{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1652 Esas<br>KARAR NO: 2024/141<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ:  İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2018/226 <br>KARAR NO: 2020/217  <br>KARAR TARİHİ: 25/02/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan, Rücuen Tazminat))    <br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 12/03/2018 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesi ile 11/11/2016-26/02/2017 tarihleri arasındaki dönemde ... Sanayi AŞ'nin, poliçede belirtilen riziko adresinde bulunan sigortalının ticari kazanç sağlamak amacıyla ürettiği ve/veya sattığı malların poliçede belirtilen limitler ve şartlar dahilinde sigortalandığını, sigortalı işyerinin ... AVM Park isimli alışveriş merkezinde faaliyet gösterdiğini, anılan alışveriş merkezinin güvenlik ve gözetiminin davalı ... AŞ tarafından sağlandığını, 11/11/2016 tarihinde saat 15.25 sıralarında sigortalı işyerine ait depoya mal almak üzere inilmesinin akabinde depo kapısının açık olduğunun anlaşılmasına müteakip hırsızlık olayının gerçekleştiğinin firma yetkililerince tespit edildiğini, müvekkili tarafından davaya konu olay nedeniyle sigortalısına 02/03/2017 tarihinde 18.807,26 TL sigorta tazminatı ödendiğini ve davalılara karşı rücu hakkının doğduğunu, sigortalının kolluk ifade tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve ekspertiz raporuna göre, hırsızlığın, AVM'nin açık ve güvenlik görevlilerinin görev başında bulunduğu zaman diliminde meydana geldiği ve bu sebeple olayın oluşumunda davalı ... AŞ'nin, AVM'nin yönetiminden sorumlu olması ve davalı sigorta şirketinin ise, diğer davalı şirketin sigortacısı olması ve olayda kimliği tespit edilemeyen hırsızlar dışında başkaca etkenin de olmaması sebebiyle meydana gelen haksız fiilden dolayı davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, rücuen tazmin için davalılara gönderilen rücu ihtarlarından sonuç alınamaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 18.807,26 TL sigorta tazminatının ödeme tarihi olan 02/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16/03/2018 tarihli beyan dilekçesi ile, davanın itirazın iptali davası olmasına rağmen dava dilekçesinde maddi hata yapıldığını belirterek yeniden dava dilekçesi sunmuş olup davacı vekili 16/03/2018 tarihli dava dilekçesinde ise, ilk sunduğu dava dilekçesinde ki beyanları tekrar etmiş olup netice-i talebini değiştirerek İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; davaya konu hasarın meydana geldiği AVM'nin, müvekkili şirket nezdinde Kira Kaybı, Klasik Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, poliçeye genel zeyil ile Jeran Klozu eklenmiş olmakla poliçe kapsamındaki rizikolara ilişkin hisse dağılımında müvekkilinin  payının%45 olduğunu, hasar bedelinin %45 açık koasürans hisseleri oranında 23/02/2018 tarihinde 8.463,27 TL olarak davacı şirkete ödendiğini, işbu dava ikame edilmeden önce poliçede ki düzenleme doğrultusunda müvekkili şirketin, hissesine düşen miktarı ödemiş olmakla davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde;  davaya dayanak Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesinde, riziko adresleri arasında dava dışı sigortalının ... AVM'deki işyeri adresi bulunmadığından halefiyet şartlarının oluşmadığını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, AVM'ye yalnızca yönetim hizmeti verdiğini, AVM'nin maliki olmadığından yönetim hizmetleri haricinde verilen hizmetlerden de sorumlu olmadığını, bu nedenle davanın, müvekkili şirkete yöneltilemeyeceğini, AVM'nin maliki olan şirket tarafından imzalanan ve halen yürürlükte olan güvenlik hizmetleri sözleşmesi gereği AVM'nin tüm güvenliğinin ... Hizmetleri AŞ tarafından yürütüldüğünü, çalındığı iddia edilen mallara ilişkin kesin, doğru ve tam bir tespit yapılamadığını, talep edilen tutarın nasıl ve ne şekilde hesaplandığının ispat edilemediğini, likit olmayan hasar tutarı üzerinden talep edilen icra inkar tazminatı talebinin de hukuka aykırı olduğunu, ayrıca iddia edilen olay sebebiyle müvekkiline herhangi bir kusur atfedilemeyeceğini belirterek öncelikle davanın aktif ve pasif husumet eksikliğinden reddine, aksi halde ise davanın esastan reddi ile, dava tutarının %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; hırsızlık olayının, sigortalı işyerinin deposuna girilmek suretiyle gerçekleştiği, dava konusu hırsızlık olayının, poliçe teminatı kapsamında kaldığı, davacı sigorta şirketinin, ödediği hasar tutarı nispetinde zarar sorumlularından talep ve tahsil hakkının bulunduğu, hırsızlık olayının meydana gelmesinde davalı ... AŞ'nin %25; ihbar olunan ... Hizmetleri AŞ'nin ise %75 oranında kusurlu olduğu, davalı ... AŞ'nin, kusur oranına isabet eden, 18.807,26 TL asıl alacak tutarının 4.701,81 TL'si tutarında zarar ve ziyan bedelinden sorumlu olacağı, davaya konu hasarın meydana geldiği AVM'nin aynı zamanda sorumluluk teminatını havi sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta AŞ tarafından, işbu poliçedeki % 45 açık koasürans hissesi oranında 23/02/2018 tarihinde 8.463,27 TL zarar karşılığının davacı şirkete ödendiğinin beyan olunması nedeniyle dosya kapsamında davacının karşılanmamış alacağının kalmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın gerekçe kısmında, dava konusu uyuşmazlık ile davanın reddine ilişkin kararın birbiriyle bağlantısı ortaya konulmadan davanın, gerekçesiz olarak reddine karar verilmesinin dava dosyasının özensiz olarak ele alındığını gösterdiğini, Mahkeme tarafından, bilirkişi raporlarına karşı hukuki itirazlarının değerlendirilmeyerek hüküm kurmaya elverişli olmayan ve hukuka aykırı bilirkişi raporları doğrultusunda karar verildiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda davalı ... AŞ'nin %25 ve ihbar olunan güvenlik şirketinin ise %75 kusurlu  olduğu ortaya konulmuş ise de dava konusu olay bakımından davalı ... AŞ'nin, 3. Kişi konumunda olan müvekkili şirket sigortalısına karşı sorumluluğunun tam olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısının olayda müterafik kusurunun da bulunmaması sebebiyle kusur oranlarına bakılmaksızın zararın tamamından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalılar istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalılardan rücuen tazmini amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalılar hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 18.807,26 TL asıl alacak ve 1.286,11 TL faiz olmak üzere toplam 20.093,37 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... Sanayi AŞ arasında 11/11/2016 başlangıç 26/02/2017 bitiş tarihli Endüstriyel Yangın Sigorta Paket Poliçesi akdedildiği, açık bir şekilde riziko adresinin belirtilmediği, riziko adresinin \"Muhtelif Adresler ... Merkez/İstanbul\" olarak gösterildiği, meydana geldiği belirtilen hırsızlık sebebiyle davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına 02/03/2017 tarihinde 18.807,26 TL ödeme yapıldığı ve zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalılara işbu rücuen tahsil amacıyla ödenmeyen demirbaş hasarı sebebiyle ise işbu dava açılmıştır. Dava dışı ... Yatırım AŞ ile davalı ... Sigorta AŞ arasında 01/10/2016 başlangıç 20/06/2018 bitiş tarihli Kira Kaybı, Klasik Yangın Sigorta Poliçesi akdedildiği, poliçede her bir sigorta şirketinin hisse dağılımının yapıldığı, davalı sigorta şirketinin %45 olarak belirlendiği, davalı sigorta şirketi tarafından bu hissesine karşılık davacı sigorta şirketine 23/02/2018 tarihinde 8.463,27 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Olay sebebiyle düzenlenen 20/01/2017 tarihli eksper raporunda, dava dışı sigortalıya ait, AVM'nin Park 2 otopark katında bulunan deponun demir kapısının sert bir cisimle kanırtılıp açılarak sigortalıya ait emtiaların depo önüne yanaştırılan araca yüklendiği, hırsızlığın AVM'nin açık ve güvenlik görevlilerinin görev başında bulunduğu sırada meydana geldiği, bu sebeple AVM yönetimi ve güvenlik hizmetinin alındığı şirketin sorumlu olduğu, olayın, poliçedeki hırsızlık teminatı kapsamında değerlendirildiği, çalınan malların maliyetinin KDV hariç 18.807,16 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28/08/2019 tarihli raporda; hırsızlık olayının meydana geldiği mağazaların depolarının bulunduğu P 2 kapalı otopark alanının hafta içerisinde araç parkına kapalı olmasına rağmen, P 2 kapalı otopark alanına her ne suretle olursa olsun araçların kontrollü giriş çıkış yapmaları yönünde alınan tedbirleri denetlemeyen, P 2 alanına kontrollü giriş çıkış ile ilgili hırsızlık olayından sonra yapılan bariyer ve kilit sistemli metal kapının, hırsızlık olayından önce kurulmasını sağlamayarak hırsızlık olayını önlenmesinde tedbir almayan davalı ... AŞ'nin bu yönü ile özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden olayın meydana gelmesinde %25 kusurlu olduğu, hırsızlık olayının meydana geldiği depoların bulunduğu P 2 kapalı otopark alanı dahil, AVM'nin tüm ortak alanlarının güvenliğinin sağlanması yönünde Güvenlik Sözleşmesi yapan, P 2 alanındaki depo bölgesinde bariz bir şekilde şüpheli şahısların hareketlerini kameralardan takip ederek tespit edemeyen, P 2 alana gelen araçların ve şahısların kontrollü giriş çıkışını sağlayamayan ve hırsızlık olayını önleme imkanı varken önleyemeyen ihbar olunan ... Danışmanlık Hizmetleri AŞ'nin olayın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, hırsızlık sonucu sigortalı kıymetlerde oluşan toplam zararın dosyada mübrez eksperliz raporu ile saptandığı gibi 18.807,26 TL olabileceği, davalı ... AŞ'nin, kusur oranına isabet eden 4.701,81 TL tutarında zarar ve ziyan bedelinden sorumlu olacağı, davaya konu hasarın meydana geldiği AVM'nin, aynı zamanda sorumluluk teminatını havi sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta AŞ tarafından işbu poliçedeki %45 açık koasürans hissesi oranında 23/02/2018 tarihinde 8.463,27 TL zarar karşılığının davacı şirkete ödendiğinin beyan olunması nedeniyle Mahkemece işbu ödemenin davalı ... AŞ'nin sorumluluğunu karşılamak üzere yapıldığının kabul olunması halinde derdest dosya kapsamında davacının karşılanmamış alacağının kalmayacağı bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/01/2020 tarihli ek raporda, kök rapordaki görüşlerini değiştirmeye yönelik bir durumun bulunmadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. \"...Müteselsil sorumluluk, zarar görene diğer borç ilişkilerine oranla zarar verenler karşısında daha güçlü ve ayrıcalıklı bir durum sağlar. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını, dilediği taktirde zarar verenlerin tamamından talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir (Eren, s.840). Diğer bir ifadeyle alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebilir. İşte alacaklının, borçlulardan dilediğini ya da dilediklerini ifa istemine muhatap tutabilmesi, onun bir seçim hakkına sahip bulunduğunu gösterir. Alacaklının bu hakkı borç tamamen ödeninceye kadar devam eder (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.285). Bu durumda kişilerin yarışmasından (...) bahsedilir (Antalya, G.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, İstanbul 2017, s.545). Alacaklının, ifayı borçluların birinden istemesi ya da yalnız onu dava etmesi veya ifaya mahkûm ettirmesi, diğer borçluları borçtan kurtarmaya yetmez. Diğer borçluları ifa yükümünden kurtaran şey, ifa istemine muhatap olan borçlunun ifada bulunmasıdır; sadece mahkûm olması değildir. Kısaca, alacaklı, borçlulardan birini takip veya dava ettikten, hatta onu mahkûm ettirdikten sonra bile -ifayı tamamen elde etmedikçe- diğer borçlulara başvurmak hakkını muhafaza eder (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, s.286). Tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birisine karşı açılan davada talep edebilmesi, zarar görene ispat ve tahsil kolaylığı sağlar. Buna göre, zarar gören tazminat davasını en sağlam ispat araçlarına sahip olduğu zarar verene karşı açabileceği gibi, böyle bir davayı, tazminatı ödeme gücü en fazla olan zarar verene karşı da açabilir. Bu sayede zarar gören zarar verenlerden her birini ayrı ayrı dava edip, sayısız zahmetlere katlanacağı yerde, tamamı aleyhine açacağı bir tek dava ile de kolayca sonuca ulaşabilir. Keza, zarar görenin, tazminat alacağının bir kısmını, bir zarar verenden, diğer kısmını da diğer zarar verenden istemesi mümkündür. Ancak, burada “tek zarar, tek tazminat ilkesi” geçerli olduğundan, tazminat ödeme borcu, zarar verenlerden biri tarafından yerine getirildiği oranda sona erer. Zarar verenlerden biri, tazminatın tamamını ödediği taktirde, borç ortadan kalkar, dolayısıyla, zarar gören böyle bir hâlde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez (Eren, s.840). Zarar verenlerin her biri zarar görenin uğramış olduğu zarar nedeniyle doğan tazminatın tamamından sorumlu olup, bu sorumluluk borcun ödenmesine kadar devam eder...\" (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/4-1442 Esas 2021/839 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, alınan bilirkişi raporuna göre, olayın meydana gelmesinde davalı ... AŞ'nin %25 ve ihbar olunan ... AŞ'nin ise %75 oranında kusurlu bulunduğu, oluşan hasarın ise 18.807,26 TL olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan ödeme de dikkate alınarak davacının alacağının kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup karar, davalılar tarafından istinaf edilmediğinden olayın meydana gelmesinde tarafların kusurunun bulunup bulunmadığı ve kusur oranları ile oluşan hasarın miktarı hususlarında bir inceleme yapılmasına ihtiyaç yoktur. Somut uyuşmazlıkta, olayın meydana gelmesinde davacının dava dışı sigortalısına kusur atfedilmemiş olup %25 kusur verilen davalı ... AŞ ile %75 kusur verilen ihbar olunan ... AŞ'nin, aynı zarardan farklı kusur oranlarında sorumlu olmaları sebebiyle davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Bu durumda davacı, sigortalısına ödediği tazminatı tahsil etmek bakımından müteselsil borçlulardan birine veya hepsine karşı dava ve takip hakkına sahiptir. Davacı, alacağı tamamen ifa edilinceye kadar bu hakkını dilediği şekilde kullanabilir. Davacı, işbu davayı zararın meydana gelmesinde kusuru olan tek davalıya karşı açmış olup dosya kapsamına göre, ihbar olunan ... Hizmetleri AŞ'ye karşı bir davanın açılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, işbu uyuşmazlıkta müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan davacının, sigortalısına ödediği tazminat bakımından davalının, dava dışı diğer zarar verenlerle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu, kusur oranları yönünden sorumlulukların davacı bakımından değil, davalı ve diğer zarar verenlerin kendi iç ilişkileri yönünden geçerli olduğu dikkate alınarak hasar bedeli olan 18.807,26 TL'nin tamamı bakımından davalı ... AŞ'nin sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir. Öte yandan diğer davalı ... Sigorta AŞ ile dava dışı ... Yatırım AŞ arasında akdedilen 01/10/2016 başlangıç 20/06/2018 bitiş tarihli Kira Kaybı, Klasik Yangın Sigorta Poliçesinde, sigorta edilen riskler birden fazla sigorta şirketi arasında bölüşüldüğünden dava ve takip konusu edilen 18.807,26 TL hasarın %45'inden sorumlu olan davalı ... Sigorta AŞ tarafından, bu sorumluluk oranına denk gelen 8.463,27 TL'nin, icra takibinden sonra davadan önce 23/02/2018 tarihinde ödendiği anlaşılmakla yapılan bu ödeme yönünden davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Ayrıca adı geçen davalının, sorumluluk oranına göre, ödediğinden daha fazla miktardan sorumlu tutulması da mümkün değildir. O halde işbu ödenen miktarın, hasar bedeli olan 18.807,26 TL'den mahsubu neticesinde kalan 10.343,99 TL yönünden davalı ... AŞ'nin itirazının iptaline, takibin adı geçen davalı borçluya karşı bu miktar üzerinden devamına, alacağın likit olmaması sebebiyle icra inkar inkar tazminatı talebinin reddine; davalı ... Sigorta AŞ tarafından, icra takibinden sonra davadan önce yapılan 8.463,27 TL ödeme sebebiyle, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından, bu kısım yönünden her iki davalıya karşı açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davacının alacağının kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı tarafın, istinaf başvurusunda kısmen haklı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, davalı sigorta şirketi, davadan önce, sigorta poliçesinde öngörülen sorumluluk miktarına göre ödeme yapmış olmakla, hukuki yarar yokluğu sebebiyle artık hakkında hiç dava açılmaması gerektiğinden, yargılama giderlerinden diğer davalı ... AŞ'nin sorumlu tutulması gerekir. Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, 10.343,99 TL yönünden davalı ... AŞ'nin itirazının iptaline, takibin adı geçen davalı borçluya karşı bu miktar üzerinden devamına, icra takibinden sonra davadan önce yapılan 8.463,27 TL ödeme yönünden, davanın, hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine dair  aşağıdaki şekilde hüküm  kurulmuştur.<br>H  Ü  K  Ü  M: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULU İLE, HMK'nun 353/1b-2 maddesi uyarınca İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/226 Esas, 2020/217 Karar ve 25/02/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı ... AŞ'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas saylı dosyasında 10.343,99 TL yönünden yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, Fazlaya ilişkin kısım yönünden açılan davanın, HMK'nun 114/1-h, 115/2 maddeleri gereği hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE, b)Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 706,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 321,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 385,41 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, d)Davacı tarafından yapılan 3.684,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre  hesaplanan 2.026,20 TL'sinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, e)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesin YER OLMADIĞINA, f)Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 321,19 TL peşin harcın toplamından oluşan 357,09 TL'nin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 10.343,99 TL vekalet ücretinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, h)Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 8.463,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,<br>İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf harçları toplamı 203,00 TL ile 50,80 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 253,80 TL yargılama giderinin davalı ... AŞ'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ve aynı Kanunun 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f2aa74bbdac49a40","SID":"5f91903d070582b6"}}