{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1659 Esas <br>KARAR NO: 2024/151 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2014/393 Esas - 2018/738 Karar<br>TARİH: 19/07/2018<br>DAVA: Genel Kurul Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  davalı şirketin sahibi olduğu ... mevkiinde bulunan ... isimli otelin vekiledeni tarafından kurulduğunu, kullanılan kredilerden dolayı davalı şirketin %51 payının ... Bankasına devir edildiğini, taraflar arasındaki hukuki çekişmenin 2004 yılına kadar devam ettiğini, 2007 yılı Olağan Genel Kurulunda alınan kararların iptali için İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, yine 02/07/2009 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Kararlarına karşı vekiledenleri tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/694 E. sayılı dosyası ile genel kurul iptal davası açıldığını, davalı şirketin 17/04/2012 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul toplantı tutanağında görüşülüp  oy çoğunluğu ile kabul edilen maddelerin iptalinin gerektiğini, Genel Kurulun Madde-11 Temenniler ve Kapanış bölümünde taraflarınca İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/364 E. 2011/95 K. sayılı ilamı sunulmuş ve 19/03/2007 tarih ve sonrasında bütün kararların yoklukla malül olduğu ısrarla belirtilmesine rağmen, üyelerin mahkeme kararlarını hiçe saydığını,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/5601 E. sayılı 2010/11891 nolu kararın 3. sayfasının 3. maddesinde yazılı olduğu üzere yapılan Yönetim Kurulu Seçimlerinin yok hükmünde olduğunu, bu nedenle şirket organsız durumda olup, mevcut yönetimin yaptığı tüm işlemlerin hukuksuz ve  geçersiz olduğunu beyanla,  davalı şirketin 17.04.2012 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ile alınan kararların TTK nun 445. Maddesi gereği iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın ... A.Ş. ne ihbar edilmesi gerektiğini, vekiledeni şirketin 17/04/2012 tarihli Olağan Genel Kurulunun TTK hükümlerine ve usulüne uygun toplandığını, iptalini gerektirecek hukuki bir sebebin bulunmadığını, toplantıya davetin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ve yerel gazete ile ilan edilmek suretiyle ve tüm ortaklara iadeli taahhütlü mektuplarla toplantı gün ve gündeminin bildirilmesi suretiyle, hükümet komiserinin gözetimi ile süresi içerisinde yapıldığını, gündem konusu bilanço, faaliyet raporu, denetçi raporu, kar - zarar cetvelerinin şirket merkezinde tüm ortakların incelemesine hazır tutulduğunu, toplantı nisabının bulunduğunu, kararın TTK ve usule uygun olarak Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edildiğini, bu şekilde yasal koşullar yerine getirildiğinden dava konusu Genel Kurul Toplantısı kararlarının iptali isteminin yerinde olmadığını beyanla,  davanın reddine  karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/07/2018 tarih 2014/393 Esas 2018/738 Karar sayılı kararında;\"......Mahkememizce neticesi beklenen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/197 esas sayılı dava dosyasında,  mahkemece verilen 28.12.2011 tarihli kararla  davalı şirketin 19.03.2007 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan şirketin ana sözleşmesini değiştiren 11. gündem maddesinde eski metinde olduğu üzere şirket sermayesinin 7.350-YTL olup, tamamının ödendiği, sermaye artırımına ilişkin ve murakıp ve görevlerine ilişkin  6 ve 9. maddelerin tadili ile  ilgili  11. maddenin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği, kararın  kesinleştiği anlaşılmaktadır.Mahkememizin 2014/392 esas sayılı dava dosyasında da  ana sözleşme  değişikliğine ilişkin 8. Maddenin  şirketin  7.350 -YTL pay değeri  ve 294.000 pay adedinden  ibaret kabul edilerek buna göre  karar nisabı  sağlanamadığından ana sözleşme değişikliğine ilişkin 8 nolu kararın mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve kararın iptaline karar verildiği  anlaşılmaktadır. İşbu davada davacılar tarafından iptali istenen kararların tamamının oy çoğunluğu ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. Toplantıya 7.350-YTL pay değeri 294.000 pay adedinden 150.004 adet  pay sahibinin genel kurula katıldığı, toplantıda ana sözleşme değişikliğine ilişkin  10 nolu karar yönünden ... Bankasının 149.996 adet payına ve ..., ...  ve  ...  birer adet olmak üzere toplam 150.000 adet  oya istinaden  kabul oyu,  davacıların toplam 4 adet payına (... hariç) istinaden de red oyu kullanıldığı,  toplantıya pay sahiplerinin  %51,02 sinin katıldığı, dolayısıyla 6762 esas sayılı  yasa hükümleri esas alınmakla yasanın 3585 sayılı yasa ile değiştirilmeden evvelki  388 maddesi hükümleri uyarınca  toplantı nisabının  oluşmadığı anlaşılmakla, 07.04.2012 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 10 nolu kararın bu nedenle mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve iptaline, diğer maddeler yönünden yukarıda değinildiği gibi dava açma koşulları oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, 1-) DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 07/04/2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın mutlak butlanla batıl olduğunun TESPİTİNE VE İPTALİNE, 2-) Genel Kurul toplantısında alınan diğer kararlar yönünden dava açma koşulları oluşmadığından davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkemece gerekçe olarak genel kurul toplantısına katılanların muhalefet şerhlerinin tutanağa geçirilmediğini beyan ettiğini, genel kurul tutanağı altına ..., ... ile ... vekili olarak Av.  ... ile ... asaleten şekilde muhalefet şerhlerini tutanağa işleyerek imzaladığını, ayrıca ... tarafından faks ile gönderilen vekaletname ise muhalefet şerhlerine karşın Genel Kurul tarafından kabul görmemiş ve ilgili davacı toplantıda temsil edilemediğini, Yerel mahkeme kararına dayanak olarak 01.02.2018 tarihli tek kişiden oluşan bilirkişi raporunu esas aldığını, ilgili raporda özetle; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin iptal kararı verilen 19.03.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki Hazirun Cetvelindeki nisapların uygulandığını, buna göre ana sözleşme içerik değişikliği dışındaki genel kurul kararlarının hem eski TTK hem yeni TTK hükümleri açısından kanunun aradığı nisaplarına uygun olduğu ve fakat ana sözleşme değişikliğine dair kararların eski TTK gereği aranan nisabı bulmadığı şeklinde tespitlerin yer aldığını, Söz konusu rapora karşı aşağıda özetlenen haklı itirazlara sunulmasına karşın mahkeme itirazlarını karşılayan ek rapor dahi almaksızın tek rapor üzerinden dosyayı karara çıkarttığını, Yerel mahkemece eksik ve yetersiz inceleme yapıldığını, ....AŞ.nin 17.04.2012 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının iptali sebepleri, dava dilekçesinde açıklanmış olup, sunulan bilirkişi raporunda sadece ve de yanlış hükümler uygulanmak suretiyle toplantı ve karar nisapları üzerinden değerlendirme yapıldığını; genel kurul toplantısında alınan her bir karar yönünden geçersizlik sebeplerinin bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmayarak rapor hazırlandığını ve bu rapora istinaden yerel mahkeme sadece 10. gündem maddesi için mutlak butlan kararı verdiğini,  Dava dilekçesinde iptal sebebi olarak dört konu ileri sürüldüğünü, Yerel mahkemenin bekletici mesele yaptığı  ve nihayetinde kesinleşen İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesine devredilen ve en son  2013 / 197 sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.06.2017 tarihli ilamı çerçevesinde kesinleşmesi karşısında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.11.2010 tarihli Bozma ilamının  kesinleşen gerekçesi sebebiyle  17.04.2012  tarihli  Olağan  Genel Kurul toplantı nisabı ve karar nisabı  TTK 388. maddesine aykırı olup yok hükmünde olduğunu, İlgili Genel Kurul Toplantı tutanağını da işbu dilekçe ekinde sunulduğunu, dava konusu Genel Kurul Kararları yönünden de bu durumun tespiti gerektiğini,  kesinleşmiş olan bu karar ve Yargıtayın ilk bozma ilamı gerekçesi çerçevesinde, sermaye artırımının yoklukla malul olduğu tespit edildiğinden, aslında müvekkillerinin, huzurdaki davanın konusunu oluşturan 17.04.2012 tarihli Genel Kurul Kararlarında belirtildiği gibi 149.996  adet payın  usulsüz biçimde Türkiye Kalkınma Bankasının uhdesinde gösterildiği ve kendisine ait olmayan paylara ait hakları ve özellikle oy haklarını kullandığını, bu itibarla 17.04.2012 tarihli Genel Kurul toplantısında alınan kararların esasen nisap yokluğu sebebiyle geçersiz olduğunun tespiti gerekli iken, Bilirkişi Raporunda bu hususa hiçbir şekilde değinilmediğini, Kesinleşen İst. 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/197 sayılı kararının lehlerine olduğu ve 500.000,- TL artırılan sermayenin 7.350,- TL olarak düzeltilme işlemi, yani artırılan 492.650-TL.nin şirket hesaplarında düzeltilmesi ve dava konusu olan 2. Sermaye artırımı 750.000,- TL. ile beraber sermaye hesabı Şirket Bilançosunda 757.350.- TL olarak görülmesi gerekirken, yasal defterlerde bu düzeltme işlemleri yapılmadığını,  6102 sayılı TTK 462/3. md sine göre dava konusu olan 750.000,- TL. lık sermaye artırımı hükümsüz olduğunu, TTK.'nın mezkur maddesine göre şirket bilançosunda \"502 hesapta takip edilen 8.463.088,66 TL. sermaye düzeltme olumlu farkları ile, 529 hesapta takip edilen, 600.759,69 TL.'lık sermaye yedeği bulunmakta olup \" her iki hesapta takip edilen sermaye fonlarının sermayeye dönüştürülmeden  sadece  nakit sermaye artışı yapılamayacağını, yargı kararlarını hiçe sayarak yapılan sermaye artışları TTK 447/c maddesi ile BUTLAN hükmünde olduğunu, Davalı şirketin 19.03.2007 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında alınan kararların iptali talebi ile açılan ve yerel mahkemenin bekletici mesele yaptığı, yukarıda belirtilen davada gerek sermaye artırımına ilişkin 11. Gündem konusu, gerekse yönetim kurulu ve denetim kurulu üye seçimlerine ilişkin 12. Gündem konusunun yoklukla malul olduğu kabul edilmiş ve Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiğini, Dava konusu genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçilen ... ile; denetim kurulu üyeliklerine seçilen kişilerin seçimine ilişkin kararın yoklukla malul olması hasebiyle, bu kişilerin  hiçbiri yönetim kurulu üyeliği veya denetçi sıfatını kazanamadığını, bir genel kurul kararının yoklukla malul olması durumunda, söz konusu karar alındığı tarih itibariyle yok hükmünde olduğundan, herhangi bir hüküm ve sonuç doğurması mümkün olmayıp; bu karar mevcut hukuki durumda herhangi bir değişiklik yaratmadığını, genel kurul kararlarının yoklukla (veya butlanla) malul olması durumunda ise, yokluğun tespiti davası açılmakta; bu dava herhangi bir zamanaşımı süresi yahut hak düşürücü süreye tabi olmadığını, Yokluk ve butlan hallerinin hakim tarafından resen dikkate alınması gerektiği, bu tür genel kurul kararlarının icrasının mümkün olamayacağını, ticaret siciline tescil edilemeyeceği; her nasılsa ticaret siciline tescil yapılmış olsa dahi, tescilin bu kararları ihya edemeyeceği, işbu karara geçerlilik kazandıramayacağını, Kesinleşmiş karar gerekçesi ile, dava konusu 17.04.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu açık olduğuna ve yönetim kurulu üyeliklerine seçilen kişiler ile denetim kurulu üyeliğine seçilen kişilerin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeliği doğmadığına göre, yönetim kurulu ve denetim kurulu toplantıları yaparak; Türk Ticaret Kanunundan kaynaklanan yetkileri kullanamayacakları da şüphesiz olduğunu, nasıl pay sahibi olduklarına ilişkin itirazların saklı kalmak kaydı ile, pay sahibi oldukları varsayılsa dahi, ... dışındaki diğer yönetim kurulu üyeleri olarak görünen  ..., o tarihte yürürlükte bulunan TTK 313.md çerçevesinde seçildikleri tarihte yönetim kurulu üyesinin pay sahibi olması koşulunu da taşımadığını,  ...  de 1 hisse maliki olduğu şeklinde hazirun cetveline kayıt düşüldüğünü, gerçek ve geçerli bir devir olup olmadığı, bilirkişi raporunda incelenmediğini, toplantıda hazır bulunanların yazılı bulunduğu Hazirun cetvelinde yazılı hissedarlardan, ...un hangi gerekçe ile ve hangi hisse devir işlemine istinaden hissedar oldukları sorusuna tatmin edici hiçbir cevap verilmediğini; böylece yönetim kurulu üyesinin pay sahibi olması koşulunun bulunup bulunmadığı yanında, bunların kullandığı oylar yönünden de herhangi bir tespit yapılmadığını, Toplantı sırasında bu hususlar tartışıldığı halde toplantıya nezaret eden Bakanlık temsilcisinin Şirkete ait Pay Defterini istemesi ve bu kişilerin hissedarlıklarını sorgulaması gerekirken bu konuda hiçbir işlem yapılmadığını yapılan bu hisse devir ve satış işlemlerinin de gerçek olmadığını, yasalara aykırı olarak yapıldığını,  ... AŞ bir Kamu Bankası olduğunu, bu kişilerin bankanın personeli olduğunu, yani 657 sayılı kanuna tabi devlet memurları olduğunu ve hiçbir şekilde bu şirketin yönetim kurulunda görev alamamayacaklarını bu nedenle,  ... nin yönetim kurulu üyelikleri hukuka ve yasaya aykırı olup, bu şekilde oluşan yönetim kurulunun ve bu kurula yeniden yetki veren 17.04.2012 tarihli olağan Genel Kurul kararlarının geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini,  (Yargıtay 11. HD.'nin 14.03.2011 tarih ve  E.2009/10138, K. 2011/2066 sayılı kararı)  Belirtilen nedenle ... Yönetim Kurulu Üyeliklerinin yasalara aykırı olduğunu, bu kişilerin Yönetim Kurulu Üyesi olamayacaklarını, toplantıya katılıp karar alamayacaklarını; keza bunların aldıkları kararların, genel kurul tarafından onaylanması da söz konusu olamayacağını,  Davalı şirket, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin genel kurul kararlarının geçersizliği yanında, geçersiz kararlarla seçilen yönetim kurulu, denetim kurulu kararları ile, takip eden genel kurul kararları, sair sebeplerle de hukuka aykırı olduğunu, 17.04.2012 tarihinde ayrıca 7. madde ile yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibrasına karar verildiğini, Yönetim Kurulu üyeliği sıfatları bulunmadığına göre, bu kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak ibralarının da geçerli olmayacağı hususu bir yana, yönetim kurulu üyeliğine seçilen kişilerin aynı zamanda ... Bankasının çalışanları olması sebebiyle, kendi çalışanlarının ibrasında oy kullanması oy hakkından mahrumiyete ilişkin 6762 sayılı TTK 374 hükmü karşısında kendi çalışanlarının, bu Bankanın lehine ve Bankanın menfaatlerine kararlar alması ve işlemler yapması ve çalışanları olması sebebiyle ... Bankasının ibra oylamasında oy hakkından mahrum olduğunu; keza Bankanın ibra oylamasında oy kullanmasının, mahrumiyet yanında ayrıca dürüstlük kuralına da aykırı olması nedeniyle, bu açıdan da ibra kararlarının hukuka aykırı olduğu açık olup; bilirkişi raporunda bu konuya da hiç değinilmediğini, Yerel mahkeme, gündemin 6. maddesinde yer alan yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin karar yönünden toplantı nisabının 6762 sayılı TTK 372. ve 6102 sayılı TTK 418. maddeleri çerçevesinde ¼ ve karar nisabının da ekseriyet olduğundan hareketle; alınan kararın geçerli olduğu sonucuna vardığını, İşbu davada, 6103 sayılı Yürürlük Kanununun 2. maddesi çerçevesinde, 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmaması bir yana; Bilirkişi, gerek yönetim kurulu üyelerinin gerekse denetçinin, ... Bankasını temsilen seçildiğini, ... Bankasını temsilen şirketi yönettiklerini ve denetlediklerini; dolayısıyla ... Bankasının şirket yönetim ve denetimine doğrudan temsilcileri vasıtasıyla katıldığını ve bu kişilerin ... Bankasının memurları olduğunu tespit ederek; 6762 sayılı TTK 374 çerçevesinde ... Bankasının ibra oylamasında oy hakkından mahrum olduğunu incelememiş; ve değerlendiremediğini, oysa, söz konusu ibra kararlarının alındığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 374 uyarınca, \"Mahrumiyet:Madde 374-Pay sahiplerinden hiçbiri, kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu ile şirket arasındaki şahsi bir işe veya davaya dair olan müzakerelerde, rey hakkını kullanamayacağını,  02/07/2009 tarihinde yapılan 2008 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında; gündemin 6. Maddesinde, Yönetim Kurulu Üyeliklerine üç yıl süre ile TKB.' nın memuru olan 5 kişi seçildiğini, bu kişilerin 02/07/2012 tarihine kadar görev yapmak üzere seçildiklerini, istifa edenlerin yerine yine banka memuru kişiler atanarak son yapılan 17.04.2012 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan karar ile görevlerine devam ettiklerini,  Yerel mahkemece, dava dilekçesinin 2-c bendinde belirtildiği üzere;  17.04.2012  tarihli genel kurul kararları Yargıtay 11. Hukuk Dairesince verilen onama kararı sonrasında kesinleşen ilam gereğince; temelsiz /dayanaksız / mesnetsiz, olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde olan genel kurul kararları için muhalefet şerhi ve/veya nisap gibi hususların değerlendirmeye alınması dahi hukuki hata olduğunu,Muhalefet şerhi iptale tabi kararlar için geçerli olup davanın konusu genel kurul kararlarının tümüyle yoklukla malul olduğuna yönelik olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Bozma İlamı) İşbu bozma ilamı bankanın karar düzeltme taleplerinin reddi ile kesinleştiğini, bozma ilamında açık ve net şekilde müvekkili hissedar aile bireylerini yok sayılmasının iyiniyet kaidelerine aykırı olduğu açıkça yazılı olduğunu, Şirketin organsız durumda olup, mevcut yönetimin yaptığı tüm işlemler geçersiz olduğunu, belirtilen nedenle 17.04.2012 tarihli genel kurul kararlarının sadece 10. maddesinin yoklukla malul kabul edildiğine dair yerel mahkeme kararının eksik, hatalı olduğunu,  İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına,  dava konusu olan 17.04.2012 tarihli Genel Kurul Kararlarının tümünün yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkeme tarafından gerekçe olarak; \"İşbu davada davacılar tarafından iptali istenen kararların tamamının oy çoğunluğu ile kabul edildiği anlaşılmaktadır. Toplantıya 7.350-YTL pay değeri 294.000 pay adedinden 150.004 adet  pay sahibinin genel kurula katıldığı, toplantıda ana sözleşme değişikliğine ilişkin  10 nolu karar yönünden ... Bankasının 149.996 adet payına ve ... ...  birer adet olmak üzere toplam 150.000 adet  oya istinaden  kabul oyu,  davacıların toplam 4 adet payına (... hariç) istinaden de red oyu kullanıldığı,  toplantıya pay sahiplerinin  %51,02 sinin katıldığı, dolayısıyla 6762 esas sayılı  yasa hükümleri esas alınmakla yasanın 3585 sayılı yasa ile değiştirilmeden evvelki  388 maddesi hükümleri uyarınca  toplantı nisabının  oluşmadığı anlaşılmakla, 07.04.2012 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan 10 nolu kararın bu nedenle mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine ve iptaline, diğer maddeler yönünden yukarıda değinildiği gibi dava açma koşulları oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" denildiğini, Anılan işbu Yerel Mahkeme kararında; sadece gerekçeye dayanak teşkil eden ve müvekkili şirket aleyhine hususlar içeren İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/286 E. (İst. 29. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/197 E.) sayılı dosyasındaki karardan alıntı yapılmak suretiyle, konuya ilişkin somut inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, taraf iddia ve savunmaları dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirme ile ilgili 10 nolu kararın mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ve iptalinin usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkemenin kısmen kabule ilişkin kararının kaldırılması ve haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu 17/04/2012 tarihli Genel Kurulda alınan kararlar yönünden; Hazirun Cetvelinde yer alan sermaye payları doğrultusunda genel kurul toplantı nisabının üstündeki pay sahiplerinin katılımı ile toplanmış, iptali istenen kararlar için de kanunun istediği toplantı nisabı oranı sağlanmış olup, toplantıda alınan kararlar yönünden de karar nisapları kanunun aradığı nisaplara uygun olduğunu, dava konusu Genel Kurulda alınan kararlara ilişkin nisapların değerlendirilmesinde 19/03/2007 tarihli Hazirun Cetvelinin baz alınmasının doğru olmadığını,Dava konusu genel kurulda alınan kararlara ilişkin toplantı ve karar nisaplarının değerlendirmesinin 13/01/2011 Resmi Gazete Kabul tarihli 6102 Sayılı (Yeni) Türk Ticaret Kanunu'na göre yapılması gerektiğini, 14/01/2011 kabul tarihli 6103 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 20. Maddesinin (2) inci fıkrası; \"(2) Sermayenin Türk Ticaret Kanununda öngörülen tutara yükseltilmesi için yapılacak genel kurullarda toplantı nisabı aranmaz, kararlar toplantıda mevcut oyların çoğunluğu ile alınır ve şartları bulunsa bile 6762 sayılı Kanunun 389 uncu ve Türk Ticaret Kanununun 454 üncü maddeleri uygulanmaz. Bu fıkra hükümleri, bu Kanunun 26 ve 28 inci maddeleri uyarınca yapılacak esas sözleşme değişiklikleri için toplanacak genel kurullara da uygulanır.\" şeklinde olduğunu, Yine 6103 sayılı Kanunun 26. Maddesinin (1)inci fıkrası; \" (1) Bir anonim şirketin esas sözleşmesinde veya bir limited şirketin şirket sözleşmesinde genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına, madde numarası belirtilerek veya belirtilmeksizin 6762 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüşse, bu şirketler Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde anonim şirketlerde esas sözleşmelerini ve limited şirketlerde şirket sözleşmesini değiştirerek, anılan Kanuna uygun düzenleme yaparlar. Aksi hâlde, bu sürenin geçmesiyle Türk Ticaret Kanununun genel kurulun toplantı ve karar nisaplarına ilişkin hükümleri uygulanır. Sadece bu altı ay içinde yapılan genel kurullarda 6762 sayılı Kanunun genel kurulların toplantı ve karar nisapları hakkındaki hükümleri uygulanır.\" şeklinde olduğunu, Dava konusu toplantı tarihinde yukarıdaki hükümler de dikkate alındığında görüleceği üzere, yeni TTK hükümleri yürürlükte olduğunu, yerel mahkemece olay tarihinde  yürürlükte olmayan eski TTK hükümlerine göre yapılan tespit ve değerlendirmeler hüküm kurmaya da elverişli olmadığını, Yeni TTK'ya göre, dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararlar yönünden Kanunun aradığı toplantı ve karar nisaplarının sağlandığı görüldüğünü, işbu davada yeni TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı tarihte hükme gerekçe yapılan ve atıfta bulunulan  İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/197 E. Sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin 2012 yılında yapılan toplantısında o an için geçerli hazirun cetveline ilişkin nisaplara uyduğu hususu da Sayın Yerel Mahkemece dikkate alınmadığını, Davaya konu Genel Kurul’da alınan kararlar ve toplantı ile karar nisapları toplantı tarihinde geçerli hisse oranlarına göre Ana sözleşmeye ve TTK. ilgili hükümlerine uygun olup, 17.04.2012 tarihli Genel Kurul’un toplantı tarihinde varolmayan hisse oranlarından bahisle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Yerel Mahkemece verilen kararın kısmen kabule konu gündemin 10. maddesinin mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ve iptaline dair kararı usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu yönden de kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, İleri sürerek yerel mahkemenin kısmen kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesi ile, davalılar vekilinin istinaf gerekçelerinin yerinde olup genel kurul toplantısının 10. Gündem maddesinin mutlak butlan ile batıl olduğu tespitinin hukuka aykırı olduğunu,Davacı tarafından iptali istenen genel kurul kararları yönünden kararların nisaplarının kanunun aradığı nisaplara uygun olduğunu, Red yönündeki kararın isabetli olduğunu ancak 10. Gündem maddesinin butlanı yönündeki tespitin hukuka aykırı olduğunu, Dava konusu toplantı tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri yürürlükte olduğundan eski TTK hükümlerine göre yapılan tespit ve değerlendirmeler yerinde olmadığını ve  dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararlar yönünden 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun aradığı toplantı ve karar nisaplarının sağlandığını, Genel kurulun 10. Gündem maddesinin mutlak butlan ile batıl olduğğuna ilişkin hükmün somut inceleme ve değerlendirmeler yapılmadan verildiğini,İleri sürerek yerel mahkemenin kısmen kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin  17/04/2012 tarihinde gerçekleştirilen 2011 yılı olağan genel kurulunda alınan  tüm kararların yok hükmünde olduğunun tesbiti ile iptali istemine ilişkindir. Mahkemece,\"1-) Davanın kısmen kabulüne, 07/04/2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan 10 nolu kararın mutlak butlanla batıl olduğunun Tespitine ve iptaline, 2-) Genel Kurul toplantısında alınan diğer kararlar yönünden dava açma koşulları oluşmadığından davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacılar vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde;Dava konusu davalı şirketin  17/04/2012 tarihinde gerçekleştirilen 2011 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; Temenni ve kapanışın yapıldığı 11 maddenin altına ,  davacılardan ..., ..., ... Vekili Av.  ... ve ... söz alarak ;'' Ekte sunulan  İstanbul 29 ATM. Nin 2011/364 sas-2011/95 Karar sayılı ilamını ekte sunuyoruz. İş bu ilama göre 19/03/2007 tarih ve sonrasında alınan bütün kararlar yoklukla maluldür. İş bu ilamın yerine getirilmesini talep ediyoruz. Hazirun cetveli dahil bütün kararlara muhalefet şerhi koyduğumuzu belirtiyoruz.'' şeklinde tüm kararlara yönelik muhalefetini tutanağa geçirildiği muhalefet şerhi sahibi olarak da tutanak altının    ..., ..., ... Vekili Av.  ... vekaleten  ve ...'nin de asaleten imzaladığının anlaşıldığı, buna göre tüm kararlara yönelik toplu muhalefetin tutanak altına geçirildiği ve  davanın açılması için gereken ön koşulun oluştuğu gözetildiğinde, Mahkemece işin esasına girilip iptal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dava açma koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK.nun (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Dairemizce verilen karar doğrultusunda  davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf sebepleri bu aşamada değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile,  ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın  353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve  dosyanın mahkemesine gönderilmesine, Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2018 tarih ve 2014/393 Esas 2018/738 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2- Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte İlk Derece Mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4be57262f703faab","SID":"5a1abd92c0f4062c"}}