{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>K A Y S E R İ <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/611<br>KARAR NO: 2024/278<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2022<br>NUMARASI: 2021/68 Esas, 2022/1030 Karar<br>DAVA: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 25.01.2021<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH: 08.02.2024<br>YAZILDIĞI TARİH: 14.02.2024<br>Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/68 Esas, 2022/1030 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 11/01/2020 tarihinde saat 10:00 sıralarında davacının ... plakalı aracı ile ... Bulvarı'nda seyir halinde iken, aracında sorun olduğunu ve mazotunun bittiğini anlayıp yolun sağ şeridine arabasını çektiğini, arabasından inip gerekli önlemleri almak ve bagajı açmak için arabanın arkasına geçtiği sırada sigortalı ... Anonim Şirketi'ne ait ... plakalı aracı kullanan davalı ... ’nun KTK'nun m.47/1-d ve m.52/1-b ihlal ederek davacının bulunduğu araca ve davacıya arkadan çarparak davacının yaralanmasına ve maddi hasar oluşumuna neden olduğunu, kaza tespit tutanağı ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı ve Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan trafik bilirkişisi raporunda davalı sigortalıya ait aracı kullanan sürücünün KTK'nun 47/1-d ve 52/1-b maddelerine aykırı davrandığı ve kazanın gerçekleşmesinde tam kusurlu olduğunun, davacının ise herhangi bir kusuru olmadığı tespit edildiğini, ceza mahkemesinde davalı sürücü ...  aleyhinde bilinçli taksir ile yaralamaya sebebiyet vermek suçundan hüküm kurduğunu, uyuşmazlığa konu trafik kazasında davalı ... 'nun asli ve tam olduğunu, söz konusu kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazanın ardından davacının Erciyes Üniversitesi’nde 11 gün tedavi gördüğünü ve şu anda da düzenli olarak kontrollere gittiğini, bu tedavi sürecinde 3 ameliyat geçirdiğini ve bu ameliyatlar sonrası sol bacağını kaybettiğini, gözlerinde kayma meydana geldiğini, kaza sonucu oluşan komplikasyon sonucu karaciğerinde sorun meydana geldiğini hatta bu durumdan ötürü ağırı kesici dahi kullanamadığını ve ayrıca sağ kulakta hafif derecede işitme kaybı oluştuğunu, bu kaza sonucu alınan Erişkinler İçin Engellilik Sağlık Kurulu Raporu'nda bu hususların belirtildiğini ve rahatsızlıklar sonucu davacının engel oranının (süresiz olarak) %51 olarak belirlendiğini, şu an herhangi bir iş bulma ümidinin kalmadığını, herhangi bir iş yapabilmek için ise öncekine göre çok daha fazla efor sarf etmesi gerektiğini, kaza sonrası maddi tazminat, iş göremezlik ödeneği ve bakıcı giderlerinin ödenmesi için davalı ... A.Ş.'ne davacı ... adına vekaleten başvuru yapıldığını ve bu başvuru sonucu sigorta şirketi tarafından 367.558,52-TL ödendiğini, ancak davacının zararının bu tutarın kat be kat üstünde olduğunu, dolayısıyla zararının karşılamadığını, davacının %51 sürekli iş göremez hale geldiğini, herhangi bir sigortalı işte çalışmadığını, dolayısıyla herhangi bir sigorta girişinin veya maaş bordrosunun bulunmadığını, söz konusu kaza sonucu meydana gelen sürekli iş göremezlik tazminatının aktif ve pasif dönemler hesaplanarak tarafa ödenmesini, davacının sol bacağında sol diz üstü distal amputasyon operasyonu gerçekleştirildiğini, davacının bacağına protez bacak takıldığını ve bu protez bacak için 25.000,00- TL ödeme yaptığını, ayrıca bu protez bacağın uyumlu olup olmadığının henüz belli olmadığını, yeniden takılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, Yargıtay içtihadları ve doktrin görüşleri doğrultusunda protez bacak bedelinin tedavi giderleri kapsamında olup davalı tarafça tedavi giderlerinin ödenmesi gerektiğini, davacının bu süreçte ve ömrünün sonuna kadar yardıma ve bakıma muhtaç hale geldiğini, başkasının yardımına muhtaç olması nedeniyle ölüm tarihine kadar bakıcı giderlerinin söz konusu olduğunu, davacının kaza sonrası sol bacağını kaybetmesi dolayısıyla hastanelere giderken taksi ile gitmek durumunda kaldığını, dolayısıyla yol ücreti ödemek durumunda kaldığını, bu bakımdan yol giderine ilişkin bedelin de davalılar tarafından davacıya ödenmesinin gerektiğini, trafik kazası sonucu oluşan maddi manevi zarardan sigorta şirketi, sigortalı ve araç işleteninin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı ... 'nun ... plakalı aracı kullanırken söz konusu kaza meydana geldiğini, kaza sonucu oluşan maddi zarardan davalı ... 'nun haksız fiili işleyen kişi olarak, davalı ...  A.Ş.'nin sigorta şirketi olarak, davalı ...  Anonim Şirketi'nin ise araç işleteni olarak müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğunu, bu bakımdan davacının maddi zararlarının olayın gerçekleştiği 11/01/2020'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin gerektiğini beyanla, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL yol giderleri, 100,00-TL bakıcı gideri ve 100,00-TL protez bacak ücreti olmak üzere toplam 400,00-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 11/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin araç kiralama işiyle iştigal etmekte olduğunu, müvekkilinin kazaya karışan ...  plaka sayılı aracını ... isimli müşterisine 04/01/0202 tarihinde uzun süreli kiraya verdiğini, işleten sıfatının kiracıda olduğunu, davalının işleten sıfatının kalmadığını, bu sebeple davanın husumet yokluğundan  reddinin gerektiğini, KTK'nun 109 ve TBK'nun 72. maddeleri uyarınca zaman aşımı süresinin geçmesi nedeniyle de davanın reddinin gerektiğini, davaya konu kazanın oluşumuna bakıldığında; davacının aracının arızalandığını iddia ederek yol üzerinde durduğunu ve arkadan gelen araçlara karşı herhangi bir tedbir almadan, aracının arka tarafına geçtiğinin kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağında davacının kusurunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacının aracını işlek olan yol üzerinde durdurması ve gerekli önlemleri almaması sebebiyle kusurunun olduğunu, ayrıca tutanakta yolun 3 şeritli olduğu ve diğer iki şeridin kullanılabileceğinden bahsedilmekte ise de aynı tutanakta kaza esnasında kamera kaydının olmadığının belirtildiğini, yani olay anında diğer şeritlerin geçiş için müsait olmama durumunun mevcut olduğunu, davacının gerekli önlemleri almaması nedeniyle, davacının kusuru olmadığı yönündeki tespit tutanağını kabul etmediklerini, davacının %51 oranında malul olduğuna dair alınan raporu kabul etmediklerini, aldırılan raporun davacının tüm rahatsızlıklarını kapsadığını ve uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmadığını, raporda belirtilen rahatsızlıkların kaza sonucu olup olmadığının belli olmadığını, sürekli işgücü kaybı yönünden rapor aldırılarak davacının kazadan kaynaklı maluliyet durumunun belirlenerek sonucuna göre karar verilmesinin gerektiğini, tedavi giderlerin faturalandırılmak şartıyla 2918 sayılı yasanın 98. maddesi gereği SGK tarafından karşılandığını ve bu bakımdan davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının diğer talebi olan yol ücreti bakımdan; yol ücretlerinin ispatlanması, yani faturalandırılmasının gerektiğini, davacının ispatlanamayan masraflarından davalının sorumlu olmadığını, davacının bakıcı gideri talebinde ise bakıcı gideri talep edebilmesi için davacının %100 veya buna yakın maluliyetinin olması gerektiğini, ancak davacının hem kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu hem de kendi aldığı raporda dahi %51 kusurunun bulunduğunu, bu bakımdan bu talebinin reddi gerektiğini, diğer davalı ... A.Ş.’nin davacının maddi zararlarını giderdiğini, bu konuda davacının zararının kalmaması nedeniyle de iş bu davayı açmasında hukuki menfaati olmadığını, ayrıca davalının ... plaka sayılı aracın kasko poliçesi ile ihtiyari mali mesuliyet klozu ile ...  A.Ş.'nin genişletilmiş kaskosu ile sigortalattığını, davalı şirketin tazminata mahkum olması durumunda sigortalı bulunduğu şirkete rücu imkanının olduğunu, bu nedenle davanın, ... A.Ş.'ne ihbarını, yine tedavi giderleri tazminatı talepleri bakımından davanın SGK'na ihbarını talep ettiklerini belirterek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının eldeki davaya konu ettiği tüm taleplerinin zaman aşımına ve hak düşürücü süreye uğradığını, bu sebeple zaman aşımına ve hak düşürücü süreye uğrayan davanın reddini talep ettiklerini, kazaya karışan araçların kasko ve trafik sigorta poliçelerinin bulunduğunu, davacının tüm taleplerinin sigorta şirketleri tarafından karşılandığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fazlası ile sigorta şirketleri tarafından karşılandığından davacının tüm taleplerinin reddini istediklerini, sigorta şirketleri ile davacının arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlandığından ve ibraname imzalandığından usul yasası gereği dava açılmasının mümkün olmadığını, ayrıca kazan nedeniyle davacıya emeklilik de bağlandığını, tüm bu nedenlerle ve sair nedenlerle davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, trafik kazasında bu davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, bu nedenle zarardan da sorumlu olmayacağını, davalı hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığını, ceza dava dosyasının halen derdest olduğunu, halen görülmekte olan ve kesinleşmemiş olan ceza dava dosyasına istinaden bu davalıdan talepte bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, ceza mahkemesi tarafından yapılan iş ve işlemlerin, tesis edilen kararların, tanzim edilen raporların eldeki davada hükme esas alınamayacağını, meydana gelen trafik kazasında ve dolayısıyla ölüm olayında davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, yaralama olayında tam ve asli kusurlu olanın davacı olduğunu, davalının hız sınırını hiçbir şekilde aşmadığını, takip mesafesini ihlal etmediğini, tüm bu izahatlardan anlaşılacağı üzere ceza dosyasına sunulan söz konusu raporların hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, kazanın meydana geldiği sırada park halindeki diğer araç sürücüsü olan davacı ... 'ın aracının dörtlülerini yakmadığını, herhangi bir güvenlik tedbiri de almadığını, bu nedenle gerçekleşen olayda davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, güvenlik önlemi almayan, uyarıcı levha koymayan, dörtlüleri yakmadan ana yolda aracını park eden davacının eldeki dosyada tam ve asli kusurlu olduğunu, davacı tarafça talepte bulunulan alacak kalemleri ile ilgili olarak davacı tarafça herhangi bir delil ibraz edilmediğini, herhangi bir ödeme belgesi ibraz edilmediğini, davacının tüm taleplerinin devlet tarafından karşılandığını ve davacının herhangi bir masraf yapmadığını, masraf yaptığını da ispatlayamadığını, müvekkilinin dava konusu alacak kalemlerinden davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, meydana gelen kazada herhangi bir kusuru olmayan davalı aleyhine dava açılmasının ve talepte bulunulmasının hukuka olduğunu, tüm bu nedenlerle ve sair nedenlerle davalı aleyhine açılan eldeki davanın reddine, davacının tüm taleplerinin ve faiz talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini, davalı aleyhine açılan eldeki davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini, davanın ...  Sigorta A.Ş.'ne ihbar edilmesini, davacının tüm taleplerinin ve faiz talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı  üzerine bırakılmasını talep etmiştir.Davalı  ...  A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, davacının dava açmadan önce KTK'nun 97. maddesine göre başvuru yaparken evraklarını eksik sunduğunu, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin gerektiğini, bu kaza nedeni ile davacıya 18/03/2020 tarihinde davalı şirket tarafından 367.588,52-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından halen bir takım mesnetsiz sebeplerle hak iddia edilmesinin hiçbir iyi niyet kuralı ile izah edilemeyecek kötü niyetli bir davranış olduğunu, davacı her ne kadar vuku bulan trafik kazası sonucu uğramış olduğunu iddia ettiği zararlara karşılık olmak üzere maddi tazminat talebinde bulunmaktaysa da esasen müvekkili şirket tarafından davacının zararlarına ilişkin ödeme yapıldığını ve sigorta poliçesi hükümleri uyarınca davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı yana kaza ile illiyeti olan maluliyet oranı üzerinden tazminat ödemesi yapıldığını, bu nedenle davacının ikame ettiği davanın red edilmesinin gerektiğini, aksi kanaate varılması halinde ise öncelikle müvekkili tarafından ödenen miktarın yeterliliği hususunda ödeme tarihindeki veriler baz alınarak hesaplama yapılması ve ödenen miktarla karşılaştırılması, fahiş fark doğması ihtimalinde ise olası bir tazminat miktarından tenzil edilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kişi başı sakatlık bakiye teminat limitinin 42.411,48-TL olduğunu, teminatı aşan olası bir zararın tespit edilmesi durumunda, davalı şirket yönünden davanın reddi gerektiğini, poliçe bakiye teminat tutarının tespiti amacıyla dava konusu kaza nedeniyle başka kişilerin bedensel zararının bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini, hangi genel şartların uygulanacağı hususunda, poliçenin yeni genel şartların yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden önce mi, yoksa sonra mı tanzim edildiğinin belirleyici etken olduğunu, dosyada mübrez bilgi ve belgelerin hiçbirinin tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan bir takım hastane kayıtları ile sağlık raporlarının objektif değerlendirmelerden uzak ve mahkeme kararına dayanak teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in  20/02/2019 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle Özürlülük Ölçütü Ve Sınıflandırması Yönetmeliği’nin yerine artık Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'in kullanılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu Yargıtay tarafından kabul edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını,  yine davacının protez ihtiyacının da tedavi giderlerinden olup,  SGK tarafından karşılanması gerektiğini, ayrıca yol giderlerinin de dolaylı zarar kalemi olup, ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, davacının dava dilekçesinde 11/01/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda bacağının kesildiğini iddia ederek, protez bedellerinin tahsilini talep ettiğini, ancak 6111 sayılı kanun değişikliği ve SGK Sağlık Uygulama Tebliği gereği protez bedeli bakımından davalı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından talep edilen faturalı tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda olan tedavi giderlerinden olduğu anlaşıldığından mahkemece, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davaya dahil edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davacı lehine tazminata hükmedilecekse bile aktüer uzmanından rapor alınması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde davalı şirketin dava tarihinden ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, daha evvel bir temerrütten bahsedilmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar davacı tarafça kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de davalı şirketin yasal mevzuat gereği olay tarihinde temerrüde düşmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle haksız faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İhbar Olunan ...  Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; Zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, davacının usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, müvekkili şirketin ihbar olunan olması nedeniyle aleyhine hüküm tesis edilmemesine, yargılama giderlerinin ve bu kapsamda kalan vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulü ile 13.948,20-TL geçici iş göremezlik zararı, 500.517,50-TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.886,00-TL bakıcı gideri zararı, 25.000,00-TL protez bacak gideri (tedavi zararı) ve 100,00-TL tedavi yol gideri (tedavi gideri zararı) zararı olmak üzere toplam 545.451,70-TL maddi tazminatın davalı ...  A.Ş.'nin hükmedilen bakıcı gideri zararı, protez bacak gideri zararı ve tedavi yol gideri zararı ile toplam 30.986,00-TL'lık kısmından ZMMS poliçesinin 410.000,00-TL'lık tedavi giderleri teminatından karşılanması, hükmedilen geçici iş göremezlik zararı ve sürekli iş göremezlik zararlarından dolayı ise ZMMS poliçesinin sakatlık teminatından karşılanması ve bakiye poliçe teminat limiti olan 42.411,48-TL'lık kısmından sınırlı ve bu davalının protez bacak gideri için buna ilişkin fatura tanzim tarihi olan 20/07/2020 tarihinden itibaren ve hükmedilen diğer zararlar yönünden ise temerrüt tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olması; davalılar ...  ve ... A.Ş.'nin ise 545.451,70-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, protez bacak gideri için buna ilişkin fatura tanzim tarihi olan 20/07/2020 tarihinden itibaren ve hükmedilen diğer zararlar yönünden ise trafik kaza tarihi olan 11/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: A-) Davalı ...  A.Ş. vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, aracın uzun süreli kiralanması halinde işleten sıfatının, araç malikinde veya kiralayanda değil, kiracının kendisinde olduğunu, müvekkilinin, kiralama işiyle iştigal ettiğini, kazaya karışan ...  plaka sayılı aracını ... , isimli müşteriye 04.01.2020 tarihinde uzun süreli kiraya verdiğini, işleten sıfatının kiracıda olup, müvekkilin sorumluluğu bulunmadığını, bu durum göz ardı edilerek müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kusur raporunda müvekkili ... plaka sayılı aracın sürücüsü ... 'nun %100 kusurlu olduğunu, davacı ... 'ın kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, ancak  kazanın oluşumuna bakıldığında; davacı ... ’ın, aracının arızalandığını iddia ederek, yol üzerinde durduğu ve arkadan gelen araçlara karşı herhangi bir tedbir almadan, aracının arka tarafına geçtiğinin kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, her ne kadar kaza tespit tutanağı ve kusur bilirkişi raporunda davacının kusurunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de, davacının aracını işlek olan yol üzerinde durdurması ve arkadan gelen araçların kendisini fark etmesini sağlayacak uyarıcı refrektör veya benzeri cisim koymaması ve yine gerekli önlemleri almaması sebebiyle kusuru olduğunun açık olduğunu, ayrıca tutanakta yolun 3 şerit olduğu, diğer iki şeridi kullanılabileceğinden bahsedilmekte ise de aynı tutanakta kaza esnasında kamera kaydının olmadığının belirtildiğini, yani olay anında diğer şeritlerin geçiş için müsait olmama durumu bulunduğunu, her ne olursa olsun davacı aracının arızalandığını iddia ediyor ise, arkadan gelen araçların görmesi için gerekli önlemleri alması gerektiğini, bu önlemleri almaması nedeniyle, davacının kusuru olmadığı yönündeki tespitini kabul etmediklerini, bu konudaki itirazlarının ilk derece mahkemesine sunulduğunu ancak gerekli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan malüliyet raporunda davacının %50 engel oranı olduğunun iddia edildiğini, bu oranın hatalı olduğunu, davaya konu trafik kazası olayının 11.01.2020 tarihinde gerçekleştiğini, geçen bu sürenin davacıda kalıcı maluliyet oluşup oluşmadığının belirlenmesi için yeterli olmadığını, raporun, davacının tedavi kayıtlarının incelenmesi ile hazırlandığını, davacının fiziki olarak sevk edilip muayene edilmediğini, bu şekilde önceki kayıtlar üzerinden yapılan değerlendirmelerin tam olarak gerçek maluliyet oranın belirlenmesine engel olduğunu, bu bakımından davacının fiziki olarak sevki ile rapor aldırılması gerekirken bu yönde de inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu, davacının davasını belirsiz alacak olarak değil, kısmi dava şeklinde açtığını, bir davanın belirsiz alacak olarak kabul edilmesinin davacı tarafından bunun açıkça belirtilmesi gerektiğini, bu bakımdan ıslah edilen tutarlar yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını kaza tarihinin üzerinden 2 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle, ıslah edilen tutarlar yönünden zamanaşımı süresi dolduğunu, ıslah edilen tutarlar yönünden davanın reddi gerektiğini, ancak bu durumun dikkate alınmadığını, mahkeme hükmünde yer alan alacak kalemlerine bakıldığında yapılan 25.000,00 TL protez bacak ücretinin hüküm altına alındığını, davacının, iyileşmesi için tedavi masrafı yaptığını belirterek bu kalem alacak için de ücret talep ettiğini, tedavi giderlerini faturalandırılmak şartıyla 2918 sayılı yasanın 98. maddesi gereği SGK tarafından karşılandığını, bu bakımdan müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, bu şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hükümde yer alan alacak kalemlerine bakıldığında geçici iş gücü kaybı yer aldığını, bu alacak kalemi yönünden de müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hüküm kurulurken faiz avansının faiz olarak belirlendiğini ve kaza tarihinden itibaren işletildiğini, yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, ayrıca kısmi dava şeklinde açılan davada faiz başlangıç tarihi olarak, ıslah tarihini dikkate alınmayıp, kaza tarihinden itibaren hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>B-) Davalı ...  vekili, süresi içinde verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, aynı zamanda her talep açısından hak düşürücü sürenin de dolduğunu, bu sebeple dava konusu  taleplerin reddini talep ettiklerini,  meydana gelen trafik kazasında ve dolayısıyla yaralanma olayında müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, yaralama olayında tam ve asli kusurlu olanın davacı olduğunu, ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporunda müvekkiline kusur olarak atfedilen hususların hiçbirini kabul etmedidiklerini, müvekkilinin eldeki davada kusursuz olup kusurun tamamının karşı tarafta olduğunu, buna rağmen müvekkilinin kusurlu, karşı tarafın ise kusursuz olduğunun ifade edilmesinin hukuka aykırılık teşkil edeceğini, müvekkilinin tarafik kurallarına eksiksiz olarak uyduğunu, hız sınırını hiçbir şekilde aşmadığını, takip mesafesini ihlal etmediğini, hükme esas olan raporda hesaplanan alacak kalemleri açısından esas alınan kusur raporlarının hiçbir şekilde bağlayıcılığı bulunmadığını, müvekkili aleyhine bu denli yüksek hesaplamaların yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, bahse konu değerlendirmelerin ve hesaplamaların hukuka uygun olmaması sebebi ile hükme dayanak olan raporun hükme esas alınmaması gerektiğini, ayrıca maluliyete ilişkin oranın da kabulünün mümkün olmadığını, maluliyet oranının hayli yüksek hesaplandığını, kusura ve maluliyet oranına yönelik itirazları çerçevesinde yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, kazaya karışan araçların kasko ve sigorta poliçeleri bulunduğunu, davacının tüm taleplerinin sigorta şirketleri tarafından karşılandığını, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin fazlası ile sigorta şirketleri tarafından karşılandığından davacının tüm taleplerinin reddini talep ettiklerini, sigorta şirketleri ile arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlandığından ve ibraname imzalandığından usul yasası gereği dava açılmasının mümkün olmadığını, ayrıca kaza nedeniyle davacıya emeklilik aylığı da bağlandığını, hükme esas olan raporda yer alan hesaplamaların hatalı olduğunu, hatalı değerlendirme neticesinde ortaya çıkan  miktarların olması gerekenden çok yüksek olduğunu, bu miktarların ödenmesinin mümkün olmadığını, hükme dayanak olan raporda geçici bakıcı zararına yönelik bir değerlendirme ve hesaplamanın yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın geçici bakıcı zararını isteyebilmesi için somut olayda mevcut şartları  sağlamış olması gerektiğiini, bu uyuşmazlıkta ise bu şartların sağlanamadığını ve bu hususta bir değerlendirmede bulunulmadan bakıcı giderinin tespitine yönelik hesaplama yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme dayanak olan rapor tarihindeki verilere göre yapılan bakiye zarar değerlendirilmesinde; işleyecek aktif dönem ve işleyecek pasif dönem hesaplamasının hatalı bir şekilde gerçekleştirildiğini, bu sebeple nihai alacak miktarının fahiş bir şekilde yüksek çıktığını, hükme dayanak olan bilirkişi raporunda iki farklı tarih yönünden hesaplama yapılmasına rağmen, sonuç kısmında yalnızca yüksek olan hesaplamaya yer verildiğini, söz konusu durumun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karara verilmesini talep etmiştir.<br>C-) Davalı ...  A.Ş. vekili, süresi içinde verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas maluliyet raporu ile medikal raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla hükme elverişli maluliyet oranının tespiti için emsal yargıtay kararları uyarınca Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu Yargıtay’ca da kabul edilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, yine davacının protez ihtiyacının da tedavi giderlerinden olup, SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bu hususta rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrıca yol giderlerinin de dolaylı zarar kalemi olup, ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, dava konusu trafik kazası sonucu davacı tarafa müvekkili şirket tarafından 18.03.2020 tarihinde 367.588,52-TL ödeme yapıldığını, Yargıtay’ın kabul ettiği hesaplama yöntemleri dikkate alınarak yapılan ödeme sonucu müvekkili şirketin sigorta poliçesi hükümlerini tamemen yerine getirdiğini, bu sebeple müvekkili şirket aleyhine kurulan hatalı ve hukuka aykırı hükmün kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin tek teminat limitinden sorumlu olup kabul anlamına gelmemek kaydıyla sakatlık ve tedavi gideri teminat limitinin toplam 410.000 TL olduğunu, bu bakımdan mahkeme tarafından tedavi giderleri yönünden müvekkili şirketin ayrı bir teminattan sorumlu olduğu yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi hesap raporunda %10 artırım ve %10 iskonto yönteminin kullanılmasının da hatalı olup şirket aleyhine haksız ve fahiş sonuç doğurduğunu, bu karma yöntemin ülkenin ekonomik durumuyla örtüşmediğini, davacı lehine haksız kazanç kapısı sağladığını, mahkeme tarafından avans faizi ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, protez gideri yönünden müvekkili şirketin fatura tanzim tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve teminatın iadesi yönünden hüküm kurulmasını talep etmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davalılar vekillerinin ayrı ayrı yaptıkları istinaf başvurularının ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir. HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davalılar vekillerinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;<br>İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat taleplerine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davanın kabulü ile 13.948,20-TL geçici iş göremezlik zararı, 500.517,50-TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.886,00-TL bakıcı gideri zararı, 25.000,00-TL protez bacak gideri (tedavi zararı) ve 100,00-TL tedavi yol gideri (tedavi gideri zararı) zararı olmak üzere toplam 545.451,70-TL maddi tazminatın davalı ...  A.Ş.'nin hükmedilen bakıcı gideri zararı, protez bacak gideri zararı ve tedavi yol gideri zararı ile toplam 30.986,00-TL'lık kısmından ZMMS poliçesinin 410.000,00-TL'lık tedavi giderleri teminatından karşılanması, hükmedilen geçici iş göremezlik zararı ve sürekli iş göremezlik zararlarından dolayı ise ZMMS poliçesinin sakatlık teminatından karşılanması ve bakiye poliçe teminat limiti olan 42.411,48-TL'lık kısmından sınırlı ve bu davalının protez bacak gideri için buna ilişkin fatura tanzim tarihi olan 20/07/2020 tarihinden itibaren ve hükmedilen diğer zararlar yönünden ise temerrüt tarihi olan 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olması; davalılar ... ve ... A.Ş.'nin ise 545.451,70-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, protez bacak gideri için buna ilişkin fatura tanzim tarihi olan 20/07/2020 tarihinden itibaren ve hükmedilen diğer zararlar yönünden ise trafik kaza tarihi olan 11/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca sürücüden (somut olayımızda davalı ... ... plaka sayılı aracın sürücüsüdür) isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden (somut olayımızda davalı ...  A.Ş. ... plaka sayılı aracın malikidir) de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ...  A.Ş.'den isteme hakkı da vardır.Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). Dava konusu trafik kazası bakımından taksirle yaralama suçundan ceza davasının görüldüğü Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/319 Esas, 2020/478 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında verilen 32.000,00 TL adli para  cezasının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, 3. Ceza Dairesi'nin 2021/1914 Esas, 2021/1245 Karar sayılı düzelterek esastan ret kararlarıyla 28/09/2021 tarihinde kesinleştiği dosya arasındaki ceza dava dosyası karar suretleri ve UYAP bilişim sistemi üzerinden yapılan incelenmeden anlaşılmıştır.Somut olayda; 11.01.2020 günü saat 10:00 sıralarında sürücü belgesiz sürücü davacı ... , yönetimindeki ...  plaka sayılı kamyonet ile ...  Bulvarı üzerinde ...  Caddesi istikametine seyrederek olay yeri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü karşısına gelip, yakıtı biten aracıyla yolun sağında duraklamasını müteakip indiği aracının arkasına geçerek bagajını açtığı sırada, yan bağlantı yolunu takiben gelip ana yola girerek seyrini sürdüren davalı sürücü...  yönetimindeki ... plaka sayılı otomobilin, kendisine ve duraklayan aracına çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir. Otomobil sürücüsü davalı ... , yönetimindeki araç ile seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, aracının camları buğulu olmasına rağmen kontrolsüz ve tehlikeli biçimde seyretmiş, bu haliyle yan yoldan ana yola katılarak seyrini sürdürdüğü sırada, ön ilerisinde yolun sağında duraklayıp kamyonetinin bagajını açmış olan sürücü ... ’e ve söz konusu kamyonete tehlikeli biçimde yaklaşıp, önlemsizce çarpması sonucu meydana gelen olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle % 100 (yüzde yüz) oranında kusurludur. Kamyonet sürücüsü davacı ... , yönetimindeki araç ile gündüz vakti, düz ve eğimsiz yolda seyrederek olay yerine gelip, aracının yakıtının bitmesi üzerine yolun sağında duruşa geçerek indiği aracının bagajını açtığı sırada, arkasından aynı yöne seyreden sürücü ...  yönetimindeki otomobilin, kendisine ve aracına önlemsizce çarpması sonucu meydana gelen olayda, oluş üzerine etken hatalı tutum ve davranışı olmadığından sonuçta atfı kabil kusuru yoktur. İlk derece mahkemesince de aynı şekilde kabul edilen yukarıdaki kusur oranı gerek hukuk dosyası kapsamı ve olayın gelişim şekli gerekse kesinleşen ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporuyla uyumlu olduğundan davalılar vekillerinin kusur oranı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2020/8835, K:2021/2355 sayılı kararındaki açıklamalar da nazara alındığında; davacı için, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması doğru olup davalıların hesap raporunun hatalı olduğu ayrıca davalı sigorta şirketinin hesaplamada prograsif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminatın hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf itirazları haklı bulunmayarak reddedilmiştir.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Dosya kapsamındaki Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora göre davacının kaza nedeniyle kalıcı maluliyetinin %50 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğu anlaşılmıştır. Bu raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlandığı görüldüğünden mahkemece bu rapora itibar edilmesi doğru bulunmuş davalıların maluliyet raporu ve oranı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan, davalı sigorta şirketinin sunduğu medikal raporuyla hükme esas alınan maluliyet raporu arasında önemli bir fark olmadığından bu manada bir çelişki doğmadığı için çelişkinin giderilmesi amacıyla yeniden rapor alınması gerektiği yönündeki davalı sigorta şirketi istinaf itirazının da yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 1. fıkrasında “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı Kanun’un 2. fıkrasında ise “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, eylem taksirle yaralama suçuna vücut verdiğinden ve bu suç için zamanaşımı süresi 8 yıl olduğundan eldeki davadaki zamanaşımı süresinin dolmadığı açık olup davalıların aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 19/04/2022 tarihli hesap bilirkişisi raporunda sigorta şirketinin kısmi ödemesi tarihindeki verilere göre de hesaplama yapılıp gerçek zarar miktarı ile yapılan ödeme arasında fahiş fark olduğu belirlendiğinden 2918 sayılı KTK md. 111 uyarınca davacının fazlaya ilişkin talep hakkı vardır. Dolayısıyla bilirkişi raporunun bu yönüyle eksik hazırlandığı ve ayrıca kısmi ödemeyle sorumluluklarının sona erdiği yönündeki davalılar istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca dosya arasındaki kabulle sonuçlanan arabuluculuk sürecine ilişkin tutanakların incelenmesinde manevi tazminat bakımından uzlaşmaya varıldığı ancak maddi tazminat bakımından uzlaşılamadığı anlaşıldığından uzlaşmayla sonuçlanan arabuluculuk sürecinden sonra dava açılamayacağı yönündeki davalılar istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>2918 sayılı KTK'nın 6704 sayılı Yasayla değişik 90, 92, 93, 97 ve 99. maddelerinin kimi yönlerden Anayasanın bir kısım hükümlerine aykırılık oluşturacağından bahisle yapılan itiraz başvuruları üzerine, 09/10/2020 günlü ve 31269 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 esas ve 2020/40 karar sayılı ilamında; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Yasası'nın 3. maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin  birinci fıkrasında yer alan \"... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda ..\" ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan \"... ve genel şartlarda...\" ibaresinin; aynı Kanunun 92'nci maddesine 6704 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen \"i\" bendinin; Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, davalı sigortacının sorumluluğunun kapsamının 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği kabul edilemez. Dolayısıyla da 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren  Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.5. maddesinin (b) bendine göre sigorta şirketinin kalıcı sakatlık raporu alınana kadar tedavi sürecindeki bakıcı giderlerinden ve geçici iş göremezlik tazminatından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı düzenlemesinin olayımızda uygulanma imkanı kalmayıp bakıcı giderlerinden ve geçici iş göremezlik tazminatından da davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması doğrudur. Ayrıca bu zarar kalemlerinden sürücü ve işletenin de sorumlu olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığından davalıların bakıcı giderlerinden ve geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıkları yönündeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir,Öte yandan, davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinin 2918 sayılı Yasanın 98.maddesi kapsamında kalmadığı ve dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olmadığı anlaşıldığından tedavi amacıyla yapılan yol gideri ve protez gideri bakımından davalıların sorumluluğu devam ettiğinden ilk derece mahkemesince bu zarar kalemlerinin de davalılardan tahsili yönünde hüküm kurulması doğru olup aksi yöndeki davalılar istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. (Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2016/5270, K:2019/1139 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.)Dosya kapsamındaki Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenmiş 12/01/2022 tarihli maluliyet raporunda davacının 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu tespit ve açıklamalarına yer verilmesi nedeniyle bakıcı gideri nedeniyle tazminat istenmesi şartlarının somut olayımızda oluştuğu anlaşıldığından aksi yöndeki davalılar istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kayıt malikinin veya kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de, sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır. (Benzer bir hukuki uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2016/9032, K:2019/3568 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Davalı ...  A.Ş. vekili, kazaya karışan ...  plaka sayılı aracın uzun süreli olarak kiralandığı iddiasıyla işleten sıfatının bulunmadığını istinaf itirazı olarak ileri sürmüştür. Ancak dosya arasındaki kiralamaya ilişkin belgelerin ve özellikle de davalı şirket tarafından kesilen fatura tarihinin trafik kaza tarihi olan 11/01/2020 tarihinden sonraki bir tarih olan 30/01/2020 tarihli olması, kira süresi bir bütün olarak dikkate alındığında; uzun süreli kiralama yapıldığı hususunun üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte delillerle ispatlanamadığı kanaatine varılarak ilk derece mahkemesinin davalı ... A.Ş.'nin işleten sıfatıyla sorumluluğuna karar verilmesi doğru bulunmuş davalı şirket vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.6098 sayılı TBK'nun 117/1. fıkrası gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer ancak 2. fıkra gereğince haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre; zarar, haksız eylemden kaynaklandığında, tazminat da haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Bu itibarla dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde talep edilen alacaklar (protez bedeli hariç) bakımından davalılar ... A.Ş. ve ...  bakımından olay tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi bakımından ise kısmi ödeme tarihi itibariyle temerrüte düştüğünden kısmi ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E:2020/(17)4-170, K:2022/698 sayılı kararındaki açıklamalar ışığında kazaya karışan aracın ticari bir araç olması nedeniyle ilk derece mahkemesince avans faizine hükmedilmesi doğru bulunmuş, aksi yöndeki davalılar istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davalılar vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)<br>1-) Davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-) Alınması gerekli 37.259,80 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusu sırasında davalılarca peşin yatırılan toplam 19.883,4‬0 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.376,40‬ TL istinaf karar harcının davalılardan müteselsilen (davalı ... A.Ş.'nin 3.760,33 TL harçtan sorumlu olması kaydıyla) alınarak Hazineye irat kaydına, davalılarca istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının da Hazineye irat kaydında,<br>3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-) Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>5-) Davalılar tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre karar kesinleştiğinde yatıranlara İADESİNE, <br>6-) Kararın kesin olmaması nedeniyle tebliğ işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda,  6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/02/2024<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1a3cc98cdf4b6f83","SID":"e0a08e5ab3e88261"}}