin  müdürü olan davalı görevde olup, şirkette yönetim boşluğu bulunmadığı, açılan davada verilecek karar ile ulaşılacak sonuca ihtiyati tedbir kararı ile ulaşılamayacağı gözetilerek, ihtiyati tedbir talep edenler  (davacılar)  vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; ihtiyati tedbir talep eden(davacılar) vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İhtiyati tedbir talep eden (davacılar) vekilinin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarihli ve 2023/508 Esas (derdest) sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; <br>a)İhtiyati tedbir talep eden (davacılardan) alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>b)İhtiyati tedbir talep eden (davacılar) tarafından yatırılan 738,00-TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir olarak kaydına,<br>c)İhtiyati tedbir talep eden (davacılar) tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>3-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa resen  iadesine,<br> 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"84f1576afc50be5f","SID":"104ede7c067cae16"}}