{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1799 Esas<br>KARAR NO: 2024/162 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/139 Esas - 2021/478 Karar<br>TARİH: 23/06/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  müvekkili şirketin alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı Şirket ile dava dışı  ... A.Ş. arasında konusu Sözleşmede belirtilen ürünlerin ...' ya satış ve teslimi hususlarında sözleşme akdedilmiş olduğunu, bu nedenle iddia edilen söz konusu borcun müvekkil şirketten talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar husumet nedeniyle davanın reddi gerekiyorsa da, Müvekkil Şirket aleyhine yapılan takibe müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmaması ve 25.10.2018 tarihinde Davacı Şirkete Ödeme yapılmış olması nedenleriyle itiraz edildiğini, buna rağmen davacı tarafın dava dilekçesinde 25.0.2018 tarihinde yapılan ödemenin İst. ....İcra Md. ... E. Saylı Dosya borcuna ilişkin olup, takibe konu alacak için olmadığını belirttiğini, oysa ki 2018/33191 E. Sayılı dosyanın tarafların anlaşması ile sonuçlanarak dosya borcunun doğrudan alacaklı tarafa ödendiğini, yapılan ödemenin ... E. Sayılı dosyaya yapıldığının tarafların C/H' ları incelendiğinde görüleceğini savunarak davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/06/2021 tarih 2019/139 Esas 2021/478 Karar sayılı kararında;\"......Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava  hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak  dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile Tarafların Ticari Defterlerindeki Kayıtları ve Müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucuna göre, her iki tarafın da ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup, tarafların arasında davacının davalıya mal vermesi şeklinde bir ilişkinin gerçekleştiği sabittir. Cari hesabın incelenmesinde ise, davalının kayıtlarında yer alan ''iade '' faturası dışındaki kayıtların birebir örtüştüğü sabit olup, davacının kayıtlarında yer almayan yer almayan iade faturası 5.962,78TL olup, Davacının kayıtlarında yer almadığı için davalıca, iade işleminin ispatı gerekir. Zira davalı, emtiaya ilişkin bu teslimi kendi kayıtlarına işlemekle bu miktar malı aldığını kabul etmiş sayılır. Bilahare iade etmiş ise ya da ayıplı ise bunları ispatı gerekir.<br>İspatlayamamış yemin deliline dayandığından davacı da yemin etmiştir. Davacının davasını ispatlandığı kanaatine  varılarak davanın kabulü ile Davalının İst.Anad. ....İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 5.962,00 TL üzerinden takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, alacak likit olduğundan, Davalının İİK 67/2.mad. Gereğince 5.962,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,  1-Davanın KABULÜNE, Davalının İst.Anad. ....İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 5.962,00 TL üzerinden takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, 2-Davalının İİK 67/2.mad. Gereğince 5.962,00 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davanın husumet yönünden reddi gerekirken esasa girerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,  Davacı ... Tic. A.ş. ile dava dışı  ... A.Ş. arasında konusu sözleşmede belirtilen ürünlerin ...’ya satışı ve teslim edilmesine ilişkin sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme ile davacı şirket tarafından ...’ya satımı ve teslimi olan ürünleri almayı ve bu konuda ödeme yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle söz konusu iddia edilen borcun müvekkili şirketten talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Sözleşmeden doğan alacaklarda, davacının, sözleşmenin karşı tarafını oluşturan kişiye karşı dava açmaları gerekir. Aksi takdirde davalının sıfatının bulunmaması nedeniyle dava reddedilir. ( Ejder Yılmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerh. Sh.533)Taraf sıfatının usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğinde olduğunu, (Yargıtay15. Hukuk Dairesi,Esas No:2013/1716, Karar No:2014/1341 ve 26.02.2014 tarihli kararı)Yerel mahkemenin dava konusu alacağın dayanağı ve davacı ile dava dışı ... A.Ş. Arasında akdedilmiş olan ve ekte de sunulan   mal alım satım sözleşmesini göz ardı ederek, davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken esasa girerek karar vermesi hukuka aykırı olduğunu, dava, davacı tarafından haksız olarak müvekkiline yöneltildiğini ve mahkemece yukarıda arz ve izah edilen hususlar dikkate alınmadan işin esasına girilerek karar verildiğini,Müvekkili şirketin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafından işbu davaya konu icra dosyasından gönderilen ödeme emri ile aynı alacağa ilişkin, ilk olarak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nde ... Esas sayılı dosyadan ilamsız takibe mahsus icra yoluyla, müvekkili şirket ...   Tic. A.ş. aleyhine takip başlatıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, mevzubahis takibe istinaden müvekkili şirketçe dosya borcu alacaklı tarafa ödenmiş olup böylelikle takip borcu sona erdirildiğini ve dosya kapatıldığını, daha sonra davacı tarafça, daha önce haricen tahsil yapılarak ödenmiş olmasına rağmen, uyuşmazlık konusu İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile yeniden aynı alacağı takibe koyarak, ilamsız takibe mahsus icra yoluyla müvekkili şirket aleyhine takip başlatılmış olup, ödeme emri 07.02.2019 tarihinde tarafımıza tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmaması ve 25.10.2018 tarihinde davacı şirkete ödeme yapılmış olunması nedeniyle 12.02.2019 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiğini, söz konusu borcun ödendiğini, Yerel mahkemede yapılan yargılama sürecinde dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, dosyaya sunulan 19.03.2020 tanzim tarihli bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterleri karşılaştırılmış ve müvekkili şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 5.962,78 TL bedelli iade faturasının davacı şirket ticari defterlerinde işlenmemiş olması nedeniyle davacı şirkete borç külfeti getiremeyeceği yönünde kanaat bildirildiğini ancak, raporda da değinildiği gibi bu fatura iade faturası olup, davacı şirketin daha önce İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü dosyasından ödeme emri gönderdiği ve tarafımızca ödemesi yapılıp kapatılan dosyadaki alacağa istinaden sanki hiç ödenmemiş gibi yeniden fatura kesilmesi ve müvekkiline ibrazı üzerine itiraz mahiyetinde olduğunu, davacı mükerrer ödeme talep etmekte olup, kötü niyetle bu iade faturasının içeriğine itiraz etmişse de, hem kestikleri ve ticari defterlerine kaydettikleri ve müvekkili şirketin borçlu gösterildiği fatura hem de müvekkili şirketin iade faturasına yapılan itirazın geçerli olmayacağını, geçerli bir itirazdan söz edilebilmesi için, faturanın tarafları arasında sözleşme ilişkisinin varlığı gerektiğini, faturaya konu alım-satım sözleşmesi müvekkili şirket ile değil ... ile akdedildiğini,Tüm bu hususlar ışığında kesilen iade faturası mükerrer faturaya itiraz mahiyetinde kesilmiş olup, buna itiraz edilmesi de TTK 23/2 uyarınca yalnızca fatura münderacatına ilişkin olacağını, müvekkili şirket tarafından iade faturası düzenlenerek itiraz mahiyetinde keşideciye geri gönderilen faturanın takibe konulması ile tarafımızı borçlu duruma düşüren davacı şirket, lehine durum çıkaracak taraf olduğundan fatura içeriğini ve münderecatının teslim edildiğini kendisi ispat etmesi gerekirken yerel mahkemenin ispat yükünü müvekkiline yükleyip borcun varlığına kanaat getirmesinin haksız ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, Davacı tarafın yemin edası usule uygun olmadığına, mahkemece hükme esas alınması haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel mahkemece yapılan yargılamada, 26.05.2021 tarihli 8. celsede davacı şirket yetkilisince yemin edildiğini ve gerekçeli kararda bu yemin hükme esas alınarak davacının davasını ispat ettiği varsayılarak davanın haksız ve hukuka aykırı olarak kabul edildiğini Davacı şirket yetkilisinin kaç adet ürün teslim ettiği hususu izaha muhtaç iken mahkemece bu eksiklik tamamlanmadan yeminin kabul edilip hükme esas alınması açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yemin metni ile davacı tarafın dava dilekçesindeki talepleri uyuşmadığını,  (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 9.6.2016 tarihli E. 2016/6014 K. 2016/9255 sayılı ilamı), (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 4.7.2011 tarihli E. 2011/6930 K2011/8130 sayılı ilamı), (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 29.11.2005 tarihli E. 2005/10326 K. 2005/12834 sayılı ilamı), (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarihli 2015/10737 Esas, 2015/22722 Karar sayılı ilamı)  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Mahkemece, taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, davalı vekili tarafından davanın esasına yönelik ileri sürülen  istinaf sebepleri yargılama aşamasındaki dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporunda bu iddiaların değerlendirildiği anlaşılmıştır. Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Somut olaya döndüğümüzde; davacı ve davalının ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir  bilirkişi tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler gözetildiğinde, davaya konu alacağın dayanağı olan davacı tarafından davalı adına düzenlenen 24/10/2018 tarihli ... nolu, kalıp amortisman bedeli açıklamalı KDV dahil 5.962,78 TL. Tutarlı davacı faturasının davalı tarafça süresi içerisinde itiraz edilmeksizin 24/10/2018 tarihinde ticari defterlerine kayıt edildiği ve ilgili dönem BA formu ile mükellef olduğu vergi dairesine davacı şirketten mal/hizmet alımı olarak beyan ettiği, davalı tarafça yasal itiraz süresi içerisinde itiraz edilmeyerek ticari defterlerine kayıt edilen ve BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilen faturanın kayda alındıktan 1 ay sonra 24/11/2018 tarihinde  5962,78 TL. Miktarlı 24/10/2018 tarih ... nolu faturaya istinaden açıklamalı iade e faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği, davacı tarafça iade faturası kabul edilmeyerek davalı muhataba Beyoğlu ... Noterliğinden çekilen 03/12/2018  tarih ve ...  yevmiye nolu ihtarname ekinde davalıya iade edildiği, davalı tarafça iade faturasının düzenlenmesine dayanak belge ibraz edilmediği, taraf ticari defterleri arasındaki farkın bu iade faturasından kaynaklandığı, mahkemece davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı, davalı vekili 29/03/2021 tarihli yemin metnini ibraz ettiği, davacı şirket yetkilisi 26/05/2021 tarihli duruşmada yemini eda ettiği tesbit edilmiştir. Bu tesbitler ışığında ilk derece mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30. TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ccb213ca460a45c","SID":"5f971e7cfaf6ccef"}}