{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1024 <br>KARAR NO\t\t: 2024/67<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/10/2014 (Dava) - 18/05/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2014/1363 Esas - 2021/463 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 24/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 24/01/2024<br><br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1363 Esas-2021/463 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, 23.11.2012 günü müvekkilinin kaldırımın dibinde, balıkçının önünde iken, davalı şoför ...'ın kullandığı ... Şirketi' ne ait ... plakalı aracın çarpması ile yaralandığını, aşırı hızla gelen ve eczaneye ilaç getirirken aniden hızını kesmeden direksiyonunu kaldırım kenarına kıran davalı araç şoförünün kusuru ile kazanın oluştuğunu, davalı araç sürücüsünün, maddi tüm zararlarını gidereceğini ve tedavisini yaptıracağını belirterek şikâyetçi olmamasını rica ettiğini, müvekkilinin ev kadını olduğunu, olayın şoku ile karşı tarafa inandığını ve istedikleri şekilde davrandığını, davalılardan araç şoförünün kaza sonrasında trafik ekiplerinin gelmesini de engellediğini, bunun da davalının bir diğer kusuru olduğunu, şoförün, ambulansın arkasından hastaneye giderek, olay yeri trafik tespit tutanağı, olay yeri krokisi ve sair işlemlerin yapılmasına engel olduğunu, verilen sözlerin ise bugüne değin yerine getirilmediğini, şikâyet olmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de netice itibariyle hukuk mahkemesinde kusur ve zarar miktarının belirlenebileceğini, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinin davalı araç şoförünün kusurunu ortaya çıkaracağını, müvekkilinin kazadan dolayı ağır şekilde, kemik kırığı ile yaralandığını ve halen rahatsız olduğunu, şu anda da yarı sakat bir kadın olarak hayatını devam ettirdiğini, ameliyat olup 3 platin takıldığını, halen de tedavisinin bitmediğini, yatağa bağımlı hale gelen müvekkiline bakmak için kızının işini bıraktığını, ancak tek başına annesine bakamadığını, yardımcı kadın tutulduğunu, 48 yaşındaki müvekkilinin çok çile çektiğini, başkalarına muhtaç hale geldiğini,  psikolojik olarak da hastalandığını, tedavi masrafları devletçe karşılandığından, maddi zararların içinde tedavi masrafı taleplerinin bulunmadığını belirterek, kusur ve miktar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00 TL maddi tazminatın 23.11.2012 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın 23.11.2012 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline (sigorta şirketi için özel olarak poliçede teminat dâhilinde değil ise taleplerinin olmadığı) davalılardan sigorta şirketi için limiti ve mevzusu ile sorumlu olmak kaydı ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırımı ile maddi tazminat istemini 10.112,76-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu tarafın bizzat davacı olduğunu, müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde asıl ve tam kusurlu tarafın davacı olduğu ve müvekkilinin kusursuz olduğunun açık ve net bir şekilde sübuta erdiğini, soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının bir senaryo yazarak, müvekkilinin eczaneye ilaç yetiştirdiğini ve aşırı hızlı olduğunu iddia ettiğini, bu iddiaların kesinlikle gerçeklikten uzak olduğunu, soruşturma dosyasında sadece şikayet olmadığından değil müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmayışı dolayısıyla da takipsizlik kararı çıktığını, mahkeme tarafından yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile de müvekkilinin kusurlu olmadığı kanaatine ulaşılacağını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin oldukça fahiş olup tamamen sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 29.11.2011 tarihli otomobil kiralama sözleşmesi ile 36 ay süre için İstanbul adresindeki ... Şirketine kiralandığını, kazada aracı kullanan ...'ın da müvekkili şirketin elemanı olmadığını, davanın öncelikle kaza tarihinde aracın kiracısı olan ... Şti'ne ihbarını talep ettiklerini, araç uzun süreli olarak kiralandığından sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirketin işleten sıfatının ortadan kalktığını beyanla, davanın müvekkili şirket açısından husumetten reddine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin süresinde davaya cevap vermediği, ancak sunduğu beyan dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine mali mesuliyet poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya çarpması neticesinde tazminat talep edildiğini, öncelikle davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği tazminat taleplerinin açıklanması gerektiğini,  müvekkili sigorta şirketinin manevi tazminat taleplerinden sorumluluğunun bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatından 6111 sayılı Yasa düzenlemesi gereği Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, bilindiği üzere sigortacının sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında malul kalanlara tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, maluliyet oranının belirlenebilmesi amacıyla Adli Tıp İhtisas Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne sevkine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirkete davadan önce başvuru yapılmadığını, bu nedenle de temerrüt hükümlerinin dava ile birlikte başladığını beyanla, davacı tarafın taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İhbar edilen ... vekili sunduğu beyan dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın vuku bulduğu bölgenin mevcut binaların kendi arsa paylarına dahil alanlar olduğunu, belediyece yapılan kaldırım bulunmadığını, ayrıca belirtilen alanlar özel mülkiyete tabi olduğundan belediyece kamusal alanda işgale izin verilmesi durumunun fiilen ve hukuken söz konusu olmadığını, bu nedenle yasal sınırları aşan bilirkişi raporuna itiraz etmekle birlikte, bahse konu alan özel mülkiyete tabi olup belediyenin yetki ve sorumluluk alanına da girmediğinden davanın müvekkili belediyeye ihbarının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki, belirtilen bölgedeki balık markette market dışı herhangi bir tezgah mevcut olmadığı gibi, yanında No:... adresinde yer alan iş yeri ... önünde de herhangi bir dış alana taşma durumunun söz konusu olmadığını, davanın müvekkili belediyeye ihbarında hukuki bir fayda bulunmadığını beyan etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI:<br>Mahkemece, \"....Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; 23/11/2012 tarihinde davalı ... AŞ. (önceki ünvanı  .... Şti) adına kayıtlı,  dava dışı ... Şti'ne 29/11/2011  tarihli 36 ay süreli 'Otomobil Kiralama Sözleşmesi' ile kiralanan, davalı ... Sigorta AŞ' ye 05/12/2011-2012 tarihleri arasında geçerli ZMMS poliçesi sigortalı ve davalı ...' ın  sevk ve idaresindeki ... plakalı araç seyir halinde iken, olay mahalline geldiğinde seyrine göre sağ taraftan taşıt trafiğine ait kaplamaya giriş yapan davacı yaya ...'a aracının sağ ayna kesimi ile çarpması sonucu davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiği, kazada davacının %90, davalı ...'ın da %10 oranında kusurlu olduğu, kaza sonucu davacı yaya ...' ın %20.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybedecek ve iyileşme süresi 6 aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı, davacının  %10 haklılık payına göre talep edebileceği  geçici iş göremezlik tazminatının 416,52 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 9.696,24 TL tutarında olduğu, oluşan maddi zarardan davalı araç sürücüsü ile aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralayan dava dışı ... Şti.nin haksız fiil hükümleri, davalı sigorta şirketinin de ZMMS poliçesi hükümleri doğrultusunda poliçedeki limitler ile  sorumlu oldukları, davalı araç sürücüsü yönünden olay tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden de dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği, davacının kaza sonucu yaralanması sebebiyle manevi olarak da zarar gördüğü, bu zararın da haksız fiil hükümleri doğrultusunda davalı araç sürücüsü ile dava dışı kiracı tarafından giderilmesinin gerektiği, olayın niteliği, kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alım gücü göz önüne alınarak davacı lehine uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği, davalı araç maliki ... AŞ. ( önceki ünvanı  .... Şti )' nin aracı uzun süreli sözleşme ile kiralaması nedeniyle işleten sıfatının bulunmadığı ve bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla; Davanın, davalı .... Şti. yönünden HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE, davacının maddi tazminat talebinin diğer davalılar ... ve ... Sigorta AŞ. yönünden KISMEN KABULÜ ile, 10.112,76-TL maddi tazminatın davalılar ... yönünden kaza tarihi olan 23.11.2012, davalı ... Sigorta  AŞ. yönünden dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ... Sigorta AŞ.' den alınarak davacılara verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmasına, davacının MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN davalı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile, 5.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23/11/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.\t<br>İSTİNAF İTİRAZLARI:<br> Davacı vekili tarafından, \"...İlk derece mahkemesi kararının yasaya, usule, dosyadaki delillere aykırı olduğu gibi, hakkaniyetten de uzak olduğunu, müvekkilinin bu davalılardan ... şirketini, trafik kayıtlarındaki araç maliki olduğu için dava ettiğini, şerh edilmiş bir kira sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin bu aracın kiraya verildiğini bilemeyeceğini, davanın husumetten reddinin de, müvekkili aleyhine hükmedilen iki adet, toplam 8.160,00 TL vekalet ücretinin de hakkaniyetli olmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermeyip kayıtlardaki malik aleyhine dava açıldığını, davalının 3. kişi ile yaptığı ve kazadan önce olduğu ispatlanamayan, aksine resmi belgede kazadan sonraki tarihli damga vergisi içeren kira sözleşmesinin, kazaya uğrayan müvekkili 3. kişiyi bağlamayacağını,  kaldı ki HMK’ya aykırı şekilde karar aşamasına gelinen aşamada bu savunmanın sonradan ileri sürüldüğünü, keşif, bilirkişi incelemesi, rakam artışı yapılması-ıslah aşamaları tamamlandıktan sonra ileri sürülen bu savunmanın kabulünün de istinaf nedeni olduğunu, araç malikinin sorumluluktan kaçınamayacağını, davalının kiralama şirketi de olmadığını, Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne tescil edilmemiş bir kira akdinden kazaya uğrayanın haberi olamayacağını, kusur incelemesi yönünden de asli kusurun müvekkiline yüklenmesini kabul etmediklerini, müvekkilinin yarı sakat bir kadın olarak yaşamını sürdürüyor olması, tüm yaşamını etkileyen bir kazaya maruz kalması nedeniyle, çektiği acı elem ve üzüntüyü karşılamayacak ise de, her türlü kusur durumu nazara alınarak istedikleri 50.000,00 TL manevi tazminatın %10 kusura denk gelen 5.000,00 TL’sinin kabulünün manevi tatmini sağlamadığı gibi, reddedilen kısımlar için ödenen vekalet ücretlerini bile karşılamaktan uzak olduğunu, düşük belirlenen tazminat kararını istinaf etmek gerektiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava konusu kazaya dair kaza tespit tutanağı düzenlenmemiş olduğu, savcılık aşamasında alınan kusur raporunda yaya olan davacının asli ve tam, davalı sürücünün ise kusursuz olduğu yönünde rapor düzenlenmiş olduğu, mahkemece keşfen alınan kusur raporunda da davalı sürücüye kusur izafe edilmediği, ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda ise davacıya %90 ve davalı sürücüye ise %10 kusur izafe edildiği, mahkemece de bu kusur oranlarının esas alındığı görülmekle; dosya kapsamında kusura dair bir çelişkiden bahsedilemeyeceği, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamına göre kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu (%90) olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Davacı vekili her ne kadar, resmi kayıtlardaki işleten olan davalı ... AŞ'ye dava açtıklarını ve uzun süreli kiralama sözleşmesini bilemeyeceklerini, zira trafik tescil kayıtlarına işlenmediğini ileri sürerek, davalı şirket yönünden davanın pasif husumetten reddi kararının ve aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüşse de, bu itiraz da yerinde görülmemiştir. Bilindiği üzere, 6100 S. HMK 124. maddede; \"...(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.   (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça bu madde hükmüne dayalı olarak taraf değişikliği talebinde bulunulabilecekken bu yönde talepte bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece re'sen taraf değişikliğine gidilmesi mümkün de olmamakla, davalı ... AŞ. bakımından davanın pasif husumetten reddinde ve davacı aleyhine AAÜT 7/2. maddeye uygun şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Manevi tazminata dair itirazın incelenmesinde; davacı dava dilekçesinde 50.000-TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece 5.000-TL'ye hükmedilmiştir. Kazada davacının %90 kusurlu olduğu, kazanın oluşumu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının tespitinde de hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.<br>Mahkeme kararındaki harca dair hükmün 4.fıkrasındaki tahsil hükmünün, hangi davalılar olduğu açıkça belirtilmeden \"davalıdan\" şeklinde ifade edilmesi infazda sorun teşkil edeceğinden yerinde değil ise de, sözkonusu maddi hatanın mahkemesince her zaman mahallinde tamamlanabilecek nitelikte olduğu anlaşılmakla, bu husus karar kaldırma nedeni yapılmamıştır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>1-Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1363 Esas - 2021/463 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 368,3‬0-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  24/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24693e295538cd3c","SID":"797398ff69b565cb"}}