{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1012 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2148<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/05/2020 (Dava)  - 15/04/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/244 Esas - 2021/396 Karar <br>DAVA\t\t: Alacak (Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/12/2023<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 tarihli 2020/244 Esas ve 2021/396 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı  \"... Şirketi\" \"... Şti.  ve ... arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini,  ...'ın davalı Banka'dan kullandığı ticari kredinin teminatı olarak da davalı Banka lehine, ipotek veren müvekkiline ait ... ili ... ilçesi ... ada, ... parselde kain 7 no'lu bağımsız bölüm kaydına 750.000,00-TL bedelli ve  ... ada, ... parselde kain 11 no'lu bağımsız bölüm kaydına ise 950.000,00-TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalı Bankanın, ...'ın kredi borcunu ödemediğinden bahisle asıl borçlu ... ve ipotek veren müvekkil aleyhine İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14495 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu icra takibi başlattığını, takip sonrası süreçte müvekkilinin, 7 no'lu bağımsız bölümü 656.000,00-TL ve 11 no'lu bağımsız bölümü ise 950.000,00-TL bedelle 3. kişilere sattığını ve satım bedelinin, dava dışı ...'ın kredi borcuna mahsuben davalı Banka hesabına ödendiğini, belirtilen ödemelerin akabinde davalı Banka tarafından düzenlenen 05.11.2019 tarihli yazıda satış bedeli olarak toplam 1.606.000-TL bankaca tahsil edilerek lehine ipotek verilmiş olan ... Şti.’nin riskinden düşüldüğünü, ipotek maliki ...’in İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14495 E. sayılı icra takibi ve ... Şirketinin borcu ile ilgili artık bir sorumluluğu kalmadığı, hakkında bundan sonra bankaca herhangi bir hukuki takibat yapılmayacağı beyanı olduğunu,  ancak davalı bankanın, 1.606.000-TL'yi ...'ın borcundan mahsup ettiğini beyan etmişse de esasen ...'ın davalı bankaya borcu daha düşük miktarda olduğundan  davalının, müvekkilinden tahsil ettiği parayı dava dışı ... ve ...'ın kendisine olan borçlarına da mahsup ettiğini, bu nedenlerle  davalı banka tarafından müvekkilinden fazla ve haksız şekilde tahsil edilen tutarın tespiti ile şimdilik 2.000-TL'nin fazla ödemenin tahsil edildiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı Banka ile dava dışı ... Şti. arasında 31.05.2016 tarih ve 2.000.000.-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak kredi ilişkisi kurulduğunu, teminatına ...’e ait ... İli ... İlçesi, ... ada, ... parselde kain 7 no.lu bağımsız bölüm kaydına 750.000.-TL ve ... ada, ... parselde kain 11 no.lu bağımsız bölüm kaydına ise 950.000-TL bedelli limit ipoteği tesis edildiğini,  kredi ödemelerinin yapılmaması üzerine ihtarname keşide edildiği, ihtar sonrası  kredili firma ve ipotek veren davacı hakkında İzmir 7. İcra Müd. 2018/14495 E. No.lu dosyası ile  ipotekli taşınmazlarla ilgili olarak ilamlı ipotek takibi başlatıldığı, takip çıkış tutarının 1.258.239.79-TL olduğu, davacının 2 adet taşınmazının haricen satımı için süreç başlatıldığını, bankanın da muvafakati ile 2 taşınmazın satışından toplam 1.606.000,00-TL tahsil edilerek ipoteklerin fek edildiğini, ipotekli taşınmazlardan gelen tutarlar ile kredi riski kapanmadığı gibi  kredili firma adına kayıtlı 3. taşınmazın da icraen satılmış riskten düşülmüş isede riskin halen açık olduğunu,  tahsil edilen  1.606.000,00 TL tahsilatın tamamının davacının lehine ipotek verdiği kredili firma olan ... Şti'nin kredi borcundan düşüldüğünü, davacının ipotekli taşınmazlarının satışandan gelen tahsilatla kredi riskinin kapanmadığını, icra dosyasının da infazen kapanmadığını,  davacının borcunun net olarak ne kadar olduğunu bildiği gibi fazla ödeme yapmışsa bunun miktarını da bilebilecek durumda olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğunun kabul edilemeyeceği, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece,''...davacının ipotekli taşınmazlarından elde edilen toplam: 1.606.000-TL’nin lehine ipotek verdiği ... Şti' nin risklerine mahsup edildiği, ancak asıl borçlu şirketin risklerinin kapanmadığı ve 05.11.2019 tarihi itibariyle 497.541.92-TL  risk bakiyesinin devam ettiği, İcra Müdürlüğünce dosyaya gönderilen yazıda da riskin devam ettiğinin belirtildiği, davacıdan fazla tahsil edilen tutarın bulunmadığı...'' gerekçesiyle; ''...Davanın REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli bir hükümde davaya ilişkin maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğinin, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığının ortaya koyulması, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantının gösterilmesi gerektiğini, somut uyuşmazlıkta ise mahkemenin bilirkişi raporuna yönelik itirazlarımız karşılanmadan ve bu hususta bir gerekçe de göstermeden yalnızca davalının soyut iddialarını ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunu dikkate alarak davayı reddettiğini, davacının takip tarihinde ipotek senedindeki faiz oranları dikkate alınarak toplam 127.656,96 TL borçtan sorumlu olduğu, davacının ipotek veren 3.kişi konumunda olmasından dolayı genel kredi sözleşmesindeki faiz oranı ile sorumlu olmayacağı, davacının takipten sonra 19.11.2012 tarihinde davalı bankaya 215.370,00 TL nakit ödeme yaparak satışın düşürülmesi ve icra dosyasının işlemden kaldırılmasını sağladığı, ödeme tarihindeki toplam borç tutarının 209.138,40 TL olup ödenen tutardan mahsup edildiğinde davacının bakiye 24.367,37 TL alacağının kaldığı gerekçesiyle davacının istirdat talebinin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.\" şeklindeki ilamında da ipotek veren 3. kişi konumundaki davacının kredi sözleşmesindeki faiz oranlarından sorumlu olmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kararının onandığını, müvekkilinin gayrinakdi kredilerden sorumluluğunun bulunmadığı açık olmakla birlikte müvekkiline ait ipotekli taşınmazların satış bedelinden gayrinakdi kredilerin de tahsil edilmesi hatalı olup, bu hususu dikkate almayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının da yine hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda olduğu gibi mahkeme hükmünde de söz konusu hususlarda davalının soyut iddialarıyla yetinildiğini, somut uyuşmazlıkta bu nitelikleri havi bir bilirkişi raporundan söz etmenin olanaklı olmadığını, buna paralel olarak, Anayasa'nın 141. maddesine aykırı şekilde, mahkemenin davayı red hükmünde de hiçbir açıklık ve somut dayanak bulunmadığını, Doktrinde de kabul edildiği üzere TBK madde 603 uyarınca her ne isimle adlandırılmış olursa olsun kişisel güvence (şahsi teminat) sözleşmelerinin geçerliliği TBK madde 583 hükmünde belirtilen kefalet geçerlilik şartlarının sağlanmasına bağlı olduğunu, gerçekten kefalet sözleşmesinin uygulama alanını gösteren TBK'nın 603. maddesine göre de \"Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.\" madde gerekçesinin 3. fıkrasında da \"Madde kefili koruyucu hükümlerden kurtulmak amacıyla, başka adlar altında yaptıkları sözleşmelere de kefalet hükümlerinin uygulanacağı belirtmektedir. Böylece, meselâ kefalet sözleşmesi yerine, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi yapılmasında olduğu gibi, alacaklıların kefili koruyucu hükümlerden kurtulmalarının ve bunları dolanmalarının önlenmesi amaçlanmıştır.\" denilerek aynı hususa vurgu yapıldığını, buradan hareketle müvekkilinden alınan şahsi teminatın geçerlilik şartlarını taşımadığının  açık olduğunu belirterek, mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına, yeniden yapılacak inceleme sonucunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi sonucu borçtan bakiye kalan tutarın ipotek borçlusuna geri ödenmesi  istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Somut olayda; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şti  arasında 31.05.2016 düzenleme tarihli 2.000.000.-TL Limitli  Genel Kredi Sözleşmesi  imzalandığı, sözleşmeyi dava dışı ...,... ve .... Şti. müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete ticari kredilern kullandırıldığı, şirkete kredi kartı tahsis edilerek kullanımına açıldığı ve hesabı üzerine keşideli çek karnesi verildiği; kredilerin teminatı olarak kefil olmayan 3. Kişi sıfatı ile davacı ...’in 2 adet taşınmazını toplam 1.700.000-TL bedelle ve dava dışı asıl borçlu şirketin maliki bulunduğu taşınmazın da 480.000.-TL bedelle  dava dışı asıl borçlu  .... Şti  nin bankadaki nakdi ve gayri nakdi doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak bankaya ipotek edildiği; kredi  ödemelerinin aksaması  ve ödenmemesi üzerine kredi hesapları kat edilerek ihtarname keşide edildiği, ihtara rağmen ödeme yapılmadığından davalılar aleyhine  İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14495 E. sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başlandığı, bankanın muvafakati ile ipotekli taşınmazların toplam1.606.000-TL’ye satılarak bu tutarın 05/11/2019 tarihinde kredilere mahsup edildiği, davalı banka tarafından 05/11/2019 tarihli yazı ile tahsil edilen tutarın lehine ipotek verilen ... Şti'nin riskinden düşüldüğünü, lehine ipotek verilen şirketin borcundan dolayı artık davacının sorumluluğunun kalmadığı yönünde davacı vekiline belge verildiği; davacının taşınmazlarının satışından elde edilen tutarın lehine ipotek verdiği asıl borçlu şirket dışında kredinin müteselsil kefilleri ... Ltd. Şti. ve ...’ın kullandığı kredilere de mahsup edildiği iddiası ile fazla ödenen tutarın iadesi için işbu alacak davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu;  raporda davacının toplam 2.103.541.92-TL alacağının bulunduğu, davacının ipotekli taşınmazlarından elde edilen toplam 1.606.000-TL’nin lehine ipotek verdiği .... Şti  nin risklerine mahsup edildiği, ancak asıl borçlu şirketin risklerinin kapanmadığı, tahsilatın yapıldığı ve krediden mahsup edildiği 05/11/2019 tarihi itibariyle 497.541.92-TL  risk bakiyesinin devam ettiğinin tespit edildiği;\tİcra Müdürlüğünce dosyaya gönderilen 21/12/2020 tarihli yazıda da halen ödenmemiş borcun bulunduğunun belirtildiği, davacıdan fazla tahsil edilen tutarın bulunmadığı; davacı vekili dava dilekçesinde davalı banka tarafından müvekkilinden fazla ve haksız şekilde tahsil edilen tutarın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de, yapılan yargılama sonucu davacıdan fazla tahsil edilen tutarın bulunmadığı; HMK 141. Maddesi uyarınca davacının ancak ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati ile iddiasını genişletebileceği veya değiştirebileceği, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi veya istinaf başvuru itirazında dava dilekçesinde ileri sürmediği hususlarda iddiasını genişletemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 tarihli, 2020/244 Esas ve 2021/396 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 210,55-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından  kalan bakiyenin yerel  mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"017283866c44c95a","SID":"006145d3b8f059d3"}}