{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 01/11/2023<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 19/01/2024<br><br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili; Davalı şirketin .... Müdürlüğü'nün .... sicil nosunda kayıtlı sermaye şirketi olduğunu, şirketin nev'i değişikliği ile Anonim Şirkete dönüşmeden önce limited şirket iken 29.03.2019 tarihinde yapılan genel kurulunun 6. maddesi ile; \"Sermaye Artırımı\" kararı alındığını, anılan genel kurulun 6. maddesinde; şirketin sermayesi 25.000.000 (Yirmibeşmilyon)TL olup, bu sermaye her bir payı 100 TL olan 250.000 (İkiyüzellibin) adet hisseye ayrıldığını, bu sermaye ortaklar tarafından; 125.000 Paya karşılık (12.500.000TL (OnikimilyonbeşyüzbinTL) .... , 125.000 Paya karşılık (12.500.000.TL (OnikimilyonbeşyüzbinTL) .... tarafından muvazaadan ari olarak tamamı aynen ve nakten taahhüt edildiği, önceki sermayeyi teşkil eden 5.000.000-TL (Beşmilyon) TL.'nin tamamının ödendiğini, bu defa arttırılan 20.000.000-TL (Yirmimilyon) özel fonlardan 12.446.751,47-TL'si ve olağanüstü yedekler ve 2018 yılı karı 2.038.313,53-TL'si Y.M.M. ....ın 28.03.2019 tarih .... sayılı yeminli Mali Müşavirlik Raporu ile tespit edilen iç kaynaklardan karşılandığını, kalan 5.514.935,00-TL'sinin nakden ödeneceğini, nakden taahhüt edilen esas sermaye paylarının itibari değerlerinin şirketin sermaye artış tescilinden itibaren genel kurulun alacağı kararlara göre şirketin sermaye artış tescilini izleyen yirmidört ay içinde ödeneceğini, bu hususta şirket ana sözleşmesinin (7) maddesi uyarınca ilanların yapılacağına ilişkin alınan kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce 10.04.2019 tarihinde tescil ve ilan edildiğini, davalı şirketin Vergi Denetimi sonucunda düzenlenen Vergi Denetim Raporunda; şirketin 17.04.2019 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen şirket sözleşmesinin 6. maddesinin yeni hali üzerinden yapılan değerlendirmede, şirketin maddi duran varlıklarının yeniden değerleme işlemine tabi tutulduğunun ve oluşan olumlu farkın özel fonlar hesabında izlendiğinin ve sermayeye ilave edildiğinin belirtilerek, sözkonusu yeniden değerleme işleminin vergi mevzuatı açısından bir geçerliliğinin bulunmadığının ve sermayeye eklenmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle yapılan sermaye artırımının butlan ile malul olduğundan iptali için Sicil Müdürlüğünce yetkili ve görevli yargı makamlarına başvurulması için Ticaret Bakanlığına 11.06.2021 tarihli ve .... sayılı yazı ve ekleri ile bildirim yapıldığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı şirketin 29.03.2019 tarihli ortaklar genel kurulunda alınan sermaye artırımına dair 6. maddesinin butlan ile malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; öncelikle davacının genel kurul kararı iptal talep etme hakkının olmadığını, Tük Ticaret Kanunu 446. maddesinde iptal davası açabileceklerin sıralandığını, davacı tarafın kanunun ön gördüğü kişilerden olmayıp bu suretle müvekkili şirketin genel kurul kararının iptalini talep etme hakkının bulunmadığını, şirketin 29.03.2019 tarihli ortaklar genel kurulunda alınan sermaye artırımına dair kararın ticaret sicil müdürlüğü tarafından incelenip onaylanması sonrasında ticaret sicil gazetesinin 17 Nisan 2019 günlü 9811 sayılı yazısı ile ilan edildiğini, davacı kurumun incelemesinden geçmesi sonrasında ilan edilen sermaye artırım kararı için daha sonra bu şekilde butlan talebinde bulunulmasında çelişki olup; davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığını, genel kurul kararının TTK ve VUK hükümlerine uygun olarak alınmış olup butlan hükümlerine tabi tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin vergisel anlamda hiç bir şekilde borcu bulunmadığı gibi geçmişten gelen Vergi Usul Kanununa muhalefet edecek hiç bir işleminin de bulunmadığını, dilekçe ekinde sunulu bulunan ekspertiz raporları incelendiğinde alanında uzman kişiler tarafından hazırlandığını, yapılan değerlemelerin hukuka uygun olarak yapıldığını, başka bir deyişle söz konusu değerleme raporları ile ortaya çıkan değerlerin sermaye arttırımında kullanılmasında hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, yapılan değerleme işleminde oluşan olumlu farkların sermayeye ilave edilmesinin vergi mevzuatında da karşılığı bulunmadığı iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu,  zira yapılan işlemin TTK'nın 79’uncu maddesine uygun olarak tesis edilmediğine ilişkin bir tespit bulunmadığını, izah olunduğu üzere müvekkil şirketin genel kurul kararının butlan ile malul sayılmasını gerektirecek kanuna, kamu düzenine ve ahlaka aykırı bir hal bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br> İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı .... , TTK'nın 446. maddesinde sayılan iptal davası açmakta hakkı olanlar arasında bulunmadığından davacının davasının aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, .... Müdürlüğünün .... sicil numarasında kayıtlı sermaye şirketi olduğunu, şirketin nev'i değişikliği ile Anonim şirkete dönüşmesinden önce Limited Şirket iken 29.03.2019 tarihinde yapılan genel kurulunun 6. Maddesi ile sermaye arttırımı kararı alındığını,  davalı şirketin vergi denetimi sonucunda düzenlenen vergi denetim raporunda, söz konusu yeniden değerlendirme işleminin vergi mevzuatı açısından bir geçerliliği bulunmadığını ve sermaye eklenmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle yapılan sermaye arttırımının butlan ile malul olduğundan iptali için Sicil Müdürlüğünce yetkili ve görevli yargı makamlarına başvurulması için Ticaret Bakanlığına bildirim yapıldığını, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından Ticaret Bakanlığına gönderilen yazı, gereği yapılmak üzere Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne iletildiğini, davalı şirkete yapılan bildirime rağmen hiçbir işlem yapılmadığını, TTK.'nın 33/3. maddesi gereğince; davacı .... nün işbu davayı açmakta hukuki ehliyeti bulunduğunu, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin sermaye arttırımı konusunda alınan kararın vergi mevzuatına aykırı olduğunun sabit olmakla ve dava ehliyeti bulunan davacı .... bu konuda açtığı davanın hukuki ve yerinde olduğundan davanın kabulü yerine dava ehliyeti yönünden reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın esastan kabulüne,  davalı şirketin 29.03.2019 tarihli ortaklar kurulunun sermaye arttırımına dair 6. maddesinin butlan ile malül olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, davalı şirketin 09.03.2019 tarihli ortaklar genel kurulunda alınan sermaye artırımına dair 6. maddesinin butlan ile malul olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 447. maddesinde butlan hallerine ilişkin açıklama yapılarak; \"Genel kurulun, özellikle; Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.\" şeklinde belirlendiği, TTK'nın anonim şirket genel kurul kararlarının iptaline ilişkin 445. maddesinde; \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" hükmünü içerdiği, TTK.'da dava açma hakkına sahip olanlar açıklanmış ve anılan maddede kanun koyucu; dava açma hakkını sermaye şirketlerinin ortaklarına, yönetim organına veya bu organların her bir üyesine tanımış olduğundan, davacı ....iş bu davada taraf sıfatı bulunmadığı ve maddi hukuk açısından bu davayı açma hakkı tanınmadığı, gerek 6102 sayılı TTK.'da gerekse ilgili diğer Kanunlarda Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne işbu davayı açma hakkı tanınmasına ilişkin özel bir düzenleme de yer almadığından; davacı ..... nce açılan davanın aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle usulden reddine dair verilen karar; dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre ileri sürülen istinaf sebepleri ile re'sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2017/1577 Esas ve 2018/7152 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 19/01/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de79cb83b0eba7cb","SID":"c8a9c5ba2bbb6078"}}