{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/1604 <br>KARAR NO\t\t: 2024/134<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İSTİNAF  K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/579 Esas 2023/457 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: KONKORDATO<br>KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/579 Esas ve 2023/457 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda konkordatonun tasdikine dair verilen karara karşı davacı ... vekili ve müdahiller ... Bankası A.Ş,  ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş,  ... San. Ve Tic. A.Ş,  ..., ... San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılması ve satışına izin verilmesi talebinin reddi ile ilgili mahkemenin 13.10.2023 tarihli ek kararına karşı davacı ... Sanayi Tic. AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Talep edenler vekili 21/09/2021 havale tarihli talep dilekçesi ve ekleri ile, müvekkili şirketin 2004 yılında kurulduğunu, kademeli olarak büyüyerek özellikle ihracat ve istihdam artışı sağlayarak sektörün öncüleri arasında yerini aldığını, ancak büyüme noktasında ilk olarak 15/07/2016 tarihindeki darbe girişiminin ihracatını yavaşlattığını, bu dönemde müşterileri ile mevcut ekonomik değişiklikleri uyumlu hale getirme çabalarının 4-5 ay zarfında ciddi bir ciro kaybı yaşattığını, söz konusu dönemde aylık ciroları %50’nin altına gerilemiş ise de ülke ekonomisine istihdam sağlamak amacı ile Manisa (Kula) ve Mardin fabrika yatırımlarına başladığını, bu dönemde her iki fabrika için de toplam yatırım tutarları 56 milyon TL’ye ulaşmış iken 2018 yılının Ağustos ayında ülkemizde yaşanan kur krizi ile bu defa mevcut kredilerine yansıtılan ciddi bir faiz artırımı dolayısı ile finansman giderlerininde de doğru orantılı olarak artış meydana geldiğini, devamında ise yatırımların nihayete erip işlevsellik kazanmaya başlayacağı öngörülmüşken bu defa pandemi nedeni ile müvekkili şirketin ekonomik darboğaza girdiğini, salgın nedeniyle Avrupa piyasaları kapanınca milyarlarca dolarlık siparişlerin iptal edildiğini, bunlara bağlı olarak borçları ödeyemez hale geldiğini, ciro/borç dengesinin firmanın finansal yapısı toparlanamadan daha da bozulduğunu ve borçlarını vadesinde ödeyemeyecek duruma geldiğini, konkordato talep eden müvekkili ...'ın şirketin bankalar ve finansal kurumla akdettiği kredi sözleşmelerine müteselsil kefil olduğunu ve gayrimenkullerini rehin verdiğini, konkordato talebinde bulunan şirketin banka kredi borçlarını ödeyemediği takdirde ortakların müteselsil kefil sıfatıyla muaccel olacak borçları ödeyememe tehlikesi altında bulunduğunu bildirerek,  müvekkilleri bakımından 3 ay süre ile geçici mühlet kararı, bilahare kesin mühlet kararı, sonrasında ise konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.<br>SAVUNMA:<br>Bir kısım müdahiller vekilleri, konkordato talebinin reddini; bir kısım müdahiller vekilleri, konkardato tasdikine karar verilmesini savunmuşlardır. <br>GEREKÇE VE HÜKÜM  :<br>Talep, İİK'nun 285 vd.madde hükümlerine göre açılmış, geçici mühlet ve kesin mühletten sonraki süreç olan konkordatonun tasdikine ilişkindir.<br>Mahkememizin 21/09/2021 tarihli ara kararı ile talep edenler hakkında geçici mühlet kararı, 22/12/2021 tarihli ara kararı ile kesin mühlet kararı ve 10/10/2022 tarihli ara kararı ile kesin mühletin 23/12/2022 den itibaren başlamak üzere 6 ay süre ile uzatılmasına karar verilmiştir.<br>Gelinen aşamada İİK'nun 302 vd.madde hükümlerine göre, konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekmektedir.<br>Bu bağlamda, konkordato komiserleri heyeti tarafından en son 04/04/2023 havale tarihli rapor düzenlenmiş, İİK'nun 304/1.madde hükmü çerçevesinde konkordato komiserleri mahkememizce dinlenmiş ve bu hususta 17/04/2023 tarihli tutanak düzenlenmiştir.<br>Mahkememizin 24/09/2021 tarihli ara kararı ile, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez ... sicil numarasında kayıtlı \"... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi\" ve ... haklarında 21/09/2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Geçici Mühlet Kararı, 22/12/2021 tarihli ara kararı ile de, kesin mühlet kararı verilmiştir.<br>Gelinen aşamada İİK'nun 302 vd.madde hükümlerine göre, konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekmektedir.<br>Bu bağlamda, konkordato komiserleri heyeti tarafından en son 08/02/2023, 04/04/2023, 28/04/2023 ve 03/05/2023 tarihli raporlar ile 12/05/2023, 07/06/2023 ve 19/06/2023 tarihli itiraz eden alacaklıların itirazlarına karşı komiserler heyetinin raporları düzenlenmiş, İİK'nun 304/1.madde hükmü çerçevesinde konkordato komiserleri mahkememizce dinlenmiş ve bu hususta 17/04/2023 tarihli tutanak düzenlenmiş, konkordato talebine itiraz edenlerin beyanları ile ilgili olarak ..., ... ve ...'ndan oluşuna 3 kişilik bilirkişi heyetinden 30/05/2023 tarihli rapor alınmıştır. <br>İİK'nun 305.madde hükmüne göre,\t<br>\"302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:<br>a)Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.\t<br>b)Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması <br>c)Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması.<br>d)206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması,<br>e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.<br>Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\"<br>Bu şartların gerçekleşmesi halinde verilecek konkordatonun tasdiki kararı, kapsamı ve ilanı hususları aynı Kanunun 306.maddesinde düzenlenmiştir:<br>\"Konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi ölçüde alacaklarından vazgeçtiği ve borçlunun borçlarını hangi takvim çerçevesinde ödeyeceği belirtilir.<br>Kararda, tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, yönetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli bir kayyım tayin edilebilir. Bu takdirde kayyım, borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor verir; alacaklılar bu raporu inceleyebilirler.<br>Tasdik kararı mahkemece, 288 inci madde uyarınca ilân olunur ve ilgili yerlere bildirilir\".<br>İİK'nun 307/I.madde hükmüne göre,\t<br>\"Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. <br>a)Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır.<br>b)Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır.<br>c)Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır.<br>Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez\". <br>Tüm dosya içeriği ve delillerin, özellikle konkordato komiserleri raporlarının ve görüşlerinin değerlendirilmesi sonucunda;<br>Şirketin iflası halinde alacaklılarının iflas masasından ellerine geçmesi muhtemel tutarlara göre hazırlanan İflas tasfiyesinde şirket mallarının cebri satışında elde edilebilecek tutarların, aynı malların serbest piyasa ortamında arz ve talebin rayiç piyasa değerlerinin oldukça aşağıda gerçekleşeceği varsayımına göre, şirketin tüm aktiflerinin tasfiye kapsamı ve şartlarında paraya çevrilmesi durumunda iflas masasının eline geçecek muhtemel tutarlar toplamı şirketin aktiflerinin 50 gibisi olabilecektir. Şirketin aktif değeri rayiç değerli bilançoda görüldüğü gibi 320.319.732,70 TL olduğundan İflas halinde alacaklıların eline geçecek bedel ancak bu bedelin 96 50'sine tekabül eden 160.159.866,35 TL olabileceği,<br>Şirketin varlıklarının muhtemel satış fiyatları ile değerlenerek düzenlenen rayiç değer bilançosunda varlıkların toplam değeri ile paraya çevrilerek borçların ödenmesi halinde alacaklıların alacağına kavuşma oranı hesaplandığında hem işçi ve kamu alacaklıları hem de Rehinli ve Leasing Alacaklıları alacaklarına tam olarak kavuşacak iken adi alacaklıların ise alacağına kavuşma oranı 9013,22 olabileceği,<br>... AŞ, adi borçlarını konkordato projesinin kesinleşmesine müteakip, İİK 308/C-1 maddesine göre 60 eşit taksitte ödemeyi öngördüğü ve adi alacaklılarca teklifin kabul edildiği, Dolayısıyla Adi konkordatoda teklif edilen tutar, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu,<br>Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olup olmâdığı hususunun değerlendirilmesi;<br>... AŞ, proje finansmanı için şirket faaliyetlerine katkısı olmayan atıl vaziyetteki maddi duran varlıklarının İİK 295 kapsamında Sayın Mahkeme'den satış izni alarak projenin finansmanında kullanılacağının öngörüldüğü,<br>Projede belirtilen bazı gayrimenkuller için satış izni alındığı, diğer mesken ve tarla vasfında gayrimenkuller ile bazı taşıt ve yine revize projeye ekli listede yer alan atıl makinaların satış izni için talepte bulunulacağı, Satışa Konu maddi duran varlıkların bu proje için hayati önemi bulunmakla birlikte ilk etapta Rehinli Gayrimenkullerin satışından elde edilecek nakdin 25.880.000,00 TL si rehinli borçlarının finansmanında kullanılacağı, dolayısıyla şirketin borç ödeme çabası içerisinde olduğu ve sahip olduğu tüm imkanları proje için en karlı şekilde değerlendirmeye çalışmakta olduğu,<br>Borçlunun ayrıca 2023 yılında daha önce öngörmediği 7438 sayılı kanun ile 5510 sayılı kanuna eklenen geçici 95. Maddesinde yapılan değişiklik neticesinde yaklaşık 15.000.000,00 TL tutarında bir Kıdem tazminatı tutarı ödeneceği hesaplanmış ve faaliyet sonucunu yani dönem net kar/zarar hesabını projede buna göre etkilemiştir. Şu an itibari ile EYT kapsamında emekli olmak isteyenlerin talepleri devam etmekte olduğunu, bu nedenden dolayı öngöremedikleri bu tutarın tamamını karşılayacak düzeyde sonucu planladıkları, <br>... AŞ'nin faaliyetlerini sürdürmekte olduğu ve ortalama 1.300 çalışanı ile faaliyetini devam ettiği  Ayrıca 7440 Sayılı Kanun çerçevesinde Vergi ve Sigorta gibi kamu borçlarının yapılandırılması ... AŞ'yi borç ödemede daha rahat bir duruma getirdiği, <br>Borçlu ... AŞ” nin İİK 206/4-A maddesine göre son bir yıl içinde (Konkordato kesin mühlet tarihinden önce) işçi alacakları da dahil denildiği, istinaf halinde olan ...'ın kıdem tazminatı tutarı, istinaftan önce tehiri icra yapılarak ilgili İcra Dairesine teminat olarak depo edildiği tespit edilmiştir. Son bir yıldan daha önce olmasına rağmen diğer işçi alacakları da tehiri icra yapılarak teminatlandırılmış durumda olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla İİK 206/4-A maddesine göre konkordato geçici mühlet tarihi olan 21/09/2021 tarihinden önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş işçi alacağı olmadığı,<br>Borçlu ... AŞ' nin İİK 206/4-A maddesine göre, Konkordato süreci içinde emekli olan, ya da işten çıkarılan personellerinin kıdem-ihbar tazminatı alacakları 31/03/2023 tarihine göre 2.430.668,86 TL olup, Borçlu ile personelin karşılıklı anlaşmasıyla, borçlu tarafından aylık taksitler halinde ödenmektedir.<br>3 Mart 2023 tarihli ve 32121 Sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanarak giren 7438 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre (EYT), işbu raporun yazıldığı 14/04/2023 tarih itibariyle emeklilik müracaatı yapan çalışanlarının kıdem tazminatları tutarı 5.848.583,46 TL olduğu tespit edilmiştir (İİK 206/4-A)<br> Borçlu ... AŞ iflası halinde İİK 206/4-A maddesi ikinci cümlesine göre personellerinin 31.03.2023 tarihi itibariyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları kıdem - ihbar tazminatları ve yıllık izin ücreti alacağı toplamı 86.690.977,30 TL olduğu tespit edilmiştir.<br>... AŞ faaliyeti devam ettiği sürece İşçi alacaklarını, yapılandırılan mali ve SGK Borçlarını faaliyetlerinden elde edeceği gelirleriyle ödeyebileceği<br>Borçlu/davacı ... AŞ 'nin BORCA BATIKLIK durumu; İİK'nın 298 maddesi gereği şirketin mevcudunun defterinin yapımı ilgili olarak alınan bilirkişi raporlarındaki değerler İş bu raporlardaki şirketin güncel reel mal varlıkları ile 31.12.2022 tarihli mali tablolarına göre; Yukarıda da açıklandığı gibi 31.12.2022 tarihi itibariyle; ... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin kaydi özvarlığı 40.051.499 TL, aynı tarihlere göre hazırlanan ve yukarıda örneği sunulan RAYİÇ değerli bilançosuna göre öz varlığı 22.330.178 TL olup, şirket her iki durumda da BORCA BATIK DEĞİLDİR ve Aktiflerin borçlarını karşılama oranı rayiç değerle hazırlanan bilançosuna göre (320.319.732,70 / 297.989.554,85) 1,075 olduğu<br>İİK 302 maddesine istinaden 16.03.2023 tarihinde yapılan Alacaklılar Toplantısı'nda sunulan “Borçlu ... Gida ve Turizm Sanayi Ticaret A.Ş., Adi alacaklarını İİK 308/C-1 maddesine göre projenin tasdik kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlayan 60 aylık bir vadede eşit taksitlerle 4100'nü ödeneceği teklifi,” teklifini içeren Konkordato Projesini ve projedeki ödeme planını, toplam kaydedilmiş 390 alacaklıdan 240 adeti yapı yüzde  %61,54'ü ile 183.602.293,50 TL alacak tutarının 136.569.789,55 TL tutarındaki kısmı yani 674,38'si imza etmek suretiyle kabul etmişlerdir. Dolayısıyla Konkordato projesi, kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacak tutarının yarısını aşan bir çoğunluk tarafından imza edilerek kabul edildiği, <br>İİK.'nun 308/h maddesine istinaden yapılan Rehinli Alacaklılarla Müzakerelerin sonucu; ... Sanayi Ticaret A.Ş.; ... A.Ş. İle 3.162.269,00 TL Rehinli Alacağın protokole bağlanmak  suretiyle ile yapılandırıldığı, Diğer rehinli alacaklılıklar; 1.500.000 TL ipotek alacaklısı ..., 1.000.000 TL ipotek alacaklısı olan ... Bankası ve 9.990.834,90 TL ipotek alacaklısı olan ... Bankası ile iş bu rapor tarihi itibariyle müzakerelerin devam ettiği, dolayısıyla İBK 308/h gereği üçte ikiyi aşan çoğunlukla anlaşma hasıl olmadığından rehinli alacaklılarla anlaşma sağlanmadığının tespit edildiği, <br>TEK.'nun 305.nci maddesi ile ilgili tespit ve değerlendirmeler; <br>Borçlu şirketin iflâsı halinde alacaklıların alacağına kavuşma oranı hesaplandığında hem işçi ve kamu alacaklıları hem de Rehinli ve Leasing Alacaklıları alacaklarına tam olarak kavuşacak iken adi alacaklıların ise alacağına kavuşma oranı 013,49 olabileceği, borçlu ... Sanayi Ticaret A.Ş.'nin ise adi borçlarını konkordato projesinin kesinleşmesinden itibaren İİK 308/C-1'e göre 60 eşit taksitte ödemeyi öngördüğü ve alacaklılara borçlarının '*4100'ünü ödeme teklif etmekte olup herhangi bir tenzilat talebinin bulunmadığı, bununla birlikte borçlu şirketin iflâsı halinde elde kalan tutar ile adi alacaklıların tahsilat oranı *413,22 olarak hesaplanmaktadır. Adi konkordatoda teklif edilen tutar, borçlunun iflâsı hâlinde alacakliların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, (İBK.md.305/a) <br>Şirketin geçmiş yıllık ciroları, makine parkı ve 1.300 civarındaki personel kapasitesi ile projede satışını öngörmüş olduğu elinde bulunan Mamul ve Ticari mal stoklarını satacağı, ilk madde malzeme Stoklarını ise yine üretimini tamamlayarak mamül haline getirdikten sonra satışa konu edeceği, şirket duran varlıklar arasında atıl olarak yer alan gayrimenkullerinden ise şirket faaliyetlerini aksatmayacak nitelikte olanları. Mahkemenin izni ile satışa konu edilebileceği, vyine Rehinli Alacaklılar ile yapılacak müzakereler sonucunda gerekirse, Vefa Hakkı ile borca mahsuben takdir edilen kıymet tutarında devir edilecek yada Sat-Kirala-Geri al Modeli ile finans sağlanacağı, ayrıca, her ne kadar şirket aktifinde kayıtlı bulunmayan ... ili, ... ilçesi ... Mahallesi, ... Mevkii, ... paftada ... ve ... parselde kain taşınmazlarımız, ... GmbH adlı şirket ile olan ticari ilişkisinden kaynaklı teminat amaçlı olarak ... San. ve Dış Tic. Ltd. Sti'ne devredildiğini, ilgili devir işlemlerine ait tapu ve sözleşmelerin daha önce dava dosyasına sunulduğunu, aslında bu devir işlemi bir satış işlemi değil borçlarına karşılık vermiş oldukları bir teminat olduğunu, adı geçen firmanın teminat olarak almış olduğu ilgili gayrimenkulün daha sonra muvazaalı bir şekilde adı geçen şirket ile ilişkili 3.bir şahsa devri yapılarak şirketlerine ait gayrimenkülden yoksun bırakılmak istenildiklerini, bilanço hesaplarında 340 — Alınan Sipariş avansları hesabında kaydi olarak yer alan ... firmasına olan ve tarafımızca Konkordato müddetinden önce borçlar karşılığı bahsi geçen gayrimenkullerin teminat olarak verildiğini, bu durum ile ilgili Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın halen görülmekte olduğunu, dava ile ilgili evraklar projenin ekinde olduğunu, davanın en kısa sürede neticelenmesi ile birlikte Konkordato borç yapısını etkileyen en önemli kalemlerden biri olan Avans hesapları böylelikle kapandığı takdirde kalan nakit fazlalıklarının diğer borçlarının ödenmesinde kullanılacağını, 60 ay ön gördükleri ödeme takvimlerinin belki de daha erken sonuçlanacağını, öngördükleri göz önüne alındığında, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu tespit edilmiştir. (ITK.md.305/b)<br>Konkordato Projesini ve projedeki ödeme planını, toplam kaydedilmiş 390 alacaklıdan 240 adeti yani yüzde '*461,38 'si ile 183.602.293,50 TL alacak tutarının 136.569.789,55 TL tutarındaki kısmı yani '474,38 'si imza etmek suretiyle kabul etmişlerdir. Dolayısıyla Konkordato projesi, kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacak tutarının yarısını aşan bir çoğunluk tarafından imza edilerek kabul edilmiştir (İBK.md. 305/c). Buna göre, Konkordato projesi, kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacak tutarının yarısını aşan bir çoğunluk tarafından imza edilerek kabul edilmiştir. Dolayısıyla Konkordato projesi, İİK'nun 302/a bendinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiştir. <br>Şirketin, İİK'nun 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklılara (İşçi alacakları) 31.12.2022 tarihli mali tablolara göre 8.266.158,70TL tutarında borcu görülmekle birlikte, rapor tarihi itibarı ile ödendiği, firmanın aylık nakit akış planına göre, her ayın işçi ücretleri; mavi yakalılarda her ayın onuna kadar, beyaz yakalıların da her ayın biri ile beşi arasında ödendiği, rapor tarihi itibariyle işçilere vadesi geçmiş ücret borcunun bulunmadığı, diğer yandan, mühlet içinde komiser izniyle akdedilen bir sözleşmeden kaynaklanan borcu bulunmadığından bu hususta teminata bağlanması gereken borcun olmadığı tespit edilmiştir. Borçlu projede ayrıca 2023 yılında daha önce öngörmediği 7438 sayılı kanun ile 5510 sayılı kanuna eklenen geçici 95. Maddesinde yapılan değişiklik neticesinde yaklaşık 15.000.000,00 TL tutarında bir Kıdem tazminatı tutarı ödeneceği öngörmüştür. Şu an itibari ile EYT kapsamında emekli olmak isteyenlerin talepleri devam etmekte olduğunu, bu nedenden dolayı bu tutarın tamamını projede karşılayacak düzeyde — öngörülmüştür. Dolayısıyla yasada öngörülen bu şart da gerçekleşmiştir (İEK.md. 305/d).<br>... Sanayi Ticaret A.Ş'nin mühlet içerisinde İK 302 maddesine istinaden 16.03.2023 tarihinde yapılan Alacaklılar Toplantısı'nda nisaba alınan Adi Alacaklılara alacak toplamı 183.602.293,50 TL ve İİK 308/h maddesine istinaden Rehinli Alacaklılarla Müzakerelerde (sadece ... A.Ş. için) rehinli alacaklılar da toplam 3.162.269,00 TL ödendiği tespit edilmiştir. <br>Tüm bu açıklamalar ışığında Konkordato talep eden şirket yönünden İİK m. 305 hükmünde belirtilen konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleştiği, Konkordato sürecinin devam etmesinin alacaklıların yararına olacağı,<br>Konkordato tasdik harcının yatırıldığı,<br>Böylece, konkordato tasdiki şartlarının gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br>Konkordato talep eden borçlu ... yönünden yapılan yargılama sonucunda ise;<br>Borçlu ...'ın 16/03/2023 tarihinde yapılan alacaklılar toplantısına 12 alacaklıdan 8 adet alacaklı toplantıya iştirak ettiğini, 21/09/2021 tarihine göre toplam 91.554.877,71 TL alacak tutarından 31.146.697,32 TL tutarında olan 2 alacaklının projeyi kabul oyu kullandığı, 52.159.236,23 TL tutarında olan 6 alacaklının projenin Red oyu kullandığı tespit edilmiştir. Ayrıca toplam 7.248.944,18 TL alacağı isabet eden 4 alacaklının toplantıya iştirak etmediği tespit edilmiştir. Borçlu ...'ın alacaklılarının şahsi olarak bankalardan kullandığı 279.822,88 TL kredi ve 91.275.054,86 TL'si de ... AŞ'ye kefaletten kaynaklandığı tespit edilmiştir. <br>2004 sayılı İİK'nun 302. Maddesine göre \"Komiser alacaklılar toplantısına başkanlık eder ve borçlunun durumu hakkında bir rapor verir. Borçlu gerekli açıklamaları yapmak üzere toplantıda hazır bulunmaya mecburdur. Konkordato projesi; a) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya b) Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.\" Hal böyle olunca borçlu ... yönünden Konkordato tasdik talebi için gerekli alacak ve alacaklı çoğunluğunun sağlanamadığı anlaşılmıştır. <br>Tüm dosya kapsamı, safahatlarda alınan bilirkişi raporları ve Konkordato komiser heyetinin ara raporları ile nihai raporları dikkate alınarak...'' gerekçesi ile;  ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından talep edilen konkordatonun TASDİKİNE, <br>Borçlu konkardato talep eden şirketin konkordatonun tasdikine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren:<br>Rehinle temin edilmemiş banka borçlarının faizsiz olarak ve 60 aylık sürede aylık eşit taksitler ödeyeceğinin TESPİTİNE,<br>Rehinle temin edilmiş banka borçlarının 6 ay ödemesiz %10 faizi ile 60 eşit ve aylık taksitler halinde ödeyeceğinin TESPİTİNE,<br>Rehinli malların muhafaza ve satışı ile finansal kiralama konusu malların iadesinin karar tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ERTELENMESİNE,\t<br>Tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak için gerekli gözetim, denetim ve tasfiye tedbirlerini almakla görevli olarak muhasebe uzmanı bağımsız denetçi ..., muhasebe uzmanı bağımsız denetçi ... ve hukukçu Av. ...'ın denetim kayyımı olarak TAYİNLERİNE,<br>Kayyımlara aylık 10.000,00 TL ücret taktirine, talep edenler vekilince ilk 3 aylık ücretin 2 haftalık süre içerisinde mahkeme veznesine depo edilmesine,<br>Kayyımlık ücretlerinin ödenebilmesi için talep eden tarafın 3 aylık periyotlar şeklinde ücretin ilgili ayın 5'ine kadar mahkeme veznesine yatırılmasına, yatırıldığında aylık periyotlar halinde ücretin kayyımlara ödenmesine. <br>İİK'nun 306/2 maddesi uyarınca kayyımların borçlunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca borçlarını ödeme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda 2 ayda bir mahkememize rapor sunmasına,<br>Tasdik kararının İİK'nun 306/son madde atfı ile 288.madde uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine,<br>Talep eden ...'ın (konkordato) talebinin REDDİNE,\t<br>Konkordato talep eden ... hakkında 24/09/2021 ve 22/12/2021 tarihli ara kararları ile tesis edilen ihtiyati tedbirlerin KALDIRILMASINA, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı ... vekili, müdahiller ... Bankası A.Ş, ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş,  ..., ... San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Ayrıca Mahkemenin 13.10.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı ek kararı ile \"...Talebin mahiyetine ve kapsamına, talep konusu ile ilgili olarak mahkememiz kararının henüz kesinleşmemiş olmasına göre; talebe konu taşınırlar ve taşınmazların satışına izin verilmesi halinde alacaklıların menfaatlerinin zedelenme ihtimalinin bulunduğu, yine ihtiyati tedbirler nedeniyle takip başlatmayan diğer muhtemel alacaklıların hak kaybına uğrayarak bundan kaynaklı mağdur olabilecekleri ihtimali, tasdik edilen konkordato projesi kapsamında talep eden şirketin ödeme yükümlülüklerinin konkordato projesinin tasdikine dair kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacak olması hususları birlikte düşünüldüğünde, satışa izin talebinin bu haliyle alacaklılar yararına olmayacağı anlaşılmakla, taşınırlar ve taşınmazların satışına ilişkin talep yerinde görülmediği...\" gerekçesi ile davacı şirket vekilinin taşınır ve taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırlmasına ve satışına izin verilmesi talebinin REDDİNE, ek karar verilmiş, verilen ek karara karşı davacı ... Sanayi Tic. AŞ. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.   <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili yönünden eksik inceleme ile red kararının verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kefil sıfatına haiz olması nedeniyle borç miktarının tespit edilirken borcun kefalet yönünden muaccel olup olmadığının araştırılmadığını, İlk derece mahkemesi tarafından vekil edenin sorumluluğu ve konkordatosunun tasdik edilip edilemeyeceği noktasında yalnızca bir kısım müdahil alacaklı bankaların dosya kapsamında bildirmiş oldukları tutarların dikkate alındığını oysa ... AŞ tarafından bir kısım bankalara da ödemeler yapıldığını ve bu ödemeler sonucu kalan borç miktarından vekil edenin sorumlu olduğu tutarın ve bu doğrultuda konkordatonun tasdikine karar verilip verilemeyeceği hususu araştırılmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin talebinin adi alacaklılarla ilgili olarak faizsiz ve 60 ay, eşit taksitli olmak üzere kabul edilmesinin 2021 yılından beri zaten borçlarını mühlet kararları sebebiyle ödemeyen davacı şirketin, kur farkından haksız kar elde ettiği gibi görünen o ki davacının kar etmeye, ödeneceğini zannederek kredi veren bankaların da zarar etmeye devam edeceğini, yerel mahkemece 60 ay vadeli-faizsiz ödeme kararının bir de tasdik kararının kesinleşmesinden sonraya bağlamasının hukuki hiçbir gerekçesi olmayan, yalnızca davacıya yarar sağlayan bir karar olduğunu, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, komiser raporlarının davacının borç ödeme gücü bulunmasına rağmen konkordato başvurusunu kötü niyetle zaman kazanmak ve alacaklılarının alacağının tamamına kavuşmasını engellemek amacıyla yaptığını ortaya koyduğunu, müvekkili banka özelinde alacağının yabancı para cinsinden olup, bu paranın nisap hesabı dışında .TL üzerinden karara bağlanmasına ve ödenmesine muvaffakatlarının olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil  ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirket hakkındaki mezkur tasdik kararının, yargılama sürecindeki itiraz ve savunmalarını kati surette dikkate almayan, konkordato talep edenlerle alacaklı müdahiller arasındaki hakkaniyet dengesini hiç gözetmeyen yapısıyla haksız ve hukuka aykırı olduğunu, en, tasdik edilen konkordato projesinin alacaklıları faiz haklarından mahrum eden, gereksiz yere ve alacaklıları zarara uğratacak şekilde vade uzatımı niteliğinde olduğu ve istemci şirketin konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı olarak kullandığı bu kadar net bir vaziyette ortadayken, ilk derece mahkemesinin itirazlarını dikkate almayan tasdik kararının müvekkili bankayı açık bir şekilde zarara uğratmakta olduğunu, keza müvekkili Bankanın konkordato talep edenlerden olan toplam alacak miktarının da maalesef doğru bir şekilde projede yer almadığı gibi, bu konudaki itirazlarının da adeta hiçe sayıldığını, nisabın tayininde müvekkili Bankanın yabancı para alacağının kredi kat tarihi olan 13/12/2021 tarihindeki kur dikkate alınarak TL ye dönüştürülmesi hususunun dikkate alınması gerektiğini belirterek davalı şirket yönünden yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Müdahil ... San ve Tic Aş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin alacağının döviz cinsinden olmasına rağmen kesin mühlet tarihindeki kur baz alınarak sabitlendiğini ve Türk Lirası cinsinden borç miktarının hesaplanmasının hatalı olduğunu, konkordato tasdik kararının kesinleşmesinden sonra ödemelerin başlamasına dair kararın açıkça davacıyı korumakta, alacaklıları ise daha da zarara uğratmaya neden olacak hakkaniyete aykırı bir karar olduğunu, davacının gerçek malvarlığının tespit edilmediğini, konkordatonun alacakları geciktirme ve ödemelerden kaçınma amacı taşıdığını, davacıların konkordato şartlarını taşımadığını ve kötüniyetli olduklarını belirterek yerel mahkeme  kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil  ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tasdik kararı verilirken alacaklıların itirazlarının dikkate alınmadığını, konkordato projesi ile teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığını, alacaklıların hak kaybına neden olacağını,  tasdik kararına esas alınan komiser raporlarıyla sunulan verilerin gerçek durumu yansıtmadığını, davacı şirketin bankalara olan borç miktarının az gösterildiğini, borçlunun bazı malvarlığı değerlerini konkordato başvurusundan hemen önce elinden çıkardığını ve kötüniyetli olduğunu, borçlu şirketin konkordato talebinin inandırıcılıktan yoksun olduğunu, müvekkili banka alacağının eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkili banka alacağının yasa kapsamında rehinli alacak olarak kabul edilmesini ve faiz işletilmesi gerektiğini, rehinli malların satışının ertelenmesi kararının ipotekli malların satışının tasdik kararından itibaren 1 yıl süre ile ertelenmesi talebinin alacaklılar toplantısından önce yapılmadığından ipotek alacaklılarına itiraz hakkı tanınmadan konkordato projesinde yer almadığından İİK'nun 307. maddesindeki şartları taşımadığından hukuka aykırı olduğunu, İİK.'nun 305. maddesindeki konkordato tasdik şartlarının gerçekleşmediğini, çekişmeli hale gelen alacakları hakkında İİK'nun 308/B maddesi uyarınca depo kararı verilmemesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil  ... Bank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı borçlu şirketin sadece zaman kazanmak adına borçlarının vadesinin uzatmak ve faizden kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak hareket ettiğini, davacı şirketin borca batık durumda olmadığını, alacaklıların faiz alacaklarından tamamen vazgeçmeye zorlanamayacağını, davacının konkordato kapsamına alınmasında fayda bulunmadığını, İİK.'nun 305. maddesinde öngörülen tasdik koşullarının davacı şirket yönünden oluşmadığını, müvekkili Bankanın anapara alacağının bir kısmı EURO alacağı olup nisabın hesaplanmasında geçici mühletin ilan tarihindeki kur üzerinden alacağımızın TL'ye çevrilmesine karar verilmesi ve nisaba bu şekilde dahil edilmesinin konkordatonun alacaklıları koruma gayesine açıkça aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... T.A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tasdik kararının usul ve yasaya yakırı olduğunu, borçlu şirketin konkordato talebinin kötü niyetli ve borçlarını haksız şekilde zamana yayma amaçlı olduğunu, davacı şirketin kötüniyetli olduğunu, alacak miktarlarının tam olarak nisaba dahil edilmediğini, yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesi sırasında geçici mühlet tarihi olan 21/09/2021 tarihindeki efektif satış kurunun esas alınarak hesaplama yapılmasının taraflar arasındaki menfaatler dengesini konkordato talep edenler lehine sert bir şekilde bozmakta, alacaklılar ile borçlular arasındaki eşitlik ilkesine aykırı düşmekte olduğunu, konkordato talebinin inandırıcılıktan uzak olduğunu, adi alacaklara ilişkin 60 ay vade ve faizsiz ödeme planının enflasyonun yüksek olduğu ülkede örtülü bir indirim anlamına geldiğini, konkorato tasdik şartlarının oluşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket yönünden tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, borçlu şirketin konkordato talebinin kötü niyetli ve borçlarını haksız şekilde zamana yayma amaçlı olduğunu, konkordato talebine dayanak alınan raporların eksik ve yetersiz olduğunu, borçlunun konkordato talebinin inandırıcılıktan yoksun olduğunu, adi alacaklar için konkordatonun kesinleşmesi tarihinden itibaren faizsiz 60 ay vade ile ödenmesi teklifi sunulmasının, istinaf ve temyiz süreçleri de dikkate alındığında davacı borçlunun ödeme niyeti ile değil kötüniyetinin ve zaman kazanma amacı ile hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu, alacak miktarlarınıın nisaba tam olarak katılmadığını, konkordatonun tasdikini gerektiren şartların oluşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasa gereği alacaklıların, kesin mühlet tarihine kadar alacaklarına faiz işletmesinde bir sakınca bulunmadığını ancak alınan tüm alacak kayıtları geçici mühlete göre yapıldığından, yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu, konkordato projesinin gerçekçi olmadığını, davacı şirketin borca batık olmadığını, projede alacaklılara faizsiz teklifin kötüniyetli olduğunu, davacı şirketinvade konkordatosunun yanında tenzilat konkordatosunu da isteyemeyeceğini, İİK'nun 305. maddesindeki koşulların oluşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br> Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen tasdik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin borca batık olmadığını ve kısa vadeli borçlarının tamamını derhal ödeyebilecek güçte olduğunu, faizsiz konkordato talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı borçlu şirketten toplam alacak miktarının konkordato projesinde doğru bir şekilde gösterilmediğini, müvekkili şirketin EURO alacağının, nisab hesaplanmasında geçici mühletin ilan tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesinin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  İlk derece mahkemesi kararında talepte bulunan şirketin müvekkili şirket de dâhil olmak üzere bankalar dışındaki firmalara olan borçlarının ödeme planı ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasdik kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili banka alacağının eksik hesaplandığını, geçici mühlet tarihinden sonra tazmin olan teminat mektuplarında, tazmin tarihindeki döviz kuruna göre hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, alacak listesindeki ve nihai rapordaki hesaplamalara itiraz ettiklerini, komiser raporlarının hatalı olduğunu, davacı şirketin bankalara olan borç miktarlarının az gösterildiğini, konkordato projesinin uygulanabilirliğinin bulunmadığını, davacılar bu proje ile yıllar sürecek faiz yükünü alacaklılara yükleyerek adeta konkordatoyu amacının dışında ve bir finansman enstrümanı/araç olarak kullanmaya çalıştıklarını, haksız ve hakkaniyete aykırı konkordato projesinin tasdik edilmemesi gerektiğini, davacı borçluların kötüniyetli hareket ettiğini, davacıların borçlarını ödemede iyiniyetli davranmadığını, davacı şirket yönünden konkodato tasdik şartlarının oluşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato tasdik kararının hukuka aykırı olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacaklıların itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, konkordato projesinin  gerçekçi, uygulanabilir ve inandırıcı olmadığını, bilirkişi raporlarının hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, borçlu firmanın ödemeleri uzun zamana yaymak istediğini, geçiçi ve kesin mühlet süreleriyle zaman kazanma amacında olduğunu, adi alacaklar için konkordatonun kesinleşmesi tarihinden itibaren faizsiz 60 ay vade ile ödenmesi teklifi sunulmasının, istinaf ve temyiz süreçleri de dikkate alındığında davacı borçlunun ödeme niyeti ile değil kötüniyetini ve zaman kazanma amacı ile hareket ettiğinin açık bir göstergesi olduğunu, bu durumun konkordatonun ruhuna ve amacına aykırı olduğunu, kötüniyetli olduğunu, İİK'nun 305 maddesindeki konkordatonun tasdiki için aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen tasdik kararının hukuka aykırı olduğunu, eksiklikler içerdiğini, müvekkilinin davacı şirketten alacağının yaklaşık olarak 15.000,00 TL dikkate alınmadığını, projenin bu hali ile müvekkilinin hak kaybına sebebiyet vereceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Müdahil ... San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; borçlunun kaynakları ile orantılı olmayan konkordato projesinin tasdikine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı şirketin malvarlığının, ekonomik olanakları ve piyasa şartları dikkate alındığında, alacaklıların haklarını daha fazla koruyan ve gözeten faizli bir konkordato projesi hazırlanması mümkün iken mahkemece bu durumun göz ardı edilerek alacaklıların menfaatini korumaktan uzak konkordato projesinin tasdik edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>Ayrıca Mahkemenin 13.10.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı ek kararı ile davacı şirketin taşınır ve taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılması ve satışına izin verilmesi talebinin reddi ek kararına karşı davacı ... Sanayi Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;<br> Ek kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, satışa izin taleplerinin alacaklıların menfaatine uygun olduğunu ancak mahkemenin red ek kararının  alacaklıların menfaatleri zedeleyebilecek nitelikte olduğunu ve müvekkili şirketin konkordato projesini sekteye uğratmakta olduğunu, projenin başarıya ulaşması için satış izin taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme ek kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Öncelikle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.10.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı ek kararı ile davacı şirketin taşınır ve taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılması ve satışına izin verilmesi talebinin reddi ek kararına karşı davacı ... Sanayi Tic. A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;<br>HMK'nun \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341/(1). maddesi, \"İlk Derece Mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmünü,<br>İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik \"Geçici mühlet\" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, \" Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmünü içermektedir.  <br>Pozitif hukukta aynı konuyu düzenleyen birden fazla yasal düzenlemenin bulunması durumunda, hangi düzenlemenin uygulanacağı konusunda özel yasa-genel yasa ölçütü esas alındığında özel yasa hükmünün; önceki yasa-sonraki yasa ölçütü bakımından değerlendirme yapıldığında ise sonraki yasa hükmünün uygulanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir. Buna göre, 6100 sayılı HMK'nun 12.01.2011 tarihinde kabul edildiği ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Yasanın ise 28.02.2018 tarihinde kabul edilerek 15.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Ayrıca 6100 sayılı HMK, hukuk davalarındaki yargılama usulünü düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken, 7101 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrası usule ilişkin özel bir düzenlemedir.<br>Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerin kabul/reddine ilişkin kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir. <br>Gerek özel yasa-genel yasa ilişkisi, gerekse önceki yasa-sonraki yasa ilişkisi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen konkordato istemi sırasındaki ihtiyati tedbirlere yönelik istemlerin kabul/reddine ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.<br>İstinaf kanun yolu kapalı olmasına rağmen ilk derece mahkemesince ek kararda istinaf kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de yasada mevcut olmayan istinaf kanun yoluna başvurma hakkını bahşetmez. <br>Somut olayda, istinaf incelemesine konu ek karar, geçici mühlet kararı sonrasında mahkemece İİK'nın 287/son maddesi kapsamında verilen tedbir kararının kabul/reddi mahiyetinde olup, yukarıda anılan kanun hükümleri uyarınca bu neviden kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.<br>Mahkemece verilen kesin nitelikli ek kararlara karşı yapılan istinaf kanun yolu başvuruları hakkında HMK'nın 346. maddesi uyarınca bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir.<br>Bu itibarla, davacı ... Sanayi Tic. A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf istemine konu ek kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/son maddesi gereğince kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>Esas karara yönelik istinaf kanun yolu başvuruları yönünden;<br>7101 Sayılı Kanunla değişik İİK.305.maddesine göre; <br>302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır:<br>a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması,<br>b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder),<br>c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması,<br>d)  206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır),<br>e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması,<br>Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir.\" hükmünü amirdir.<br>İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir. <br>İİK.307 maddesine göre ise; <br>Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. <br>a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır,<br>b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır,<br>c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır,<br>Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez.<br>Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir.<br>a) Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır.<br>b) Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır.<br>(1) Bu maddenin “Konkordato haricinde yapılan vaitler:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.<br>(2) Bu maddenin “Konkordatonun alacaklılardan birinin müracatiyle onun hakkında feshi:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.<br>c) Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır.<br>d)Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır.<br>e) Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır.<br>Birinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alacaklılar yazılı görüşlerini konkordatonun tasdikine ilişkin duruşmadan önce sunmaya davet edilirler; bu alacaklılar ayrıca tasdik duruşmasına çağırılırlar.<br>Borçlu, rehinli veya finansal kiralama konusu malı rızasıyla devreder, iflâs eder veya ölürse, erteleme kendiliğinden hükümsüz hâle gelir.<br>Konkordatoyu tasdik eden mahkeme, ilgili alacaklının talebi üzerine ve borçluyu da davet ederek aşağıdaki hâllerden birinin varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi kaydıyla erteleme kararını kaldırır. <br>a) Borçlu ertelemeyi yanlış bilgiler vermek suretiyle elde etmişse.<br>b) Borçlunun serveti ve gelirleri artmış ve borçlu, ekonomik varlığını tehlikeye sokmadan borcu ödeyebilecek hâle gelmişse.<br>c) Rehinli malın paraya çevrilmesi veya finansal kiralama konusu malın iadesi, borçlunun ekonomik varlığını artık tehlikeye sokmayacaksa. <br>Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı  <br>Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.)<br>Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. <br>İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. <br>Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, m. 292'de hükme bağlanan iflasın şartları ile m.308 gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır. <br>Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen  iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi \"  Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir.  Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre, \" Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır.\"  Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.<br>Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte mahkeme, şartları varsa, derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu noktada dikkat etmek gerekir ki, konkordatonun tasdik edilmediğine (reddedildiğine) ilişkin karar m. 288'e göre ilan edilecektir. İflasın açılmasına ilişkin karar ise m.166 çerçevesinde tebliğ ve ilan edilir. Görüldüğü üzere, konkordatonun tasdik edilmemesi halinde iki farklı ilan yapılacaktır. (YENİ KONKORDATO HUKUKU Prof Selçuk Öztek, Prof Ali Cem Budak, Prof Serdar Kale, Doç.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Bilgehan Yeşilova shf,550 vd)<br>Alacaklıların alacağının konkordato nisabına eksik dahil edildiği itirazı yönünden; borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nın 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nın 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nun 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Diğer bir ifade ile mahkemece çekişmeli alacaklar hakkında verilecek karar, çekişmeli olan alacağın da projeye dahil edilip edilmemesi ve konkordato kapsamında alacaklıya oy hakkı tanınıp tanınmayacağını dolayısıyla İİK'nun 302 maddesinde yer alan nisapların sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi için önem arz etmektedir.<br>Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. <br>     İİK 295. maddesi \"Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez\" şeklindedir.<br>17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018  tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir.<br>Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir.<br>Bu amacın gerçekleştirilmesi yani konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması gerekir. İİK.nın 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir. Rehni 3. kişinin vermesi halinde bu rehnin paraya çevrilmesi konkordato talep eden borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu haliyle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesini konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemez.<br>İİK.' da bu ve buna benzer maddelerde amaç borçlunun malvarlığını korumak ve bu sayede konkordato projesinin başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Alacağı 3. kişi rehni ile  teminat altına alınan alacaklı kanundaki sınırlamalara bağlı kalmadan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilecek ve asıl borçlunun konkordato takibinin kabul edilmesi halinde  rehinden karşılayamadığı alacak için konkordatoya tabi olarak talep edebilecektir. Malı satılan 3. kişide rücû alacağını ancak konkordato nisabına dahil edilmesi halinde talep edilebilcektir. <br>İİK 303. maddesinde “konkordatoya hayır oyu veren  alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarının muhafaza eder” hükmünü taşır. Taşınmazını borçlu lehine ipotek veren 3. kişinin borçtan birlikte sorumlu olduğunda  tereddüt yoktur. Alacaklının bütün haklarını muhafaza  edebilmesi ancak konkordato nisabına dahil edilerek oy kullanmasına bağlanmıştır. Bu alacak rehinli alacak olarak kabul edilerek alacaklıya oy hakkı verilmediği takdirde İİK. 303. maddenin  uygulanması mümkün olmayacaktır. <br>İİK. 298/1 maddesi “komiser görevlendirilmesini mütakip borçlunun mevcudunun  bir defterini yapar ve mallarının kıymetini takdir eder” hükmünü taşır. Bu değerlendirme  borçlunun malları ile sınırlıdır. 3. kişiye ait  malın değeri bu aşamada belirlenmediği  için alacaklının  rehin dışında ne kadar alacağının  kalacağı tesbit edilemeyeceğinden  3. kişi rehniyle  temin edilen alacağın tamamının  adi  alacak olarak nisaba dahil edilmesi hem alacaklı  hem de  asıl borçluya  rücû edecek  alacaklı  açısından gerekliliktir. Bu bağlamda taşınmazı satılan 3. kişi nisaba ve sonuç olarak konkordatoya tabi olmadan  alacağını tam olarak  alma hakkına sahip  olacağından bu kabul  diğer  alacaklıların zararına olabilecektir. <br>Yukarıda belirtildiği gibi  konkordatonun  başarıya  ulaşması için  borçlunun malvarlığının korunması amaçlanmıştır. Gerek 295. maddenin ruhunda ve gerekse 45. madde bağlamında zikredilen rehinli malların borçlunun kendisine  ait mallar olduğunun kabulünde zorunluluk vardır. <br>İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya  çevirme  ve muhafazasını erteleme hükümleri  içermektedir.  Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir.  Kanunun  lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna  ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez.<br>Tüm bu gerekçeler nazara alındığında  3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan  alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi  açısından gereklidir. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  2021/1792 Esas ve 2021/100 Karar sayılı İlamı)<br>''...Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. <br>Yukarıda belirttiğimiz tasdik için aranan koşulların dışında mahkemenin Yasa'nın öngördüğü birtakım ilkeleri de gözetmesi gerekir. <br>Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme \"alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir.  Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009.  s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21). <br>Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve  alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir.<br> Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir . Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir.<br>Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir. <br>Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır.<br>Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesinin  tasdik edilen konkordatonun özellikle eşitlik ilkesi bağlamında ele alınması gerekmiştir. <br>Somut olayda projenin ilk unsuru \"Ana para dışında  Faiz, Fer’i tüm fazlaya kalan alacaklarından ferağat edecekleri  \"  noktasındadır. <br>Bilindiği üzere fer'i haklar bir borç ilişkisinden doğan asıl hakka bağlı olarak yasa ya da tarafların iradesi ile ortaya çıkan ve asıl hakkı güçlendiren haklardır (Von Tuhr, A.: Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, C.I-II, çev. C. Edege, Ankara 1983, s.22; İnan, A.N.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 1971, s.41 vd.). Bu bağlamda faiz,ayni ya da kişisel teminat verilmesi durumunda teminat verene yöneltilen hak ve hatta alacağın senede bağlanması da fer'i nitelikli haklardandır. Fer'i haklar bir asıl borca bağlı olarak doğmak ve ona bağlı olmakla birlikte bunlardan bazıları muaccel olduktan sonra kendi varlıklarını asıl alacaktan bağımsız olarak sürdürürler (Kocaağa, K.: Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK m.159-161), Ankara 2003, s.134). <br>Bu açıdan her şeyden önce \"Fer’i tüm fazlaya kalan alacaklarından feragat edecekleri\" şeklinde kapsamı belli olmayacak şekilde bir kısım alacakların tamamen konkordatonun dışında bırakılması da doğru değildir. <br>Öte yandan birer fer’i hak niteliğinde bulunan ve alacağı teminat altına alan kefile karşı ileri sürülebilecek alacak hakları ile rehin gibi ayni hak niteliğindeki haklar korunurken, edimin geç ifasından doğan zararları karşılayan faiz gibi fer'i hakların tenzil edilmesi de eşitlik ilkesine aykırıdır. Borçlunun henüz temerrüde düşmemesi nedeniyle faize ya da ceza koşuluna hak kazanmayan alacaklılar karşısında kısa veya uzun zaman önce gerçekleşen temerrüt nedeniyle doğan ve hatta artan faiz alacağı bulunan alacaklıların, bu alacaklarını tamamen tenzil etmek de eşitlik ilkesine aykırıdır. <br>Yukarıdan beri yapılan açıklamalar çerçevesinde bir kısım alacakların, bunlar arasında bir denklik oluşturulmadan tenzil edilmesi açıkça eşitlik ilkesine aykırıdır. Yukarıda belirtir şeklinde formüle edilen konkordato projesi eşitlik ilkesine tamamen aykırı ve alacaklıları zararlandırıcı niteliktedir. (Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas  ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı)<br>''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.<br>Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi  vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir.<br>Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f  maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun  gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir.<br>İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir...<br>Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi  doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...''(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı İlamı)<br>Doktrinde; \"...Vade konkordatosunda alacaklılar, borçluya, alacaklarının tamamen ödenmesi için bir vade verirler, yani alacaklarının ödenmesini belli bir süre ertelerler. Uygulamada seyrek olarak rastlanan vade konkordatosu 2018 değişikliğine kadar İİK'da açık şekilde düzenlenmemiş, ancak 2018 değişikliği ile birlikte İİK'nun da yer almıştır. Hemen belirtelim ki, vade konkordatosunda alacaklıların alacaklarını belli bir yüzdesinden feragat etmeleri söz konusu değildir; vade sonunda alacaklar, işlenmiş faizleri ile birlikte tam olarak ödenecektir. Bu açıdan bakıldığında borçluya vade tanıyan ve fakat belli bir tarihten, örneğin konkordato mühleti verilmesinden ya da konkordatonun tasdiki tarihinden itibaren faiz ödenmemesine yönelik olan bir konkordato teklifi, vade konkordatosu olmayıp, hem vade ve hem de tenzilat konkordatosu (karma konkordato) olarak nitelendirmek gerekir; bkz.bu yönde, Baki Kuru, iflas ve konkordato hukuku, Ankara 1971, s.405 dipnot 4; Süha Tanrıver /Adnan Deynekli, konkordatonun tasdiki, Ankara 1996, s.41.ancak İsviçre'de bazı yazarlar (Dominique Junod Moser/Louis Gaillard, Commenaire romand, Poursuite et faillite, edite par Louis Dalleves-Benedict Foex, Nicolas Jiandin, Basel 2005, m.314 no.8 s.1504), İsv.İİK m.297,f.7'ye (İİK m.294, f.3) yollama yaparak, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde, mühletin verilmesi anında mevcut ana para ile işlemiş faizin belli vadelerde ödenmesini ve fakat mühletin verilmesinden itibaren faiz işlememesini öngören bir konkordato teklifinin vade konkordatosu olarak kabul edilmesi gerektiğini savunmaktadır...( Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ali Cem Budak, Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel, Doç. Dr. Serdar Kale, Doç. Dr. Bilgehan Yeşilova- Yeni Konkordato Hukuku s.107 dipnot 3)''<br>Tenzilat konkordatosunun hangi durumlarda istenebileceğine ilişkin doktrine bakıldığında ise; Prof. Dr. Selçuk Öztek Yeni Konkordato Hukuku kitabında; \"... <br>B.Konkordato Talebinde Bulunulmasına İmkan Veren Haller<br>İİK m. 285,f.1; \" borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu\" nun, \" borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak \" için konkordato talep edebileceğini hükme bağlamaktadır. <br>Halbuki bilim komisyonunun çalışmaları sırasında İİK m. 285, f.1; \"borçlarının ödenmesinde kendisine vade verilmesini veya tenzilat yapılmasını isteyen herhangi bir borçlu konkordato talep edebilir. \" şeklinde kaleme alınmıştır. Bilahare Bakanlıktaki çalışmalarda 285.maddenin 1.fıkrasına bazı ilaveler yapılmış ve bu bağlamda konkordatonun tanımlanması cihetine gidilmiştir. Mecliste Alt Komisyon çalışmaları sırasında konkordatonun kanunda tanımlanmasının uygulamada konkordatonun hukuki niteliği ve işlevi bakımından tereddüt yaratabileceğinden ve yanlış uygulamalara yol açabileceğinden madde metninden çıkarılarak içeriğinin netleştirilmesinin öğreti ve içtihatlara bırakılmasının daha uygun olacağı belirtilmiş ve tanımda yer alıp konkordatonun borçluyu borçlarından veya muhtemel bir iflastan kurtarma amacını vurgulayan kısmın birinci cümleye aktarılmasına yönelik bir önerge verilerek tasarıda değişiklik yapılmış, böylece Adalet Komisyonunda ve akabinde genel kurulda kabul edilen metin ortaya çıkmıştır. <br>Oysa İİK m. 298, f.1, 'den ( Yeni m.İİK m.305,f.1, b (b)) tenzilat konkordatosuna sadece borca batık borçluların başvurabilecekleri; bu şart yerine gelmediği takdirde borçlunun ancak vade konkordatosu isteyebileceği, tenzilat konkordatosu isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. <br>Yeni hüküm, anlaşılabildiği kadarıyla İİK'nun sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması yönteminin uygulama alanını düzenleyen m.309/m'nin \"muaccel para borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya mevcut ve alacakları borçlarını karşılamaya yetmeyen bu hallerden birine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemel olan bir sermaye şirketi veya kooperatif\" şeklindeki hükümden esinlenerek düzenlenmiştir. <br>Madde, borç ödemeden aciz halini esas almış gibi görünmekte ise de aslında hem borç ödemeden aciz halini ve hem  de borca batıklığı kapsamaktadır; bunu gerekçeden anlamak mümkündür. <br>Bu iki halde, bir de borçlunun borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması nedeniyle yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması halini eklemelidir. Bu bağlamda İİK m. 285 f.1'in \" Borçlarını ... vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu ... Konkordato talep edebilir. \" şeklinde hükmünü geniş yoruma tabi tutmayıp, borçlunun yakın tarihte muaccel olacak borçlarını ödeyememesinin kuvvetle muhtemel olması ve bu borçların tahakkuk etmesi durumunda borca batıklık veya borç ödemeden aciz haline düşme tehlikesi altında bulunması şeklinde anlamak daha doğru olacaktır. <br>Madde de \" tehlike altında bulunma \" gibi bir ölçüte dayandırılan bu son hal, kesin olmayan bir durumun ispatını gerektirmektedir. Ama bu tür belirsiz yahut tespiti tam olarak mümkün olmayan durumların ispatı türk hukukuna yabancı değildir. ( Örneğin İİK m. 258, m.177 ). Bu çerçevede \"yaklaşık ispat\" la yetinmek doğru olacaktır. <br>Borçlunun borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunması halinin konkordatoya başvurma nedeni olarak kabul edilmesi aslında olumlu ve yerinde bir değişiklik olarak kabul edilebilir. Çünkü borç ödemeden aciz halinde veya borca batık durumda olan bir borçlu muhtemel bir iyileşme için artık çok geç kalmış olabilir. Önemli olan; borçlunun bu duruma düşmeden önce harekete geçebilmesinin sağlanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik çağdaş eğilimlere uygundur. <br>Böyle olmakla birlikte, İİK m.305, f.1, b.(a) ve b.(b) deki hükümler nedeniyle tenzilat konkordatosu sadece borca batık borçluların başvurabileceği bir yol olarak telakki edilmelidir. Borca batık olmayan yani alacakları ve varlıkları borçlarını karşılayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu teklif etmesi halinde bu teklif, bir taraftan teklif edilen tutarın borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olması ( mal varlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme halinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflas yoluyla tasfiye halinde elde edilebilecek bedelden fazla olması ) ( İİK m.305,f.1 , b.(a)) şartı, diğer taraftan da teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları (mevcudu) ile orantılı olması ( İİK m. 305,f.1, b.(b)) şartı yerine gelmediğinden tasdik edilemeyecektir. Örneğin, alacak ve varlıkları borçlarını tamamını karşılayan bir borçlu tenzilat talep ederek yüzde doksan oranında ödeme yapmayı teklif ettiği takdirde, bu teklif borçlunun mevcudu ile orantılı olmadığından ve teklif anında borçlunun iflas etmesi halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktar teklif uyarınca ellerine geçecek tutardan fazla olduğundan reddedilmek gerekecektir.<br> Borçlunun mevcudu borçlarının tamamını karşılayabilecek durumda olmakla ve mevcudu oluşturan malların hiç olmazsa bir kısmının satılmasıyla vadesi gelmiş borçların ödenmesi imkan dahilinde bulunmakla birlikte, çeşitli nedenlerle malların o anda satılması mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda borçlu, borçlarının yüzde yüzünü, yani tamamını ödemeyi ve alacaklılarından kendisine bir vade vermelerini teklif etmelidir. (vade konkordatosu) bu durumdaki borçlu borçlarında mutlaka indirim yapılmasını sağlamak istiyorsa, bir sermaye şirketi ve kooperatif olmak kaydıyla, borçların uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması (İİK m. 309/m vd) yöntemine başvurmalıdır. <br>Bu husus gerekçede şu şekilde işaret edilmiştir: \"Borca batık olmamakla birlikte borç ödemeden aciz halinde bulunan bir borçlunun vade konkordatosu istemesi mümkündür. Diğer bir deyişle, mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan bir borçlunun mallarını o anda satarak vadesi gelmiş bütün borçlarını ödemesi mümkün değilse, o zaman borçlu borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılardan kendisine bir mühlet verilmesini isteyebilir (vade konkordatosu). Bu durumdaki bir borçlunun normal olarak tenzilat konkordatosu isteyebilmesi mümkün olmamak gerekir, zira böyle bir teklif ödenmesi \"teklif edilen meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına uygun düşmez...\". <br>Demek ki, İİK m.285,f.1'in, \"borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. \" şeklindeki hükmü, konkordatoya başvurma hallerini kanun koyucunun kastetmek istemediği kadar geniş anlamaya imkan verebilecek bir hüküm olarak tezahür etmektedir. Bu nedenle hüküm dikkatle yorumlanmalı ve borç ödemeden aciz halinde bulunmakla birlikte borca batık olmayan bir borçlunun tenzilat konkordatosu istemesi mümkün olmamalıdır; mevcudu borçlarının tamamını ödeyebilecek durumda olan böyle bir borçlunun ancak borçlarını yüzde yüz, yani tamamen ödeme taahhüdünde bulunarak alacaklılarından kendisine ödemek için bir süre verilmesini isteyebilmesine (vade konkordatosu) izin verilmelidir. Şu halde, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya bu şekilde borç ödemede aciz halinde olmamakla birlikte mali göstergelerinin seyri itibariyle yakın bir gelecekte ve kaçınılmaz olarak borçlarını vadesi gelince ödeyememe tehlikesi altında bulunan bir borçlu, mevcudu borçlarını karşılıyorsa ancak vade konkordatosu teklif edebilecektir. <br>Nitekim öğretide de bu hususa önemle işaret edilmektedir: \" Konkordato mehiline hak kazanabilmek için, aktifin pasiften az olması, yani borçlu mevcudunun borcundan az olması ana kayidedir. Aksi halde talep redde mahkumdur... \" ; \" ... Borçlunun varlığının borçların yüzde yüzünü karşılayabilecek değerde olmasına karşın, vadesi gelmiş veya yakında gelecek borçlarının ödenmesi için malvarlığının kısa zamanda paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi mümkün değil ise, borçlunun vade konkordatosundan yararlandırılması gerektiği konusunda doktrinde görüş birliği vardır. \". <br>Şu halde malvarlığı borçlarını ödeyemeye yeten borçlu tenzilat konkordatosu talep edemeyecek olup, bu borçlunun teklif edebileceği konkordato türü ancak vade konkordatosu olabilecektir. Ama bu bağlamda borçlunun büyük bir hareket alanına sahip bulunduğu söylenemez: \"... borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa, uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato bağıtlamak olanağının tanınamayacağı açıktır ... özelikle, yüksek tutarlı borçları kapsayan konkordatolarda, borçlunun çalışarak borçlarını ödemesi, uzun yıllara bağlıdır. Borçluya ... uzun ödeme süreleri sağlayan bir konkordatonun aktifin borçları tamamen karşıladığı durumlarda kabulü söz konusu olamaz ...bu gibi durumlarda, borçluya aktifini paraya çevirerek, borçlarını ödeyebilmesi için gerekli olan sürenin verilmesi daha makul olacağından, uzun ödeme süresini içeren faizsiz ödeme tekliflerinin kabulüne imkan yoktur...\" <br>Yargıtay'da aynı görüştedir, yani aktifi pasifinden fazla olan bir kişinin tenzilat konkordatosu isteyemeyeceğini kabul etmektedir... <br>Aktifi pasifinden fazla olan borçlunun önerdiği tenzilat konkordatosu kural olarak bir tek halde kabul görebilir ve o halde konkordatoya tabi bütün alacaklıların (oybirliğiyle) konkordato teklifini kabul etmeleridir. Ama prosedürün bu aşamaya kadar gelmesi mümkün olmayacaktır; çünkü mahkeme, aktifi pasifinden fazla olan borçlunun buna rağmen tenzilat konkordatosu istediğini tespit ederek, kesin mühlet kararı vermeyecektir...\" (Prof. Dr. Selçuk Öztek - Prof. Dr. Ali Cem Budak - Doç. Dr. Müjgan Tunç Yücel  - Doç. Dr. Serdar Kale Dç. Dr. Bilgehan Yeşilova - Yeni Konkordato Hukuku s:158,159,160,161,162,163,164,165,166,167,168,169 )     <br>\"...İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesine göre konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için talep edebileceği kolektif bir tasfiye biçimidir.<br>Düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi konkordato mühleti verilmesinin ve dolayısıyla konkordatonun temel koşulu vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunmasıdır (İİK m.285). Borçlarını vadesinde ödeyebilecek olan borçlunun konkordato başvurusu kabul edilemez. <br>Esasen kısa vadeli borçların ödenememesi ya da ödenememesi tehlikesi konkordatoya başvuru için yeterli olmakla birlikte varlıkları borçlarının kat be kat üstünde olan borçlular için konkordatoya müracaat kabul edilemeyeceği yerleşik Yargıtay uygulaması halindedir (Yargıtay İİD. 01.10.1964 gün ve 1964/12958; bkz. Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.670). <br>Konkordatonun temel amacı borçların ödenmesi olmakla birlikte 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle borçlunun işletmesinin iyileşmesi de bir işlev olarak konkordatoya yüklenmiştir. Ancak bu işlev alacaklıların alacaklarının çeşitli yollarla yok edilmesi suretiyle borçlunun borçlarından kurtulması ve buna ek olarak işletmenin kalkındırması maksadıyla kullanılamaz. Borçlu alacaklılarına mümkün olan en yüksek tatmini sağlamak zorundadır. <br>İşletmenin borçlarının ödenmesi yanında iyileştirilmesi de söz konusu olduğunda bunun sadece alacaklıların alacaklarının bir kısmına ve vade ile kavuşması, bu arada eğer faiz öngörülmemişse alacakların enflasyon karşısında zaman içinde faiz oranı kadar eritilmesi, bir diğer ifade ile iyileşmenin yükünün sadece alacaklılara yüklenmesi kabul edilemez. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun konkordato projesini niteleyen 286'ncı maddesinde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli malî kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka bir yöntem kullanılarak sağlanacağının gösterilmesi gerektiği de vurgulanmıştır. <br>Diğer taraftan işletmenin mali durumunu gösteren tek ölçüt varlıkların borçlara (kaldıraç) oranı da değildir. Mali tablo analizinde borç ödeme kabiliyetini (likiditeyi) hesaplamaya yarayan başka oranlar (rasyolar) da bulunmaktadır. Söz gelimi cari oran, işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek ve net işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını ortaya koymak bakımından önemlidir. Cari oranın ülkenin kalkınmışlığına, sektörün gerekliliklerine göre değişmekle birlikte 2:1, 1,5:1 gibi değerlerde olması yeterli görülmektedir (bkz. Akgüç, Ö.: Mali Tablolar Analizi, 15.b., İstanbul 2013, s.465 vd.). Borç ödeme gücünü ölçmeye yarayan ve cari oranı tamamlayan ikinci bir rasyo da asit-test oranıdır. Bu oranda cari orandan farklı olarak paraya çevrilmesi görece daha uzun zaman alabilecek kalemler hesaplamada dikkate alınmamakta, başka bir söyleyişle nakit ve kolaylıkla nakde çevrilebilecek varlıkların borçları karşılama oranı göz önünde tutulmaktadır. Asit-test oranının 1:1 olması işletme finansmanında \"oldukça iyi\" sayılmaktadır (Akgüç, s.471). <br>Bu anlamda konkordatonun temel koşulu olarak ifade edilen vadesi geldiği hâlde borçların ödenememesi veya ödenememe tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında en pratik ve doğru yolun, işletmenin cari oranı ile asit-test oranı başta olmak üzere likidite oranlarının değerlendirilmesi olduğu sonucuna varılmaktadır (bkz. Karakaş, C.F.: Borca Batık Olmayan Borçlunun Tenzilat Konkordatosu İstemi ve Seçenekli Konkordato Projesi, Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Dergisi, C.XVI, 2020/3, S.47, s.782 vd.).<br>Yukarıdan beri gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde istemci şirketin ödemelerini uzun bir vadeye yaydığı, faiz verilmesine dair bir proje unsuru öngörülmeyerek yıllık bazda borçlardan faiz oranı kadar örtülü tenzilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan işletmenin tek ortağının 1.000.000,-TL mertebesindeki sermayeyi arttırmak gibi bir taahhüdünün de bulunmadığı da görülmektedir. <br>Diğer yandan şirketin (likiditesi görece yüksek) dönen varlıklarının tutarının 53.165.666,31 TL, buna karşın kısa vadeli borçlarının 48.110.175,67 TL olduğu; bu tutarın dönen varlıklarla kolaylıkla ödenebileceği ve hatta 6.985.000,92 TL tutarındaki uzun vadeli borçlar da eklendiğinde hesaplanan 55.095.176,59 TL tutarındaki toplam borcun ödenmesi için  dönen varlıklara iki milyon liradan az bir ilavenin yeterli olduğu;<br>2021 yılında brüt 20.000.000,-TL gelir beklendiği,<br>Şirketin 15.703.487,72 TL'lik kaynak fazlasının olduğu ve varlık borç oranının %128,5 mertebesinde hesaplandığı anlaşılmıştır. <br>Bütün bu verilere göre şirketin vadesi gelmiş borçlarının tamamını derhal, bütün borçlarını da alacaklıları fazla bekletmeden ödeyebilecek güçte olmasına rağmen ödemeyi tasdik tarihinden başlatarak 13'üncü aya ertelediği ve aylık aralıklarla 36 aya yaydığı; bu yolla borçların zaman etkisinden yararlanılarak eritilmeye çalışıldığı, tek ortağın ve şirketin bu süreçte hiçbir yükümlülük altına girmediği ve konkordatonun finansal bir enstrüman olarak kullanıldığı değerlendirilmiştir. <br>Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için Yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir. <br>Açıklanan nedenlerle ...ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve istemci şirketin konkordato tasdik talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir...\" (Bknz. Ankara BAM 23.Hukuk Dairesi'nin  2021/1746 Esas ve 2021/1769 Karar sayılı kararı)<br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında konkordato komiseri  tarafından düzenlenen 02.05.2023 tarihli nihai raporuna ek raporuna göre; 31.03.2023 tarihi itibariyle davacı şirketin reel değerlere göre aktif toplamının 8.623.079.30.TL, borç toplamının 2.521.755.88.TL olduğu, davacı şirketin toplam malvarlığının pasifinden fazla olduğu, yani davacı şirketin borca batık olmadığı anlaşılmıştır.  <br>Yukarıdaki yasal düzenlemeler, emsal içtihat ve kararlar ile doktrindeki görüşler ve açıklamalar ışığında; her ne kadar yerel mahkemece ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından talep edilen konkordatonun TASDİKİNE, Borçlu konkardato talep eden şirketin konkordatonun tasdikine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren: Rehinle temin edilmemiş banka borçlarının faizsiz olarak ve 60 aylık sürede aylık eşit taksitler ödeyeceğinin TESPİTİNE, Rehinle temin edilmiş banka borçlarının 6 ay ödemesiz %10 faizi ile 60 eşit ve aylık taksitler halinde ödeyeceğinin TESPİTİNE, Rehinli malların muhafaza ve satışı ile finansal kiralama konusu malların iadesinin karar tarihinden itibaren 1 yıl süre ile ERTELENMESİNE,\tTalep eden ...'ın (konkordato) talebinin REDDİNE, karar verilmiş ise de; davacı şirketin aktif toplamının 31.12.2022 tarihi itibariyle 320.319.732.79.TL, pasif toplamının 297.989.554.85.TL olduğu, davacı şirketin toplam malvarlığının pasifinden fazla olduğu, yani davacı şirketin borca batık olmadığı halde 21.09.2021 tarihinde açılan dava sonunda 21.06.2023 tarihinde verilen karar ile adi konkordatoya tabi borçlarını tasdik kararının kesinleşmesinden itibaren toplam 60 aylık sürede (faizsiz olarak) aylık eşit taksitler halinde ödenmesine ilişkin adi konkordato projesinin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçip kesinleşmesinden sonra başlayarak 5 yıl gibi çok uzun süre de faizsiz ödeme teklifinin borca batık olmayan davacı şirketin ekonomik durumuna göre gerçeği yansıtmadığı gibi tenzilat ve ödeme vadelerinin davacı şirketin kaynaklarına göre makul seviyede olmadığı, borçlunun ödemeyi teklif ettiği tutarın, eşitlik ve kaynakları ile orantılı olması şartına açıkça aykırı olduğu, davacı şirketin konkordatoyu finansal bir enstrüman olarak kullanmak istemesinin konkordato kurumunun amacıyla bağdaşmadığı, alacaklıların zararına olduğu, bu durumda İİK.'nun 305. maddesinde öngörülen tasdik koşulları oluşmadığından (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2023 tarih ve 2022/5037 Esas 2023/518 Karar sayılı ilamı) dolayı davacı şirketin borca batık durumda olmadığı, davacı şirketin rehinli alacaklılar ile ilgili talebinin İİK'nun 308/h maddesi gereği üçte ikiyi aşan çoğunlukla anlaşma hasıl olmadığı ve ayrıca, \"302 nci madde uyarınca yapılacak alacaklılar toplantısı borçlunun konkordato projesini kabul etmezse, bu madde uyarınca anlaşma yapmış olan rehinli alacaklıların borçluyla akdetmiş bulundukları anlaşmalar ve anlaşma yapmamış olan rehinli alacaklılar için hazırlanmış olan ödeme planı geçerli hâle gelmez.\"(İİK m.308/h-7) hükmü gereğince adi alacaklılar yönünden konkordato reddedilmiş olduğunda rehinli alacaklılarla yapılan anlaşmanın da geçersiz hale geleceği, davacı gerçek kişi ...'ın tasdik talebi yönünden alacak ve alacaklı çoğunluğunun sağlanmadığı, davacı gerçek kişinin iflasa tabi kişilerden olmaması da dikkate alınarak davacıların konkordato taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yukarıda yazılı şekilde davacı şirket yönünden adi ve rehinli alacaklar yönünden konkordatonun tasdiki kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. <br>Yukarıdaki yanılgıların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden müdahiller ... Bankası A.Ş,  ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş,  ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak düzeltilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre müdahiller ... Bankası A.Ş,  ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş,  ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>I-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.10.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı EK KARAR, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/son maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından davacı ... Sanayi Tic. A.Ş. vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>II-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>III-Müdahiller ... Bankası A.Ş,  ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş,  ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf kanun yolu  başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2023 tarih ve 2021/579 Esas 2023/457 Karar sayılı hükmün HMK'nın 355 ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,  <br>IV-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE <br>''1-Davacı ... Sanayi Tic. A.Ş. ve davacı ...'ın konkordato taleplerinin  ayrı ayrı REDDİNE,<br>2-Davacılar ile ilgili tüm ihtiyati tedbir kararlarının KALDIRILMASINA, <br>3-Konkordato kayyımlarının görev ve yetkilerinin KALDIRILMASINA, kararın kayyımlara tebliğine,<br>4-İcra ve İflas Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aynı Yasa'nın 288'inci maddesi uyarınca ilanına ve bu maddede belirtilen yerlere bildirilmesine,<br>5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 427,60.TL maktu ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın tenzili ile bakiye 368,30.TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, davacı şirket tarafından yatırılan tasdik harcının karar kesinleştiğinde davacı şirkete iadesine, <br>6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>7-HMK' nın 333. maddesi gereği yatırılan gider/delil avansından kullanılmayan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>V-Kararın kaldırılma nedenine göre müdahiller ... Bankası A.Ş,  ... A.Ş, ... San ve Tic AŞ, ... Bankası A.Ş, ... Bank A.Ş, ... T.A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş, ... Bankası A.Ş, ... San. Ve Tic. A.Ş,  ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>VI-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 269,85.TL harcın tenzili ile bakiye 157,75.TL harcın davacı ...'dan alınarak hazineye irat kaydına, <br>VII-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle peşin alınan harcın davacı ... Sanayi Tic. A.Ş.'ne iadesine,<br>VIII-İstinaf başvurusunda bulunan müdahiller tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde yatıran müdahillere iadesine,<br> IX-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>X-İstinaf başvurusunda bulunan <br>a-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, <br>b-Müdahil ... A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... A.Ş.'ne verilmesine, <br>c-Müdahil ... San ve Tic AŞ. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil  ... San ve Tic AŞ.'ne verilmesine, <br>d-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, <br>e-Müdahil ... Bank A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil  ... Bank A.Ş.'ne verilmesine, <br>f-Müdahil ... T.A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... T.A.Ş.'ne verilmesine, <br>g-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, <br>h-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil  ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, <br>ı-Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından yatırılan 492,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne verilmesine, <br>i-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... Bankası A.Ş.'ne verilmesine, <br>j-Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne verilmesine, <br>k-Müdahil ... tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ...'e verilmesine, <br>l-Müdahil ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından yatırılan 738,00.-TL istinaf başvuru harcının davacı şirketten alınarak müdahil ... San. ve Tic. A.Ş.'ne verilmesine, <br>XI-İstinaf başvurusunda bulunan <br>a-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>b-Müdahil ... A.Ş. tarafından  yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>c-Müdahil ... San ve Tic AŞ. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>d-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>e-Müdahil ... Bank A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>f-Müdahil ... T.A.Ş. tarafından  yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>g-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>H-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından  yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>ı-Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 828,10.-TL istinaf yargılama giderinin davacı şirketten alınarak müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne verilmesine, <br>i-Müdahil ... Bankası A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>j-Müdahil ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>k-Müdahil ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>l-Müdahil ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 300,00.-TL istinaf yargılama giderinin davacı şirketten alınarak müdahil ... San. ve Tic. A.Ş.'ne verilmesine, <br>XII-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacılar aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>XIII-Kararın kesinleştirme, harç ve gider/delil avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>XIV-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,<br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve İİK'nun 308/a maddeleri gereğince gerekçeli kararın davacılar vekili ve istinaf talebinde bulunan müdahil vekillerine tebliğinden; diğer alacaklıların ise kararın ilanından itibaren on gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 11/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea8e21aed96ba96f","SID":"de233b2f6b657149"}}