{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/585 <br>KARAR NO: 2024/30 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1153 Esas- 2020/410 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 16/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sigortalı, davalı ... Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nin maliki bulunduğu ... plaka nolu aracın, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpışması sonucunda; ... plaka nolu araçta oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarı olan 8.000 TL'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve Türk Ticaret Kanunun halefiyet ilkeleri uyarınca rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını, davalı süresi içerisinde itirazı neticesinde, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalının itirazının iptaline kararı verilmesine talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 8.000 TL asıl alacak 380 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.380 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili, davalı müvekkil adına çıkarılan tebligatın sehven davacı vekilinin adresine yapıldığını, dava dilekçesinde davacı müvekkilinin ticaret sicil kayıtlarında yer alan gerçek adresi yazılmış iken nasıl davacı vekiline tebliğ olduğu anlaşılamadığını, davacı vekili tarafından da herhangi bir itirazda ve beyanda bulunulmadığını, müvekkilinin ancak davanın sonuçlanması ve hakkında icra-i işlem yapılması ile davadan ve mahkeme kararından haberdar olduğunu, yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davadan haberdar edilmeyen müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebilmesi için kasıt hali veya ağır kusurunun bulunması gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre de davalı müvekkili şirketinin araç sürücüsünün kırmızı ışık ihlali yapmış olmasının kusurlu olmasına sebep olacağını ancak ağır kusurlu sayılamayacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: T.C. Anayasası'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, Mahkemece davalı taraf, dinlenilmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi,  iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, itirazların yapılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. Kişinin hangi yargı merciinde duruşması bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği'nde açıklanan usule uygun tebligat yapılması ile sağlanabilir. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (Hakan Pekcanıtez/ Oğuz Atalay/ Muhammet  Özekes,  Medeni Usul Hukuku, 11. Baskı, 2011, s.273). Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanmış olur.Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.Somut uyuşmazlıkta;  davalı şirkete yapılan tebliğ ile davacı şirket vekiline yapılan tebliğlerin 28/12/2018 tarihinde davacı vekilinin çalışanı \"...\" tarafından alınıp imzalandığı, ardından da davalıya yargılama süresince TK 35. maddesine göre tebliğ yapıldığı anlaşıldığından, davalı şirkete çıkartılan tebligatların usulsüz olduğu, hukuki dinlenme hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı şirket vekiline  dava dilekçesi, duruşma günü ve bilirkişi raporlarının usulüne uygun tebliği ile yargılamaya devam edilerek  tüm dosya kapsamına göre karar verilmesi olmalıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmekle, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle kaldırılarak, Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a17fda83cebb5be","SID":"affc7eae7e496561"}}