{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1819 Esas<br>KARAR NO: 2024/164 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/227 Esas - 2021/233 Karar<br>TARİH: 22/03/2021<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davacı ... kefil sıfatıyla davalı bankadan ticari kredi çekmiş olup davalı banka tarafından krediye istinaden Erzurum ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibi başlatıldığını, takip çıkışı 35.425,34-TL olan icra dosyasına %100 gibi afaki bir temerrüt faizi işletilmek suretiyle dosya borcunun 22/01/2019 tarihli kapak hesabında yapılan ödemeler düşüldüğünde 151.964-TL gibi asıl borcun 5 katı fazlasına kadar çıktığını, davacılar tarafından icra takibini başlatan davalı avukatının hesabına icra dosyası için  toplam yaklaşık 13.000 TL ödeme yapıldığını, davalı vekili tarafından 4.000 TL ödeme yapılması halinde icra dosyasının kapanacağına ilişkin yapılan teklif üzerine açıklama kısımlarına icra dosya numarası yazılarak ve dosya kapama ücreti şeklinde belirtilmek suretiyle 13/08/2018 tarihinde 1.000 TL, 14/08/2018 tarihinde 3.000 TL olmak üzere toplam 4.000 TL ödendiğini, dosya borcu ödenmesine karşın davalı tarafın icra dosyasını hitam etmeyerek haksız yere para tahsil etmeye çalıştığını, bu nedenlerle dosya borcunu ödeyen davacıların borçlu olarak göründüğü Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasını kapatmayarak kötü niyetli hareket eden davalı bankaya bu mezkur kredi nedeniyle hiçbir borçlarının kalmadığının tespitine, dava sonuçlanınca kadar davacıların telafisi imkansız zararları doğması ve davalı tarafın haksız bir şekilde hareket edebiliyor olmasından dolayı icra dosyasının teminatsız bir şekilde durdurulmasına, dosya borcunun %20'sinden aşağı olmayacak şekilde tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  davacıların davalı bankanın Erzurum şubesinden o dönemde eczacılık ticari faaliyette bulundukları için ticari kredi kullandıklarını, taksitlerin ödenmemesi üzerine borçlulardan ... için 04/03/2015 tarih ... yevmiye sayılı  diğer davacı  ... için ise 04/03/2015 tarih ... yevmiye sayılı Üsküdar ....Noterliğinden ihtarnameler gönderildiğini, ihtarnamelerin borçluların diğer kardeşi olan ... imzasına 09/03/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacılar hakkında Erzurum ....İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı doyası ile icra takibi başlatıldığını, takiplerin kesinleşmesinden sonra davacılar hakkında haciz işlemleri yapıldığını, bir kısım ödemelerin davacıların maaşından kesilmek suretiyle dosyaya geldiğini, davacıların güncel borç miktarının 163.845,28 TL olduğunu, menfi tespit davasının borçluların borçlu bulunmadığının ispatı için açacağı dava olması ve ortada bankadan çekilmiş, icra takibine konu olmuş bir borç söz konusu olduğundan, davacılar da bu durumu kabul ettiğinden dolayı davanın davacıların dava açmakta hukuki yararı olmaması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, TTK.nun 8.maddesinin 1.fıkrasında tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceğinin hükme bağlandığını,  takipten 4 yıl sonra borçluların faize ilişkin olarak itirazlarının dinlenmesi mümkün olmayıp itiraz ettiklerini, davalı bankanın yapmış olduğu kampanyalarda dosya borçlularına belirli tarihlerde ödeme yapmaları halinde makul miktarda indirim yapılarak dosya borcunun kapanacağı bilgisi verildiğini, fakat davacılara dosyanın kapanacağı miktarın sehven 4.000 TL olarak bildirildiğini, mail gönderiminden hemen sonra düzeltme maili atılarak söz konusu miktarın sehven yazılmış olduğu, düzeltmek için tekrar mail atıldığı bilgisinin verildiğini, söz konusu dava icra kapak hesabı 167.000 TL olmasına rağmen dava değerinin 35.000 TL olarak gösterilmesinin usulü eksiklik olup net olarak borç miktarı belli olmasına rağmen eksik harç yatırılarak yargılamaya devam edilmesinin ilgili kanun hükümleri uyarınca mümkün olmadığını, davanın ikamesi için takibin kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde dava açılması kanunda öngörülmüş olmasına rağmen 4 yılı aşkın bir süre sonra anılan dava açıldığından zaman aşımı itirazında bulunduklarını, bu nedenlerle davanın reddi ile takibin devamına, fazlaya ilişkin hakları sakı kalmak kaydıyla davacıların takip konusu dosya borcu üzerinden işlemiş yasal faiziyle dosya borcunu ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/03/2021 tarih 2019/227 Esas 2021/233 Karar sayılı kararında;\"....Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davalı bankanın Erzurum şubesi ile davacı ... arasında 31/08/2012 tarih ve 400.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacı ... sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, davacı asıl borçluya çek kredisi, ticari kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davacılara Üsküdar ....Noterliğinin 04/03/2015 tarih ve ..., ... yevmiye sayılı ihtarnamelerin keşide edildiği, davacılar tarafından ödeme yapılmaması üzerine Erzurum ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davacılar tarafından davalı bankanın borç ödeme kampanyası ile 4.000 TL ödeme yapılması halinde icra dosya borcunun kapatılacağı yönündeki teklifi karşısında yapılan ödeme ile takibe son verilerek borçlu olmadıklarının tespitinin talep edildiği, davalı bankanın ise davacılara verilen ilk borç kapama belgesinin 24.000 TL olması gerekirken sehven 4.000 TL olarak bildirildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.  Davacı taraf, tarafların tacir olduğu ve tacirlerin de her türlü ticari iş ve işlemlere ilişkin olarak basiretli davranmaları gerektiğini, dosyaya ödenen 4.000 TL sonucunda dosya borcunun kapatılmış olduğu ve dosyadan borçlu olmadığını iddia etmiş ise de; davalı alacaklı banka yetkililerinin söz konusu borç bildiriminin SEHVEN verildiği ve dosya borcunun devam ettiği yapılan 4.000 TL'lik ödemenin de dosya borcuna mahsup edildiği kaldı ki 4000 TL ödeme ile 121.263,44-TL tutarındaki dosya borcunun kapatılamayacağının ortada olduğu, davacılara verilen ilk borç kapama belgesinin 24.000 TL olması gerekirken sehven 4.000 TL olarak bildirildiği  şeklindeki savunmaları karşısında ayrıca dosya kapsamına davacı tarafça yapıldığı tespit edilen ödeme tutarları dikkate alınarak  davacının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmemiştir.  Bankacı bilirkişi tarafından mahkememizce de yeterli izahatı içerir, denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere, emsal Yargıtay kararları da gözetildiğinde taraflar arasındaki Taksitli Ticari Krediye fiilen uygulanan cari akdi faizin % 13,80 olarak taraflarca belirlendiği, sözleşmenin 23.mad gereğince, taksitli ticari kredinin muacceliyeti ile işbu akdi faizin % 100 fazlası olan % 27,60 temerrüt faizinin talep edilebileceği kabul edilmek suretiyle bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara itibar edilmiş olup, buna göre takipte 32.236,68-TL asıl alacak, 29.135,64-TL işlemiş faiz alacağı, 1.456,78-TL BSMV hesaplandığı, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre  davalı banka tarafından davacılar tarafından dosya kapama bedeli 4.000 TL 'de dahil olmak üzere toplam 23.242,23 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği (icra dosyasında yapılan 13.450,87-TL'lik kısmi tahsilatın ve dosya kapsamında  ödendiği  anlaşılan 9.791,36-TL) yapılan toplam 23.242,23-TL'nin de mahsubu sonrası  bakiye toplam alacağın  39.586,87-TL olduğu anlaşılmış olup,  neticeten davanın kısmen kabulü ile,   bilirkişi raporuyla  tespit edilen alacak tutarı olan 39.586,87-TL'nin mahsubuyla Erzurum ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yürütülen takipte davacıların 121.512,19 TL (161.099,78-TL-39.586,87-TL) borçlu olmadıklarının tespitine, şartları oluşmayan kötü niyeti tazminatı talebinin reddine  karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile,  Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-)Taraflar arasında düzenlenen 31.08.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı borçlular hakkında Erzurum ....İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile yürütülen takipte davacıların 121.512,91-TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,2-)Şartları oluşmadığı anlaşılmakla kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,  karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme tarafından reddedilen kısımlara ilişkin kararının hukuka aykırı olduğunu,  Söz konusu icra takibi incelendiğinde takip çıkışı 35.425,34 TL olan icra dosyasına %100 gibi afaki bir temerrüt faizi işletilmek suretiyle dosya borcu 22.01.2019 tarihli kapak hesabında yapılan ödemeler düşüldüğünde 151.964-TL gibi asıl borcun 5 katı fazlasına kadar çıkarıldığını ancak dava dilekçelerinde yazılı olarak beyan edildiği üzere davacı bankanın müvekkiline vermiş olduğu kredi ana borcu dikkate alındığında uygulanan faizin ne kadar fahiş olduğu gerçek borcun 161.099,78 -TL olmadığı,  çok daha düşük olduğu bu nedenle davalı tarafın müvekkiline vermiş olduğu 4.000-TL teklifin müvekkilinin yapmış olduğu ödemeler de dikkate alındığında normal bir rakam olduğu hayatın olağan akışına aykırı bir durum olmayacağını,  davalı taraf dahi davanın başından bu yana davalının sehven olarak bildirdiği durumda dahi gerçek borcun 24.000-TL olması gerekirken 4.000-TL olarak yazıldığının belirtildiğini, davalı taraf dahi borcun 24.000-TL olarak kabul etmişken yerel mahkeme 39.586,87-TL olarak borcun devam ettiğine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, Davalı tarafın cd olarak sunduğunu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili davalı tarafından gönderilen hiçbir düzeltme maili gönderilmediğini, davalı taraf düzeltme maili attığını belirtmiş ise de söz konusu mailin müvekkiline hiçbir şekilde ulaşmadığını, davalı taraf kabul etmemekle birlikte böyle bir mail atıldıysa şayet hangi mail adresine, hangi tarihte ve kim tarafından attığının açıklanması gerektiğini, davalı taraf kendisine gerekçe üretmeye çalışmakta ise de bu durumun hukuki hiçbir dayanağı olmadığını,Davalı taraf gerçek borcun 4.000-TL olarak bildirmiş olduğunu yazılı olarak onayladığını,Dosya borcu takip çıkışına yakın bir kısmı davalı bankaya yatırmış iken 13.08.2018 tarihinde  Av. ... ait hukuk bürosundan müvekkilinin arandığını ve davalı bankanın yapmış olduğu indirim kampanyası dolayısıyla müvekkilinin borçlu olduğu icra dosyasının 4.000-TL nin ödenmesi durumunda kapanacağı müvekkiline iletilmiş  bu bildirimin yazılı olarak kendisine iletilmesi talebi üzerine Av.... imzasını taşıyan ve \"Borç Kapama Belgesi\" başlıklı yukarıda zikrolunan icra dosyasının \"toplam borcu 4.000-TL dosyası infaza(kapamaya) uygundur.\" Evrakı müvekkilin telefonuna watsapp uygulaması üzerinden gönderildiğini, Müvekkili toplu ödeme yapacağı için emin olmak istediğini ve ... Hukuk Bürosundan söz konusu borç kapama belgesini kendisine banka aracılığıyla gönderilmesini talep ettiğini bunun üzerine 14.08.2018 tarihinde ... hukuk bürosu çalışanı  ... ait ...@... mail adresinden ... ERZURUM ŞUBESİ çalışanlarından ...  ait ...@... olan kurumsal mail adresine:\"Merhaba, Ekte bulunan borç kapama yazısını şubenize gelecek olan borçlumuz ...ya teslim etmenizi rica ederiz. İyi çalışmalar\" açıklamasıyla ve EK-3 de yer alan borç kapama belgesini de ekleyerek mail gönderdiğini ...da aynı maili müvekkilinin eşi olan ... mail adresi olan ...@... adresine yönlendirerek davalı tarafın işbu kapama iradesini birkez daha ortaya koyduğunu,Bilirkişi raporlarında dahi davalı tarafın iddiaları kabul edilse dahi borcun 20.000-TL olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya konulduğunu,Bilirkişi tarafından davalı tarafın iddiaları üzerine ve görevi gereğince yapmak zorunda olduğu hesaplama neticesinde davalı tarafın iddialarının kabulü halinde bakiye borcun 20.000-TL olduğu tespitini içeren beyanlarına itiraz ettiklerini, bilirkişinin bu tespitine dayanak olarak davalı tarafın müvekkiline gönderdiğini iddia ettiği ve borcun 4.000-TL değil 24.000-TL olduğuna ilişkin müvekkillerini bilgilendirdiğini içeren yazı her ne ise bunların hiçbiri müvekkillerine gönderilmediğin Kötü niyet tazminatı talebimizin reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu,  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda reddedilen kısım yönünden kaldırılmasına, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, davacıların dava açmakta hukuki yararı olmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verildiğini, davada borçlular borcu bulunmadığının ispati için açacağı dava olması sebebiyle ve ortada bankadan çekilmiş ve icra takibine konu olan bir borç olduğu ve davacılarında bu durumu kabul ettikleri tartışmasız olduğuna göre davanın usulden reddi gerektiğini, Faize ilişkin olarak; Türk Ticaret Kanununun 8’inci maddesinin birinci fıkrasında, tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyebileceğinin hükme bağlandığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2013 tarihli kararına göre, davacı banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK’nın 4. maddesi gereği ticari iş niteliğinde olduğu, aynı Yasa’nın 8. maddesine göre; ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebileceğini, bu durumda TBK.’ndaki 88. ve 120. maddelerindeki hükümlerinin ticari işler bakımından uygulanabilirliğinin bulunmadığını, görüldüğü üzere Yargıtay 19. Hukuk Dairesi verdiği karar ile Türk Borçlar Kanununda faiz oranına ilişkin öngörülen sınırlamaların ticari işler bakımından geçerli olmadığına hükmedildiğini, Takipten 4 yıl sonra borçlunun faize ilişkin olarak itirazlarının dinlenilmesinin mümkün değil iken usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğunu, İcra dosyası ödemeleri ile ilgili olarak; söz konusu borçlulardan ... takipden sonra Devlet Hastanesinde Eczacı olarak işe başlamış olup maaşında birden fazla haciz olması sebebiyle maaş haczimiz sıraya alındığına dair Mal Müdürlüğünden cevabi yazı yollanıldığını, dosyadaki ve uyap üzerinden de ekte sunulu kapak hesabında görülen 12.750,00 TL ödemeler ise diğer borçlu ...'nın maaş haczinden gelen ödemeler olup Uyap üzerinden tanımlı olan Banka hesabına icra müdürlüğünce yatırılan ödemeler olduğunu, bunun dışında borçlunun müvekkili banka tahsilat sistem hesabına yapılan ödemelerde icra dosyasına bildirildiğini,Davacı taraf 4.000,00.TL'e ödeme yaptıklarını bu ödeme neticesinde dosya borcunun tamamının kapanması gerektiği halde kapatılmadığı, icra takibine devam edilmesi ile  haksız para tahsilatı yapılmaya çalışıldığı iddiasında bulunmuş ise de işbu iddia da diğer iddialar gibi asılsız ve  mesnetsiz olup kabulünün mümkün olmadığını,  Müvekkili bankanın yapmış olduğu kampanyalarda dosya borçlularına belirli tarihlerde ödeme yapmaları halinde makul miktarda indirim yapılarak dosya borcunun kapanacağı bilgisi verildiğini, davacıların da kampanyadan yararlanması için müvekkili banka vekili tarafından kampanya çerçevesinde indirimli miktar üzerinden dosya borcunun kapanacağı bilgisi verildiğini fakat bu aşamada davacılara dosyanın kapanacağı miktar sehven 4.000,00.TL olarak bildirildiğini ve mail gönderiminden hemen sonra düzeltme maili atılmış söz konusu miktarı sehven yazılmış olduğu düzeltmek için tekrar mail atıldığı bilgisi verildiğini, Eksik harç yönünden; dava icra kapak hesabı 167.000,00.TL olmasına rağmen dava değerinin 35.000,00.TL olarak gösterilmiş olmasının usulü eksiklik olup net olarak borç miktarı belli olmasına rağmen eksik harç yapılarak yargılamaya devam edilmesinin kanuna aykırı olduğunu,Zamanaşımı yönünden; işbu davanın açılması için 1 yıl içinde dava açılması kanunda öngörülmüş olmasına rağmen 4 yılı aşkın süre sonra açılması nedeniyle itirazda bulunulduğunu ancak yerel mahkeme tarafından bu beyan konusunda hüküm kurulmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını, HMK 353/1-a6 maddesi gereği ilk derece mahkemesine gönderilmesini, gönderilmeyecekse bu defa yeniden yargılama yapılması ve davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı banka tarafından davacı borçlular hakkında Erzurum ....İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası dosyası ile GKS. kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibinden kaynaklı  davalı alacaklıya borçlu olmadıklarının tesbiti talebiyle İİK. 72 Maddesi uyarınca açılan menfi tesbit davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Somut olayda, davalı bankanın Erzurum şubesi ile davacı ... arasında 31/08/2012 tarih ve 400.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davacı ...'un sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı, kefil olunan miktarın 400.000,00 TL. Olduğu, davacı asıl borçlu ...'ya, taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davacılara Üsküdar ....Noterliğinin 04/03/2015 tarih ve ..., ... yevmiye sayılı ihtarnamelerin keşide edildiği, davacılar tarafından ödeme yapılmaması üzerine Erzurum ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile, Alacaklı ... BANK A.Ş. tarafından borçlular ... aleyhinde 32.236,68 TL. Asıl alacak, 151,84 TL. BSMV, 3.036,34 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 35.425,34  TL. Alacağın tahsili talebiyle icra takibinde bulunulduğu,  dava değeri 35.425,34  TL. Gösterilerek bu miktar üzerinden menfi tesbit davası açıldığı, davacılar vekili 09/03/2020 tarihli dilekçe ile, dava tarihinde davaya konu icra müdürlüğü dosyasında yapılan kapak hesabı neticesinde borç miktarının 161.099,78 TL olarak hesaplandığını, bu nedenle davaya esas harç miktarının da 161.099,78 TL olmakla birlikte dava tarihinde 35.425,34 TL üzerinden harç yatırılarak işbu davanın açıldığını, bu hesaba göre ikmal ettikleri harca esas değerin 161.099,78 TL-35.425,34 TL=125.674,44 TL üzerinden hesaplama yapılarak dosyaya yatırıldığı belirtilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın genel müdürlüğüne yazılan 12/10/2020 tarihli müzekkere ile taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin gönderilmesi talep edildiği halde, gelen cevabi yazıda kullanılan taksitli ticari krediye ilişkin hesap hareketleri, ödeme planı,ödeme bilgisi yazısının CD içerisinde gönderildiğinin belirtildiği, GKS. Nin gönderilmediği, mahkemece bankacı bilirkişiden alınan bilirkişi ek raporunda da; taraflar arasında imzalanan GKS.'nin tam sayfalı olarak ibraz edilmediğinden incelenemediği belirtilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, zamanaşımı itirazında bulunduğu halde mahkemece,  davalının zamanaşımı  defi konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi bu itirazın gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmediği, davalı vekilinin bu hususu istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü anlaşılmıştır.HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında;Davalı vekilinin temerrüt faiz oranına yönelik istinaf sebebi incelendiğinde;Bilirkişi ek raporunda; Davacı ... ile davalı banka arasında imzalanan GKS'nin ''Temerrüt Faizi ve Diğer Mali Yükümlülükler '' başlıklı 22 Maddesinde;'' Sözleşmeden doğan borçların gününde ödenmemesi ve muaccel hale geldiği tarihten itibaren bankaya tamamen ödeninceye kadar geçecek günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın ......Kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan '' Bankanın TCMB'na uygulanacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına bu oranın yüzde yüzünün ilavesiyle bulunacak oran..,''üzerinden bulunacak oranda temerrüt faizi ile birlikte fon ve gider vergisini talep edebileceği hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceği açıkça gösterilmiştir. Temerrüt faizi yönünden davalı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, mahkemece bankacılık konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek banka kayıtları incelenip dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki  emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı belirlenip taraflar arasındaki sözleşmeye göre uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD 2018/2511 Esas 2019/3854 Karar) Somut olayda mahkemece, bilirkişiye bu yönde bir araştırma yaptırılmaksızın doğrudan davalı banka tarafından dava konusu kredilere uygulanan en yüksek akdi  faiz oranının %100 fazlasına göre temerrüt faiz oranının  belirlenmesi ve mahkemece de bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalı banka vekiline süre verilip dava konusu GKS. Nin tamamının dosyaya ibrazının sağlanmak suretiyle ve davalı banka tarafından cevabi müzekkere ekinde gönderilen ve dosya arasında bulunan CD'lerin yazdırılıp fiziken dosya arasına konulup, bankacı bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak yukarıdaki açıklamalar kapsamında ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı verdikleri itirazlarını içerir beyan dilekçesindeki itirazlarda değerlendirilmek suretiyle ,  davacılar tarafından yapılan ödemelerin öncelikle faiz+BSMVden düşülmesi, bakiye kaldığında ana paradan düşülerek, icra takip tarihi ve dava tarihi itibariyle davacıların davalı bankaya borçlu olup olmadığı ve miktarı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve istinaf denetime elverişli başka bir bankacı bilirkişiden rapor alınıp, varılacak sonuca göre tarafların her bir talebi konusunda karar verilmesi gerekmektedir.HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 297, 353/1-a.6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davacılar vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar ve davalı istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2021 tarih ve 2019/227 Esas - 2021/233 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3c7f5995a201a3e","SID":"a841d4109025309f"}}